Sudan’da El Faşir katliamları için yeni soruşturma

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden Volker Türk, Cenevre’de düzenlenen acil toplantıda, Sudan’daki duruma ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Türk, “Uyarılarımız dikkate alınmadı. El Faşir’deki (Kuzey Darfur Eyaleti’nin başkenti) kan lekeleri, uzaydan bile fotoğraflandı. Uluslararası toplumun siciline düşen bu leke, daha az görünür olabilir; ancak verdiği zarar, en az bunun kadar ağırdır,” dedi.
Sudan’da iki yıl önce başlayan iç savaştan bu yana 150 binden fazla insan hayatını kaybetti, yaklaşık 64 12 milyon insan ise evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu kapsamda başlatılan yeni soruşturma, El Faşir’deki katliamları emreden ve fiilen gerçekleştiren kişi ve yapıların tespit edilmesini amaçlıyor. Öte yandan Türk, Sudan’daki savaşı “besleyen ve bundan çıkar sağlayan” kişi ve şirketleri açıkça uyardı. Ancak yetki belgesinde çatışmayı desteklediği iddia edilen diğer ülkelerden hiç bahsedilmemesi hayal kırıklığı yarattı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hızlı Destek Güçleri (RSF) adlı paramiliter gruba silah sevkiyatı yapmakla suçlanırken İran’ın da Sudan ordusuna çeşitli silahlar sağladığına yönelik iddialar da gündemdeki yerini koruyor. Öte yandan Sudan’daki insani yardım çalışmalarını sürdürmekte hâlihazırda ciddi zorluklar yaşayan ve nakit sıkıntısı çeken Birleşmiş Milletler’in, yeni başlatılan soruşturmayı gerçekten bağımsız ve güvenilir biçimde yürütebilmek için yeterli mali kaynağa sahip olup olmadığı da tartışma konusu.
El Faşir, 18 ay süren bir kuşatmanın ardından RSF’nin kontrolüne geçti. Kent, Darfur bölgesinde Sudan ordusu ve müttefiklerinin elinde kalan son şehir konumundaydı. RSF, -El Faşir başta olmak üzere- Darfur’un farklı bölgelerinde Arap olmayan toplulukları hedef almakla suçlanıyor. Grup ise bu iddiaları reddediyor. Çatışmanın en sarsıcı yönlerinden biri, işlenen ağır suçların bir kısmının faillerin kendileri tarafından kayda alınıp internette paylaşılmış olması. Uzmanlar ve araştırmacılar, dolaşımdaki bu video ve fotoğrafların dijital delil olarak analiz edileceğini ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasında kullanılacağını belirtiyor.
Reklam
Suçlular hesap verecek mi?
BM’nin Sudan’daki gerçekleri araştırma misyonunun üyesi Mona Rishmawi, El Faşir’de yaşananları “daha önce hiç tanık olmadığı” bir tablo olarak nitelendirdi. 20 yılı aşkın süredir Sudan’daki gelişimleri yakından izleyen Rishmawi, “Sudan halkı, özellikle şu anda El Faşir’de daha önce hiç görmediğim bir durumla karşı karşıya,” dedi.
Uluslararası kamuoyuna açıklama yapan Rishmawi, Darfur’da yaşanan acıların 20 yıl önce aynı bölgede Janjaweed milisleri tarafından gerçekleştirilen soykırımdan bile daha büyük bir boyuta ulaştığını söyledi. O dönemde saldırıların ağırlıklı olarak köyleri hedef aldığını hatırlatan Rishmawi, bugün ise paramiliter güçlerin yüz binlerce insanın yaşadığı şehirleri ve mülteci kamplarını hedef aldığını vurguladı. Rishmawi, “Yıkıcı eylemler, toplu katliamlar, tecavüzler, işkenceler, kayıplar ve çok daha fazlası... Bütün bunlar, 18 aylık kuşatma ve açlığın arka planında yaşanıyor,” ifadelerini kullandı.
G7 ülkeleri (Group of Seven denilen ve sanayileşmiş ekonomilerinden oluşan gayriresmî grup), yakın zaman önce yaptıkları ortak açıklamada Sudan’da artan şiddeti kınadı ve bu ülkedeki iç savaşı “dünyanın en büyük insani krizini” tetiklediğini belirtti. Açıklama, ABD’deki Trump Yönetimi’nin Sudan iç savaşına bugüne kadarki en güçlü müdahalesinin ardından geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, G7 Zirvesi’nde RSF’ye silah tedarikinin durdurulması için uluslararası eylem çağrısı yaptı ve bazı ülkeleri sert sözlerle eleştirdi.
ABD; Mısır ve Suudi Arabistan ile birlikte Sudan’daki krizin sona erdirilmesi için çalışan ülkelerden oluşan “Quad” grubunun da üyesi konumunda. Rubio, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Sudan’daki isyancılara destek verdiği iddialarına yol açan açıklamasında, 65 “Silah tedarikinde yer alan tarafların kimler olduğunu biliyoruz. Bu nedenle diğer ilgili ülkelerle birlikte Quad’ın bir parçası konumundalar,” dedi.
Reklam
Uzun süredir RSF’ye destek verdiği yönündeki iddiaları reddeden Birleşik Arap Emirlikleri, yaptığı açıklamada El Faşir’de RSF güçlerinin sivillere yönelik “iğrenç saldırılarından” endişe duyduğunu bildirdi. Ayrıca BAE açıklamasında, Sudan ordusunu “açlık taktiği uygulamak, yerleşim bölgelerini ayrım gözetmeksizin bombalamak ve kimyasal silah kullanmak” ile suçladı. Sudan ordusu ise bu iddiaları daha önce reddetmişti.
