İslam’da empati yerine isar anlayışı öne çıkıyor

Yasin Taçar
11:00, 11/07/2026, Cumartesi
CategoryNihayet
Nihayet Dergi
İslam’da empati yerine isar anlayışı öne çıkıyor
Empati ahlaki bir değer midir?

Empatinin sözlük anlamı bir kişinin kendisini başkasının yerine koyabilmesi ve onun duygu, düşünce ve davranışlarını anlayabilmesidir. Yani merkezde, ya bakan ya da bakılan, kişi vardır.

Tanrı’yı sahneden uzaklaştırıp yerine insanı koyduğu için ve yerine koyulan insan da hakiki manasında olmayıp aslında bireyden ibaret olduğu için modernizmin sunduğu bütün ahlaki değerler bireyin baz alınarak ortaya çıkarılmasıyla oluşmuştur. Dinî düşüncedeyse ahlak, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak düsturuyla ve yine Allah’ın belirlediği şeriatın ölçüleriyle belirlendiği için merkezinde Allah yer almaktadır.

Şimdi adım adım giderek inceleyelim: Kişi, kendisini başkasının yerine neden koymalıdır? Çünkü ancak o zaman onu doğru bir şekilde anlayabilecektir. Bir değere değer olması hasebiyle anlam yüklenmezse veya insana insan olması hasebiyle anlam yüklenmezse anlaşılması için illa yaşanması veya yaşanma ihtimalinin olması gerekmektedir. Dinî düşüncedeyse insan ayetlerden anladığımıza göre acelecidir, zayıf yaratılışlıdır, acizdir, muhtaçtır. İnsanın bu vasıflarını ele aldığımızda kendimizi onun yerine koymamıza gerek kalmadan da içinde bulunduğu durumu anlayabilmekteyiz. Ki anlamamıza da gerek yoktur. İnsanda insana düşen sorumluluk, ona mümkünse yardım etmek ve onun için dua etmektir. Bir insan yardım edeceği, destek olacağı kişinin durumunu araştırırsa, irdelerse kendini onun yerine koymaya çalışırsa ahlaki açıdan kendini zaten yanlış konumlandırmış olacaktır. Dinî düşüncede zaten insan için herkes kendisi kadar günahkârdır, herkes kendisi gibi imtihanlara uğramaktadır ve o nedenle her an dua etmesi gerekmektedir. Müminlerin dua ederken toplu bir şekilde ümmeti Muhammed için dua etmesi bile aslında bu ayrımı göstermektedir. İslam’da bu konu zaten merhamet adı altında ele alınmış ve doğru tavır da müminlere gösterilmiştir.

İnsan merhamet sahibidir, merhamet kalptedir, insan ise kalbine hükmedememektedir. Dolayısıyla insanın zalim olması kalbinin katılığından, merhametli olması kalbinin berraklığındandır. Katılık ve berraklıksa insanın kulluğuyla ilgilidir. İnsan, Allah’a kul olmaya çabaladıkça kalbi de rahmani nurlarla dolmakta ve bu nurlarla de merhamet gibi Cenabıhakk’ın sıfatlarına tecelligâh olabilmektedir. Fakat insan Allah’ın yolunda değil de nefsinin emir ve buyruklarına göre hareket ederse bu defa da kalbine zulmani karanlık dolmakta ve bu karanlık ile de insan bencil, zalim biri olmaktadır.

Peygamberimiz (sav) bir hadisi şerifinde “Müminler, bir bedenin azaları gibidir” buyurmuştur. Dolayısıyla mümin için bir diğer mümin “öteki” konumunda değildir, bir bütünün parçalarıdır onlar ve dolayısıyla aynıdır. Kendini onun yerine koymaz, zaten onun yerindedir, zaten aynı yerdedir onlar her zaman. Üstünlüğün takvada olması dahi insanın dünyada aynı olması ancak Allah’ın lütfuyla Allah katında kazanmasıyla gerçekleşeceğinin göstergesidir.

İnsanın kendisini bir başkasının yerine koyarak düşünmesinin bir nedeni de empati tanımına göre yarın veya gelecekte o kişinin de aynı duruma düşme ihtimalidir. Bu ise ahlaki açıdan zaten yanlıştır, bencilliğe kapı açmaktır. Ben bir insana, sırf ben de aynı durumu yaşayabilirim düşüncesiyle/endişesiyle yaklaşırsam aslında o insana değil kendime yaklaşmışım demek olur ve aslında bir başkasını değil kendimi düşünmüş olurum. Bu da bencilliktir.

Ensar, muhacire her şeyini açarken kendini onların yerine koyarak yapmamıştı. O nedenle zaten onların yaptığı yardım etmek değildi, bir hayatı paylaşmaktı. Yine o yüzden de onlar kardeşti, kardeş olmuşlardı; yardım edenle edilen arasında ise kardeşliğe yaklaşamayacak bir mesafe vardır.

