Hadis-i şerif: Nimetlere şükretmenin ölçüsü

Fikret Çetin
14:00, 26/06/2026, Cuma
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Hadis-i şerif: Nimetlere şükretmenin ölçüsü
Sana; Seni Gerek, Seni...

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bu sayımızda, “Bu dünyada nasıl bir bakış açısına sahip olmalıyız, dışarıyla ilgilenirken nasıl bir mantık izlememiz gerekiyor?” sorularına muhteşem yanıtlar veren bir hadisişerifi hatırlatarak önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Hayatımızda kilit rol üstlenen, meseleyi son derece kısa ve etkili anlatan; âdeta çok önemli bir formülü bize veren bir hadisişerif var karşımızda. Bizlere şöyle buyruluyor: “Sizden aşağıda olan insanlara bakın, sizden daha iyi durumda olan insanlara bakmayın. Zira bu, Allah'ın size olan nimetini küçümsememeniz açısından daha uygundur.” Bu hadisişerifi, İmam Müslim bize aktarıyor. Buhârî rivayeti ise biraz daha farklı, onu da bakalım: “Sizden birisi, mal ve yaratılış bakımından kendisinden daha iyi olan birisine baktığında, kendisinden daha kötü olan birine de baksın.” Burada, ilkinden farklı olarak meselenin başka bir tarafına işaret ediyor.

Aslında arkadaşlar, ideal olan insanın kendisini ilgilendirmeyen şeylerle ilgilenmemesidir. Kimin ne kadar malı var, kimin ne güzelliği var, kim neye sahip oluyor, kim ne yapıyor? Bunlar, insana faydasız meraklardır. Hani derler ya, “Zenginin malı, fakirin çenesini yorarmış,” diye. Tam da böyle işte. Adam çalışıyor, işinde gücünde; sen de buradan adamın ne kadar kazandığıyla alakalı hayaller kuruyorsun. Neresinden baksan boş bir iş. Dolayısıyla insanların sahip olduklarıyla, onlara inrenmekle, onların nimetlerini gözünün önüne getirip hayaller kurmakla uğraşmamamız lazım.

Ancak tabii bu, insanın kolay kolay uzak durabileceği bir şey değil. Belki çok az sayıda insan böyle bir kabiliyete sahip veya bu olgunluğa erişmek, uzun yıllar alabiliyor. İşte bu olgunluğa erişme yolculuğunda bu hadisişerif, çok önemli bir şifre veriyor bize. Bakın; din, hayata dair bakış açılarımızı nasıl da çok önemli bir noktaya doğru çeviriyor. Nitekim yaşadığımız bu dünyada, devamlı bir özenti çemberinin içinde tutuluyoruz. Sana, senden daha iyi olanlara baktırmaya yönelik devamlı bir yarış içindeyiz.

Aslında bu, bir tuzak. Bize; devamlı olarak, “Daha iyi bir hayat standardına kavuşmalısın,” mesajı veriliyor. Çünkü bunun büyük bir ekonomisi var. Mesela bir araba aldın, hemen sana daha iyisinin olduğuna dair tavsiyeler veriliyor. Sen de, “Şu ana kadar kazandıklarıma şükürler olsun, daha fazlasına gerek yok,” demek yerine, “Hayır, çok daha fazlasını kazanabilirim,” diye düşünmeye başlıyorsun. Dikkat edersen, “Daha fazlasını kazanabilirsin ama yetimlere yardım da edebilirsin,” demiyorlar sana. Oysa insanın ihtiyacından fazlasını hayır hasenata ayrıması, elbette ki çok daha üstün bir şeydir.

Sana, çok daha fazla kazanman telkin ediliyor. Çünkü daha fazla zevke, daha fazla maceraya atılman, henüz sahip olmadığın bir sürü şeyi alabilmen ve tabii ki çok daha fazla harcayabilmen için. Bu girdaba girdiğin anda, bir daha mezara kadar çıkamıyorsun. O yüzden mevzuyu en baştan analiz edip zihni doğru yöne kanalize etmemiz lazım. Nihayetinde insanın ihtiyaçları ortada. Belli bir yerden sonra insan, başka bir tarzda amel etmeye başlamalı; başka bir yere odaklanmalı. “Benim iyi kötü şuyum, buyum var; bu da bana yeterli,” diyebiliyorsan bundan sonra başka insanlarla ilgilenmeye yönelik projelere girişmelisin.

