ABD dostlarını hep satar

Adem Bilal
11:20, 02/07/2026, PerşembeG: Güncelleme: 11:31, 02/07/2026, Perşembe
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
ABD dostlarını hep satar
ABD dostlarını hep satar.

“Derenin taşıyla derenin kuşunu vurma” formülünü keşfedip, Ortadoğu’da milyonlarca insanı mezhep savaşlarına kurban eden Kissinger’in derdi ne Irak ne de İran’ın galip gelmesiydi. Nitekim savaşın en şiddetli anında “It's a pity they both can't lose / Her ikisinin kaybetmeyecek olması ne yazık!” diyerek gerçek niyetini belli edecekti. Ne Şah ne Humeyni ne Saddam ne de bir başkası umurunda değildi. Ortadoğu’da ehemmiyet arzeden sadece iki şey vardı. Öncelikli olan israilin güvenliğiydi, daha sonra Amerikan menfaatleri gelirdi. israilin güvenliği ise mezhep ve etnik sorunlar temelinde Ortadoğu’nun kendi iç çelişkilerinden sonu gelmeyen çatışmalar üretmekle garanti altına alınacaktı. İşte bu plan mucibince Amerikan muhibbi olmak İran Şahı’nı kurtaramadı. Nitekim Saddam’ı da kurtaramayacaktı.

ABD’nin en iyi bildiği şey, umulmadık anlarda dostlarını satmasıdır. Bunun tarihte sayısız örneği vardır. En tipik örneklerden biri İran Şahı’dır. Devrime giden yolda mollaların kitleler üzerindeki etkisini fazlasıyla abartılı bulan Şah, ABD’nin kendisini satmaya başladığını anlamış ve ziyarete gelen Kissinger’e “kendisi ABD’nin sadık bir dostu olduğu halde CIA’in niçin mollaları desteklediğini” sormuştu. Kissinger’den beklediği cevabı tabii ki alamamıştı.

ABD’nin en iyi bildiği şey, umulmadık anlarda dostlarını satmasıdır.
ABD’nin en iyi bildiği şey, umulmadık anlarda dostlarını satmasıdır.

ABD Dışişleri Bakanlığı eski İran direktörlerinden Henry Precht, Middle East Journal’ın 2004 Kış Sayısı’na verdiği röportajda o günlerde yaşananları şöyle anlatıyor:

“Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger, İran’dan yeni dönmüş ve Şah ile yaptığı görüşmeyi bakanlığa sunmuştu. Şah, Kissinger’e bir avuç mollanın böyle organize ve etkili gösteriler düzenleyecek kapasitesi olmadığını, arkalarında muhakkak başka bir gücün olduğunu söylemiş. Şah’a göre bu güç, CIA imiş. Kissinger’e CIA’in niçin böyle bir şey yaptığını, neden ondan yüz çevirdiklerini sormuş. Cevap gelmeyince kendi kafasındaki iki ihtimali söylemiş. İlki, bazı askeri malzemeler ve demir-çelik tesisi kurma dâhil Sovyetlerle girmiş olduğu ilişkinin Amerikalıları rahatsız etmesi, onu Sovyetlerle fazla samimi bulmaları. İkincisi, yüzyılın başındaki İngiliz-Rus planının bu defa ABD-Rus planı olarak yeniden işleme konması ve güney petrol alanları ABD’ye, kuzey Ruslara bırakılacak şekilde İran’ın iki nüfuz alanına bölünmesi.”

Amerikalılarla müttefik olmanın en büyük zorluğu, ne zaman seni arkadan hançerleyeceklerini asla bilemeyecek olmandır.
Amerikalılarla müttefik olmanın en büyük zorluğu, ne zaman seni arkadan hançerleyeceklerini asla bilemeyecek olmandır.
Rivayete göre Humeyni henüz Paris’te iken 27 Ocak 1979’da ABD Başkanı Jimmy Carter’e “İranlı generaller sizi dinler, İran halkı ise benim emirlerimi” demiş ve ordunun ABD tarafından pasifize edilmesini teklif etmişti. Nitekim Şah’ın Genelkurmay Başkanı Abbas Garabaği de “İran Krizi Hakkında Gerçekler” adlı kitabında bu rivayeti destekleyen bir hatırasını nakleder.

