Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlar nasıl temizlenecek ve İran’a 300 milyar doları kim ödeyecek?

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, küresel petrol sevkiyatının can damarı Hürmüz Boğazı'ndaki mayınları temizlemek için operasyona hazırlanıyor. Anlaşma kapsamında su yolu 60 gün boyunca ticari geçişlere müdahalesiz açılırken, İran'ın zarar gören altyapısı için 300 milyar dolarlık devasa bir yatırım planı devreye giriyor. Tahran, nükleer tesislerini denetime açtıkça dondurulmuş milyarlarına da kademeli olarak kavuşacak.
Küresel enerji ticaretinin en kritik düğüm noktası olan Hürmüz Boğazı'nda sağlanan mutabakatla birlikte, bölgede kapsamlı bir mayın temizleme ve ekonomik imar süreci başlıyor. Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde İngiltere ve Fransa'nın da destek verdiği deniz operasyonuyla su yolundaki patlayıcılar adım adım temizlenirken, eş zamanlı olarak İran için 300 milyar dolarlık uluslararası bir yatırım fonu hayata geçiriliyor. Orta Doğu'daki krizin çözümünde kilit rol oynayan bu anlaşma, hem petrol sevkiyatındaki güvenliği sağlamayı hem de Tahran'ın nükleer şeffaflık karşılığında harap olan ekonomisini toparlamasını hedefliyor.
Sualtı cihazlarıyla Hürmüz Boğazı'nda zorlu patlayıcı taraması
Mayın tespit ve imha operasyonu, 39 kilometrelik boğazın en dar kesiminde tespit edilmesi beklenen 10 ila 20 adet deniz mayını üzerine yoğunlaşıyor. ABD'nin sualtı sonar haritalandırması yapan insansız deniz araçları ve havadan keşif yapan İHA'ları bölgede aktif olarak kullanılacak. Bu hassas sürece İngiltere RFA Lyme Bay gemisiyle, Fransa ise kendi donanma unsurlarıyla teknik destek veriyor. Mayın avcı gemileri, deniz tabanındaki akıntıları ve patlayıcıların yer değiştirme ihtimalini hesaplayabilmek için iki veya üç knot gibi neredeyse durma noktasına yakın hızlarda ilerlemek zorunda. Yapılacak en küçük bir hata, devasa petrol tankerlerinin veya askerî destroyerlerin infilak etmesi riski taşıyor.
Mayın temizliği sürerken Umman kıyılarında güvenli nakliye koridoru
Savunma ve denizcilik uzmanlarına göre, dar boğazdaki patlayıcıların tamamen temizlenmesi bir aydan altı aya kadar uzayabilir. Bu kritik süreçte uluslararası lojistiğin aksamaması adına, Umman kıyılarına yakın ve riskin en düşük olduğu dar bir şerit geçici rotaya dönüştürüldü. Ticari gemiler, bu güvenli koridoru askerî konvoyların koruması altında kullanabiliyor. Varılan mutabakat gereği, ilk 60 günlük süre boyunca Hürmüz Boğazı'ndan geçişler tamamen ücretsiz ve kesintisiz olmak zorunda. İran tarafı, kendi sularından geçen hiçbir gemiye hukuki, mali ya da teknik bir engel çıkaramayacak.
Washington'ın bütçesinden çıkmayacak 300 milyar dolarlık yatırım planı
Mutabakatın diplomatik çevrelerde en çok konuşulan yönü ise anlaşmanın altıncı maddesinde yer alan 300 milyar dolarlık ekonomik paket. ABD'nin bölgesel müttefikleriyle koordineli olarak İran'a sağlamayı taahhüt ettiği bu meblağ, doğrudan Amerikan hazinesinden karşılanmıyor. Milyarlarca dolarlık finansman; Körfez ülkeleri, Güney Kore, Japonya ile Asya, Güney Amerika ve Afrika merkezli yatırım şirketleri tarafından oluşturulan özel bir fon aracılığıyla toplanacak. Piyasa duyumlarına göre, söz konusu devasa tutarın yarısından fazlası uluslararası sermaye tarafından şimdiden taahhüt edilmiş durumda
Nakit transferi yerine İran altyapısına doğrudan onarım
Oluşturulan bu uluslararası fon, Tahran yönetiminin veya doğrudan Devrim Muhafızları'nın kullanımına nakit para olarak sunulmayacak. Kurulan şeffaf sistem, savaşta ağır hasar gören İran rafinerilerinin, doğal gaz boru hatlarının ve liman tesislerinin yeniden inşasını doğrudan finanse edecek. Bu sayede İran yönetimi, nakit akışını elinde tutmadan sadece zarar gören hayati enerji ve ulaşım altyapısını ayağa kaldırma imkanına sahip olacak.
Uluslararası nükleer denetim şartıyla dondurulmuş petrol gelirleri açılacak
ABD eski Başkanı Donald Trump'ın sürecin finansmanına yönelik kullandığı "Bizim paramız değil, zaten onların olan para" ifadesi ise fonun arka planındaki bir diğer gerçeği özetliyor. Bu durum, İran'ın yıllardır ambargolar nedeniyle uluslararası bankalarda bloke edilen milyarlarca dolarlık kendi petrol gelirlerini işaret ediyor. Tahran'ın bu devasa mal varlığına yeniden kavuşabilmesi katı bir şarta bağlandı. İran, nükleer programını ve uranyum zenginleştirme santrallerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) tam denetimine eksiksiz olarak açtığı andan itibaren bu paralar da hesaplara kademeli olarak serbest bırakılacak.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.