Seri katil incelemeleri kötülük algısını nasıl değiştirdi

Altay Cem Meriç
17:30, 09/04/2026, PerşembeG: Güncelleme: 18:01, 09/04/2026, Perşembe
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Seri katil incelemeleri kötülük algısını nasıl değiştirdi
Bir filme merak nasıl kamçılanır?

Yıllar önce hasbelkader izlediğim bir seri cinayetler videosu, gerçek olaylara dayanması hasebiyle kanımı dondurdu. İnsanoğlunun bu tarz işkence, öldürme, tecavüz ve benzeri şeyleri yapabilen bir varlık olduğunu herkes gibi biliyordum. Ama yapanı ilk defa kanlı canlı gördüm. Tüm bu yaptıklarını mahkemede gülerek anlatması ise benim standart hayat algımı bozdu. Aslında düşününce hem İslami ilimler hem de ahlak ve hukuk felsefesi çalışıyordum. Sabah akşam konuştuğum her şey, kötülüğün anlamı ve bunun engellenmesi için yapılması gerekenler hakkındaydı. Ama saf kötülüğe en yakın noktayı görünce şaşkınlıktan kanım çekilmişti.

Bu biyografilerin bir kısmını, bir-iki yıl önce YouTube’ta, bu bağlamda bir entelektüel tahlile tabi tutarak anlattım. Burada konunun entelektüel öneminden bahsettiğim için, seri katil hayatları hakkında video çekmemi garipsemediniz. Ancak bu bölümü okurken çoğu insan, bu yazının girişindeki “önüme bir seri katil videosu düştü!” ifadesini okuduğunda; bunun sadece popüler, ilgi çekici bir şey olduğunu düşünmüştür. Videoyu çektiğimde de insanlar öyle düşünmüşlerdir. Herhangi bir filozofun ismiyle başlık atarak çektiğim entelektüel videolar izlenmesine rağmen seri katil videoları genellikle tıklanmadı. Normalde bizi izleyenler bile bunun popüler bir içerik olduğunu zannedip izlemediler.

Bugün hâlen neredeyse her ahlak ve hukuk felsefesi tartışmasında bana temel sağlayan bu konuyu, sadece meraktan inceledim. Bugün bakınca gerçekten beni çok fazla geliştirdi. O gün bu konuya kafayı takıp izlediğimde bana neden izlediğim sorulsaydı, bunu böylesine gerekçelendirmekte muhtemelen zorlanırdım. Kitabın ilk bölümünde, “İyi müşahede eden için hayatta boş bir şey yoktur,” derken maksadım biraz böylesi durumlardı.

Bu video bana, benim aslında kötülüğü ne kadar tanımadığımı gösterdi. Elbette o gün böyle düşünmüyordum, kötülüğü tanıdığımı ve nasıl engelleneceğini bildiğimi sanıyordum. Hatta seri katiller ile ilgili çalışmalarımı bir hobi gibi görüyordum. Ama bugünden bakınca o gün kötülüğü tanımadığım ve nasıl engelleneceğini bilmediğim açıkça görülüyor. Merakıma ne isim takarsam takayım, peşinden gittim. Yaklaşık 55 seri katilin biyografisini detaylıca inceledim. Onlar hakkında yazılan ve söylenenlere baktığımda pek çok psikiyatristin onları, “kader mahkûmu” olarak ele aldığını ve iradesiz suç işlediklerini zannettiklerini gördüm. Bu husus, benim ahlak felsefesinde en önemli addettiğim irade tartışmaları ve değerlerin değişkenliği konusu ile iç içeydi. Biyografileri incelerken özellikle bu noktaya odaklandım.

Hevesi tetiklemenin yolu

Merak, tükenen bir şey değildir. Aksine gittikçe artan bir vaziyettir. Bunun sebebi şudur: Bir A konusunu merak ettiğinizi ve çalışmaya başladığınızı düşünün. A konusunu öğrendiğinizde direkt o konuya ait olmayan ama onu anlamanız için faydalı olan pek çok bilgiyi okumak zorunda kalırsınız. Örneğin A konusu, tarihe ait bir konu olsun. Konuyu tam anlamak için iktisat, psikoloji, sosyoloji, din ve benzeri pek çok sahadan yardım alırsınız. Anladığınız her konu, etrafında pek çok bilgi ile gelir.

İnsan, bildiği şeyi merak etmez. Hiç bilmediği şeyi de merak etmez. Az bildiği şeyleri merak eder. Bu sebeple bildikleriniz içerisindeki konular merakınızı çekmeye başlar. Sonra onlardan herhangi birini daha çalışmaya başlarsınız. Derken bilginiz genişler, çünkü yeni şeyler öğrenmek için başka sahalara adım atmışsınızdır. Sonrasında mevcut bilgilerinizle alakalı yeni konular çalışmayı seçersiniz. Daha öncesinde olduğu gibi bu yeni konuyu çalıştığınızda da merakınız azalmaz bilakis artar. Öğrenmek ve merak, bu şekilde devam eden bir süreçtir. Her çalışma merakınızı arttırır. Bu giderek artan bir istektir. En azından benim kendi nefsimde müşahede ettiğim budur. İlim ehlinde oluşan sağduyu, buna benzer bir şeydir. Bazı alanları o kadar sık geçersiniz ki direkt çalışmamış olmanıza rağmen sizde oluşan meleke ile o konular hakkında isabetli yorumlarda bulunabilirsiniz.