Rivayete göre Humeyni henüz Paris’te iken 27 Ocak 1979’da ABD Başkanı Jimmy Carter’e “İranlı generaller sizi dinler, İran halkı ise benim emirlerimi” demiş ve ordunun ABD tarafından pasifize edilmesini teklif etmişti. Nitekim Şah’ın Genelkurmay Başkanı Abbas Garabaği de “İran Krizi Hakkında Gerçekler” adlı kitabında bu rivayeti destekleyen bir hatırasını nakleder:

“Devrime giden süreç başlarken İran ordusunun komuta kademesi oturmuş, kendi aralarında bir durum değerlendirmesi yapmaktadır.

General Ali Badrei (Muhafız Kuvvetleri Komutanı): Bu sabah CIA istasyon şefi bana geldi ve Humeyni ile temasa geçmemizi tavsiye etti. Kendisine herhangi bir cevap vermedim ve konuyu sizinle paylaşmak istedim.

CIA.
CIA.

General Moghadam (SAVAK şefi): Doğru. CIA bu görüşte.

General Rabii (Hava Kuvvetleri Komutanı): Aksine ben bugün ABD Hava Kuvvetleri ile görüştüm. Onlar Bahtiyar hükümetine destek vermemizi istiyorlar.

General Ali Badrei: Bence durum tam aksi yönde. ABD ordu temsilcileri de aynı CIA gibi Humeyni ile görüşmemizin daha doğru olacağını düşünüyorlar.

Amiral Habibullahi (Donanma Komutanı): Amerikan donanma temsilcileri, Bahtiyar hükümetine destek verilmesini tavsiye ediyorlar.

Irak.
Irak.
Şah’ın devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki oyunun ikinci perdesi sahneye konuldu. İran’da Şiilik ekseninde yeni bir rejimin kurulması için elinden geleni ardına koymayan ABD, bu kez Saddam’a yatırım yaparak Şii-Sünni fay hattını tetiklemeyi başardı. Irak’ı İran ile savaşmaya iten ve savaş süresince Saddam rejimini destekleyen Reagan yönetimi oldu. Reagan’ın yardımcısı Baba Bush da Kuveyt oltasıyla oyunun üçüncü perdesini açana değin kendi başkanlık döneminin ilk yıllarında Saddam’a verilen desteği sürdürdü.

General Hasan Tufanyan (Savaş Bakanı Yardımcısı): General Huyser her ikisiyle de görüşülmesinin iyi olacağını söylüyor.”

Önce bu anekdotu nakleden Garabaği daha sonra şu tespiti yapar:

“O günlerdeki kaos, aramızdaki birlik, koordinasyon ve amaç eksikliği bana hep yıllar önce Türk generali bir dostumun söylediği sözü hatırlatır: Amerikalılarla müttefik olmanın en büyük zorluğu, ne zaman seni arkadan hançerleyeceklerini asla bilemeyecek olmandır.”

İlk perdede Şah’ı indirip Humeyni’yi tedavüle süren, ikinci perdede Saddam’ı Humeyni’ye saldırtıp Şii İran rejimini konsolide eden çatışmalar çağının pimini çeken ABD, üçüncü perdede Saddam’ı bu kez Kuveyt işgali için kışkırtmaya başlar. İran bahsinde ABD’nin zâhiren yanında yer aldığını gören Saddam, tav olmaya dünden hazırdır, Kuveyt meselesini bir oldubittiye getirebileceğine bizzat ABD tarafından inandırılır.
Henry Alfred Kissinger.
Henry Alfred Kissinger.

İran şahı mat oldu sırada Saddam var

Şah’ın devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki oyunun ikinci perdesi sahneye konuldu. İran’da Şiilik ekseninde yeni bir rejimin kurulması için elinden geleni ardına koymayan ABD, bu kez Saddam’a yatırım yaparak Şii-Sünni fay hattını tetiklemeyi başardı. Irak’ı İran ile savaşmaya iten ve savaş süresince Saddam rejimini destekleyen Reagan yönetimi oldu.

