ABD-Çin rekabetinin askeri mantığı

Bülent Tokgöz
15:00, 10/07/2026, CumaG: Güncelleme: 23:52, 10/07/2026, Cuma
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
ABD-Çin rekabetinin askeri mantığı
Bugün ABD-Çin rekabetinin çekirdeğinde tek bir soru duruyor: Pekin’in kısa, keskin ve ucuz bir zafer kazanma ihtimali nasıl kapatılıyor?

21. yüzyılın büyük hesabı dönüp dolaşıp buraya geliyor: Tayvan’da ne olacağı, Pasifik’te kimin sözünün geçeceği ve Washington’la Pekin’in ne kadar ileri gideceği aynı güç mücadelesinin başlıkları.

28 Şubat 2026’da İran’a karşı açılan savaş, 8 Nisan’daki ateşkesle ilk perdesini kapatırken asıl yankısını Basra’da ya da Hürmüz’de üretmiyor; Pekin’de üretiyor. Çin açısından ateş altında kalan şey, İran ordusundan ibaret görünmüyor. Sınanan, Amerika’nın aynı anda kaç cephe taşıyabildiği, mühimmat akışını ne kadar sürdürebildiği, deniz yollarını açık tutarken iç iradesini nasıl koruduğu ve müttefik zincirini hangi hızla harekete geçirebildiği oluyor. İran savaşı bu yüzden Orta Doğu’ya sıkışmış bir kriz olarak okunmuyor. Washington’ın Pasifik için kurduğu askeri aklın erken bir sınavına dönüşüyor. Çin de bu sınavı dikkatle izliyor.

Bugün ABD-Çin rekabetinin çekirdeğinde tek bir soru duruyor: Pekin’in kısa, keskin ve ucuz bir zafer kazanma ihtimali nasıl kapatılıyor? Washington’ın son iki yılda kurduğu çizgi tam buna yöneliyor. Kasım 2025’te yayımlanan güvenlik belgesi, Ocak 2026 savunma belgesi ve Nisan 2026’da Amiral Samuel Paparo’nun Kongre’ye sunduğu duruş ifadesi aynı mantığı taşıyor. Hedef, Çin’i ezmekten önce ona sonuç alma kapısını kapatmak. Bunun adı da açık: inkâr yoluyla caydırıcılık.

- Karşı tarafa “saldırırsan çok bedel ödersin” demekten önce “saldırırsan istediğin sonuca varamazsın” diyor. Maliyet hesabını büyütmek önemli; daha önemlisi zafer umudunu soldurmak. O yüzden bu çizgi, parlak sloganlardan çok askeri geometriye yaslanıyor.
Dağınık ileri konuşlanma, dayanıklı üsler, hava ve füze savunması, uzun menzilli hassas ateş, sağlam komuta-kontrol, kesintisiz ikmal, müttefik erişimi ve ucuz insansız kitleler.
Dağınık ileri konuşlanma, dayanıklı üsler, hava ve füze savunması, uzun menzilli hassas ateş, sağlam komuta-kontrol, kesintisiz ikmal, müttefik erişimi ve ucuz insansız kitleler.

Zafer umudunu kurutmak

Bu kavramın özü basit ama sert. Karşı tarafa “saldırırsan çok bedel ödersin” demekten önce “saldırırsan istediğin sonuca varamazsın” diyor. Maliyet hesabını büyütmek önemli; daha önemlisi zafer umudunu soldurmak. O yüzden bu çizgi, parlak sloganlardan çok askeri geometriye yaslanıyor: Dağınık ileri konuşlanma, dayanıklı üsler, hava ve füze savunması, uzun menzilli hassas ateş, sağlam komuta-kontrol, kesintisiz ikmal, müttefik erişimi ve ucuz insansız kitleler. Mesele tehdit savurmak olmuyor. Mesele, saldırıyı baştan verimsiz kılmak haline geliyor.

Büyük kırılma da tam burada ortaya çıkıyor. Amerikan düşüncesi uzun süre rakibe bedel ödeterek geri adım attırma içgüdüsüyle ilerliyor. Yeni çizgi daha soğuk bir yere basıyor. Çin gibi nükleer güce sahip, sanayi hacmi yüksek ve coğrafi yakınlık üstünlüğü taşıyan bir rakibe karşı asıl ihtiyaç, savaş başladıktan sonra misilleme sözü vermek kadar, ilk hamlenin boşa çıkacağını göstermek oluyor. Washington’da ciddiye alınan akıl artık şu sırayı izliyor: Önce oldubittiyi bozuyor, sonra tırmanmayı yönetiyor.

