Mühendisliğin son ürünü: “Prenses Erkek”

Ali Şenel
13:00, 07/03/2026, Cumartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Mühendisliğin son ürünü: “Prenses Erkek”
Mühendisliğin son ürünü: “Prenses Erkek”

Muktedirler, platformlarda son zamanlarda yükselen bir akımla aslında birkaç yüz yıldır sürdürülen bir mühendisliğin meyvelerini topluyorlar. Çalışmalarının son ürünü, “Prenses Erkek”. Kırılgan, süslü, zayıf, sessiz... Bugün tüm toplumlarda yaşadığımız şey aslında bir erkeklik krizi değil, erkekliğin ve kadınlığın birlikte tek tipleştirildiği bir yönetim tasarımı. Adı konmamış olsa da işleyen mekanizma, “Tek tip insan mühendisliği”dir. Bunun en görünür yüzü ise erkeklik üzerinden yürütülüyor.

Klasik mânâda tankı, tüfeği, uçağı, askeri olan devletler iktidarın görünen yüzü olsa da, fotoğrafı, videosu, sanal mağazası, kripto parası vs. olan dijital patronlar dünyanın gerçek efendisi. “Vatan mı yoksa Instagram mı?” diye sorulsa takipçi sayısının düşmesini seçmeyeceklerin oranı hayli yüksek.

Artık siyâsî, dînî, ahlâkî tüm değerler sosyal medyada üretiliyor, bunun dışında maddi değerler de hızla dijitalleşiyor. Karar alma mekanizmasının ana iticisi ise bu platformlardaki trendler. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğuna, hangi haberin okunup, hangisinin görmezden gelineceğine, kadın erkek ilişkilerinin yürütülmesi için gerekli kurallara kadar her şeyi yine bu trendler belirliyor.

“Konvansiyonel medya bitti, gerçekleri öğrenmek için sosyal platformları kullanıyorum” sözü bir slogan olarak insanlara dayatıldı. Oysa bu platformlarda gördüklerimiz sadece bir algoritmanın neticesi. Mühim bir konu, on binlerce paylaşım yapıldığı halde trend olamıyor. Gazze’yi, Somali’yi, Sudan’ı, Arakan’ı, Doğu Türkistan'ı buralarda göremezsiniz. Ancak süslenip makyaj yapan insanları, yapay zekâyla oluşturulmuş gerçeküstü kadınları görürsünüz.

Bugün dünyadaki yerel ve uluslararası birçok güvenilir haber kaynağının ürettiği haberler arama motorunda engelli. Çünkü kimse sizin çok fazla şey bilmenizi istemiyor. Herkesin aynı içerikleri gördüğü, aynı haberleri okuduğu, aynı şekilde giyindiği, aynı şeyleri yediği, aynı yerlerde tatil yaptığı, aynı ürünleri tükettiği ve en önemlisi aynı göründüğü ve aynı düşündüğü bir dünya istiyorlar.

Bu sınırların dışına çıkanlar adeta linç ediliyor.

Amaç ‘ürün insana’ ürün satmak

Niyetleri aslında açık. Ürettikleri tek tip insana ürün satacaklar. Kıyafet alacaksınız ama sizi ne sıcaktan ne de soğuktan koruyacak. Kahve alacaksınız ama içindeki gerçek kahve olmayacak, çamaşır makinesi alacaksınız ama özelliklerinin yüzde onunu bile kullanmayacaksınız. Telefon alacaksınız ama bir yılda eskiyecek. Liste böyle sürüp gider. Kimse sizin aslında hangi siyasi düzende yaşadığınızı, hangi ahlâki değere sahip olduğunuzu önemsemiyor. Bir tarafta krallıkla yönetilen bir ülke çok modern gösterilirken, diğer tarafta seçimle yönetilen bir ülke otoriter ilân ediliyor. Özgürlük ise normları koyana göre değişiyor.

