Dubai’de daha dün çakallar uluyordu: Sırça saraylarda kıyamet rapsodisi

Adem Bilal
09:00, 09/05/2026, Cumartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Dubai’de daha dün çakallar uluyordu: Sırça saraylarda kıyamet rapsodisi
Dubai’de daha dün çakallar uluyordu: Sırça saraylarda kıyamet rapsodisi

Bilenler bilir, Dubai ve çevresi kendine has çakal türüyle de bilinir. Henüz küçücük bir balıkçı köyü iken yani ahali hayatta kalmak için balıkları tuzlayıp fıçılara istifliyorken, bilhassa geceleri bu çakalların ulumasını duymak Dubai için sıradan bir durumdu. Uzak geçmişe gitmeye gerek yok. 40-50 yıl öncesine kadar bugünün sırça saraylarının peş peşe uzandığı arazide çakallar cirit atıyordu. Şehir büyüdü, kalabalıklaştı ve çakallar çöle doğru çekildi. Dubai’nin şu günlerdeki sessizliği pek hayra alâmet değil. Sessizlik daha da büyürse Dubai tekrar ıssızlaşır ve eski günlere geri dönebilir. Tuzlu balık yeme geleneği folklorik düzeyde de olsa bir şekilde halen devam ediyor. Çakallar yeniden ulumaya başlar mı, işte orasını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

2007 yapımı “I am legend/Ben Efsaneyim” filminin giriş sahnesini hatırladınız mı? Robert Neville karakterindeki Will Smith, çılgınca araba sürüp bir geyik sürüsünün peşine düşüyordu. Tam bir geyiği kıstırıp ateş edecekken aniden beliren dişi aslan ondan önce davranıyor ve geyiği avlıyordu. Serengeti’yi andıran manzarada seyirciyi şok eden şey, kesinlikle geyiğin aslana yem oluşu değildi. Bu av sahnesinin gökdelenlerin arasında, New York’un tam göbeğinde yaşanıyor oluşuydu.Evet, milyonlarca insanın cıvıl cıvıl bir hayatı yaşadığı “uyumayan” bir şehrin günün birinde çakalların uluyacağı ıssız harabeye dönüşeceği senaryo kabul edelim ki gerçekten ürkütücü. Hele de o şehrin sâkinlerinden biriyseniz.

Düşünsenize, şehrinizin iki yakasını birbirine bağlayan o muhteşem köprü yerle bir olmuş. Şehrin sembolü olarak akla gelen ne varsa enkaz ve toz yığını. Nice hatıranızı bağrında biriktiren o şen şakrak sokakların, caddelerin çoğu artık hiçbir yere çıkmayan tekinsiz, izbe dehlizlere dönüşmüş. Böyle bir manzaraya ürpermemek mümkün mü?

Terk edilmiş şehirleri sadece geleceği tasvire yeltenen kurguya münhasır apokaliptik senaryolarda görüyor olsak belki bu kadar ürpermezdik. Fakat geçmişimiz de böyle değil mi? Çoktandır otların bürüdüğü agoralardan, bir zamanlar gladyatörlerin alkışa boğulduğu, bugünse çakalların uluduğu arenalardan, kim bilir tarih boyunca kimlerin birbirine gözyaşları içinde veda edip yürüdüğü yollardan bugün biz de yürüyüp gitmiyor muyuz?

Denizden gelenler kimlerdi?

Şehirlerin yok oluşunda tabii afetlerin rolünü bize en iyi Roma elitlerinin şehvet sayfiyesi Pompei anlatıyor. Diğer yandan bronz çağının sonunu getiren ve o zamanların en büyük şehirlerini, medeniyet merkezlerini enkaza çeviren meçhul düşmanların payını da unutmamak gerek. Meçhul diyoruz çünkü elimizde Mısır yazıtlarından başka onları tasvir eden kaynak neredeyse yok gibi. Bu tasvirlerin yaşanan dehşetin ne kadarını anlattığı ise bir muamma.