Bu yüzden rekabetin ağırlık noktası gemi sayısında ya da uçak envanterinde aranmıyor. Sorun daha derinde yatıyor. Kimin sensör-atıcı zinciri ayakta kalıyor? Kimin komuta ağı ilk darbeden sonra işlemeye devam ediyor? Kimin uzay, siber, elektronik harp ve istihbarat hattı karar akışını bir gün daha açık tutabiliyor? Pentagon’un 2025 Çin raporu, PLA’nın 1.500 ila 2.000 deniz mili içinde ABD müdahalesini zorlaştıracak vuruş gücünü büyüttüğünü, 500’ü aşan ISR uydusuyla Batı Pasifik’te daha yoğun bir hedef resmi kurduğunu anlatıyor.

Amiral Paparo’nun çizdiği tablo da bunu tamamlıyor: Bugünün savaşı bilgi üstünlüğü, düşük maliyetli insansız sürüler ve uzun menzilli hassas darbe üstüne kuruluyor. Platform yarışı sürüyor ama sonucu ağların dayanma gücü belirliyor.

- Pasifik tek parça bir savaş sahası sunmuyor. Kuzeydoğu Asya’nın ittifak yükü, Güneydoğu Asya’nın kırılgan iç dengesi, Hint Okyanusu’nun ikmal derinliği, Pasifik adalarının altyapı sıkıntısı aynı reçeteyi kaldırmıyor. Mesele nicelikten önce bileşim ve dağılım oluyor.
Çin-Tayvan haritası.
Çin-Tayvan haritası.

Tayvan: Pasifik'in kapısı

Tayvan bu oyunda bir sembolden çok daha fazlasına dönüşüyor. Ada, askeri coğrafyanın sert dilinde bir kapı işlevi görüyor. Japonya-Tayvan-Filipinler hattı, Çin’in Pasifik’e açılan ana yarığını ve ABD ittifak dizisinin ileri savunma yayını oluşturuyor. Denizaltı rotaları, hava koridorları, ikmal çizgileri, sensör ağları burada birbirine bağlanıyor. Çin, Tayvan’ı denetimi altına alırsa yalnız bir politik zafer kazanmıyor. Filipin Denizi’ne daha rahat açılıyor, doğu kıyısındaki derin sular üzerinden denizaltı hareketini genişletiyor, hedefleme ağlarını ileri itiyor, Japonya ile Filipinler’in savunma çerçevesini daraltıyor. Bu yüzden Tayvan meselesi ahlâk söylemiyle sınırlı kalmıyor; Pasifik’te güç dengesinin şekline bağlanıyor.

Tam bu noktada Hint-Pasifik çerçevesi genişliyor. Rekabeti Tayvan dosyasına hapsetmek resmi küçültüyor. Asıl bahis, bütün bölge düzeninin hangi kuvvet dengesine dayandığı oluyor. Serbest seyrüsefer, deniz hukukunun korunması, Güney Çin Denizi’nde baskının sınırlanması, Doğu Çin Denizi’nde müttefiklere verilen güvence, Kore Yarımadası’nda caydırma ve kriz hatlarının açık tutulması aynı bütünün parçalarını oluşturuyor. Washington burada salt sertlik aramıyor. Ticaret yollarını, ittifak güvenini ve gündelik düzeni birlikte ayakta tutmaya çalışıyor. Pekin’e sınır çizmek kadar Tokyo’ya, Manila’ya, Seul’e ve Taipei’ye düzen güvencesi vermek de işin içine giriyor.

Fakat bu hedef, daha çok üs ve daha çok bayrakla kendi kendine sağlanmıyor. Pasifik tek parça bir savaş sahası sunmuyor. Kuzeydoğu Asya’nın ittifak yükü, Güneydoğu Asya’nın kırılgan iç dengesi, Hint Okyanusu’nun ikmal derinliği, Pasifik adalarının altyapı sıkıntısı aynı reçeteyi kaldırmıyor. Mesele nicelikten önce bileşim ve dağılım oluyor. Birinci Ada Zinciri’nde iri, pahalı ve kolay seçilen üs kümeleri füze çağında davetiye çıkarıyor. Ters uçta, fazla dağılmış ama ikmali zayıf ve komuta bağı gevşek bir ağ da savaşın ilk haftasında dağılıyor. Sağlam duruş, sayıyı büyütmekten önce hangi kuvvetin nerede, ne kadar süreyle, hangi tehdide karşı yaşayabildiğini hesaplamak zorunda kalıyor.

- Çin şu soruyu dayatmak istiyor: Tayvan uğruna girilecek bir savaş, Los Angeles’tan Guam’a uzanan bir bedeli göze aldırıyor mu? Bu yüzden ABD için anavatan savunması ile Pasifik caydırması artık ayrık dosyalar olarak durmuyor.

