Sadeliğin huzuru

Bağdagül Öz
10:00, 12/01/2026, PazartesiG: Güncelleme: 11:34, 12/01/2026, Pazartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Sadeliğin huzuru
Sadeliğin huzuru

Özellikle kadınların aç gözlülüğünü bu dünyada ne doyurabilir kâmil bir imandan başka. Evdeki dolaplar tıka basa kıyafet, vitrinler hiçbir zaman kullanılmayacak ve hiçbir işe yaramayacak süs eşyaları ve mutfaklar ömürde sadece birkaç kez kullanılacak pahalı malzemelerle dolu. Buna rağmen her şeyi ama her şeyi almak istiyoruz, istiyorlar!

Yönetmen Hasan Özgen, "Bir Yenilginin Anatomisi" belgeselini çekerken yaşadığı ilginç bir hâdiyesi anlatıyor.

İsmini zikretmediği bir kadınla arasında şöyle bir konuşma geçmiş:

Hasan Özgen: Kaç çift ayakkabınız var?

Kadın: Kocamla ayrıldığımda en çok buna sevindim. Çünkü onun kullandığı ayakkabı dolapları bana kaldı.

- Hanımefendi kaç çift?

- Sizce…

- 50

- Çık çık

- 100

- Çık çık

- 200

- Eh

- Hepsini giyseniz 200 gün eder. İçinde hiç giymediğiniz var mı?

- Henüz hiç giymediğim 15-20 çift var.

- Peki, bu kadar ayakkabı bolluğunda hâlâ satın almayı düşündüğünüz ayakkabı var mı?

- Var tabi. Kafaya koyduğum 6-7 çift ayakkabı var.

Hasan Özgen soruyor: “Bunu nasıl açıklayacağız, bu para bolluğu mu yoksa ruhî doymazlık mı? Hayattan tad almamak mı, yoksa var olamamak mı? Bu sistem insanları var etmiyor yok ediyor bunu görmemiz lazım. Çürütüyor! Çünkü var olmak daha basit şeylerle mümkün. Hayat kavramı içerisinde bu var. Bedava verilmiş bir şeyi anlayamıyoruz hâlâ, oysa o bize var olma şansı veriyor.

Biz var olmayı; satın alma, satma, tüketme, yeme-içme, apartmana taşınma, şehir değiştirme vs. gibi kavramlarla değiştirdik. Mesleğimizde iddialı olma, en çok kazanan olma… Para kazanmaya karşı değilim de kendini var ediyorsan kazan. Ben iyi-kötü zenginleri de görüyorum ve ben onlardan iyi yaşıyorum. Çünkü hayata sadığım iyi kötü…”

Bir başka videoda ise evin beyi, hanımı ve çocukları ile bir yandan kahvaltı yapıyor, diğer yandan da sohbet ediyor ve şöyle diyordu: “En büyük zenginlik sağlık ve sadeliktir. Sade bir hayat bana göre en büyük zenginlik.

Diyelim ben milyoner bir adamım, jet almak istiyorum ama param yetmiyor bütün gün kafayı yiyorum. Bu çocuk, sakız almak istiyor ama parası yetmiyor. Aslında o da fakir ben de fakirim. Ben jet alamadığım için o da sakız alamadığı için kafayı yiyoruz. Aslında bu çocuktan daha zengin değilim, ikimiz de fakiriz.

Beklentin düşükse yahut yaşadığın hayatı kabul edebiliyorsan ve bundan rahatsızlık duymuyorsan en zengin sensin. Çünkü yükseğin daha yükseği var. Asıl fakirlik açgözlülüktür. Çok kıyafet alıyorum ama doymuyorum, daha fazlasını istiyorum. Ama sen üç tane ile yetinebiliyorsun bu sebeple sen benden daha zenginsin. Benim beynim fakir bu sebeple daha fazlasının daha fazlasının peşinden koşuyorum.”

