Tarhan Telli, BÖRÜ'nün zorlu üretim sürecini anlattı
15:00, 12/07/2026, Pazar

Türkiye kendi Chopper'ını üretiyor.
Motosiklet Tasarımcısı Tarhan Telli'ye denk geldim geçenlerde. Malum dünya çapında bir Türk markası olan TT Custom'u geliştirdi. Sanat eseri gibi motosiklet yapıyorlar gerçekten. Son dönemde de yerli ve kaliteli bir chopper üretti ve tanıtımını yaptı. Bir vesile tanıştık, ona Genç Motto'dan bahsettim ve çok beğendi dergiyi. Ben de, -bir motor tutkunu olarak- onun zorlu mücadelesini gençlere anlatmak ve başarısına destek olma kabîlinden kendisiyle bir röportaj yaptım.
Sosyal medyada insanlar, genellikle sadece başarıyı ve sonucu görüyor. Ancak arka planda kimsenin bilmediği çok zorlu bir süreç var. Tarhan Telli’nin madalyonun görünmeyen tarafındaki mücadelesi nasıldı?
Bugün insanlar; ortaya çıkan motosikleti, fuardaki (Motobike İstanbul 2026) kalabalığı veya sosyal medyadaki görüntüleri görüyor. Ama o görüntülerin arkasında yıllarca süren bir mücadele, ciddi fedakârlıklar ve vazgeçilmeyen bir hayal var. Biz, bu işe sadece ticaret gözüyle bakmadık. Hayatımızı, gençliğimizi, zamanımızı ve bazen bütün düzenimizi bu kültüre adadık. Türkiye’de özel üretim motosiklet yapmak kolay değil. Üretim, homologasyon (bir aracın, parçanın veya sistemin resmî makamlar tarafından kabul edilmesi ve geçerli sayılması), kalite standartları, parça tedariği, ekonomik zorluklar… Bunların hepsi ayrı bir savaş. Ama en büyük mücadele, insanların “Türkiye’den dünya markası çıkmaz” düşüncesiydi. Biz, önce o algıyı kırmaya çalıştık. Bazen gecelerce atölyede sabahladık, bazen elimizdeki son bütçeyi projeye yatırdık. Ama hiçbir zaman geri adım atmadık. Çünkü biz, sadece motosiklet üretmiyoruz; bir ruh, bir karakter ve bir hikâye inşa ediyoruz.
BÖRÜ’nün ortaya çıkış hikâyesini anlatır mısınız? Bu isim nereden çıktı ve neden özellikle Börü ismini seçtiniz?
BÖRÜ, bizim için sadece bir model adı değil; bir karakteri temsil ediyor. Türk kültüründe kurt; özgürlüğün, gücün, sadakatin ve mücadele ruhunun sembolüdür. Biz de ürettiğimiz motosikletin tam olarak bunu yansıtmasını istedik. BÖRÜ ortaya çıkarken amacımız, klasik bir chopper (Özellikle uzun çatallı, modifiye edilmiş klasik motosikletlere denir. En bilinen örneklerden biri, Harley-Davidson tarzıdır) yapmak değildi. Dünyadaki chopper kültürüne Türk ruhunu katmak istedik. Tasarımında agresif çizgiler, güçlü duruş ve karakter sahibi detaylar kullandık. Çünkü bu motosikletin sadece yolda gitmesini değil, hissedilmesini istedik. Bugün insanlar BÖRÜ’ye baktığında sadece bir motosiklet görmüyor; emek, mücadele ve bir milletin üretme isteğini görüyor.
Fuardaki ziyaretçilerin BÖRÜ’ye gösterdiği ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz?
