Çanakkale’deki dünyaca ünlü pembe göl neden bu yıl renk değiştirmedi?

Dünyadaki az sayıdaki örnekten biri olan ve kendine has kalp şekliyle dikkat çeken Çanakkale'deki doğa harikası, bu yıl alışılmış pembe rengine bürünmedi. Bölgedeki aşırı yağışlar nedeniyle suyun tuzluluk oranının düşmesi, renk değişimini sağlayan özel mikroorganizmaların üremesini yavaşlattı. İşte antik çağlardan beri ayakta kalan bu özel gölün bilimsel sırrı ve dikkat çeken hikayesi...
Coğrafyamızın en dikkat çekici doğal güzelliklerinden biri olan Çanakkale’deki Kalpli Göl, yaz mevsiminin başlamasına rağmen bu yıl geleneksel pembe rengini alamadı. Küresel ölçekte benzer özelliklere sahip sadece sekiz popüler koruma alanından biri olan ve Ezine ilçesinde yer alan bu pembe göl, kendine özgü kalp morfolojisiyle dünyadaki diğer tüm benzerlerinden ayrılıyor. Ancak bu sezon yaşanan iklimsel değişimler, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan gölün alışılagelmiş manzarasını tamamen farklı bir görünüme bürüdü.
Doğal koruma kalkanı renk değişimini sağlıyor
Normal şartlarda lagünün pembeleşmesi, içerisindeki canlıların çetin çevre koşullarına karşı verdiği hayatta kalma mücadelesine dayanıyor. Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar suyun buharlaşmasına yol açıyor ve sudaki tuz miktarını en üst seviyeye çıkarıyor. Bu zorlu yaşam koşullarında, yüksek tuz oranını ve sıcağı seven “Dunaliella salina” adlı mikroskobik su yosunları ile tuzcul bakteriler hızla çoğalmaya başlıyor. Bahsi geçen canlılar, dik gelen güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak amacıyla adeta bir kalkan vazifesi gören pembe pigmentli beta-karoten maddesini salgılıyor. Günümüzde antioksidan nitelikleriyle kozmetik, ilaç ve besin takviyesi endüstrisinde oldukça değerli olan bu alglerin toplu savunması, suya karakteristik rengini veriyor.

Rekor yağışlar renk döngüsünü geciktirdi
Bu sene haziran ayının sonuna gelinmesine karşın gölde beklenen görsel dönüşüm gerçekleşmedi. Durumu değerlendiren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alper Tunga Akarsubaşı bu konu hakkında şunları söylüyor:
“Bu yıl Çanakkale son 13 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştı. Bundan dolayı göldeki tuzluluk seviyesi düştü. Bu durumda pembeliğe sebep olan mikroorganizmalardan daha ziyade yeşil, kahverengi mikroorganizmalara dönüş olması beklenir. Bu pembe göl tipinde, bütün dünyada da arada karşılaştığımız sorunlardan biridir.”
Bölgedeki yoğun yağışlar suyun kimyasal dengesini değiştirerek ekosistemdeki baskın türlerin farklılaşmasına yol açtı.

Antik dönemin izlerini taşıyan tarihi liman
Gölün bulunduğu havza, sadece biyolojik yapısıyla değil köklü geçmişiyle de büyük bir öneme sahip. Antik çağlarda bölgede yer alan Alexandria Troas Antik Kenti döneminde bu su kütlesi, korunaklı bir iç liman ve tuz üretim merkezi olarak faal biçimde işletiliyordu. Stratejik önemi nedeniyle Roma İmparatoru Julius Caesar ve İmparator Konstantin, imparatorluğun yönetim merkezini Roma'dan buraya taşımayı dahi gündemlerine almıştı. Hristiyanlık tarihi açısından da sembolik bir merkez olan kent, Aziz Paul’ün Avrupa topraklarına geçmeden önceki son duraklarından biri oldu. Makedonya Kralı Büyük İskender’in bağımsızlık vererek vergiden muaf tuttuğu yerleşim, ilerleyen süreçte İstanbul'un resmi başkent ilan edilmesiyle zamanla cazibesini yitirdi, nüfusunu kaybetti ve tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.