Yaşlılar aileden kopuyor, gençler yeteneksizleşiyor!

Ali Şenel
09:00, 04/04/2026, Cumartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Yaşlılar aileden kopuyor, gençler yeteneksizleşiyor!
Yaşlılar aileden kopuyor, gençler yeteneksizleşiyor!

Gençlerin zekâları geriliyor, insanlar yalnızlığa mahkûm oluyor, evlilik modern hayatın içinde gereksiz ve ertelenebilir bir vâkıa olarak görülüyor ve yaşlılar aileden birer birer ayrılıyor. Araştırmalara göre işte şu anda toplumun içinde olduğu durum kabaca böyle.

Gazeteci Nevşin Mengü’nün evlilikle ilgili yarı şaka yarı itiraf cümlesi aslında çağın ruhunu ele veriyor: “Gençken olmuyor, sonra da kimi çekeceksin?” Bu söz, bir kuşağın tereddüdünü özetliyor.
Modern insan artık sadece işini, şehrini ya da hayat tarzını değil; evliliğin zamanını bile planlayan, erteleyen ve çoğu zaman belirsizliğe bırakan bir varlığa dönüştü.

Fakat ertelenen yalnızca evlilik değil. Aile kurma geciktikçe birlikte büyüme ihtimali de öteleniyor. Çocuk doğumu gecikiyor, kuşaklar arasındaki yaş farkı açılıyor, büyükanne-büyükbaba halkası zayıflıyor. Bunun neticesi yalnızca demografik bir değişim değil; aynı zamanda ilişki kuramama anlamına gelen bir kara delik. Yalnız yetişen çocuklar, yalnız yaşlanan yetişkinler ve hafızasını kaybeden toplumlar…

Modern insan artık sadece işini, şehrini ya da hayat tarzını değil; evliliğin zamanını bile planlayan, erteleyen ve çoğu zaman belirsizliğe bırakan bir varlığa dönüştü.
Modern insan artık sadece işini, şehrini ya da hayat tarzını değil; evliliğin zamanını bile planlayan, erteleyen ve çoğu zaman belirsizliğe bırakan bir varlığa dönüştü.

Gençler ailesinden geride

Bugün gençlerin zihnî performansına dair tartışmalar da bu zeminde mânâ kazanıyor. Nörobilimci Jared Cooney Horvath gençlerde dikkat süresi ve beceri geliştirme sürecinde yaşanan dönüşüme dikkat çekiyor.
20. yüzyıl boyunca zekâ testlerinde gözlenen artışın bazı ülkelerde durduğu, hatta gerilediği konuşuluyor. Yeteneklerinin ebeveynlerinin gerisine düştüğü öne sürülüyor.
Bu değişim, tek başına gençlerin “daha az zeki” olduğu mânâsına gelmiyor ama kafalarının çalışma biçimlerinin değiştiğini gösteriyor. Ortada bir gerçek var ki önceki kuşaklar gibi değiller.
Yine de şunu soralım:
Bu dönüşüm sadece teknolojiyle mi ilgili?
Ekran süresi, eğitim sistemi ve dijital bağımlılık elbette önemli. Fakat bunlarla bitmiyor. Ailenin küçülmesi, kuşak temasının azalması ve hayatın giderek ağır bir yalnızlığa evrilmesi de zihnî gelişimi etkileyen faktörler arasında. Çünkü
çocuk yalnızca bilgiyle değil; ilişkiyle gelişir.
Karakter,
çoğu zaman aile içindeki küçük gerilimlerle, varlığa ortak sevinç, yokluğa sabırla ve birlikte yaşamanın zorunluluklarıyla şekillenir.

Hafızamızı kaybediyoruz

Eskiden evlilik biraz da “beraber büyüme” projesiydi. Kusurlar törpülenir, insanlar zaman içinde olgunlaşırdı. Bugün ise çoğu kişi “kusursuz eş” arayışında gecikmeyi tercih ediyor. Oysa
aile dediğimiz yapı mükemmel bireylerin birleşmesi değil; eksik insanların birlikte tamamlanma çabasıdır.
Evlilik geciktikçe

- çocuk sayısı azalıyor,

- akrabalık bağları kopuyor ve

- yaşlı kuşakla temas zayıflıyor.