Düşününce fark ediyoruz. Erkekliği küçümseyen ne çok ifade var. Soğan erkeği, salon erkeği, layt erkek, metroseksüel erkek derken son olarak hayatımıza giren psikolojik, sosyolojik vaka da prenses erkek. Prenses erkek deyince sadece evde anne baba parası yiyip yatanlar, çalışan karısının maaşına bağlı olanlar değil, modanın peşinde koşan, mağazalarda krem, parfüm arayan, spor salonlarından çıkmayan, yağ aldıran, botoks yaptıran, kaş düzelttiren erkekleri de bu kategoride sayabiliriz.
Düşününce fark ediyoruz. Erkekliği küçümseyen ne çok ifade var. Soğan erkeği, salon erkeği, layt erkek, metroseksüel erkek derken son olarak hayatımıza giren psikolojik, sosyolojik vaka da prenses erkek. Prenses erkek deyince sadece evde anne baba parası yiyip yatanlar, çalışan karısının maaşına bağlı olanlar değil, modanın peşinde koşan, mağazalarda krem, parfüm arayan, spor salonlarından çıkmayan, yağ aldıran, botoks yaptıran, kaş düzelttiren erkekleri de bu kategoride sayabiliriz.

Sosyal medya akımlarıyla hipnotize ediyorlar

Her gün dijital platformlarda yeni akımlar üretiliyor. Büyük şirketlerin çoğunun artık kendi işlerine göre düzenledikleri yapay zekâları var. Kullanıcıları hipnotize edecek yöntemler kullanıyorlar. Bu sayede düne kadar kızlarının vücutlarını sergiledikleri sanal gönderilere ses çıkarmayanlar, bugün oğullarının makyaj videolarını izliyor.

Bu işte bir yanlışlık olduğunu gören birileri çıkıp “Aman ha!” diyerek bu akımların tehlikelerinden bahsediyor. Ancak aslolanı görmek kimsenin işine gelmiyor.

Prenses erkekler

Muktedirler, platformlarda son zamanlarda yükselen bir akımla aslında birkaç yüz yıldır sürdürülen bir mühendisliğin meyvelerini topluyorlar. Çalışmalarının son ürünü, “Prenses Erkek”. Kırılgan, süslü, zayıf, sessiz...

Bugün tüm toplumlarda yaşadığımız şey aslında bir erkeklik krizi değil, erkekliğin ve kadınlığın birlikte tek tipleştirildiği bir yönetim tasarımı. Adı konmamış olsa da işleyen mekanizma, “Tek tip insan mühendisliği”dir. Bunun en görünür yüzü ise erkeklik üzerinden yürütülüyor.

Son aşamada tek bir erkeklik modeli üretildi: Yumuşak, kararsız, risk almayan, bedenî ve psikolojik olarak pasif, sürekli özür hâlinde.
Son aşamada tek bir erkeklik modeli üretildi: Yumuşak, kararsız, risk almayan, bedenî ve psikolojik olarak pasif, sürekli özür hâlinde.

Bu tasarım, özgür birey üretmez, uyumlu profil üretir. Bu mühendislik erkekliği dönüştürmez; elekten geçirir. Kabul edilebilir olanı bırakır, geri kalanını “toksik”, “ilkel”, “tehlikeli” diye imha eder. Sonunda geriye kalan erkek tipi toplumun ihtiyacına değil; muktedirin konforuna hizmet eden bir figür hâline gelir.

Düşününce fark ediyoruz. Erkekliği küçümseyen ne çok ifade var. Soğan erkeği, salon erkeği, layt erkek, metroseksüel erkek derken son olarak hayatımıza giren psikolojik, sosyolojik vaka da ‘prenses erkek’.

Prenses erkek deyince sadece evde anne baba parası yiyip yatanlar, çalışan karısının maaşına bağlı olanlar değil, modanın peşinde koşan, mağazalarda krem, parfüm arayan, spor salonlarından çıkmayan, yağ aldıran, botoks yaptıran, kaş düzelttiren erkekleri de bu kategoride sayabiliriz. Kimisi tüysüz yumurta gibi, kimisi sanırsın modern derviş. Salmış kendini, “bir hırka bir lokma” diye ama hırka da öyle normal bir hırka değil, illâki o Sivas'ın ilçesi olan markadan olacak, lokma da hazır paketli gıda olacak.

Gerçek Hayat 1117. Sayısı
Gerçek Hayat 1117. Sayısı

Uyardık, uyarıyoruz!

Henüz ülkemizde aile yılı ilân edilmeden Gerçek Hayat olarak son birkaç yılda aileleri erozyona uğratan, nesilleri ifsad eden birçok dosya ve kapak yaptık. Son konumuz da “Ev Genci”ydi. Artık sık sık haberlerde gördüğümüz bir kavram. Peki, ev gençleri büyüyünce ne oluyor? Ev erkeği ya da ev kadını mı?

