Gazze’de iki yıl: Küresel tepkiler ve tartışmalar
09:00, 20/04/2026, PazartesiG: Güncelleme: 10:40, 20/04/2026, Pazartesi

Gazze, küresel sistemin şifrelerini çözdü!
Gazze’de yaşanan soykırımın üzerinden tam iki yıl geçti. Terör devleti İsrail’in hunharca katliamları hız kesmeden sürüyor, bütün dünya da seyrediyor. Hatta New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) binasında İngiltere, Fransa gibi ülkeler Filistin devletini tanıdıklarını ilan ediyorlar ve ayakta alkışlanıyorlar. Celladına âşık olmak böyle bir şey olsa gerek!
İsrail canavarını icat eden ve dünyanın başına bela eden İngiltere’nin (ya da İngiltere’nin suç ortağı Fransa gibi emperyalist Batı ülkelerinin) paramparça olmuş, lime lime edilmiş, kan gölüne çevrilmiş Filistin’i tanıması ama soykırımı derhal durdurun çağrısı yapamaması, soykırımı ve işgali durduracak bir karar alamaması küresel sistemin lordlarının soykırımın suç ortakları olduğunu ve kendilerini temize çıkarma kaygısı güttüklerini ispat eder. Filistin’i tanımak, Filistin’deki İsrail işgalini ve soykırımını durdurmayacaksa ne anlamı var ki!
Filistin’i tanımak, Filistin’deki İsrail işgalini ve soykırımını durdurmayacaksa ne anlamı var ki!
Bu yazıda, Gazze hâdisesiyle tarihe ilâhi bir müdahalenin gerçekleştiğini ve bu müdahaleyle Batılıların dünya üzerinde kurdukları zorba, aşağılık hegemonyalarının şifrelerini barındıran maskeli balolarının nasıl fâş edildiğini ve bittiğini göstermeye çalışacağım.
İki bakış, iki görme biçimi: Basar ve basiret
Gazze hâdisesine biraz görünenin ötesindeki görün-e-meyen, fark edil-e-meyen gerçekleri göstermeye çalışarak bakmak istiyorum. Bunun için bir anahtara ihtiyacımız var. Şöyle vermeye/tarif ermeye çalışayım bu anahtarı…
Basiret; Allah’ın rahmetinin eseri, merhametinin tecellisidir.
İnsanın iki gözü var: Biri, Arapçada “basar” denilen “çıplak göz”. Çıplak göz, bize gerçekleri, görünenin gerisindeki veya ötesindeki hakikatleri göstermez; sadece görünenleri, yüzeye çıkanları, yüzey’i gösterir. O yüzden yüzeysel bir bakıştır basar’la/çıplak göz’le gerçekleştirilen bakış.
Basar hem hasarları gösterir hem de hasarlar örer insanın görme yetisinin ve çabasının önüne. İşte tam da bu hakikati en iyi görebilecek konumda olanlardan biri olduğu için, gözün ve görmenin psikolojisi üzerine nefis çalışmalara imza atan çağımızın en parlak sanat tarihçisi Ernst Gombrich, “Çıplak göz, kördür.” demişti.
İnsanın diğer gözü, görünenin ötesindeki görünmeyen hakikatleri gösteren “basiret”tir/“kalp gözü”dür. Basar, hasarları gösterir; basiret ise hisarlar örer insanın önüne; görünmeyeni görmemizi sağlayan hisarlar. Mü’min hâdiselere basar’la bakmaz, basiret’le bakar. Hakiki mü’min bakışı, basiret’le bakış, basiretli akış’tır, dokunuştur, dokunarak “okuyuş” ve dokuyuş’tur. Bu yolculuk, mü’min’in hakikate varış’ını mümkün kılan esaslı, muhkem bir duruş’un eseri, iz sürücüsüdür. O yüzden kalbini yitirmişsen, gözüm var deme boşuna, görmezsin, diyorum.
Gazze: Tarihe ilâhi müdahale ve rahmetin tecellisi
Basiret; Allah’ın rahmetinin eseri, merhametinin tecellisidir. Burada şöyle bir cümle kurmaya cesaret edeceğim: Vicdan bütün insanlarda vardır. Ama merhamet, Allah’ın rahmetinin eserlerini, izlerini, tecellilerini, tezahürlerini gören göze, basiret’e/kalp gözüne/derûnî göz’e/iç göz’e sahip olan mü’minlerde bulunan bir haslettir. Gözü olan herkeste vicdan vardır. Ama kalbi olan, kalbinin ritimleriyle nefes alıp veren inanmış insanlara Allah rahmetinin meyvesi olarak merhameti ihsan etmiştir. Ne güzel bir nimettir merhamet. Tarihin adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden inşa edilmesini mümkün kılan Rahman’ın rahmet eli’dir merhameti.