Bu kopuş yalnızca duygusal değil; öğrenmeyi sağlayacak bilginin aktarıldığı zinciri de kopartıyor.

Araştırmalar kuşaklar arası bağın hem çocuklar hem de yaşlılar için anlamlı sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Emory University ve University of Cambridge bünyesinde yürütülen çalışmalar, büyükanne-torun etkileşiminin empati, hafıza ve ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Evolution and Human Behavior dergisinde yayımlanan bulgular ise torunlarıyla ilgilenen yaşlılarda daha düşük ölüm riski gözlemlendiğini bildiriyor. Bu verilere eklenmesi gereken başka nedenler olsa da kuşak bağının biyolojik ve zihinsel karşılığının varlığını ortaya koyuyor.
Bu araştırmaların, “ben”i öne çıkaran, yıllarca bunun propagandasını yapan ABD’de ortaya çıkması da ayrıca manidar.

Yalnızlar çoğalıyor, tahammül azalıyor

Burada mesele erken evliliği romantikleştirmek değil. Geniş aile yapısının her zaman huzurlu olduğu da söylenemez. Asıl mesele, birlikte yaşama kapasitesinin zayıflayıp zayıflamadığı. Modern hayatın hız kültürü içinde kişiler daha özgür ama daha yalnız. Kariyer baskısı, şehir temposu ve dijital dünyanın sürekli baskısı altında aile kurmak ertelenebilir bir seçenek haline geliyor. Fakat
ertelenen her bağ, kuşaklar arası mesafeyi biraz daha artırıyor.

Türkiye gibi toplumların hâlâ tamamen kaybetmediği bir refleks var: birlikte yaşama kültürü. Bu basitçe bir nostalji değil; sosyal dayanıklılığın bir biçimi. Çocuk aile büyüklerinden sabrı öğrenir, yetişkin sorumlulukla derinleşir, yaşlı ise aileye anlam verir. Bu döngü zayıfladığında yalnızlar çoğalır; yalnızlardan oluşan toplum ise daha kırılgan ve dış etkilere açık hale gelir.

Çözüm yalnızlıkta değil

Neticede mesele sadece evlilik yaşı ya da gençlerin zekâ seviyesi değil. Asıl mesele, ilişki içinde olgunlaşma imkânını kaybedip kaybetmediğimiz.
İnsan tek başına gelişebilir; fakat çoğu zaman başkasıyla birlikte derinleşir.
Sağlam nesiller yalnızca iyi okullarda değil, güçlü ilişkiler içinde yetişir.

Yeniden hatırlamamız gereken basit bir hakikat var: İyiyi kötüsüne katmadan, eksikle yaşamayı öğrenmeden ne sağlam aile kurulur ne güçlü nesil yetişir.

Medeniyet dediğimiz şey de biraz budur: Kuşakların birbirine temas edebildiği, yalnızlığın zannedildiği gibi kader değil, istisna olduğu uzun soluklu bir hayat ortaklığı.

Aileden kopan yaşlılar nereye gidiyor?
Aileden kopan yaşlılar nereye gidiyor?

İnsan yaşlanınca nereye gider?

“Aileden kopan yaşlılar nereye gidiyor?”
Diye şimdilik düşünmeyen gençler için şöyle kısa bir bilgi notu da eklemek isteriz:

İstanbul’da özel huzurevi tarifeleri yeni düzenlemeye göre aylık taban ücret 20 bin 250 TL, en yüksek fiyat ise 106 bin 616 TL’ye kadar çıktı. Ücretlere ayrıca yüzde 10 KDV ekleniyor.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre açıklanan rakamlar yalnızca bakım ve konaklama hizmetini kapsıyor. Fizik tedavi, diyaliz gibi ek sağlık hizmetleri ayrıca ücretlendiriliyor. Sektör temsilcileri, “İstanbul’da 20 bin liranın altında nitelikli özel huzurevi bulmak zor” diyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı huzurevlerinde oda fiyatları ortalama 10 bin TL’den başlıyor. Belediye tesislerinde ise ücretler daha düşük seviyede. Ancak buralarda da yer bulabilene aşk olsun.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026