Türkiye ile İsveç ticaretinde açık yapısal seyrediyor

662 milyar dolarlık ekonomisi ve 62 bin doları aşan kişi başına geliriyle İsveç, küresel istikrarın güçlü halkalarından biri. 2025’te büyüme oranı yüzde 1,4’e yükselirken düşük enflasyon makro dengeleri destekliyor. 200 milyar dolara yaklaşan dış ticaret hacminde sanayi ve teknoloji belirleyici olurken, Türkiye ile ticarette 700 milyon doların üzerindeki açık ürün kompozisyonunun önemini ortaya koyuyor.
10,6 milyonluk nüfusuyla İsveç, yüksek refah düzeyi ve güçlü kurumsal yapısıyla küresel ekonomide istikrarın öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. Son yıllarda büyümenin ivme kaybettiği küresel konjonktürde İsveç ekonomisi, sert dalgalanmalardan uzak, sınırlı ancak dengeli bir toparlanma görünümü sergiliyor. Ekonomi 2025 yılında yüzde 1,4 büyürken, bu oran 2024’te kaydedilen yüzde 1’lik büyümenin üzerine çıkmış durumda. Uzun vadeli perspektifte bakıldığında, İsveç ekonomisi ortalama yüzde 2 civarında bir büyüme performansı ortaya koyuyor. Küresel kriz sonrası dönemde 2010 yılında yüzde 6 ile güçlü bir toparlanma yaşayan ülke, 2009’da ise yüzde -4,3 ile belirgin bir daralma yaşamıştı. Ekonominin toplam büyüklüğü 2025 itibarıyla 662,3 milyar dolar seviyesine ulaşırken, kişi başına düşen gelir 62 bin 36 dolar ile İsveç’in yüksek gelirli ülkeler arasındaki konumunu teyit ediyor.
Makroekonomik göstergeler görece istikrarlı bir görünüme işaret etse de İsveç’te iş gücü piyasasında kırılganlık öne çıkıyor. 2025 yılının sonunda işsizlik oranı yüzde 8,3 seviyesine yükselirken, toplam işsiz sayısı 476,8 bine ulaştı. Özellikle 15–24 yaş grubunda genç işsizlik oranının yüzde 21,5 ile yüksek seyretmesi, ekonomik büyümenin istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Buna karşın istihdam edilen kişi sayısının 5,25 milyona yükselmesi ve istihdam oranının yüzde 68,1’e çıkması, iş gücü piyasasında dengeli ancak hassas bir yapının sürdüğüne işaret ediyor.
Enflasyon cephesinde ise İsveç, Avrupa genelinden belirgin biçimde ayrışıyor. Ocak 2026 itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 0,4 seviyesinde seyrederken, İsveç Merkez Bankası’nın (Riksbank) temel referans göstergesi olan sabit faizli tüketici fiyat endeksi (CPIF) yüzde 2 düzeyinde bulunuyor. Bu tablo, fiyat istikrarının büyük ölçüde korunduğunu gösterirken, para politikasında temkinli ve kontrollü bir normalleşme alanının devam ettiğine işaret ediyor.

Dış ticaret dengesi dalgalı seyrediyor
İsveç’in 2014–2024 dönemine ait dış ticaret verileri, ihracat ve ithalatın 150–200 milyar dolar bandında seyrettiği, dengeli ancak dalgalı bir yapıya işaret ediyor. İhracat 2014’te 164,7 milyar dolar seviyesindeyken, pandemi sonrası toparlanmanın etkisiyle 2021’de 189,6 milyar dolara, 2022 ve 2023’te ise yaklaşık 197,5 milyar dolar düzeyine yükseldi. 2024’te ihracat 195,8 milyar dolarla yüksek seyrini korurken, ithalatın 189 milyar dolar seviyesinde kalması dış ticaret dengesini yeniden fazla yönüne taşıdı.
Dış ticaret dengesi incelendiğinde, 2016–2018 ve 2022 yıllarında 1,3 milyar dolar ile 5,5 milyar dolar arasında değişen açıklar dikkat çekerken; 2020, 2023 ve özellikle 2024’te fazla veren bir yapı öne çıkıyor. 2020’de yaklaşık 5,5 milyar dolarlık, 2024’te ise 6,8 milyar dolarlık dış ticaret fazlası, İsveç’in küresel şoklar sonrası hızlı denge kurabilen bir ticaret yapısına sahip olduğunu gösteriyor.
Veriler, İsveç’in dış ticarette kalıcı bir fazla ya da açık yerine dönemsel olarak yön değiştiren bir dengeye sahip olduğunu gösteriyor. Küresel talep koşulları ve enerji fiyatlarındaki hareketlilik tabloyu doğrudan etkilerken, son iki yılda yeniden fazla verilmesi ihracat performansının ithalat artışını karşılayabildiğine işaret ediyor.