Gazze; haksızlığa, zorbalığa, algı imparatorluğuna direnişinin ve dirilişinin sembolü oldu.
Vicdan’la merhamet arasındaki fark; derece farkı değil, keyfiyet farkıdır: Vicdan, deyim yerindeyse, plastiktir, acırsınız ve yüzünüzü çevirisiniz hemen acıyarak. Yolunuza devam edersiniz. Merhamet, Rahman’ın rahmetinin mü’minin kalbindeki nefes alış-veriş ritimlerini artırmasıdır. Acı’yı görmezsiniz sadece. Yaşarsınız. Hemdert, hemdost ve hemhâl olursunuz acıyla, acıyı yaşayan insanla. Yürüyüp gitmezsiniz. Durursunuz, kol kanat gerersiniz acıyı yaşayana. Beraber yürüyünceye kadar siz de yaşarsınız o acıyı iliklerinize kadar.
İşte Gazze, Allah’ın rahmet eli merhametinin tecelli etmesidir yeryüzünde. Diriltici sesi ve nefesidir hakikatin. İşte tam da bu sebeple Gazze bir aynadır, hakikat aynası. 8 milyar insanın her birine Allah-u Teala’nın tutuşturduğu ve dünyada olup bitenleri gösterdiği merhamet aynası. Öylesine muazzam bir merhamet aynasıdır ki Gazze aynası, bu aynaya bakan herkes kaç kuruşluk adam olduğunu görebilir çok açık, net ve lekesiz bir şekilde. İşte bu yüzden Gazze, insanlığa Allah’ın bir rahmetidir.
Rahmetidir; çünkü insanın/insanlığın başına, ne geldiğini Gazze’den başka bütün insanlığa ayna tutarak gösteren ikinci bir hâdise yaşanmadı. Dahası Gazze sadece insanın/insanlığın başına ne geldiğini gösteren bir ayna olarak işlev görmüyor, insanın/insanlığın bundan böyle nereye gidebileceğini gösteren bir ayna olarak da işlev görüyor. Bir rehber. Bir yol feneri ve bir yol gösterici. Rahman’ın rahmetinin Gazze üzerinden tarihe müdahalesinin açtıkça açılan katları, katmanları bu.
Gazze’yi kurtarmak için çırpınıp duruyoruz ama öyle anlaşılıyor ki Gazze bizi kurtaracak, bütün insanlığı kurtaracak.
Gazze, milat oldu bütün insanlık için. Dünya, artık eskisi gibi olmayacak: Bir Gazze’den öncesi, bir de Gazze’den sonrası olacak... Tarih, yeniden yazılacak ve böyle yazılacak artık… Gazze’den sonra nasıl bir dünya kurulacak, nasıl bir dünya ile karşı karşıya kalacağız peki? Bu soru üzerinde etraflıca kafa yormak, bütün boyutlarıyla bu sorunun izini sürmek zorundayız… Ama önce Gazze’de tecelli eden Rahman’ın rahmetini gösteren Gazze aynasının bize görünenlerin ötesindeki görünmeyenleri nasıl gösterdiğine müşahhas hâdiseler üzerinden yakından bakalım…
Gazze: Çağımızın en büyük şifre çözücüsü
Gazze, çağımızın en büyük şifre çözücüsü işlevi görecek. Bu artık anlaşıldı artık. Bütün çözülemeyen şifreleri Gazze o kadar mükemmel bir şekilde çözüyor ki… Maskeli Balo’yu çözdü Gazze her şeyden önce ve öte: Batı uygarlığının dünya üzerinde kurduğu haksız, göz boyayıcı, emperyalist ve zorba hegemonyanın şifrelerini… Uzak ve yakın şifrelerini… Kapitalist Batı uygarlığının ve emperyalist Doğu dünyasının bütün kurucu aktörlerinin (mesela Almanya Cumhurbaşkanı’nın, İtalya Başbakanı’nın, İngiltere Başbakanı’nın, Çin’in, Hindistan’ın ve Japonya’nın vesaire) İsrail’in önünde diz çökmesi, Siyonistlerin bütün belli başlı Batılı ve Doğulu güçleri kontrol ettiklerini, Batı uygarlığının veya hegemonyasının ya da küresel sistemin Yahudi gücü Siyonistlerin kontrolünde olduğunu, esiri olduğunu, esareti altında yaşadıklarını gözler önüne serdi.