Açık konuşmak gerekirse beklediğimizin çok üzerinde bir ilgiyle karşılaştık. İnsanlar, sadece motosikleti incelemeye gelmedi; hikâyesini dinlemeye, dokunmaya ve o ruhu hissetmeye geldi. Fuarda en çok duyduğumuz cümlelerden biri şuydu, “İlk defa bize ait hissettiren bir chopper görüyoruz.” İşte bu, bizim için çok değerliydi. Çünkü yıllardır dünyadaki chopper kültürü, belirli ülkelerin hâkimiyetindeydi. Şimdi ise Türkiye’den çıkan bir marka, insanların dikkatini çekiyor ve dünyada konuşulmaya başlanıyor. Bu ilgi, bize şunu gösterdi: İnsanlar, artık sadece logo satın almak istemiyor. Karakteri olan, hikâyesi olan ve ruh taşıyan makineler istiyor.
Sizce BÖRÜ’yü diğer chopper motosikletlerden ayıran temel özellikler nelerdir?
BÖRÜ’yü farklı yapan en önemli şey, karakteridir. Biz, onu sadece teknik bir ürün olarak üretmedik. Her çizgisinde bir ruh, bir tavır ve bir duruş var. Bir diğer önemli konu ise kişiselleştirilebilir olması. Kullanıcının boyundan sürüş pozisyonuna, gidon seçiminden boya stiline kadar birçok detay kişiye özel hazırlanabiliyor. Bu da her BÖRÜ’yü, sahibine ait bir karaktere dönüştürüyor. Ayrıca BÖRÜ’de modern teknolojiyi klasik chopper ruhuyla birleştirdik. Güvenlik, sürüş konforu ve üretim kalitesinden ödün vermeden gerçek bir chopper hissi vermeye çalıştık. Bizim hedefimiz, sadece motosiklet üretmek değil; yıllar sonra bile insanların dönüp bakacağı bir efsane üretmek.
Son dönemde Türk gençlerinin bir kısmında öz güven sorunu olduğunu gözlemliyoruz. Bir Türk genci olarak sizin azminizin ve başarınızın birçok gence ilham vereceği kanaatindeyim. Siz, bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Gençlere şunu söylemek istiyorum: Kendinize inanmayı bırakmayın. Türkiye’de bazen insanlar, hayal kurmaktan korkuyor. Çünkü sürekli “olmaz”, “yapamazsın”, “başaramazsın” sözlerini duyuyorlar. Ama bugün dünyada başarı hikâyesi yazan herkes, imkânsız denilen bir hayalin peşinden gitti. Biz de yıllar önce “Türkiye’den dünya standartlarında chopper çıkmaz,” denilen bir ortamda yola çıktık. Eğer bugün insanlar BÖRÜ’yü konuşuyorsa bunun sebebi vazgeçmememizdir. Gençler şunu unutmasın: İmkânsız diye bir şey yoktur. Sadece yeterince mücadele etmeyen insanlar vardır.
Kişiye özel, estetik ve karakter sahibi makineler üretiyorsunuz. Açıkçası ben bunların bir araçtan ziyade, “sürülebilen sanat eserleri” olduğunu düşünüyorum. Yeni dönemde bu özel üretimler devam edecek mi yoksa ağırlıklı olarak seri üretim modellere mi odaklanacaksınız?
Özel üretim, bizim ruhumuzun temel parçası. Çünkü TT Custom’ın çıkış noktası, zaten kişiye özel motosikletlerdi. Ama artık geldiğimiz noktada iki farklı yapıyı, aynı anda büyütmek istiyoruz. Bir tarafta tamamen kişiye özel, sanat eseri niteliğinde üretimler devam edecek. Diğer tarafta ise daha geniş kitlelere ulaşabilecek seri üretim modeller olacak. Fakat seri üretim yapıyoruz diye ruhumuzu kaybetmeyeceğiz. Bizim için önemli olan, her motosikletin bir karakter taşıması. Bir TT motoruna bakan insan, onun sıradan bir üretim olmadığını hissetmeli.
Gençlerin ilgisini çekebilecek birkaç fikir geliyor aklıma: Börü ruhunu taşıyan, TT tasarım diline sahip yerli bir chopper scooter ve gençler/çocuklar için TT imzalı elektrikli/pedallı bisikletler üretmeyi düşünür müsünüz?