Ticaretin yönü ‘Avrupa’
İsveç’in dış ticareti belirgin biçimde Avrupa odaklı bir yapı sergiliyor. 2024 yılı verilerine göre, ihracatta ilk sırada yer alan Almanya, 19,6 milyar dolarlık hacim ve yüzde 10 pay ile İsveç’in en büyük pazarı konumunda bulunuyor. Almanya’yı Norveç (18,8 milyar dolar, yüzde 9,9) ve ABD (17,1 milyar dolar, yüzde 9) izlerken, ilk 8 ihracat pazarının 6’sının Avrupa ülkelerinden oluşması dikkat çekiyor. Bu tablo, İsveç ihracatının büyük ölçüde bölgesel tedarik zincirlerine entegre olduğunu gösteriyor.
İthalat tarafında da benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Almanya, bu kez 30,5 milyar dolarlık ithalat ve yüzde 16 pay ile açık ara ilk sırada yer alırken, Hollanda (20,5 milyar dolar) ve Norveç (17,7 milyar dolar) Almanya’yı takip ediyor. İthalatta Çin’in 11,9 milyar dolarlık hacimle yüzde 6,4 paya ulaşması ise İsveç’in Asya kaynaklı tedarik bağımlılığının sınırlı ama istikrarlı biçimde arttığına işaret ediyor.
Hem ihracatta hem de ithalatta ‘diğer ülkeler’in yüzde 40’ın üzerinde paya sahip olması, İsveç’in ticaretinin birkaç ülkeye sıkışmadığını; ancak ana eksenin AB ülkeleri ve yakın coğrafya etrafında şekillendiğini gösteriyor. Bu yapı, İsveç ekonomisinin küresel şoklara karşı bölgesel dayanıklılığını artırırken, Avrupa’daki ekonomik yavaşlamalara karşı ise daha duyarlı bir ticaret profiline işaret ediyor.

Ekonominin omurgası sanayi ve teknoloji
İsveç’in dış ticaretinde yüksek katma değerli sanayi ürünleri belirleyici konumda bulunuyor. İhracatta ilk iki sırayı, her biri yüzde 14 payla makine, nükleer reaktörler ve kazanlar (28,4 milyar dolar) ile demiryolu ve tramvay dışındaki araçlar (26,5 milyar dolar) alıyor. Bu iki fasıl tek başına İsveç ihracatının yaklaşık yüzde 28’ini oluştururken, ülkenin üretim ve ihracat modelinin açık biçimde makine ve taşıt sanayine dayandığını ortaya koyuyor.
Elektrikli ve elektronik ekipmanlar 18 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 9,2 payla üst sıralarda yer alırken, mineral yakıtlar ile ilaç ürünleri de 13–14 milyar dolar bandındaki hacimleriyle ihracat sepetini çeşitlendiren kalemler arasında bulunuyor. Buna karşın demir–çelik ve kâğıt ürünlerinin daha sınırlı paylara sahip olması, İsveç’in klasik hammadde ihracatından ziyade orta–yüksek ve yüksek teknolojili ürünlere odaklandığını gösteriyor. İthalat tarafında da sanayi girdilerinin ağırlığı dikkat çekiyor. Elektrikli ve elektronik ekipmanlar 23,9 milyar dolar ve yüzde 13 pay ile ilk sırada yer alırken, makine ve mekanik cihazlar 23,8 milyar dolarlık hacimle bu kalemi yakından takip ediyor. Otomotiv ile mineral yakıtlar toplam ithalatın yaklaşık yüzde 21’ini oluştururken, bu yapı İsveç’in sanayi üretimi için yüksek oranda ara malı ve enerji girdisine bağımlı olduğunu ortaya koyuyor.