Modernite, Yahudi psişesinin hem eseri hem de esiri
Gazze Aynası’nın gösterdiği en önemli hakikatlerden biri şu: Batı insanının psişesi; Yahudi psişesi tarafından inşa edildi, 14. yüzyılda İtalyan şehir devletlerinde tarih sahnesine çıkan ön-kapitalizm olarak adlandırdığımız merkantilist ekonominin temellerinin atılmasıyla birlikte Yahudi psişesi ve Yahudiler tarafından esas itibariyle. Daha sonraki süreçte, gücü kutsayan, önce güce tapan, sonra da gücü ele geçirdikten sonra herkesi kendi gücüne boyun eğdiren, taptıran modernite ve kaçınılmaz eseri kapitalizmi; Yahudi psişesinin eseri ve esiridir.
Bugün Gazze’deki İsrail soykırımına ses çıkarmak şöyle dursun, İsrail’in önünde diz çöken modern/postmodern Batı uygarlığının, Yahudi psişesinin hem eseri hem de esiri olduğunu ispatladı Gazze. Şunu söylemiştim: Dünyayı dâr/yurt edinenler, dünyayı dar ederler insana. İşte Gazze, bunu gösterdi bize aynı zamanda adeta gözümüzün içine sokarcasına...
Dünya, Siyonistlerin esareti altında!
Batı zihni’yeti, Yahudi gücü Siyonistler tarafından kontrol ve kolonize ediliyor: Gazze’nin şifreleri, Batı hegemonyasının aslında Siyonist hegemonya olduğunu gözler önüne serdi. Ünlü yazar Naomi Klein’in New York’ta Columbia Üniversitesi’nde İsrail soykırımını protesto ermek için yapılan protesto gösterisinde tane tane haykırarak söylediği gibi: “Bir Siyonizm putu icat edildi ve bütün dünya bu putun önünde boyun eğmeye mahkûm edildi. Artık bu putu kırma zamanı geldi.”
Batı hâkimiyeti, masal. Gerçek hâkimiyet, Batı ülkelerine ait değil. Ortada bir hegemonya var ama bu Batı hâkimiyeti değil, Siyonist hâkimiyeti. Yahudi gücü Siyonizm’in dünya üzerinde kurduğu hâkimiyet. Yahudi gücü Siyonizm, küre ölçeğinde bütün iktidar aygıtlarını ve güç odaklarını kontrol ve kolonize ediyor; işte bu yakıcı gerçek anlaşıldı Gazze’yle birlikte.
Amerika’ya da, Avrupa’ya da, Uzak Asya’ya da hâkim olan Batı’nın kendisi değil, Yahudi gücü Siyonizm ve Yahudi psişesi. Batılı sermaye, Yahudi gücü Siyonistlerin kontrolünde. Amerika’da da, Avrupa’da da. Her tür sermayeyi kastediyorum burada; Amerika’daki entelektüel sermaye de, kültürel sermaye de, ekonomik sermaye de, askerî sermaye de, akademik sermaye de, silah endüstrisi de, Pentagon da, CIA de Yahudi gücü ve Yahudi psişesi tarafından kontrol ve kolonize edilmiş durumda.
Çok net olan şey şu: Koskoca Amerika, Yahudilerin (Yahudi gücü Siyonistlerin ve Yahudi psişesinin) kontrolü altında. Bütün kurumlarıyla, aygıtlarıyla ve köle gibi kullandıkları köle ruhlu adamlarıyla… Hollywood ve oyuncuları, yapımcılarıyla… Silicon Vadisi ve Yahudi patronlarıyla, Wall Street ve kapitalist lordlarıyla, Pentagon ve kandan beslenen Kissenger, Bernard Lewis, Soros, Samuel Huntington, Francis Fukuyama gibi operasyon adamı gibi, eli kanlı istihbaratçı gibi çalışan “akademik simsarlar”ıyla…
Avrupa ülkelerine gidin, birazcık tanıyacak kadar nefes alıp verin; Almanya’nın, Fransa’nın, diğer Avrupa ülkelerinin Yahudi gücü Siyonizm’in ve Yahudi psişesinin nasıl da ürpertici bir şekilde esiri olduklarını göreceksiniz ve gördüklerinize inanmakta zorluk çekeceksiniz!