Arkadaşlar, bugün bize yoğun biçimde telkin edilen imrenme, başkalarının hâline gıpta etme psikolojisi, gerçekten çok yorucu bir şey. Bilmeliyiz ki bunun en büyük zararı da bize. Sadece ahirette değil, bu dünyada da zararı var. Çünkü insanı devamlı olarak tatmin olmama, moralsizlik, isteklerinizin karşılanmaması gibi duygulara karşı karşıya bırakır. Hâlbuki bu dünyadaki saadete, mutluluğa vesile olacak en önemli şeylerden birisi, “Bana yeter, daha fazlasına ne gerek var?” düşüncesidir. Yani bize, “gönülden daha fazlasını istememek” diye bir nimetin verilmiş olmasından daha büyük çok az şey vardır belki de.

“Neden onların var da benim yok?” gibisinden bir düşüncenin esiri olduğun zaman, bu dünyada kendine zaten azap ediyorsun demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), asıl büyük tehlikenin ahirete yönelik olduğuna işaret ederek bizden daha iyi olan bir insana gözümüz iliştiğinde, ister istemez ona gıpta ettiğimizde, “dengeli” bir şeyle karşılık vermemizi öğütlüyor. Resûlullah, burada bizi bir hayale itmiyor. Bizi yaşanmayan bir dünyada hayal kurarak masal dünyasına götürmüyor, romantizm yapmıyor. Çünkü biliyor ki insanın fıtratında böyle bir vaka var mı? Var. Bizden maddi ya da manevi daha iyisi var ama daha kötüsü de var. Bu şekilde madalyonun öbür yüzünü de gösteriyor bize.

Mesela şu anda yeryüzünde temiz su bulma gibi büyük bir nimet, bizim açımızdan niye çok önemli değil? Bizim zihnimizde niçin böyle bir dert, öncelik yok? Çünkü biz, temiz suyu kolayca bulabiliyoruz da ondan. Evimizde musluğu açıyoruz; oh, mis gibi temiz su geliyor. Bu, dünyada birçok insan için o kadar büyük bir nimet ki... İşte siz doğru okumayı yapmazsanız, Allah'ın size vermiş olduğu nimetleri bırakın küçük görmeyi, farkına bile varmaz hâle gelirsiniz.

Bu örneği, taleplerine esir olmuş birine söylediğinde sana hemen, “O, zaten olmak zorunda,” der. Çünkü beklentilerini o yönde geliştiriyor, seni devamlı daha fazlasını istemeye şartlandırıyorlar. Burada, “Böyle bir hayata mahkûm edilmeye karşı ayağa kalk, diren!” gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Bazıları, bunun basit bir siyasi tavırdan ibaret olduğunu ve bununla ilgili bir mücadele verdiğin takdirde olayın tamamlanacağını düşünüyor. Lakin bir de eninde sonunda huzuruna çıkacağın Allahutaala ile aranda olan kısmı var meselenin ki en önemli ve en kalıcı kısmı da bu aslında.

Elbette yaşarken bir takım zulümlere, haksızlıklara maruz kalmış olabilirsin. “Bunları sineye çek, hiçbir şekilde sesini çıkarma, boş ver, neme lazım?” demek başka bir şey. Bunlardan bahsetmiyorum ama günün sonunda senin sahip olman gereken bir psikoloji var. O da şu: sonuçta Allah ile benim aramda kalacak olan bir muhasebe var ve bu daimî bir şey. Diğerleri ölümle beraber bitecek. “Bu münasebette ben; en temel nimetleri, -havayı, suyu, binbir çeşit yiyeceği- kendime zaten hak mı saydım da şükrünü eda etmeye gerek duymadım?” sorusunu kendimize yöneltmeliyiz.

