Haluk Bilginer'e Emmy getiren Şahsiyet dizisini yakından tanıyalım
12:26, 26/11/2019, SalıG: Güncelleme: 19:47, 27/11/2019, Çarşamba

Alzheimer hastası olan adamın seri katile dönüştüğü bir hikaye: Şahsiyet.
Son dönemin en başarılı internet dizileri arasında gösterilen Şahsiyet usta işi bir yapım olarak göze çarpıyor. Senaryosu Kinyas ve Kayra'nın yazarı Hakan Günday'a ait dizinin başrolünde Haluk Bilginer yer alıyor. Muhteşem oyunculuğuyla adından tekrar tekrar söz ettiren Bilginer, Şahsiyet dizisiyle ilk kez aday gösterildiği Uluslararası Emmy Ödüllüri'nde 'En İyi Erkek Oyuncu' seçildi.Şahsiyet dizisini izlemeyenler için hazırladığımız bu analiz yazısı, size birçok konuda fikir verecektir ama spoiler değil.
Hakan Günday’ın senaryosunu yazdığı ve
Onur
Saylak
’ın yönetmenliğini yaptığı 12 bölümlük bu mini dizinin başrollerinde Haluk
Bilginer
ve Cansu
Dere
bulunmaktadır. Dizi bir Ay Yapım
projesidir ve puhutv’de yayınlanmıştır. Yani anlayacağınız üzere ülkemizde gittikçe gelişmekte olan internet
dizilerinden
birisidir.Dizi,
Agâh
(Haluk Bilginer) adlı eski bir adliye memurunun Alzheimer
olduğunu öğrenmesi ardından, sonuçta hepsini unutacağım düşüncesiyle, aklındaki cinayetleri işlemeye karar vermesiyle başlıyor. Bu sırada cinayet büro amirliğindeki tek kadın polis olan Nevra
(Cansu Dere) ise mesleki anlamda büyük psikolojik
zorluklar
çekmektedir.
Başarısının sırrı doğru oyuncu kadrosu
Dizi gittikçe seyirciyi içine çeken ve heyecanı artıran bir yapıya sahiptir.
Dizinin en güzel yanı ise ortaya koyulan oyunculuklardır
. Haluk Bilginer, dünya çapında etki uyandıracak bir oyunculuk ile öne çıksa da tüm oyuncuların başarılı performanslar sergilediklerini dile getirebilirim. Özellikle Agâh
beyin kızı Zuhal
rolüyle Şebnem
Bozoklu
ve Tolga
Başkomiser
rolüyle Necip
Memili
oyunculuklarıyla kendilerini bir kez daha ortaya koymuş oldular. Türk sinemasının usta isimlerinden
Anlatılmak istenilen neyse seyirciye o geçiyor
Dizinin
fikirsel
anlamda
vermek istedikleri ise oldukça başarılıdır. Dizi içerisinde çok kez adalet
ve vicdan
duygusu
arasında gidip geliyor insan. Dizi
, izleyiciyi birçok farklı konuda kafa patlatmaya yönlendirmesinin yanında ahlaki normlar üzerine de sorgulamalar yaptırıyor. Bunlar dışında; kadınlara yüklenen toplumsal rollerin
sorgulanmasından tutun da, çürümüş toplumsal yapıların
kendilerini korumak adına nasıl korku birliktelikleri yarattığına kadar birçok konu ele alınıyor.Direkt olarak yapılan bazı toplumsal
göndermelerin
de gayet yerinde ve etkili olduğunu belirtmem gerekir. Beğendiğim diğer bir unsur ise idealist
ve cesur
olmak konusunda verilen kıymetli mesajlardır. Özellikle bunun Uğur
Mumcu
’nun fotoğrafıyla belli yerlerde vurgulanıyor olması çok hoştu. Belirtmeliyim ki dizinin genel anlamda yakaladığı fikirsel
olgunluğu
onu çok önemli bir yere koymaktadır.
Bir diğer dikkat çeken farklılık ise oluşturulan
karakterlerin
kendi içlerinde tutarlı olmasıdır.
Karakterlerin geçmişte yaşadıkları, bunların o anki kişiliklerini
nasıl etkilediği ve dizi içerisinde daha sonradan elde edeceği kişilik özelliklerinin gayet kaliteli bir şekilde oluşturulmuş olmasıdır. Oldukça karmaşık
bir karakter yapısına sahip olan Agâh
beyin karakteri ise belli tartışmalara sebebiyet verse de sorunlu
diyebileceğim
bir yapıda değildir.
Dizinin kurgusu ise
yalın
bir şekilde belirtmem gerekirse, başarılıdır fakat çok iyi diyemeyeceğim. Kurgu, şahsi olarak beni şaşırttı diyemesem de bilinmezliğe giden ve heyecan
uyandıran
yerleri de yok değildi.Ayrıca kurgu kimi zaman takibi zor ve karmaşık bir hal alsa da genel olarak izleyiciyi içinde
sürüklemeyi
başardı. Başarıyla uygulanan bir şey ise öğrendiğinizi yahut tahmin ettiğinizi düşündüğünüz bazı şeylerin aslının farklı çıkmasıdır.
Güzel olan diğer bir unsur ise çekim tekniğinin kalitesi ve sadeliğidir. Işık olarak ise az ışığın olduğu yerlerde kullanılan renkler ise tam bir şaheser. Dizi görsel açıdan da beni oldukça tatmin etti.
Peki hiç mi eksik yanı yok?
Eleştirel olarak ayrı birkaç bir şey daha eklemek istiyorum. Öncelikle intro ’’ gibi yahut ‘’’’ gibi durumlar olsa da katilin rahatça hem yürüyerek hem de araba ile geziyor olması kimi zaman izleyiciyi mantıksal anlamda tatmin etmiyor. Bunun dışında
Westworld
dizinin introsu
ile benzerdi yani bir esinlenme olduğu açık. Dizide bazı şeylerin nasıl gerçekleştiği belli değil. Ayrıca kimi yerlerde ‘’
a
h şu lanet güvenlik kameraları onlardan kaçayım
bu bölge de onu takip edeceğimiz kamera yok
Sefa
(İbrahim Selim) karakterinin bir davranışının nedeni açıklanmış değil. Elbette yazılacak daha fazla şey var fakat ne bunlar ne de başka şeyler izleyiciye ciddi anlamda
rahatsızlık
vermiyor
.Sonuç olarak bu zamana kadar yapılan Türk dizilerine kıyasla oldukça kaliteli olan bu yapım kesinlikle izlemeye değer.
Şahsiyete
puanım ise 8/10
. Peki ne olsaydı tam puan verirdim? Aslında cevabı basit: Kurgusal anlamda daha kaliteli olsaydı tam puanı hak ederdi.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.