Tarih boyunca erkeklik tek biçimli değildi. Savaşçı erkek vardı, zanaatkâr erkek vardı, bilge erkek vardı, aileyi sırtlanan erkek vardı. Sert olan da vardı, sessiz olan da. Ortak nokta şuydu: Erkeklik fonksiyonel bir roldü.

Erkek rızık getirirdi, korurdu, sorumluluk alırdı; sözüyle ve bedeniyle erlik gösterirdi. Başarısız olursa küçümsenirdi ama model iptal edilmezdi. ‘Erkeklikten düşen kişi’ ayıplanırdı, ‘erkeklik kavramı’ değil.

Bugün olan bunun tersi. Artık kişi değil, erkekliğin kendisi mesele ediliyor.

Bu dönüşümün kırılma noktası ahlâkın cinsiyetlendirilmesidir. Ahlâk kadına, suç erkeğe yazıldı. Kadın “doğuştan duyarlı”, erkek “doğuştan sorunlu” ilân edildi. Erkek ahlâkın öznesi olmaktan çıkarıldı; ahlâksızlığın potansiyel faili hâline getirildi.

Bu, kadın lehine bir kazanım gibi sunuldu; ancak gerçekte her iki cinsiyeti de insanlıktan uzaklaştıran bir projenin neticesi.

Güçlü erkek ve güçlü kadının birlikte var olduğu, ailenin ayakta kaldığı toplumlar yönetilmesi zor toplumlardır. Yalnız birey, köksüz birey, sürekli kendini suçlayan birey ise kolay yönetilir. Ahlâk, erdem olmaktan çıkar, disiplin aracına dönüşür. Terapi sektörü, kimlik siyaseti, medya ve algoritmik ekonomi bu kırılmadan beslenir. “Bu çağın iktidarı erkekten korkmaz; kontrol edilemeyen erkekten korkar. Kadını sevmez; sorgulayan kadından korkar.” Bu yüzden parçalanmaları şarttır.
Güçlü erkek ve güçlü kadının birlikte var olduğu, ailenin ayakta kaldığı toplumlar yönetilmesi zor toplumlardır. Yalnız birey, köksüz birey, sürekli kendini suçlayan birey ise kolay yönetilir. Ahlâk, erdem olmaktan çıkar, disiplin aracına dönüşür. Terapi sektörü, kimlik siyaseti, medya ve algoritmik ekonomi bu kırılmadan beslenir. “Bu çağın iktidarı erkekten korkmaz; kontrol edilemeyen erkekten korkar. Kadını sevmez; sorgulayan kadından korkar.” Bu yüzden parçalanmaları şarttır.

Erkek ‘ahlâkla’ pasifleştirildi

Sanayi Devrimi sonrası topluma şu dayatıldı: Erkek, rekabet, çıkar, siyaset peşinde koşarken kirlendi. Kadın ise evde çocuklarına bakan, duygulu, vicdanlı olarak temiz kaldı.

Bu ayrım mâsum görünüyordu ama ölümcül neticeleri oldu. Burada ilk kez açıkça şu söylendi: Erkek dünyayı yürütür ama kirletir. Kadın insanlığı temiz tutar.

Ahlâk kadına devredildi. Hatta kadın artık sadece ahlâklı değil, ahlâkın kendisi oldu.

Erkek ise dürtülerle boğuşan, kontrol edilmesi gereken, potansiyel günahkâr olarak kodlandı.

Modern erkek suçluluğunun tohumu burada atıldı.

20. yüzyılda din zayıfladı, ama ahlâk yok olmadı. Yerine psikoloji geçti. Ve psikoloji şunu yaptı: Acı çeken eşittir haklı, kırılgan olan eşittir masum. Diğer yanda güçlü olan eşittir şüpheli oldu.

Toplumsal olarak kadın daha çok zarar gören, daha çok bastırılan, daha çok incinen olarak konumlandığı için ahlâkî üstünlük bilimsel bir dil kazandı.

Artık mesele erdem değil, “Kim daha çok zarar gördü?” mücadelesine döndü.

1970’lerde feminizm, ilk aşamada ahlâkı eleştiri aracı olmaktan çıkarıp, kimlik zırhına dönüştürdü.

Kadın sistematik mağdur, dolayısıyla etik olarak üstün, erkek olağan fâil dolayısıyla etik olarak borçlu konuma düştü.

Bu noktada ahlâk, eşitlik üretmeyi bıraktı; hiyerarşi üretmeye başladı.