Reagan’ın yardımcısı Baba Bush da Kuveyt oltasıyla oyunun üçüncü perdesini açana değin kendi başkanlık döneminin ilk yıllarında Saddam’a verilen desteği sürdürdü.

Diplomatik lisan sizi yanıltabilir, düz vatandaş diline tercüme edelim. Amerikan elçisi, Saddam’a diyor ki: “Kuveyt ile aranızdaki mesele her neyse, tıpkı aranızdaki sınır meselesine karışmadığımız gibi ona da karışmayız. Bu Arapların kendi iç meselesidir, bizi hiç alâkadar etmez.” Saddam, Kuveyt ile ilgili niyetini izhar edip sınıra birlikler yığmaya başlamışken “Dur, yapma! Kuveyt’e ilişirsen karşında bizi bulursun” dese, Saddam böyle bir maceraya kolay kolay girişebilir miydi? Kesinlikle hayır.

Neydi Saddam’a verilen ABD desteği?

A) Siyasi Destek

1. ABD, Irak'ı Terörizmi Destekleyen Devletler listesinden çıkardı; 1982.

2. ABD ve müttefikleri, Irak'ın kimyasal silah kullanımı konusunda BM'de "karar alınmaması" yönündeki kararı destekledi; 1984.

3. Bush, Irak'ın güvenliğini sağlamak için NSD 26'yı imzaladı; 1989.

B) Askeri Destek

4. 1,5 milyar dolar değerinde patojenik, toksijenik ve diğer biyolojik araştırma malzemeleri Irak'a ihraç edildi; 1985-89.

5. ABD, 200 milyon dolar değerinde silah teslim etti; 1983-90.

6. CIA, gizlice Irak'a silah ve yüksek teknoloji bileşenleri yönlendirdi; 1985-90.

7. CIA, gizlice yasadışı silah tüccarlarını ve özel askeri şirketleri Irak'a silah aktarmaya teşvik etti; 1985-90.

8. ABD merkezli Alcolac International şirketi, Irak'a hardal gazı ihraç etti: 1987-88.

9. Yaklaşık 150 yabancı şirket, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahı programını destekledi; 1975-91.

10. Savunma İstihbarat Teşkilatı'ndan 60 subay, Irak'a lojistik bilgi sağladı; 1987-88.

11. Irak, İran tankerlerini hedef alırken ABD donanması Irak petrol tankerlerine eşlik etti; 1987-88.

12. Saddam'ın seçkin birlikleri ABD'de eğitildi; 1980'ler.

13. Iraklı helikopter pilotları, Amerika Birleşik Devletleri'nde eğitim aldı; 1980'ler.

14. Amerika Birleşik Devletleri, "Bear Spares" olarak bilinen bir askeri yardım programı aracılığıyla Irak'a yardım etti; 1980'ler.

İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi.
John Mearsheimer ve Stephen Walt, Foreign Policy'ın Ocak/Şubat 2003 sayısı için kaleme aldıkları “An Unnecessary War / Gereksiz Bir Savaş” başlıklı yazıda Saddam’ın Glaspie ile görüşmeden önce Kuveyt’e saldırmayı kafasına koyduğunu ancak ABD’nin buna nasıl tepki vereceğini bilemediği için beklediğini söylüyor. Hatta Saddam, Glaspie ile görüşmeden önce ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya dair görüş almış, bakanlık yetkilileri Saddam’a “Washington’un Kuveyt'e özel bir savunma veya güvenlik taahhüdü olmadığını” söylemiş. Yine de tereddüt içindeyken Glaspie gelip “sizin aranızdaki mesele bizi ilgilendirmez” deyince Saddam ikna olmuş, ABD’nin kendisine Kuveyt işgali için yeşil ışık yaktığını düşünmüş.
C) ABD'nin Saddam’a yardım bâbında İran'a doğrudan saldırısı