Oysa gerçek zenginlik sadece iman sahibi olmak ve başkasının hiç bir şeyinde gözü olmamakla mümkündür. Bu hususta Hz. Ebu Hureyre (r.a.)’den gelen bir rivayette Rasülullah (a.s.v.) şöyle buyururlar: Zenginlik mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.”

Ne yazık ki günümüzde fakirlik ve açlığı az para sahibi olmakla değerlendiriyorlar. Yukarıdaki Hadis-i Şerif’te buyurulduğu ve videolarda da ifade edildiğinden hareketle ülkemizde pek zengin kalmadı desek galiba abartmış olmayız.

Zira yıllık tüketim çılgınlığına, herkesin evindeki eşyanın bolluğuna, iyilikte ve dağıtmadaki cimriliğe bakılınca aksini düşünmek imkânsızlaşıyor. Pek çok gelişmiş ülkedeki insanlar bisiklete binmekten utanmaz. Bizde bisiklet sadece maddi darlık yaşayanlar içindir. Pek çok servete sahip kimselerin bindiği minik araçla birini görsek biz küçümseriz ve onu cimri olmakla itham ederiz. Oysa belki de o kişi kibirden uzak yaşamayı ve nefsine hâkim olabilmeyi başarmış biridir. Ama meseleye pek de bu gözle bakmayız. Ülkemizde sadece sokaklardaki araçların miktar ve lükslüğüne bakarak aç gözlülüğümüz, gösteriş merakımız, israfımız hakkında kolaylıkla bir hükme varabiliriz.

Özellikle kadınların aç gözlülüğünü bu dünyada ne doyurabilir kâmil bir imandan başka. Evdeki dolaplar tıka basa kıyafet, vitrinler hiçbir zaman kullanılmayacak ve hiçbir işe yaramayacak süs eşyaları ve mutfaklar ömürde sadece birkaç kez kullanılacak pahalı malzemelerle dolu. Buna rağmen her şeyi ama her şeyi almak istiyoruz, istiyorlar!

En dar gelirlinin elindeki telefon, evleri işgal eden mobilyalar, avizeler ve daha niceleri. Senede birkaç kez lazım olacak veya olmayacak şemsiyeni bile kıyafetine uydurmak için onlarca şemsiye alan kadınların aç gözlülüğü sade bir hayata izin verir mi?

Kız istemeler, nişanlar, düğünler, umre kutlamaları, çocuk yaş günleri, mezuniyet baloları, bilmem neyin partileri ve say say bitmeyecek yeni görgüsüzlüğün yeni âdetleri ve daha niceleri nefsânî hazların ve aşağılık kompleksinin bir neticesi değil, aynı zamanda beyin fukaralığının da bir göstergesi.

Onca israf ve açgözlülüğün huzur getirmediği, aksine huzurun sadelikte olduğunu insan keşke bir düşense... Düşünmüyor ve düşkünleşene dek bu anlamıyor ve anlamak istemiyor. Eskiden komşuda olan bir alet tüm sokağın veya köyün ihtiyacını görürken şimdi herkeste onlarcası var.

Bu, mala takmak, dayanışma ruhunu kaybetmek, bencilleşmek, israf salgınına yakalanmak değilse nedir? Bizi bundan ancak İslam’a kâmilen iman etmek, İslam’ı anlamak, İslam’ı yaşamak dolayısıyla fazilet sahibi olmak, gözü ve nefsi doyurmak koruyabilir.

Bize “bir lokma bir hırka” nasihatini zengin olmamak olarak anlattılar. Oysa gerçek hayat, gerçek zenginlik, gerçek huzur o düşüncede, o nasihatte, o incelikte gizliymiş. Artık hepimizin her şeyi var ama ülkece huzurumuz yok, mutlu değiliz, hiçbir sahada güven içinde değiliz. Sadece biz değil bütün dünya bu halde.

Mutedil bir yol olan İslam bize mutedil olmayı, yani Rasülullah (a.s.v.)’ın ifadesiyle “vasat ümmet” olmayı öğütledi yahut istedi ama biz buna riayet etmedik, edemiyoruz!

Huzur arayan tepeden tırnağa sadeleşsin!

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026