İklim değişikliği tiyatrosunun belli başlı aktörleri

Büyük paralarına güvenen küresel zenginler ile onların dümen suyuna meyletmiş bilimciler, politikacılar, çevreciler ve medya; iklim değişikliği tellallığından para, mevki ve ün kazanıyor. Milyarca insanı bu sahte ve abartılı senaryolar üzerinden korkutmaktan zevk alıyorlar.
Bu gerçeğe rağmen insanların çoğunluğu sorgulamadan bu türden felaket senaryolarına inanmaya meyleder. Bunda elbette medyanın, zaman içinde aşırı önem atfedilmiş bilimin ve BM’ye bağlı uluslararası örgütlerin etkisi çok.
İşin ilmî yönüyle ilgilenmeyi kafa yorgunluğu sayanlar kulak verir mi bilmem ama böylesi olağan dışı iddiaları teyitte basit bir ölçüm vardır ve çoğunlukla işler. Geldiği ya da olduğu söylenen bir felâket konusunda dünyanın varlıklıları ne kadar çok ses çıkarıyorsa, bilin ki o felaketin gerçeğe yakınlığı o oranda azdır.
İklim değişikliği ve üç grup

Sıfır karbon uçuk fikir
Varlığı tartışmalı bir sorunun içinde direkt suçlu ilan edilen CO2 emisyonlarının gerçekten baskın faktör olduğuna dair doğru dürüst bir delil de yok üstelik. Buna rağmen birinci gruptakiler, her sıcaklık ve CO2 artışını; miktarına, derecesine, sıklığına, sürekliliğine bakmadan katiyetle “kötü” olarak niteliyorlar ve bu saçma iddialarının sorgulanmasına dahi izin vermiyorlar. Oysa karbon, canlı ve cansız hayatın en önemli yapı taşı, fayda değeri en yüksek elementlerden. Hayat için vazgeçilmeyecek bir nimet. İnsanın yaşaması, hayatın devamlılığı için gerekli bir elementin bu denli kötülenmesi ve “sıfır karbon” gibi uçuk fikirlerin ortaya atılması gerçekten tam bir paradoks.
Yine de şuurlu veya şuursuz üçüncü gruptakilerin etkisine girip, ısmarlama araştırmalar yapanların dışında, ilk iki gruptaki özelikle işin ilmî yanıyla ilgilenenler arasında mühim fikir benzerlikleri var. Mesela iklimin sürekli değiştiği, karbondioksit olmadığında dünyadaki yaşamın mümkün olmayacağı, karbondioksitin atmosfere eklenmesi durumunda bir miktar ısınmaya yol açabileceği ortak kabul gören hususlar.
Bu endişe niye?
Peki, karşıt ilmî gruplarda dahi birçok ortak nokta varken, neden milyarlarca insan küresel ısınma hakkında bu kadar endişeli?
Kuşku yok ki, bu her şeye maydanoz olan küresel zenginlerin, politikacıların, çevrecilerin ve medyanın yer aldığı üçüncü gruptakilerin marifeti. Bilim çevresinde olup, kendini iklim değişikliği iddialarına kaptıranlar da istemeden de olsa bu gruba ihtiyaçları olan bütün malzemeyi bolca verdi.

Medya içinse küresel ısınma haberleri, abartma ve yalan manşetlerle beslenen sürdürülebilir bir para ve güç anlamına geliyor. Felaket ve korku haberleriyle insanları etkilemekten, kendilerine bağımlı yapmaktan hoşlanıyorlar. İnsanları ne kadar korkutursalar o kadar etkileri altına alacakları düşüncesi çok güçlü. Her zaman kıyamet senaryolarının çok sattığını iyi biliyorlar.
Maalesef bu kesimlerin felaket tellallıkları o kadar çok etkili olmuş durumda ki, iklim bilimiyle ilişkili olsun olmasın herkes meydanı boş bulup, yüzümüzdeki sivilceden Suriye iç savaşına kadar her şeyin müsebbibinin iklim değişikliği olduğunu söyleyebilecek duruma geldi. Bu gruptakilerin çok çıkan boş sesleri, ilk iki gruptaki nâmuslu ilim adamlarının arasında olması gereken salim tartışmaları da engelliyor tabiatıyla.
Büyük paralarına güvenen küresel zenginler ile onların dümen suyuna meyletmiş bilimciler, politikacılar, çevreciler ve medya; iklim değişikliği tellallığından para, mevki ve ün kazanıyor. Milyarca insanı bu sahte ve abartılı senaryolar üzerinden korkutmaktan zevk alıyorlar.
Lâkin unuttukları bir gerçek var.
Ne yapsalar da hakikati öldürüp, biz ölümlülere yapıldığı gibi toprağa gömmeleri mümkün değil. O yüzden vakti geldiğinde, üzerinde bir yığın modifikasyon çalışması yapılan şu “iklim”, eminim oynanan büyük tiyatronun bütün kötü aktörlerine son rollerini verip, perdeyi kendi kapatacak.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.