15. ABD, İran'ın petrol platformlarını vurarak İran'a doğrudan saldırdı; 1987.

16. ABD, orantısız ve mantıksız bir savaşta İran donanmasına doğrudan saldırdı; 1988.

17. ABD, İran topraklarında İran sivil yolcu uçağını düşürdü; 1988.

D) Lojistik Destek

18. ABD, Eager Glacier operasyonu sırasında uçaklarla İran'ı gözetledi ve bu bilgiyi Irak'a iletti; 1987-88.

E) Ekonomik Destek

19. ABD, Amerikan vergi mükelleflerinin parasından 5 milyar doları Irak'a aktardı; 1985-89.

“Derenin taşıyla derenin kuşunu vurma” formülünü keşfedip, Ortadoğu’da milyonlarca insanı mezhep savaşlarına kurban eden Kissinger’in derdi ne Irak ne de İran’ın galip gelmesiydi. Nitekim savaşın en şiddetli anında “It's a pity they both can't lose / Her ikisinin kaybetmeyecek olması ne yazık!” diyerek gerçek niyetini belli edecekti. Ne Şah ne Humeyni ne Saddam ne de bir başkası umurunda değildi. Ortadoğu’da ehemmiyet arzeden sadece iki şey vardı. Öncelikli olan İsrail’in güvenliğiydi, daha sonra Amerikan menfaatleri gelirdi. İsrail’in güvenliği ise mezhep ve etnik sorunlar temelinde Ortadoğu’nun kendi iç çelişkilerinden sonu gelmeyen çatışmalar üretmekle garanti altına alınacaktı. İşte bu planın tahakkuku için Amerikan muhibbi olmak, İran Şahı’nı kurtaramamıştı. Nitekim Saddam’ı da kurtaramayacaktı.

Saddam Hüseyin.
Saddam Hüseyin.

Bir elçi ve oyunun üçüncü perdesi

İlk perdede Şah’ı indirip Humeyni’yi tedavüle süren, ikinci perdede Saddam’ı Humeyni’ye saldırtıp Şii İran rejimini konsolide eden çatışmalar çağının pimini çeken ABD, üçüncü perdede Saddam’ı bu kez Kuveyt işgali için kışkırtmaya başlar. İran bahsinde ABD’nin zâhiren yanında yer aldığını gören Saddam, tav olmaya dünden hazırdır, Kuveyt meselesini bir oldubittiye getirebileceğine bizzat ABD tarafından inandırılır.

Peki, Saddam’ı buna ikna eden kimdir? 60’lı yıllarda Kuveyt elçiliğinde görev yaparak sahada iyice pişen ABD’nin Bağdat elçisi April Glaspie. Ortadoğu coğrafyasında beyaz tenli, renkli gözlü kadınların erkekler üzerindeki tesirini İngiliz ajanı Gertrude Bell’den pekâlâ hatırlayabiliriz. Glaspie, 25 Temmuz 1990’da Saddam ile görüştüğünde şöyle der:

“Sizin kendi aranızdaki Arap-Arap ihtilafınız hakkında bizim herhangi bir görüşümüz yok, Kuveyt ile sınır anlaşmazlığınızda olduğu gibi. Ben 1960'larda ABD'nin Kuveyt Büyükelçiliğinde bulunuyordum. Bu süreç boyunca aldığımız talimat, bu mesele üzerinde bir görüş belirtmemekti. Bu mesele ABD'nin ortak meselesi değildir.”

Diplomatik lisan sizi yanıltabilir, düz vatandaş diline tercüme edelim. Amerikan elçisi, Saddam’a diyor ki: “Kuveyt ile aranızdaki mesele her neyse, tıpkı aranızdaki sınır meselesine karışmadığımız gibi ona da karışmayız. Bu Arapların kendi iç meselesidir, bizi hiç alâkadar etmez.”

Saddam, Kuveyt ile ilgili niyetini izhar edip sınıra birlikler yığmaya başlamışken “Dur, yapma! Kuveyt’e ilişirsen karşında bizi bulursun” dese, Saddam böyle bir maceraya kolay kolay girişebilir miydi? Kesinlikle hayır.