İkinci aşamada erkekliğin temel fonksiyonları geçersiz ilân edildi: Rızık “gereksiz”, koruma “tehlikeli”, yön verme “kontrolcü” sayıldı. Erkekliğin içi boşaltıldı ama kabuğu bırakıldı.

Erkek hâlâ erkek gibi davranmalıydı ama davrandığında suçlanıyordu. Ortaya çıkan şey, rol çatışması değil, rol imkânsızlığıydı.

Son aşamada tek bir erkeklik modeli üretildi: yumuşak, kararsız, risk almayan, bedenî ve psikolojik olarak pasif, sürekli özür hâlinde. Bu modele uymayan erkek “problemli”, “tehlikeli”, ya da “geri” ilân edildi.

Eşcinsellik, estetik baskısı ile erkekliğin etkisizleştirilmesi için araçsallaştırılırken verilen mesaj açıktı: Maskülen olma, sert olma, iddialı olma. Bunlar tehlikelidir.

Yumuşak ol!

Belirsiz ol!

Sınırlarını sil!

Pasif ol!

Platformlar sürecin dinamosu

Yüzyıllar süren bu dönüşümde sosyal medya bu sürecin hızlandırıcısı oldu. Marjinal tipler çoğunluk gibi sunuldu. Kararlı ve iddialı erkek karikatürleştirilirken, “Kırılgan erkek” idealleştirildi. Burada olan tabii ki temsil çoğunluğu değil; algı yönetimiydi.

Sonuçlar artık herkesin gözünün önünde. Erkek çocukları eğitimden de işten de riskten de uzak dururken, oyun bağımlılığı devamlı artıyor. “Ev genci” bir istisna değil, yeni bir gerçeklik olarak yerini sağlamlaştırıyor.

Öte yandan bu mühendislik yalnızca erkekliği tasfiye etmiyor; kadınlığı da tek tipleştiriyor. Ancak bunu iptal ederek değil, kutsayarak yapıyor.

Bugün makbul kadın; çerçevesi belli düzende bilinçli, empatik, politik olarak doğru, sürekli farkındalık hâlinde olandır. Bu modele uymayan kadın ya “bastırılmış” ya da “yanlış bilinçli” ilân edilir.

Anne olmayı önceleyen, ailesini merkeze alan kadın özgür tercih yapmış sayılmaz. Böylece kadınlığa da tek bir ilerleme rotası çizilir.

Tek tip kadınlık ahlâkla korunur. Kadının hataları şartlara bağlanır; erkeğin hataları karaktere. Erkek ahlâkla yargılanır, kadın ahlâkla savunulur.

Bu asimetri ne eşitliktir ne adâlet. Bu, işlevsel bir dengesizliktir.

Bu mühendislik kime hizmet ediyor?

Güçlü erkek ve güçlü kadının birlikte var olduğu, ailenin ayakta kaldığı toplumlar yönetilmesi zor toplumlardır.

Yalnız birey, köksüz birey, sürekli kendini suçlayan birey ise kolay yönetilir. Ahlâk, erdem olmaktan çıkar, disiplin aracına dönüşür. Terapi sektörü, kimlik siyaseti, medya ve algoritmik ekonomi bu kırılmadan beslenir. “Bu çağın iktidarı erkekten korkmaz; kontrol edilemeyen erkekten korkar. Kadını sevmez; sorgulayan kadından korkar.”

Bu yüzden parçalanmaları şarttır. Bu düzen insan üretmez; profil üretir.

Bu düzen insanı bastırmaz; biçimlendirir. Zorlamaz; arzulandırır. Erkekliği suçlulukla, kadınlığı ahlâkla kodlayarak, her ikisini de algoritmaya uygun profillere indirger.

Gönüllü kulluk

Bugün Instagram, TikTok, X ya da Facebook’ta olan şey klasik sömürü değil. Kimse zorla çalıştırılmıyor. Maaş yok. Sözleşme yok. Hak yok.

Ama herkes içerik üretiyor, görünürlük için yarışıyor, kendini denetliyor, başkalarını yargılıyor.

Yani ücretsiz emek var, ama adı emek değil; “ifade”, “paylaşım”, “özgürlük”.

Algoritmalar net, tanımlanabilir, tahmin edilebilir profiller ister.

Çünkü: belirsiz insan satılamaz, çoğul insan yönetilemez, çelişkili insan algoritmayı bozar.

İşte burada tek tip insan mühendisliği devreye girer.