Kesinlikle düşünüyoruz. Çünkü yeni neslin bu kültürle erken yaşta tanışması gerektiğine inanıyoruz. Bugün sadece büyük hacimli motosikletler üretmek değil, geleceğin kullanıcılarını ve kültürünü oluşturmak da önemli. TT tasarım dilini taşıyan elektrikli scooter, mini chopper veya gençlere yönelik özel tasarımlar üzerinde fikirlerimiz var. Özellikle elektrikli ulaşım tarafında, dünyada büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Ama bizim farkımız şu olacak: Biz, sadece elektrikli araç üretmeyeceğiz; kimliği olan, tasarımıyla dikkat çeken ve karakter taşıyan ürünler geliştireceğiz.
Ekibinizle ay yıldızlı tişörtlerle yaptığınız paylaşım, çok dikkat çekmişti. Millî kimliğin bazen geri planda tutulduğu bir dönemde bu duruşunuz, gençler için çok anlamlı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Biz, hiçbir zaman kim olduğumuzu saklamadık. Bu topraklarda doğduk, büyüdük ve bugün dünyaya açılmaya çalışan bir Türk markasıyız. Ay yıldız, bizim için sadece bir sembol değil; taşıdığımız sorumluluğun göstergesi. Ben, gençlerin kendi kültürünü, değerlerini ve kimliğini kaybetmeden dünyaya açılabileceğine inanıyorum. Dünyaya kendin gibi çıkarsan fark yaratırsın. Taklit ederek değil, kendi ruhunu ortaya koyarak güçlü olursun.
Dünyadaki chopper kültürünü uzun yıllardır Amerika temsil etti. Sizce BÖRÜ ile birlikte bu durum değişebilir mi? Millî ve manevi değerlerimizi de işin içine katarsak bizden dünyaya yayılan özgün bir chopper anlayışı doğar mı?
Kesinlikle doğabilir. Çünkü, artık dünya sadece Amerikan tarzını görmek istemiyor. İnsanlar yeni hikâyeler, yeni tasarım dilleri ve farklı kültürler görmek istiyor. Bizim çok güçlü bir tarihimiz, kültürümüz ve estetik anlayışımız var. Eğer bunu doğru şekilde teknoloji ve tasarımla birleştirirsek dünyada çok farklı bir noktaya gelebiliriz. BÖRÜ, aslında bunun ilk adımlarından biri. Biz, dünyaya şunu göstermek istiyoruz: Türkiye, sadece tüketen değil; kendi kültürünü tasarıma dönüştüren bir ülke de olabilir.
Gençlere tek cümlelik bir “atölye duvarı sözü” bırakacak olsanız bu ne olurdu?
Hayal kurmaktan korkma! Çünkü dünyayı değiştiren bütün makineler, önce bir hayalin içinde doğdu.
Genç Motto dergisinin heyecanlı, üretmek isteyen; ancak yolun henüz başında olan okurlarına özel tavsiyeleriniz nelerdir?
Öncelikle sabırlı olsunlar. Bugün herkes hızlı başarı görmek istiyor ama gerçek başarı zaman ister. Bir işi gerçekten öğrenmek için emek vermek, hata yapmak, bazen kaybetmek gerekir. İkincisi, sürekli kendilerini geliştirsinler. Sadece sosyal medyada vakit geçirmek yerine üretmeye çalışsınlar. Çizsinler, tasarlasınlar, araştırsınlar, ellerini kirletsinler. Ve en önemlisi; başkalarının sınırlarına göre yaşamayı bıraksınlar. Çünkü bazen insanlar, sizin ne yapabileceğinizi kendi korkularına göre belirlemeye çalışır. Eğer gerçekten inanırsanız ve mücadeleyi bırakmazsanız; bir gün insanlar, sizin hikâyenizi konuşur.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.