Esad devrildi, Rusya gitmedi: Moskova'dan Suriye'ye askeri sevkiyat

Moskova, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’deki üslerine 1.5 yıl sonra ilk kez yeniden askeri sevkiyat başlattı. ABD yaptırım listesinde yer alan Sparta kargo gemisi, savaş gemilerinin refakatinde Akdeniz’deki Tartus Limanı’na ulaştı. Ankara'nın yakından takip ettiği bu hamle, yeni Suriye yönetimiyle varılan stratejik denge ve ortak güvenlik kaygılarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Rusya, Şam'daki yönetim değişikliğine rağmen Suriye’deki jeopolitik mevzilerini koruma kararlılığını sahaya yansıtmaya başladı. Yaklaşık bir buçuk yıllık aranın ardından Moskova, ülkedeki askeri üslerine yeniden yığınak yapma sürecine girdi. ABD yaptırım listesinde bulunan Rus kargo gemisi Sparta, savaş gemilerinin koruması altında Akdeniz’deki Tartus Limanı’na demirledi. Yaşanan bu askeri hareketlilik, bölgedeki dengeleri değiştiren Esad rejiminin devrilmesi sürecinden sonra Rusya ordusunun Suriye topraklarında kalıcı olmaya devam edeceğini net bir şekilde gösteriyor.
Moskova'nın Akdeniz kapısı ve askeri üsler
Tartus Limanı ve Hmeymim Hava Üssü, Rusya Federasyonu’nun Akdeniz’deki varlığı için hayati bir önem taşıyor. Bu askeri tesisler, Moskova'nın sadece Orta Doğu'daki gücünü tahkim etmekle kalmıyor, aynı zamanda Afrika kıtası ve diğer küresel dış operasyonları için kritik bir lojistik merkez vazifesi görüyor. Birçok Batılı yetkili ve analist, Beşar Esad’ın devrilmesiyle birlikte Rusya’nın Suriye’deki nüfuzunun tamamen sona ereceğini öngörüyordu. Ancak sahadaki son gelişmeler ve limana yanaşan askeri gemiler, bu beklentilerin aksine bir tablonun ortaya çıktığını kanıtladı.
Suriye'de yeni yönetim ve Rusya ile uzlaşı
Suriye’nin yeni lideri Ahmed Şaraa, geçmişte karşı karşıya geldiği Rusya yönetimiyle pragmatik bir diplomatik süreç işleterek masaya oturdu. Moskova, Şam'daki yeni hükümete yönelik petrol ve buğday desteği sözü vererek diplomatik ve ekonomik elini güçlendirdi. Bu hamle, Türkiye sınırındaki istikrarı ve bölgesel jeopolitiği de doğrudan etkileyen yeni bir iş birliği modelini beraberinde getirdi. Suriye yönetimi Moskova'yı bölgesel bir denge unsuru olarak görürken, Rusya da Akdeniz'deki stratejik varlığını güvence altına almış oldu.
Reklam
İki ülkenin ortak güvenlik tehditleri ve sınır ötesi riskler
İki başkent arasındaki anlaşmanın temelinde sadece lojistik ve ekonomik iş birlikleri değil, aynı zamanda ciddi ortak güvenlik kaygıları yer alıyor. Devrilen Esad rejiminin üst düzey bürokrat ve askeri isimlerinin bir kısmı Rusya’ya sığınmışken, eski Sovyet coğrafyasından gelen bazı radikal unsurlar hala Suriye sahasında varlığını sürdürüyor. Bu durum Moskova için doğrudan bir iç güvenlik tehdidi oluşturduğundan, askeri üslerin faal kalması her iki taraf için de radikalizmle mücadelede ortak bir zemin sağlıyor.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.