İnsan, kendi nazarında bazı şeyleri nimet olmaktan çıkarabilir; yani bu kötülüğü kendine yapabilir. Düşün, sağlıklı ellere sahipsin. Her birinin beşer parmağı var, hiçbir sorunu yok. Yıllardan beri de kullanıyorsun, eskimiyor da. Yani yenisini almak gibi bir derdin de yok. Yaralansa bile bir iki hafta içerisinde tamamen eski hâline dönebiliyor. Ezcümle, büyük nimetlerle sarılmış durumdasın. Elbette hayatında sorunlar da vardır. Fakat meseleye bu gözle bakıp sana bahşedilen nimetlerin listesini çıkarsan sıkıntılarından çok çok daha fazla olduklarını görebilirsin. O yüzden din, seni hayal dünyasına itmiyor diyoruz. Bize verilen nimetler öylesine fazla ki, “Küçük sorunlarla boğuşarak büyük olayı kaçırmamalısın,” diyor aslında. Yani bizi gayet doğru bir yere yönlendiriyor.

Burada karşımıza “nankörlük” kavramı çıkar ki insanların hemen hiçbirinin kabul etmeyeceği bir şeydir. İnsanların bazı sıfatları vardır. Mesela bir insana korkak dersen, “Çok fazla cesur değilim, korkabilirim,” diye tepki verebilir. Ya da pasif bir insan sana, Çok girişken değilim, asosyalim,” diyebilir. Oysa bir insana, “Yalancısın!” dediğinde; “Evet, biraz öyleyim,” demesi çok zordur. Nankörlük de aynı şekilde. İlginç bir şey var burada: insan, nankörlüğü ve yalancılığı kendisine hiçbir şekilde yakıştıramaz. Çünkü insan nankör olduğunda, nankörlüğünü hissedeceğini düşünür. Nankörlük ise bir gaflet hâlidir. “Etrafında olup biten bir şeyler var ve sen bunun farkında bile değilsin,” demek istenir. İnsan, bu gafleti yüzünden kendinde değildir. Hani deriz ya mesela, “Aklını başına al!” diye. İşte bu hâldedir insan.

Peki, bir insanın aklı başında nasıl olmaz? Gafilse aklı da başında değildir. Allahutaala'nın bize bahşettiği onca nimetin farkında olmamak, bir gaflet hâlidir. Farkında olmak, şükrün kısımlarından bir tanesidir. Şükrün birinci basamağı da itiraf etmektir. Bu ilk basamağa, “Evet, sahip olmuş olduğum bu şeylerin hiçbirisi benim değil, benim hakkım da değil hatta,” demekle çıkılır. Aslında şükrün de belki yüzde 70-80'i, bu basamağı tamamlamakla başlıyor diyebiliriz.

Burada muazzam bir detay var. İnsan kendisine, “Ben; bu ellere, bu gözlere sahip olmanın benim açımdan ifade ettiği değeri nasıl takdir edebilirim?” diye sormalı. Sonra da zihninde bunun istişaresini yapıp şöyle demeli, “Bu gözlerin benim hakkım olduğuna dair düşüncem nereden geliyor? Bunlara hem bedavaya sahip olmanın getirmiş olduğu ilginç bir konumdayım hem de bunları hakkım gibi de kullanabiliyorum.” Düşünsenize, şimdi bir yanda bu varken diğer yanda bu nimetlerin farkında bile olmayanlara ne demeli?

Verdiğimiz örneklerde de görüldüğü üzere Hazreti Peygamber'in (s.a.v.) mesajı, hayatın nasıl düzgün bir ruh hâliyle yaşanabileceği noktasında bize çok güzel bir bakış açısı kazandırıyor. Toparlarsak evet, dünyada senden daha iyi konumda olan insanlar var. Ama senden çok daha kötü durumda olanlar da var. Bir gün birilerine gıpta ettiğini fark ettiğinde, lütfen buraya dönmeyi ihmal etme! En azından kendini dengelersin. “Niçin benim yok da onların var?” gibisinden düşünerek çok yanlış bir yere gitmek en büyük zarardır. Zarar, dünyada peşin veriliyor; bir de

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026