Bugünkü Amerikan çizgisi bu yüzden dev bir yeniden kurma hayalinden çok sıkı bir uyarlamanın peşine düşüyor. Japonya’da güneybatı adalarına doğru yayılan ortak duruş, Filipinler’de Geliştirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması kapsamında ABD kuvvetlerine açılan erişim noktaları ve Kuzey Luzon ekseni, Avustralya’da AUKUS sayesinde oluşan derin lojistik ve denizaltı arka alanı, Guam’ın hava-füze kalkanıyla aynı mantıkta birleşiyor. Amaç açık görünüyor: Çin’i tek cepheli bir savaş rahatlığından mahrum bırakmak ve onu çok düğümlü, çok alanlı, koalisyonlu bir askeri sorunla yüz yüze getirmek.

Pekin'in karşı oyunu

Pekin’in buna verebileceği karşılık da dar bir menüye sığmıyor. Füze salvoları, siber darbe, uydu körleme, üs ve ikmal merkezlerine baskın ilk akla gelen seçenekler arasında yer alıyor. Ama tehlike yalnız burada toplanmıyor. Tatbikat görünümü altında hızlanan bir oldu-bitti, ev sahibi ülkeleri misillemeyle korkutup erişimi sınırlama çabası, hatta doğrudan Amerikan kamuoyunu hedef alan baskı da masada duruyor. Elektrik şebekeleri, limanlar, telekom ağları, yakıt akışı, uzay varlıkları, nükleer imalar… Çin şu soruyu dayatmak istiyor: Tayvan uğruna girilecek bir savaş, Los Angeles’tan Guam’a uzanan bir bedeli göze aldırıyor mu? Bu yüzden ABD için anavatan savunması ile Pasifik caydırması artık ayrık dosyalar olarak durmuyor.

En muhtemel ilk çatışma biçimi de bu yüzden büyük amfibi çıkarma görünümü taşımıyor. Daha yakın ihtimal, karantina, abluka, sahil güvenlik görüntüsü altında deniz-hava baskısı, siber yıkım ve bilgi savaşı karışımından oluşuyor. Çin son yıllarda Tayvan çevresinde düzenlediği Joint Sword (Müşterek Kılıç) tatbikatlarıyla gri alanı kalınlaştırıyor, hava-sorti temposunu yükseltiyor, kolluk araçlarıyla askeri araçları aynı sahaya sürüyor. İlk perde büyük ihtimalle burada açılıyor. Çıkarma hâlâ en ağır senaryo olarak yerini koruyor ama ilk hamle için daha kullanışlı araç, dünyaya savaş ilan etmeden yeni bir egemenlik düzeni dayatan ara formlar oluyor.

- Akıbet haşin duruyor. ABD’nin Çin’le askeri rekabeti, Pasifik’e biraz daha kuvvet yığma işine benzemiyor. Burada aynı anda birkaç savaş veriliyor: Ağların savaşı, adaların savaşı, ikmalin savaşı, iradenin savaşı... Washington bugün Çin’i ezme düşüne yatırım yapmıyor; Çin’in ilk darbeyle sonuç alma umudunu söndürmeye çalışıyor.

Savaşın deposu

Bütün bu planın kırılgan noktası ise çok daha düz bir yerde duruyor: Depoda, tersanede, yakıt tankerinde, mühimmat hattında… Paparo’nun ifadesi, torpidolardan gemisavar uzun menzilli füzelere (LRASM), hava savunma füzelerinden (SM-6) kara konuşlu hassas darbe füzelerine (PrSM) kadar uzanan geniş bir yelpazede, üretim temposunun muharebe sırasında beklenen tüketimi karşılamadığını gösteriyor. Guam savunmasında personel ve destek sorunları sürüyor. Bazı savaş oyunları, Tayvan senaryosunda kimi hassas mühimmatların bir haftadan kısa sürede tükendiğini söylüyor. Büyük strateji neticede fabrika temposuna dayanıyor. İkmal aksarsa teori çöküyor.

Akıbet haşin duruyor. ABD’nin Çin’le askeri rekabeti, Pasifik’e biraz daha kuvvet yığma işine benzemiyor. Burada aynı anda birkaç savaş veriliyor: Ağların savaşı, adaların savaşı, ikmalin savaşı, iradenin savaşı... Washington bugün Çin’i ezme düşüne yatırım yapmıyor; Çin’in ilk darbeyle sonuç alma umudunu söndürmeye çalışıyor. Bu hesap tutarsa Hint-Pasifik’te barış, iyi dilekten çıkıp güç dengesi üstüne oturuyor. Tutmazsa ilk kırık Tayvan Boğazı’nda açılıyor. Sarsıntı orada kalmıyor. Luzon’dan Yokosuka’ya, Guam’dan Amerikan anakarasına kadar yayılıyor.

Yirmi birinci yüzyılın büyük hesabı dönüp dolaşıp buraya geliyor: Tayvan’da ne olacağı, Pasifik’te kimin sözünün geçeceği ve Washington’la Pekin’in ne kadar ileri gideceği aynı güç mücadelesinin başlıkları.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026