Üç İstanbul’dan üç Ankara’ya

Osmanlı Devleti'nin son dönemine bizzat şahit olan Mithat Cemal Kuntay romanında, Batılılaşmayı sefa sürmek, Avrupa'ya gitmek, onlar gibi giyinip, onlar gibi yemek içmek zanneden siyasî erkin acınası haline ayna tutmuştur. Tuhaf olan, isimler ve mekânlar değişse de bugün kürsülerde “kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet, adalet, müsâvat, meşveret” diye bağıran kişilerin, ihanetlerinin ve ittifaklarının değişmemesidir.

Abdülhamid Han’a muhalefette buluştular
Eserin başkahramanı Adnan, hukuk okuması ve yaşadığı dönemi roman olarak yazmak istemesi bakımından Mithat Cemal Kuntay’la benzerlik taşır. Adnan, fakir bir avukat iken İttihat ve Terakki’nin iktidar yıllarında yükselişe geçer ve dönemin en zengin avukatlarından olur. Adnan’ın etrafındaki roman kişileri ve onların diyalogları, toplum ve iktidar arasındaki mutlak bağa dâir çözümlemeler yapmaya olanak tanır. Dizide de giyimden kuşama, yemek ve eğlence adâbından ikili ilişkilerin yozlaşmasına kadar pek çok detayı romana uygun bir şekilde görmek mümkündür.
Reklam
Hem yakın oldular hem de sövdüler


Siyonist Moiz zenginlere karışır
İttihat ve Terakki döneminde Selanik’te bulunan ve İttihatçılara katılan Moiz, işgal yıllarına gelindiğinde artık çok zengin bir Yahudi’dir. Abdülhamid Han döneminde Hidayet'in konağı, İttihatçıların döneminde Adnan'ın konağı neyse, işgal yıllarında Moiz'in konağı odur. Millet sefalet, savaş ve işgal altındayken; servetlerine borsadan, altın kaçakçılığından, her türlü pis işten servet katan yeni iktidar sahipleri artık Moiz'in konağında toplanmaktadır.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.