İman etmek nefisle verilen zorlu bir mücadeledir

Mustafa Ulusoy
10:00, 13/07/2026, Pazartesi
CategoryCins
Cins Dergi
İman etmek nefisle verilen zorlu bir mücadeledir
Sen bir kahramansın.

“Ben bir hiçim.” dedin, yalnız sözünle değil, halinle, tavrınla, yaşayışınla. Kendinden vazgeçtin de varlığını O’nun var etmesinde buldun. Bundan daha büyük bir kahramanlık nasıl olur, bilmiyorum.

Tüm varlığının O’na ait olduğuna karar verdin aklınla, kalbinle, tüm ruhunla. “Lehû’l Mulk” dedin büyük bir cesaret örneği göstererek: “Mülk O’nundur.” Bu hayatın en temel, en derin, en anlamlı, en zor kararı oldu. Ve ekledin: “Ben O’na aitim.”

Nefsin ve benliğin “Ben benim, hayat benim, başarı benim, kudret benim.” diye fısıldarken, varlığının üzerinde gizli bir mülkiyet vehmi kurarken sen en çetin mücadelelerinden birini verdin ve “Mülk O’nundur ve ben O’na aitim.” diyerek nefsini tahtından indirmeye razı edip zaferle çıktın.

Kolay değildi, zordu, müşküldü kendine hiçlik makamını layık görmek. İşte bu yüzden bir kahramansın sen. Kahramanlıktan kahramanlığa koştun. “El-hükmü lillâh” dedin başka bir zaman. Hüküm O’nundur. Bir çiçekteki narinliğin de kıyıyı döven dev dalgaların da O’nun hükmüne boyun eğdiğine inandın tüm aklınla, kalbinle. Varlıkların biçiminden rengine, kokusundan tadına, dokusundan kaderine kadar her ne varsa O’nun hükmüyle var olduğunu bildin. Ve bu hükme senin boyun eğmen gerektiğini anladın varlıklardan çıkardığın dersle. İçine bir umut doğdu Hüküm O’nundur kabulünde.

İman etmek bir anda olmadı; ardında uzun düşünceler, uykusuz geceler, nefisle boğuşmalar, gelgitler, vehim ve vesveselerle mücadeleler vardı.

Sonra başına bir musibet isabet etti. Nefsin yine iş başındaydı, itiraz ettikçe etti, isyanlardan isyan beğendi. “Bunu hak etmedim.” itirazına sığındı, “Ben iyi bir insanım, nasıl olur da bu başıma gelir?” diye söylenerek masum görünen bir kılıf ile isyanını her türlü meşrulaştırmaya çalıştıysa da sen nefsinin karşısına dikildin, iradeni ortaya koydun. Onun taşkın isyanını bastırdın: “Hüküm O’na aittir.” Bu zaferi kolay kazanmadın elbette, nefsin hemen teslim olmadı elbette. Yeni silahlarla dikildi karşına. Ama sen de geri çekilmedin: “Rabbim beni, benden daha iyi bilir. O, beni benden daha çok düşünür. O’nun sonsuz hikmeti yanında senin ahmak itirazının bir hükmü yoktur ey nefsim. Sen razı olmasan da ben O’nun hükmettiğine razıyım.” Nefsin, varlığını sürdürse de en azından çaresizce susuverdi. Senin hükmüne boyun eğdi.

İşte bu yüzden bir kahramansın sen. İnkâr ehli, inkarlarını yüceltmek için “İman bir kaçıştır.” diyerek küçümsediler seni. Asıl kaçış, asıl korkaklık nefsin peşinden gitmektir hâlbuki. Nefsinle çatışmadan, onun istediklerini yapmaktan, onun kölesi olmaktan kolay ne var dünyada. Zor olan, mücadele gerektiren nefsin çağrılarına karşın O’nun huzurunda dimdik durabilmek değil midir? Asıl mücadele budur, asıl cesaret budur. Ve insanın gerçek huzuru, mutluluğu işte bu teslimiyetten sonra başlar. Teslim olmak dünyanın belki en zor işidir, bu zor işten sonrası ise tam bir saadettir, huzurdur, mutluluktur.