Bir yakıcı ateş selini düşünün; Anadolu’nun göbeğindeki Hitit başkenti Hattuşa’yı bir daha dirilmemek üzere tarihin dehlizlerine gömüyor, peşinden Kilikya ve Suriye yönünde ilerleyip devrin namlı liman şehri Ugarit’i vuruyor, derken Kıbrıs’a geçip orayı da yakıyor ve soluğu Mısır önlerinde alıyor. Mısır’ı da epey zora sokuyor ama ancak burada durdurulabiliyor.

Mısır yazıtları meçhul düşmanlara “denizden gelen yabancılar” diyor. Denizden gelip medeniyet abidesi şehirleri küle çevirenler kimlerdi, bugün bile tam olarak bilinmiyor. Mısır yazıtlarındaki isimlerden mülhem söylenegelen rivayetler var, hepsi o kadar.

Mukadder mi yoksa heder mi?

Takdir edilenin önünde durmanın mümkinatı yok. Yanardağ patlar, deprem olur ve saire bunda kusur aramak abesle iştigal. İletişim imkânlarının son derece mahdut olduğu çağlarda baskın yediğini radar yok ki göresin, ansızın meçhul düşmanlar nara atarak tepene çöker, şehrin de, medeniyetin de yanar, kül olur. Ve bu mukadderdir, başa gelen çekilir.

Mukadder neyse de bir de heder olma vaziyeti var ki işte o başka. “Belaya bile bile lades deme vizyonsuzluğu” diyoruz biz buna. Meşhur sözdür, sırça sarayda oturmak istiyorsan kimseye taş atmayacaksın. Yani kimse için en ufak bir tehdit bile oluşturmayacaksın. Hatta böyle bir çabaya tevessül dahi etmeyeceksin. Yoksa oturduğun o sırça sarayı tepene yıkarlar.

Tuzlu balıktan sırça saraya

Çok uzak zamanlara gitmeye gerek yok. 1980’lere değin tuzlu balık yiyerek hayatta kalan mütevazı balıkçıların bugün sırça saraylarda oturuyor olmalarından bizzat kendilerinin ibret almaları gerekirdi ya, hızlı yükselişten mütevellit baş dönmesinin insanlarda ibret alma melekesini dumura uğrattığı besbelli.

Her şeyin biraz spontane geliştiği, ciddi bir plan mucibince yapılmadığı, hele şu günlerde nasıl da sırıtıyor. Bakın, İngiltere’nin 12 Mart tarihli Daily Mail gazetesi bir yazı değil de neredeyse idam fermanı yayınlamış adeta.

Diyor ki:

“Dubai bitti: Yabancılar, vergisiz cennet hayallerinin savaşla paramparça olması ve yetkililerin füze videoları paylaşanları yargılamaya başlamasıyla birlikte Dubai'yi terk edip bir daha asla geri dönmeyeceklerini söylüyorlar.”

Bizzat oralarda bulunduğumuz için İngilizlere sık rastlasak da sayıca o kadar olduğunu bilmiyorduk, meğer BAE’de tam 240 bin İngiliz vatandaşı yaşıyormuş. Bu nüfusun büyük çoğunluğu Dubai’de tahmin edileceği gibi. Gazete, 16 yıldır Dubai’de okul müdürlüğü yapan bir İngiliz’in çaresiz sözlerini naklediyor. Buna göre okulunda 100 civarında İngiliz öğretmen varmış, İran cihetinden atılan füzeler ve dron saldırıları sebebiyle hepsi ciddi psikolojik travmalar yaşıyorlarmış. Ve geri dönmemek üzere kapağı bir an önce ülkelerine atmaya çalışıyorlarmış.