Nitekim John Mearsheimer ve Stephen Walt, Foreign Policy'ın Ocak/Şubat 2003 sayısı için kaleme aldıkları “An Unnecessary War / Gereksiz Bir Savaş” başlıklı yazıda Saddam’ın Glaspie ile görüşmeden önce Kuveyt’e saldırmayı kafasına koyduğunu ancak ABD’nin buna nasıl tepki vereceğini bilemediği için beklediğini söylüyor. Hatta Saddam, Glaspie ile görüşmeden önce ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya dair görüş almış, bakanlık yetkilileri Saddam’a “Washington’un Kuveyt'e özel bir savunma veya güvenlik taahhüdü olmadığını” söylemiş. Yine de tereddüt içindeyken Glaspie gelip “sizin aranızdaki mesele bizi ilgilendirmez” deyince Saddam ikna olmuş, ABD’nin kendisine Kuveyt işgali için yeşil ışık yaktığını düşünmüş.

Neticede Birinci Körfez Savaşı ile Saddam için geri sayım başladı ve 2003 yılında Irak’ın işgaline uzanan süreç bilin bakalım kimin işine yaradı? Mollalara teslim edilen İran’ın elbette. Amerikan işgalinden sonra İran, beslediği milisler ile ülkeye resmen çöktü. 23 yıl sonra bugün bile İran’dan icazet alamayan biri, Irak siyasetinde pek de bir yere gelemiyor. Başbakan olmak için soluğu Bağdat’tan önce Tahran sokaklarında almak gerekiyor.

Bu arada ülkenin yıllar boyu tam bir alacakaranlığa hapsolduğunu, yüz binlerce Sünni’nin kendi evlerinde yahut Şii milislerin yollara kurduğu kontrol noktalarında sırf isimleri Ömer, Osman olduğu için boğazlandığını ve bugün tüm bunların üzerine kalın bir sünger çekildiğini biliyor muydunuz?

Lüzum hasıl olur, paradigma değişir. Ve önce kendilerini ABD’nin en yakın dostu sanan kurşun askerlerin üstü çizilir. Bu yazılı olmayan bir kâidedir. Nitekim Şah devrildikten sonra fazla yaşamadı, kahrından öldü gitti. Saddam da aylarca bir fare gibi dehlizlerde yaşadıktan sonra yakalanıp idam edildi. Ve Trump’ın Çin seyahatinde gördük ki, ABD’nin yakın dostlarından bilinen Çankayşek’in Tayvan’ı da benzer bir sürece doğru ilerliyor. Sahi, 1971 yılında Tayvan’ı BM üyeliğinden çıkarıp yerine komünist Çin Halk Cumhuriyeti’ni atayan sürecin mimarı da Kissinger değil miydi?

Kissinger öldü planı yaşıyor

Irak’ı niçin molla rejimine teslim ettiler dersiniz? “Derenin taşıyla derenin kuşunu” rahatça vurabilmek için. Bakın, Irak’ın kuzeyinde kendi başına buyruk Çekiç Güç mâmülü devletçiğe hiç değinmedik bile.

Lüzum hâsıl olur, paradigma değişir. İlk önce kendilerini ABD’nin en yakın dostu sanan kurşun askerlerin üstü çizilir. Bu yazılı olmayan bir kâidedir.

Nitekim Şah devrildikten sonra fazla yaşamadı, kahrından öldü gitti. Saddam da aylarca bir fare gibi dehlizlerde yaşadıktan sonra yakalanıp idam edildi.

Ve Trump’ın Çin seyahatinde gördük ki, ABD’nin yakın dostlarından bilinen Çankayşek’in Tayvan’ı da benzer bir sürece doğru ilerliyor. Sahi, 1971 yılında Tayvan’ı BM üyeliğinden çıkarıp yerine komünist Çin Halk Cumhuriyeti’ni atayan sürecin mimarı da Kissinger değil miydi?


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026