“İyyâke na’budu ve iyyâke nesta’în” dedin tüm duygularınla. “Yalnız Sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.” Sebepleri reddetmedin, sebeplerin yaratıcılığını reddettin okulda; şurada, burada, orada sana öğretilenlerin rağmına. Her şeyin ardında O’nun kudretini gördün de buna kendini de dahil ettin. Kendi gücünü, kendi aklını, kendi varlığını da müstakil bir kaynak gibi görmedin de her neyin varsa bir emanet bildin. İşte bu yüzden sen, kâinatın en kahraman, en cesur varlığısın, bu yönünle meleklerden bile üstünsün.

“Lâ ilâhe illâ Hû.” dedin. İçinde ve dışında kurulan bütün sahte ilahları reddettin. Hepsini yerinden indirdin ve dünyanın en zor işini becerdin, “İlah olan O’dur.” dedin. İşte bu yüzden bir kahramansın sen.

Kalbini O’na verdin, O’na boyun eğdin, O’nun huzurunda eğildin ve secde ettin için. “Ben bir hiçim.” dedin, yalnız sözünle değil, halinle, tavrınla, yaşayışınla. Kendinden vazgeçtin de varlığını O’nun var etmesinde buldun. Bundan daha büyük bir kahramanlık nasıl olur, bilmiyorum.

İman etmek bir anda olmadı; ardında uzun düşünceler, uykusuz geceler, nefisle boğuşmalar, gelgitler, vehim ve vesveselerle mücadeleler vardı. Zannedilir ki insan, “İman ettim.” der ve mesele biter. Oysa nice gözyaşı, nice iç sarsıntısı, nice sessiz mücadele saklıdır imanın ardında.

İman eğer bu kadar kolay olsaydı; Hz. Peygamber devrinde, peygamberlik ilanından hemen sonra herkes derhal iman ederdi. Oysa kimi ilk duyduğunda iman etti de kimi yıllarca düşündü taşındı, tarttı içinde; sert mücadeleler verdi kendiyle ve ancak sonra teslim oldu.

“Bütün övgüler O’na aittir.” demek kolay mı sanılır? Bir başarı elde ediverdin. İnsanlar seni övdü durdu. Nefsin içinden fısıldadı sana sinsice: “Bravo sana, sen başardın, bu fikir senin aklına geldi sadece, sen düşündün bunu.” Fakat sen aldanmadın, hakikatin peşine düştün. “Hayır bu başarı, Rabbimin fazlındandır, O’nun cömertliğinin bir ihsanıdır. Bütün övgüler O’na aittir.” dedin de nefsin nasıl bozuldu. Çünkü nefis övgüyü kendine ister, başarıyı kendi hanesine yazmak ister. İşte ben, asıl buna kahramanlık derim.

Malının kırkta birinin hak sahiplerine zekât vermek zordu. İnfak etmek zordu. Muhtaç birini gördün, nefsin vermemek için bin dereden su getirdi. Hatta başka bir zamanda sen de muhtaçtın ama başka biri senden daha muhtaçtı. “Ben mi kardeşim mi?” ikilemi içini kemirdi de nihayetinde zafer senin oldu.

Nefsin hiç hoşlanmadı açlıktan. Sen “Rabbimin emri” dedin. Nefsin an geldi haklı çıkmak için yalana başvurmanı istedi de “Hayır.” dedin haksız çıkmak pahasına. Yalandan kaçındın. Nefsinin anlık dürtülerine, arzularına, öfkesine karşı koydun. Fakiri, muhtacı, kimsesizi koruyup kolladın. Nefsin sana kısa ve kolay yollar önerdi de sen dosdoğru ama zor yolu seçtin.

Düzgün yaşamaya çalıştın. Hak hukuk bildin. Güneş doğmadan kalkıp Rabbinin huzuruna vardın. Görmediğin ahirete, görmediğin meleklere görmediğin ebedi aleme kainattaki deliller üzerinden görmüşçesine iman ettin. Sen kahraman değilsen kime kahraman denir ki?

Bazen de bunları yapamadın. Tökezlediğin vakitler oldu. İşte o zaman da ne mi oldu? Rabbin seni unutmadı ve önüne başka bir kahramanlık yolu açıverdi. Onu da önümüzdeki yazıya bırakalım.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026