Pakistanlı şoför bile gidici

Hadi Dubai rüyasını dibine kadar yaşayan konformist, bir bardak sudan nem kapan hanım evladı İngilizleri geçtik, ana babasına kefen parası yollamaya çalışan Pakistanlı şoför bile ülkesine dönme kararı almışsa Dubai’nin fişi gerçekten çekilmiş demektir. Taksi şoförü Zeyn Enver’in arabasına bir İran füzesi isabet edince Pakistan’daki ailesi dönmesi için yalvar yakar olmuş.

Diyor ki:

"Artık Dubai'de bulunmak istemiyorum. İş imkânı da kalmadı. Savaş başlayalı beri para kazanmıyoruz ve turizmin geri döneceğini de sanmıyorum. Sadece ben değil, benim gibi birçok taksi şoförü de başka ülkelere gitmeyi düşünüyor. Herkes Dubai'nin artık bittiğini biliyor.”

Füze mi, paylaşım mı, hangisi daha tehlikeli?

Bugünlerde Dubai’de yaşamak kimse için kolay değil. Gazetecisiniz mesela, tepenizde füzeler uçuyor, insanlar yaralanıyor, ölüyor ama bunu gerekli mercilere sormadan yazamıyorsunuz. Çünkü Dubai Resmi Medya Ofisi’ne göre havalimanı vurulmamış, gökyüzünde füzeler ve dronlar zinhar vızıldamıyor. Şayet olur da hemen yanı başınızda bir yer vuruldu diyelim, gazetecilik refleksiyle eliniz deklanşöre filan giderse yandı gülüm keten helva.

Hele Dubai’yi mesken tutmuş sosyal medya fenomenlerinin vaziyeti kırk katır ile kırk satır arasında kalmaktan beter. Hepsi bugünlerde Dubai hükümetinin “zorunlu trol ordusu”na dönüşmüş vaziyette. Yüz binlerce takipçisi olan fenomenlerin hep bir ağızdan "Bizi kimin koruduğunu biliyorum" diyerek Dubai Şeyhi Muhammed bin Raşid El Maktum'un fotoğraflarını paylaştığını biliyoruz. Hükümetin fenomenlere bu paylaşım için ciddi bir bütçe ayırdığını söyleyenler varsa da asıl mevzu bu olmayabilir.

Zira sosyal medya fenomenliği Dubai’de lisans almayı gerektiriyor. Ve bu lisansı iptal etmek de hükümetin elinde. Yani sosyal medya fenomeniyseniz hükümetin istediği bir paylaşımı yapmak zorundasınız, eliniz mahkûm bir kere.

Dahası, işin ucunda bir de mahkemeye çıkmak var. Füzeleri ve patlamaları gösteren videoları çekip paylaşım yaptıkları için 21 kişi “siber suç” işleme kapsamında mahkemeye sevk edilmiş durumda. Bunların arasında hükümetten gelen talep doğrultusunda paylaşımı hemen silen bir İngiliz de mevcut. İngiliz sosyal medya fenomeni Ben Moss, füzelerden ziyade “yanlış içerik” paylaşmaktan dolayı suçlu bulunup hapse atılmaktan endişe duyduğunu itiraf ediyor.

“BAE hava savunması sayesinde burada kendimi tamamen güvende hissediyor olsam da yasalar bazen beni endişelendiriyor. İran füzeleri veya dronlardan çok, yanlış içerik paylaşmaktan dolayı hapse atılmaktan, para cezası almaktan korkuyorum."

Moss’un endişesi boşuna değil. Zira Dubai polisinin açıklamasına göre, “kamuoyunda paniğe yol açan” paylaşımlar yapmanın cezası 2 yıla kadar hapis ve ayrıca 40 bin sterlin de para cezası.

Çöl rüyasının ölümü

Dubai’ye dair bir seyahat sitesinde yazılanlar da mühim. Matthias Binder tarafından yapılan tespit gerçekten çarpıcı, “çöl rüyasının ölümü” diyor yaşananlara. 2025 yılını rekor bir turist sayısı ve turizm geliriyle kapatmış, üç yıl üst üste rekorlar kıran şehrin, ziyaretçilerine verdiği “sırça saray” imajının tuzla buz olduğunu ve bu imajın yeniden düzeltilmesinin pek de mümkün olamayacağını söylüyor.

