Yapayalnız öldükten sonra cesedi kadavra yapılan yazar: Ömer Seyfettin

Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden olan Ömer Seyfettin, aynı zamanda edebiyatın en çok okunan yazarlarından. Yalnızca 36 sene yaşayan yazar, aynı zamanda Türk Edebiyatı'na çok sayıda eser kazandırmıştır;ancak ünlü yazarın hikayesi ne yazık ki edebiyata kazandırdığı eserler kadar parlak sonlanmamıştır.
23 Şubat 1920'de şeker hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde 6 Mart'ta son nefesini verdi.
- Türk Edebiyatı'nın unutulmaz isimlerindenÖmer Seyfettin'in cenazesine kimse sahip çıkmayınca, ünlü yazar kadavra yapıldı.
Ölümü edebiyat dünyasına da acı şekilde yansıdı

Bu kadarla kalmadı: Kemikleri başka bir kıtaya nakledildi

Vefatından 19 yıl sonra kemikleri Asya'dan Avrupa'ya nakledildi.
Yazardan geriye kalan bu acı hikaye

Birçok kişinin ölümünden sonradan haberdar olduğu Ömer Seyfettin, 6 Mart'ta Haydarpaşa Hastanesi'nde "Ah Selanik!" diye inleye inleye son nefesini verdi. Kuşdili'nde Mahmud Baba haziresinde toprağa verilen yazarın cenazesinden bugüne kalan ise, bu acı hikaye.
Gazetede yayınlanan fotoğrafı tanıyanlar oldu

Tıp öğrencilerinin etrafında toplandığı ceset kadavra yapılmak üzere kesildi; gazetede yayınlanan bu fotoğrafı görenlerin bir kısmı Seyfettin'i tanıyıp hastaneye koştu. Ancak artık her şey için çok geçti; ünlü yazarın başı çoktan kesilmişti.
Bedeni kadavra yapılmak istendi

Ünlü yazarı hastanede kimse tanımıyordu; bu yüzden sahipsiz olduğunu düşünüp bedenini kadavra olarak kullanmak istediler.
Yalnızca kızını sayıklıyordu

Durumu gün geçtikçe kötüye giden yazar, hastanede kaldığı süre boyunca yalnızca kızının ismini sayıkladı.
Doktor tavsiyesiyle bol ol meyve tüketiyordu

Dönemde, şeker bilinen bir hastalık değildi; bu yüzden teşhis konamıyordu. Seyfettin'İn hastalığı üzerine doktorların en büyük tavsiyesi, bol bol meyve tüketmesi üzerineydi. Meyvenin şekeri ise, onun şekerini yükseltip hastalığını ağırlaştırıyordu.
Şeker hastalığından habersizdi

Kadıköy dolaylarındaki kiralık evinde yalnız yaşayan Ömer Seyfettin'in yakalandığı şeker hastalığından ne kendisinin ne de doktorların haberi vardı. Şeker hastalığının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı o dönemde, tedavi yöntemleri de yeterince gelişmemişti. Ünlü yazar yemek yiyemiyor, günden güne zayıflıyordu; onunla yalnızca en yakın arkadaşı Ali Canip ilgileniyordu.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.