Okul saldırılarıyla ilgili çarpıcı tespit: 'Saldırganların yüzde 94'ü önceden söylüyor'

TBMM bünyesinde kurulan Okul Saldırılarını Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürürken, uzmanların komisyona yaptığı sunumlarda dikkat çeken tespitler paylaşıldı. Uzmanlar, okul saldırganlarının büyük bölümünün saldırı planlarını önceden en az bir kişiyle paylaştığını belirtirken, akran zorbalığı, madde kullanımı ve dijital platformlardaki risklerin şiddet olaylarıyla yakından ilişkili olduğuna dikkat çekti.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının ardından kurulan Meclis Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Komisyon üyeleri, üç gün boyunca bölgede incelemelerde bulunarak okulları ziyaret edecek, mağdur ailelerle görüşecek ve olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunacak.
Komisyonun son toplantısında eğitim ve siber güvenlik alanındaki uzmanlar dikkat çeken tespitler paylaştı. Sunumlarda okul şiddeti, akran zorbalığı, madde kullanımı ve dijital platformlardaki riskler öne çıktı.
Komisyonun dün yapılan toplantısında sunum yapan Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şule Alan, okullardaki şiddet olaylarının çocukların ruh sağlığı, sosyal ve duygusal kırgınlıklarıyla yakından ilişkili olduğunu söyledi.

Akran zorbalığı ve akademik başarı
Küçük yaşlara kadar inen madde kullanımının da büyük bir problem olduğunu belirten Alan, "Bunun davranışla ilişkisinin olmaması, şiddetle ilişkisinin olmaması beklenemez." dedi.
Yaptığı çalışmanın sonuçlarını paylaşan Alan, şöyle devam etti;
"Yaptığımız araştırmada bulguları Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve İstanbul'dan. Bir okulda akran zorbalığı ne kadar çoksa o kadar akademik beceri düşüyor. Bir okulda ne kadar birbirine güven varsa o kadar matematik skorlarının yükseldiğini, akademik skorlarının yükseldiğini görüyorsunuz. Ne kadar dayanışma varsa aynı şekilde bunları görüyorsunuz. Bunlar on binlerce çocuğu içeren örnekler bunlar"

'En az bir kişiye anlatıyorlar'
Türkiye'de siber ve emniyetteki birimlerin yetersiz olduğunu ve dijital medyada siber zorbalığın arttığını savunan Uluslararası Siber Güvenlik Federasyonu Başkanı Batuhan Tosun, şu şekilde konuştu:
"U.S. Secret Service'in bulgusu olarak planlanan okul saldırılarının yüzde 94'ünde saldırıyı planlayan kişi niyetini önceden en az bir kişiyle paylaşmış oluyor. Bakın, yüzde 94'ü. Bu şu demek; zaten saldıran kişi popüler olmak için bunu yapıyor, ya dikkat çekmek için yapıyor, ya çok büyük bir travması olduğu için bunu yapıyor. Buradaki popülasyon çok önemli. Sandy Promise bulgusu, 4 saldırgandan 3'ünden fazlası planlarını önceden birilerine söylemekte. Bunlar net ve gerçek veriler, bulgular. Okul saldırılarına bakarsak bunların tamamı internet üzerinden forumlarda en az 1 ayak izi bıraktılar. Bizdeki gerçekleşen saldırılarda da bıraktılar. Facebook'tan saldırıyı gerçekleştirmeden önce mesaj paylaştılar, dikkatleri üstüne çekmek istediler çünkü amaçları her şeyden önce dikkat çekmekti. Dolayısıyla erken tespit ve erken müdahale burada çok önemlidir. Sandy Promise anonim ihbar sistemi üzerinden 403 binden fazla ihbar alınmış, 19 okul için saldırı önlenmiş, bin 269 gencin hayatı kurtulmuş. AP verilerini incelediğimiz zaman 395 bin ihbar ve 19 okul saldırısı önlenmiş. Yapacağınız şey sadece ortak veriyi işlemek. Ortak veriyi işleyerek bunun önüne lokal kolluk kuvvetlerini de dahil ederek geçebiliriz."
Tosun ayrıca, Türkiye'de veri altyapısında güçlü bir adım atıldığını ve yapay zeka aracılığıyla verilerin işlenmesi halinde erken uyarı sisteminin devreye alınabileceğini dile getirdi.
'İnternette pompalı tüfek iki bin TL'ye satılıyor'
Tosun, okullara yönelik saldırı gerçekleştirmenin bir akım haline geldiğini ve bunun küresel düzlemde, 'Mass shoting' olarak nitelendirildiğini ifade etti. Tosun, "Ne yazık ki elinde cep telefonu tutan herkesin yaşayabileceği farklı siber zorbalıklar var. Şimdi, bu, 'Darknet' dediğimiz internet dünyası forumda çocuk açık açık yazmış, demiş ki; 'Pompalı tüfek 2 bin TL' Batman'dı yanlış hatırlamıyorsam, forumda satıyor. Elinde telefonu interneti olan bir çocuğun buraya erişimi mümkün." açıklamasını yaptı.


Komisyonda sunum yapan Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Taner Atmaca, şunları anlatı:
"Bizim önerimiz; Özellikle okul temelli bir izlemin, okul temelli bir takip sisteminin muhakkak ki yaygınlaştırılması yönünde ve veri oluşturulması yönünde. Ondan kaynaklı, bir 'KORU Ağı Sistemi'ni sunmak istiyorum. Aslında dört-beş sene önce Sayın Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer Beyefendi'ye de benzer bir öneride bulunmuştum buradaki bir şûrada fakat zannedersem yoğunluktan kaynadı. Özellikle okulların haritalandırması, dezavantajlı konumda bulunan okulların yıl yıl ya da ay ay ya da dönemlik olarak izlenerek müdahale programlarının bizzat kapalı devre sistemle izlenerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilmeli. Ayrıca haritalandırılarak riskli bölgelerdeki okullara daha fazla politik anlamda belki itina gösterilmesi ya da pedagojik anlamda daha fazla itina gösterilmesi konusunda bir önerimiz olmuştu. KORU Ağı Sistemi'nin açık ve uzun ismi, 'Kurumlar Arası Ortak Risk Uyarı ve İzleme Ağı Sistemi' aslında, 'KORU' olarak hem akılda kalması hasebiyle hem de güzel bir anlam taşıması hasebiyle burada Komisyon'a önermek istiyorum."


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.