Dile kolay, 2025’te 19 milyon 590 bin ziyaretçiyi ağırlayan Dubai, 2024’te rekor kırdığı 18 milyon 720 bin sayısını yüzde 5 artırıp yeni bir rekora imza atmıştı. Şehir, tüm dünyada lüksü ve konforu talep eden ziyaretçilere daha fazlasını vaat etme parolasıyla çıtayı en yükseğe taşımıştı. BAE gibi büyük ölçüde petrole bağımlı bir ülkede turizm gelirlerini gayrı safi milli hasılanın yüzde 13’üne, yani 267 buçuk milyar dirheme (72 milyar 225 milyon dolar) ulaştırmayı kendisine hedef olarak seçmiş ve 2025 Aralık ayında tüm zamanların rekoru kırılmıştı. Şehri ilk kez bir ayda 2 milyondan fazla ziyaretçi tercih etmişti ve bum... İran füzeleriyle dronları yıllardır büyük bir itinayla inşa edilen o muhteşem imajı yerle bir etti.

Günde yüz milyonlarca dolarlık kayıp

Dubai’nin imajı, dünyanın her köşesinden şehre gelen ziyaretçiler ile büyüyen bir imaj. Dolayısıyla havalimanı ve uçaklar, bu imajın yelkenlerini şişiren olmazsa olmaz iki mühim unsuru. Ve Dubai hava sahası, uçaklar için dünyadaki en tekinsiz ortamlardan birini sunuyor şu an. Tam 3 bin kilometre uzaktaki İrlanda’nın başkenti Dublin'den kalkan uçağın, Dubai’ye inemeden Mısır üzerinden gerisin geriye Dublin’e döndüğü bir gerçek ile baş başayız. Batılı büyük havayolu şirketlerinin hepsi uçuşlarını askıya almış durumda.

Peki, bu Dubai açısından ne demek?

Günde yüz milyonlarca dolarlık bir kayıp.

İran savaşının başladığı ilk haftanın bilançosu 80 binden fazla otel rezervasyonunun iptali oldu. 2025 yılını yüzde seksen doluluk ile kapatan otellerin tümü şimdi sinek avlıyor.

Sadece bu da değil. Ziyaretçilerin birden yok olmasıyla Dubai Mall gibi büyük alışveriş merkezleri de boşaldı. Ciddi kiralar ödeyen lüks markalara ait mağazalar bu sessizliğe pek alışkın değil, bu yeni ortama ne kadar tahammül edecekleri kocaman bir soru işareti.

Dubai’nin şu an dünyanın en tehlikeli güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın hemen dibinde yer aldığını, dolayısıyla şehrin üzerinde sallanan keskin kılıcın bugün yarın ortadan kalkmayacağı da ortada.

Çakallar yeniden ulumaya başlar mı?

Bilenler bilir, Dubai ve çevresi kendine has çakal türüyle de bilinir. Henüz küçücük bir balıkçı köyü iken, yani ahali hayatta kalmak için balıkları tuzlayıp fıçılara istifliyorken, bilhassa geceleri bu çakalların ulumasını duymak Dubai için sıradan bir durumdu. Uzak geçmişe gitmeye gerek yok. 40-50 yıl öncesine kadar bugünün sırça saraylarının peş peşe uzandığı arazide çakallar cirit atıyordu. Şehir büyüdü, kalabalıklaştı ve çakallar çöle doğru çekildi.

Dubai’nin şu günlerdeki sessizliği pek hayra alâmet değil. Sessizlik daha da büyürse Dubai tekrar ıssızlaşır ve eski günlere geri dönebilir. Tuzlu balık yeme geleneği folklorik düzeyde de olsa, bir şekilde halen devam ediyor. Çakallar yeniden ulumaya başlar mı, işte orasını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026