Bu bağlamda ele aldığımızda dinî düşüncede empatiden ziyade diğerkâmlık vardır. Diğerkâmlığı, îsar diyerek daha güzel ve daha bilinçli ele almış oluruz. Îsar, kişinin bir şeyi veya bir kimseyi kendisinin önüne geçirmesidir. Yani insanın kendisini bir insanın yerine koyması değil bilakis o insanı kendisinden üstün tutması, onu kendisine tercih etmesidir. Yerine koymak nerede kendisine tercih etmek nerede? Îsar, Kuran’ı Kerim’de beş ayette geçmektedir. “Onlar da: “Allah’a yemin olsun ki, gerçekten Allah seni seçip bize üstün kıldı. Biz ise gerçekten büyük bir suç işlemişiz” itirafında bulundular.” (Yusuf suresi, 12/91)

Sihirbazlar dediler ki: “İmkânı yok, bize gelen apaçık mûcizeleri ve bizi yaratan Allah’ı bırakıp da seni kesinlikle tercih etmeyeceğiz. Hakkımızda istediğin kararı ver, yapmak istediğini yap. Şunu unutma ki, senin hükmün ancak dünya hayatında geçer.” (Tâ-Hâ suresi, 20/72) “Kim azgınlık yapmış ve dünya hayatını tercih etmişse cehennem (onların) barınağıdır.” (Nâziât, 79/37-38-39) “Fakat siz dünya hayatını âhirete tercih ediyorsunuz.” (A’lâ suresi, 87/16) Bu dört ayette kelime doğrudan sözlük anlamıyla geçmiştir.

“Onlardan önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş bulunan ensarın da bu ganimet mallarında hakları vardır. Onlar beldelerine göç eden muhâcirleri kendi canları gibi severler ve onlara fazladan verilen ganimetlerden ötürü gönüllerinde en küçük bir kıskançlık ve burukluk duymazlar. Hatta onlar ihtiyaç içinde kıvransalar bile, daha muhtaç durumda olan mümin kardeşlerini kendilerine tercih ederler. Şunu bilin ki, kim nefsinin cimriliğinden ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, dünyada da ahirette de kurtuluşa erecek olanlar, işte bunlardır.” (Haşr suresi, 59/9) Bu ayette ise kelime doğrudan terim anlamıyla yani ahlaki tavır olarak bize kattığı anlamla geçmiştir. Onlar muhtaç durumdayken bile kardeşlerini kendilerine tercih etmişlerdir.

Yani eğer onlar empati yapsaydılar, kendilerinin kardeşlerinin yerine koysaydılar tercih etmeyebilirlerdi, kendileri muhtaç durumdaydı çünkü. Empati bir yanıyla da kıyas olduğundan kıyas yapıldığında kendilerinin de onların da muhtaç olduklarını görürler ve ona göre hareket ederlerdi. Fakat onlar için merkezde Allah’ın rızası vardı ve eylemlerinin asıl amacı rızayı kazanmaktı. Böyle olunca da kardeşlerini kendilerine tercih ettiler, ne durumda olduğuna bakmadılar, düne veya yarına bakıp hesap kurmadılar, zahiri sebepleri önemsemediler, akıbet bağlamında sadece ahiret hayatını ciddiye aldılar. Hadisişerifte buyurulur: Bir şahıs Peygamber (s.a.v.) Efendimize gelerek:

“Ey Allah’ın Rasûlü! Ben açım.” dedi. Rasûlullâh Efendimiz, hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şeyler göndermesini istedi. Fakat müminlerin annesi:

“Seni peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok.” dedi. Diğer hanımlarının da aynı durumda olması üzerine Hazreti Peygamber (sav) ashabına dönerek:

“Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu. Ensardan biri:

“Ben misafir ederim, Ya Rasûlallâh!” diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca hanımına:

“Evde yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Hanımı:

“Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var.” dedi. Sahâbî:

“Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafir içeri girince de lambayı söndür. Biz de sofrada yiyormuş gibi yapalım.” dedi.

Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar. Sabahleyin o sahâbî, Peygamber’in yanına gitti. Onu gören Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, bu gece misafirinize yaptıklarınızdan ziyadesiyle memnun oldu.” (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 10; Tefsîr, 59/6; Müslim, Eşribe, 172)

Burada da sahabe doğrudan Allah’ın rızasını gözettiği için misafiri ağırladı, misafiri çocuklarına tercih etti, empati üzerinden hareket edilseydi misafir alacak durumda olmadığını düşünür, hatta kendisinin ikrama ihtiyacı olduğunu söylerdi.

Empati, Batılı bir değer olduğu için merkezde kişinin kendisi vardır ve bencillik her zaman aktiftir. Ayrıca sınırları insanın kendisi tarafından çizilecektir, o yönüyle de ucu açıktır. Empati ile bir insan kendisini İsrail askerini anlamaya çalışırken bile bulabilir, empati buna alan açmaktadır.

Dinî düşüncedese sınırlar Allah tarafından belirlenmiştir, böyle bir alan yoktur; İsrail askerinin Müslüman zihninde konumu bellidir.

Empatide aslında konumsuzluk vardır, sınırların çizimi bireyin öznel durumuna bırakıldığı için kişiler konum tayin etmeye çalışmakta ve bu da bencilliği getirmekte, isabetsiz hareketlere sebep olmaktadır. Dini düşüncede Allah sınırları belirlemiş, herkesin ve her şeyin konumu belirlenmiştir, kişiye düşen sadece kulluk etmektir.

Hayatımızı, düşüncemizi modern kavramlarla değil, dinî kavramlarla sürdürmemiz gerekmektedir. Karanlıktan çıkışın tek yolu, İslam’dır.

“De ki: ‘Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.’” (İsrâ suresi, 17/81)

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026