Platformların sevdiği erkek tipi: Öfkesini bastıran ama içerik üreten, itiraz etmeyen ama duygusunu sergileyen, politik olarak risk almayan, ahlâki olarak sürekli kendini sorgulayan.

Bu erkek tehlikeli değildir, örgütlenmez, aile kurmakta tereddüt eder, enerjisini sisteme değil, kendini düzeltmeye harcar.

Yani erkekliğin politik ve toplumsal gücü iptal edilir, duygusal bir vitrine dönüştürülür. Bu tam olarak platform mantığıdır.

Tek tip kadınlık

Kadınlık burada bastırılmaz; kodlanır. Makbul kadın, duyarlı, empatik, doğru tarafta, farkındalığı yüksek, söylemi kusursuz.

Bu kadın ahlâk üretmez, ahlâk dağıtır. Platformlar için bu mükemmeldir çünkü kadın içerik üretir, erkek içerik tüketir ve çatışma sürer, kadın özgürleşmez; ahlâk moderatörüne dönüşür. Bu da düzenin kazanmasını sağlar.

Hanımlar, beyler şunu açıkça ifade edelim ki köşeleri yumuşatılmış, kimliksizleşmiş, hiçkimseleşmiş çocuklarınıza bırakacağınız maddi, manevi mirasınızı onların elinden alacaklar. Mülkleri olmayacak. Mülk olarak gördükleri de bir platformdaki asla gerçekten sahip olamayacakları dijital bir kod olacak. Kişilikleri de olmayacak. Bunu çocuklarınıza öğretin ve o platformları izlemeyi, izletmeyi bırakın. Hipnozdan çıkmanız biraz zaman alsa da sonunda kazanan siz olacaksınız.
Hanımlar, beyler şunu açıkça ifade edelim ki köşeleri yumuşatılmış, kimliksizleşmiş, hiçkimseleşmiş çocuklarınıza bırakacağınız maddi, manevi mirasınızı onların elinden alacaklar. Mülkleri olmayacak. Mülk olarak gördükleri de bir platformdaki asla gerçekten sahip olamayacakları dijital bir kod olacak. Kişilikleri de olmayacak. Bunu çocuklarınıza öğretin ve o platformları izlemeyi, izletmeyi bırakın. Hipnozdan çıkmanız biraz zaman alsa da sonunda kazanan siz olacaksınız.

Gönüllü kulluk neden bu kadar güçlü?

Çünkü düzen şunu yapar: İtaati zorlamaz, arzulatır. İnsanlar şuna inanır: “Kendim paylaşıyorum”, “kendim seçiyorum” ,“kendim eleştiriyorum.”

Oysa gerçekte: Hangi erkekliğin makbul olduğu bellidir, hangi kadınlığın alkışlanacağı bellidir, hangi cümlenin linç edileceği bellidir.

Bu yüzden kimse “baskı altındayım” demez. Herkes “doğruyu savunuyorum” der.

Sonunda güçsüz, köksüz, kimliksiz, cinsiyetsiz, mülksüz silik bir toplum ortaya çıkar.

İşin kötü yanı bu sistem çökmüyor. Çünkü insanlar isyan etmiyor. Çünkü herkes kendini fâil değil, haklı hissediyor. Tarihin hiçbir döneminde insanlara bu kadar rahat hükmedilemedi.

Avustralya'da 16 yaşından küçüklere sosyal medyayı yasakladılar. Batının en müreffeh ülkesinde nasıl böyle yasakçı bir zihniyet olabilir? Böyle şeyler sadece Kuzey Kore gibi ülkelerde olmuyor muydu? Ancak durum sandığınız kadar ütopik değil.

Hanımlar, beyler şunu açıkça ifade edelim ki köşeleri yumuşatılmış, kimliksizleşmiş, hiçkimseleşmiş çocuklarınıza bırakacağınız maddî, mânevî mirasınızı onların elinden alacaklar. Mülkleri olmayacak. Mülk olarak gördükleri de bir platformdaki asla gerçekten sahip olamayacakları dijital bir kod olacak. Kişilikleri de olmayacak. Bunu çocuklarınıza öğretin ve o platformları izlemeyi, izletmeyi bırakın. Hipnozdan çıkmanız biraz zaman alsa da sonunda kazanan siz olacaksınız.

Size sunulanı değil, aradığınızı bulacağınız bir kaynak olarak dijital platformları bilinçli bir şekilde kullanın. Yoksa kendinizi, oğlunuzun makyaj videosundan kazandığı paralara sevinirken bulabilirsiniz.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026