İkili ilişkilerde ekonomik zemin
Türkiye ile İsveç arasındaki dış ticaret verileri, uzun yıllardır Türkiye aleyhine seyreden yapısal bir dengeye işaret ediyor. 2015–2025 döneminde Türkiye’nin İsveç’e ihracatı 1,2–1,7 milyar dolar bandında dalgalanırken, ithalatın aynı dönemde 1,5–2,5 milyar dolar aralığında gerçekleşmesi dış ticaret açığını kalıcı hale getiriyor. Özellikle 2023 yılında açığın 906 milyon dolar ile belirgin biçimde derinleşmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmi artarken dengenin Türkiye açısından bozulduğunu ortaya koyuyor. 2024 ve 2025’te açık bir miktar gerilese de Türkiye’nin İsveç ile ticaretinde 700 milyon doların üzerinde açık verdiği görülüyor.
İkili ilişkiler yalnızca ticaretle sınırlı değil. İsveç’le ilişkiler, 2013 yılında imzalanan bildiriyle stratejik ortaklık düzeyine taşınırken, İsveç’in 2024 yılında NATO’ya katılmasıyla ilişkilere müttefiklik boyutu da eklenmiş oldu. Bu çerçevede ekonomik iş birliğinin kurumsal zemini de güçleniyor. Türkiye–İsveç Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi (ETOK) ikinci toplantısını 3 Eylül 2024’te gerçekleştirerek ticari ve yatırım gündemini yeniden ele aldı. Yatırım tarafındaki veriler ise daha dengeli bir tablo sunuyor. 2002–2024 döneminde Türkiye’den İsveç’e yapılan doğrudan yatırımlar 280 milyon dolar olurken, İsveç’ten Türkiye’ye aynı dönemde 495 milyon dolarlık yatırım gerçekleşti. Bu rakamlar ticaret hacmine kıyasla sınırlı kalsa da karşılıklı yatırım potansiyelinin henüz tam anlamıyla kullanılmadığını gösteriyor.

2024 yılı sektörel dağılımı, dış ticaretteki dengesizliğin nedenlerini daha net biçimde ortaya koyuyor. İsveç’in Türkiye’ye ihracatında demir–çelik (355,5 milyon dolar), otomotiv (337,5 milyon dolar) ve makinalar (331,3 milyon dolar) öne çıkarken, bu yapı İsveç’in Türkiye pazarında orta–yüksek teknolojili ve sanayi ağırlıklı bir ihracat profiline sahip olduğunu gösteriyor. Kâğıt–karton, cevherler ve elektrikli cihazlar da İsveç’in Türkiye’ye satışlarında önemli paya sahip kalemler arasında yer alıyor. Türkiye’nin İsveç’ten ithalatında ise makinalar (284,4 milyon dolar) ilk sırada bulunurken, örme ve örme olmayan giyim eşyaları, otomotiv ve elektrikli cihazlar dikkat çekiyor. Tekstil ve hazır giyim ürünlerinin İsveç’in Türkiye’den ithalatında üst sıralarda yer alması, Türkiye’nin bu ticarette daha çok emek yoğun ve orta katma değerli ürünlerle konumlandığını ortaya koyuyor. Buna karşılık plastikler ve demir–çelikten mamul eşyalar daha sınırlı hacimlerle öne çıkıyor.
Ekonomik bağların bir diğer boyutunu ise turizm ve diaspora oluşturuyor. 2024 yılında Türkiye’yi ziyaret eden İsveçli turist sayısı 397 bine ulaşırken, İsveç’te yaşayan yaklaşık 150 bin kişilik Türk toplumu iki ülke arasındaki beşerî ve ekonomik ilişkilerin önemli bir köprüsünü oluşturuyor. Ortaya çıkan tablo, Türkiye ile İsveç arasındaki ticaretin büyük ölçüde ürün yapısına bağlı olarak şekillendiğini gösteriyor. İsveç’in sanayi ve teknoloji ağırlıklı ihracat yapısı karşısında Türkiye’nin daha çok tekstil ve orta katma değerli ürünlerle konumlanması, dış ticaret dengesinin yönünü belirleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Bu görünüm, ikili ticarette ürün çeşitliliği ve yüksek katma değerli alanlarda iş birliğinin önemini artırıyor.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.