İşin aslı öğrenme, her zaman gündemde tutulması gereken bir meseledir. İnsan tabiatı, öğrenmek için gayret göstermeye programlıdır. Hayvanlarda da öğrenme becerisi mevcuttur. Ancak öğrenmek için çabalamak ve öğrenmeyi hedeflemek, onlarda sık gözlenen faaliyetler değildir. İnsan öğrenmeyi maksat edinen bir varlıktır. Bu, onu hayvandan ayıran bilişselliğinin temelini oluşturur. İnsan, hayvanlar gibi tam olarak ne yaptığını kavrayamadan, uzun vadeli amaçlamadan eyleme geçmek istemez. Gerçekte bu insana da insanlığa da yakışmaz. Bu açıdan bakıldığında öğrenmenin neden kıymetli olduğu sorusu da bir bakıma boşa düşmüş olur. Zira öğrenmek ve öğrenmek için çabalamak, bizatihi insan olmanın gereğidir.

Öğrenmek, çift taraflı gayretin sonucunda ortaya çıkan bir kazanımdır; öğretmeye çalışanın gayreti ve öğrenmeye çalışanın gayreti. Lise ve üniversite çağlarında, içindeki tüm kelimeleri bildiğiniz bir eseri okumak, gelişiminiz açısından size pek bir şey kazandırmaz. Yeni kelimelerle karşılaşacaksınız ve bunları kendi hazinenize katmaya çalışacaksınız ki diliniz zenginleşsin, ifade ve anlama kabiliyetiniz artsın.

Şey olmayı reddetmek

Öğrenmenin önemi hakkında konuşmaktan daha önemlisi, “öğrenmeyi öğrenmek” hakkında konuşmaktır. Öğrenmeyi herkes biraz bilir. Elhak, herkes istese de istemese de öğrenmektedir. Öğrenme süreci, bir topluluğun ya da kurumun içerisinde gerçekleşse dahi, öğrenmek bireysel bir faaliyettir. Bilgiyi işleyen zihindir. Kolektif bir bilgi işleme mekanizması yoktur. Gerçi kafaların içerisine peçete gibi tıkıştırılan söylemler olsa dahi bunları, “öğrenmek” biçiminde tanımlamıyoruz. Bu durum, öğrenmekten ziyade insanı “şeyleştiren” sloganlar olarak tanımlanmaya daha uygun. Aynı sloganın etrafında “pınar başı burma burma” konseptinde zıplayan toplulukların gerçek bir öğrenme hâlinde olduklarını söylemek zordur. Öğrenmek, özünde “şey” olmaktan çıkmak ise öğrenmek isteyen kişi, “şey olmayı reddetmiş” demektir.

Doğal olarak insan, “öğrenmeyi öğrenme” konusunda kendi deneyimlerine dayanmak zorundadır. Kişisel olan her konuda durum böyledir. İnsanların nasıl eylediğini öğrenmek için yapılması gereken, bir insan numunesinden yola çıkmaktır. O insan iyice kavrandığında insanlar ile ilgili tespitler, o örnek üzerinden genellenir. Bu genellemelerden bazılarının tüm insanlarda işe yaradığı, bazılarının ise tüm insanlarda işe yaramadığı anlaşılır. Genelleme tekrar gözden geçirilir ila ahir…

Peki, hangi insanı genellemenin temeli yapacağız? Hangi insanı inceleyeceğiz? Hangi insanı daha kolay tanırız? Cevap kuşkusuz, kendimiz olacaktır. İnsanı tanımak isteyen, kendisinden başlamak zorundadır. Zira en kolay, açık ve dolaysız bilgiye ulaşabildiğimiz insan, kendimizden başkası değildir. Kadim geleneklerde bu manayı içeren sözler bulmak çok zor değildir. Gerek kelam-ı kibar olarak dilimize yerleşmiş “Nefsini bilen, Rabb'ini bilir,” sözü, gerekse Delphoi Tapınağı’na altın harflerle yazılarak asıldığı nakledilen “Kendini bil!” ifadesi, bu aktardığımız anlamı içermektedir.

İşin aslı insan; amaçlayarak eyleyen, kasteden ve neden böyle kastettiğini bilebilen bir varlıktır. Bu, onu hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerdendir. Bu anlamı ile tefekkürünü kendisi üzerine yöneltmesi, oldukça önemlidir. Doğal olarak ben de kendimden yola çıkarak size deneyimlediğim şeylerden bahsediyorum. Toplam 18 yıl örgün eğitim aldım, üniversite sınavı gibi sadece yarış odaklı bir sınava çalıştım. Tıp fakültesinde okurken ders çalıştım, üniversite hayatım boyunca pek çok İslami ilim branşını ve sosyal bilim dalını kendi çabamla öğrenmeye gayret ettim. Arapçayı da yine tıp fakültesinde öğrenciyken öğrendim. Hâlâ pek çok branşta hiç de keyfi sayılmayacak planlı okumalar yapmaya çalışıyor ve eser telif ediyorum. Tüm bunları, burada bir öz geçmiş bulundurmak için anlatmıyorum. Hayatın pek çok koşulunda öğrenmek ve çalışmak zorunda kaldım.

Doğrusu, bu zorunluluğun büyük bir kısmından da keyif aldım. Hepsi de öğrenmenin “ne”liğini ve “nasıl”lığını öğrenmek adına bana deneyim kazandırdı. Eğer 20 yaşındaki hâlim bugün yazdıklarımı okusaydı, sanıyorum 33 yaşındaki hâlimin deneyimlerinden oldukça istifade ederdi. Bütün bu deneyimleri birer kitap ya da makale hâline getirmekteki temel motivasyonum da bu oldu. 20 yaşındaki hâlim yazdıklarımı okusaydı daha fazla ve daha doğru sırayla çalışabilir, sloganik ama zarar verici pek çok basmakalıp sözün etkisinde kalmaz, kendini daha az hırpalar, daha fazla çalışmasına rağmen daha mutlu olurdu.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026