RSF cephesi de suçlamalara sert bir yalanlamayla karşılık vererek kendilerine yönelik “tüm ön yargılı açıklamaları” kınadı. Açıklamada, Sudan ordusunun ateşkesi reddetmesini örtbas etmek için RSF’nin günah keçisi hâline getirilmeye çalışıldığı savunuldu. RSF, El Faşir’i ele geçirdikten sonra ateşkesi kabul ettiğini duyururken Sudan ordusu, BAE’nin Quad içinde yer almasına karşı olduğunu, ancak sunulan öneriyi değerlendireceğini açıkladı. Buna karşın sahadaki çatışmalarda herhangi bir azalma yaşanmadı.
Kent nüfusunun yalnızca küçük bir bölümü, katliamların yaşandığı bildirilen El Faşir’den kaçmayı başarabildi. Uydu görüntülerinde yerlerde yığılmış cesetler ve kanla lekelenmiş alanlar dikkat çekiyor.
Afrika’nın kalbine uzanan silah rotası
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Sudan’daki yıkıcı iç savaş karşısında uluslararası toplumun “çok fazla numara ve gösteriş, çok az eylem” sergilediğini söyledi. Türk, “Bu zulümlere karşı durulmalı. Bütün bir nüfusu boyun eğdirmek ve kontrol altına almak için kullanılan apaçık bir zulüm gösterisiyle karşı karşıyayız,” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Uluslararası Af Örgütü, Sudan’daki çatışmalarda Sırbistan, Rusya, Çin, Yemen ve BAE’de üretilen silahların kullanıldığına dair kanıtlar bulunduğunu açıkladı. Dünya kamuoyuna sızdırılan BM raporuna göre Sudan’a yönelik silah ifade etti. Cooper, “Birleşik Krallık, herhangi bir saptırmayı önlemek de dâhil olmak üzere silah ihracatında çok katı kontroller uygulamaktadır. Bu konuyu, son derece ciddiye almaya devam edeceğiz,” dedi.
Reklam
Alarm veren insanlık
Darfur bölgesi, 2004 yılından bu yana BM silah ambargosu altında bulunuyor. Ancak insan hakları örgütlerinin çağrılarına rağmen bu ambargo, Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmedi. BM İnsani Yardım Şefi Tom Fletcher, BM Güvenlik Konseyine verdiği brifingde, “Çığlıkları duyamıyoruz. Ancak biz, bugün burada otururken bile korkunç olaylar devam ediyor,” ifadelerini kullandı. Bu arada Birleşmiş Milletler, El Faşir’den kaçmak zorunda kalan binlerce ailenin Kuzey Darfur’da son derece zor koşullar altında yaşadığını belirterek bölgede insani durumun hızla kötüleştiği uyarısında bulundu.
BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq ise Tawila ve çevresindeki insani durumun giderek ağırlaştığını belirterek, “Yerinden edilen insanlar; yeterli gıda, temiz su, barınak ve tıbbi bakımdan yoksun,” dedi. Hâlihazırda Tawila’da barınan 650 binden fazla insana El Faşir ve çevresinden kaçan binlerce yeni sivil eklenmiş durumda. Tawila El Omda bölgesinde, sıcaklıkların düşmesiyle birlikte 3 binden fazla insan; acil olarak örtü, hasır ve battaniyeye ihtiyaç duyuyor. Yaralılar, engelliler ve refakatsiz çocuklar da dâhil olmak üzere çok sayıda kişi açık havada uyumak zorunda kalıyor. Benzer koşullar, Daba El Naira ve Um Jangour kamplarında bulunan 6 bin 500’den fazla insanı da etkiliyor. Yardım kuruluşları ise yerel ortaklarla birlikte yeni kamplar kurmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Sudan genelinde milyonlarca insan, katliamlar ve şiddet olayları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nisan 2025 itibarıyla en az 13 milyon insan (yaklaşık 5 milyon çocuk dâhil), çatışmalar nedeniyle yerinden edildi. Bu insanların yaklaşık 9 milyonu Sudan içine; milyonlarcası ise Çad, Mısır, Etiyopya ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sığındı.
Kuzey Darfur’daki küçük Tawila kasabası, uzun mesafeleri yürüyerek kat eden sivillerin, — özellikle kadınların ve çocukların— sığındığı bir merkez hâline geldi. Kasabayı kontrol eden grubun çatışmalarda tarafsız kalması, Tawila’yı şimdilik nispeten güvenli bir yer hâline getiriyor. Ancak kısa süre öncesine kadar El Faşir’in de benzer şekilde güvenli kabul edildiği hatırlatılıyor.
El Faşir’den Tawila’ya kaçan bir kadın, yolculuk sırasında telefonunun ve parasının çalındığını, dövüldüğünü ve hakarete uğradığını anlattı. Kadın, kız kardeşinin gözleri önünde ağır aşağılamaya maruz bırakıldığını belirterek, “Hiçbir şeyimiz olmadan ayrıldık. Su ve yiyecekler bile yere atıldı,” dedi.
Nisan 2025’ten bu yana yaklaşık 400 bin kişinin Tawila’ya ulaşması, bölgede dört yeni mülteci kampının acilen kurulmasına yol açtı. Uzmanlara göre Sudan’da süren şiddet, kuşatma koşulları ve kitlesel yerinden edilme, yaşananları 21. yüzyılın en ağır insani krizlerinden biri hâline getirmiş durumda. Bu insanlık dramının sonunun nereye varacağı ise bilinmiyor.
Reklam
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.