Öteden beri bendenizin entelektüel olarak, daha akademik bir dille yazıp çizdiklerimi, rahmetli Erbakan Hoca’nın ise on yıllarca yılmadan usanmadan tekrarlayıp durduklarını Gazze ispatlamış oldu: Amerika, Yahudilerin esareti altında. Sadece Amerika mı? Avrupa başta olmak üzere bütün Uzak Asya kaplanları, Uzak Asya sermayesi de öncelikli olarak hem Yahudilerin hem de İngilizlerin esareti altında. İşte Gazze, bu hegemonyayı deşifre etti. Gazze, Batı uygarlığının mezarı oldu. Küresel intifadanın adı oldu. İnsanlığın haksızlığa, zorbalığa, algı imparatorluğuna direnişinin ve dirilişinin sembolü oldu.
Rockefeller Amerika’dan, Rothschild İngiltere’den dünyaya hükmediyor…
İki Yahudi lordu; Rockefeller ve Rothschild en az bir asırdır dünyayı avuçlarının içine almış, tavşan kaç, tazı tut oyunu oynar gibi parmaklarında oynatıyorlar. Basitleştirmiyorum, komplo teorisi gibi “aptallaştırıcı işler”le uğraşmıyorum, hakikati resmediyorum bütün çıplaklığıyla.
Rockefeller ailesi ve etrafındaki network, Amerika’yı ve Amerika’nın kontrolü altındaki bütün dünyayı şekillendiriyor… Kontrolü altında tuttukları “paralı” askerler”iyle ve “paralı askerleri”ne kurdurdukları köle ruhlu kurumları ve yayın organlarıyla… Bütün kurumlarına ve adamlarına zerk ettikleri Yahudi psişesiyle… CFR (Center for Foreign Relations/Dış İlişkiler Merkezi) üzerinden yayınlanan iki aylık Foreign Affairs dergisi, Amerika’nın beyni gibi çalışıyor, dış politikasını, ekonomi politikasını, teo-politik, jeo-politik stratejilerini belirliyor işte bu Yahudi psişesinin şifrelerini kullanarak…
Böyle tonla yayın organı var, Amerikan akademyasını kontrol ve kolonize eden Amerika’da. Parayı basıyor, istediği düdüğü çaldırıyor yani istediği operasyon raporunu hazırlatıyor sözüm ona akademisyen kılıklı köle ruhlu operasyon adamlarına! Bunların en meşhurlarından biri Rand Raporları, malum. Küresel akademiyi fişliyor, köle olarak kullanılmaya direnenleri ya yok ediyorlar ya da ötekileştirerek hayatlarını karartıyorlar! Akademya üzerinden bütün küresel kurumları kontrol ediyor Rockefeller’in adamları ve uzantıları: Oscar ve Nobel ödülleri, Birleşmiş Milletler ve NATO bunların başında geliyor… Wall Street üzerinden bütün ekonomik kurumları kontrol ediyor: Dünya Bankası, IMF vesaire gibi. İngiltere’de ise Rotschild ve Rothschild’in uyduları her şeye hâkim. Tapınak Şövalyeleri’nin çocukları Rothschild familyası ve derin network uzantıları Londra’nın City’sine (finans merkezine), oradan da özellikle Çin, Hindistan ve Malezya başta olmak üzere Asya’nın kapitalizmin köleleri olarak yükselen starlarına (kapitalist güçlerine, ülkelerine).
Gazze, çağımızın en büyük şifre çözücüsü olduğunu ispatladı ve dünyanın Yahudi gücü Siyonistlerin ve Yahudi psişesinin esareti altında olduğunu fâş etti. Maskeli balo bitti. Algılar imparatorluğunu bitirdi muhteşem Gazze aynası! Ayrıca kurtarılması gereken yerin Gazze değil biz olduğumuzu, bütün dünya olduğunu, bütün dünyanın köle olduğunu gösterdi herkese. Biz, Gazze’yi kurtarmak için çırpınıp duruyoruz ama öyle anlaşılıyor ki Gazze bizi kurtaracak, bütün insanlığı kurtaracak. Allah’ın tarihe müdahalesi, rahmetinin eseri çünkü Gazze.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.