Modern Zamanların Mecnunu
22:55, 01/07/2016, CumaG: Güncelleme: 23:05, 20/05/2019, Pazartesi

Yunus Emre Özsaray
“21. asrın insanı çöl sürgünü bedevinin teki Yoksa oturur muydu plazalardaki deri koltuklarda” diye başlayan kitap daha ilk cümleden hikayelerin bakış açısına dair ipuçları vererek moderniteye, yozlaşmaya, ülkenin yakın tarihiyle ilgili meselelere eleştiriler getiriyor.
İz Yayınları’
nın Muhayyel
serisinden çıkan öykü kitaplarına bir yenisi daha eklendi. İlk kez 2013
yılında Kefendeki Misket
adlı kitabıyla okurlarıyla buluşan Yunus Emre Özsaray,
bu kez Mecnun’un Şehri Terkedişi’
yle okurlarıyla buluştu. Kitap konu bütünlüğü olan hikayelerden oluşuyor. Her hikaye kendi başına bir söze sahip müstakil hikayelerden oluşsa da; aslında kitapta yer alan on iki hikaye, asıl hikayenin parçalarını oluşturuyor.
“21. asrın insanı çöl sürgünü bedevinin teki
Yoksa oturur muydu plazalardaki deri koltuklarda”
diye başlayan kitap daha ilk cümleden hikayelerin bakış açısına dair ipuçları vererek moderniteye, yozlaşmaya, ülkenin yakın tarihiyle ilgili meselelere eleştiriler getiriyor. Kitap merkezine Leyla ile Mecnun
kıssasını alırken, yazar bu kıssayı günümüz meseleleriyle çakıştırarak çok katmanlı bir Leyla ile Mecnun
kıssası yazıyor.Yazar günümüzün kirlenen dünyasına
Leyla ile Mecnun
kıssasını kullanarak öykü aracılığıyla yorum getiriyor. Günümüz insanı modernite karşısında büyük bir acz ve çaresizlik içindedir, tarihte olmadığı kadar da hak ve hakikatle bağları zayıflamıştır. İşte yazar modern insanın, gündelik yaşantının hayhuyu arasında hakikatle zayıflayan metafizik bağlarını göstermeye çalışıyor. Ancak yazar bu konuları hikayenin meselesi haline getirirken söylenenden ziyade, söyleyiş biçimini öncelediğini; estetik kaygının ön planda olduğunu da gözler önüne seriyor.Her şey hikaye anlatıcısının
Merkez Efendi’
de kendisini Mecnun
olarak tanıtan, Amak-ı Hayal’
in Aynalı Baba’
sını anımsatan, bir meczupla tanışmasıyla başlar. Hikayeler daha çok anlatıcının Mecnun’
la yaptığı sohbetlerle ilerler. Mecnun
adı üzerinde Mecnun’
dur. Sevdiği bir Leyla’
sı vardır. Ancak Leyla
çoğu yerde şahıs olmaktan çıkar ve soyut bir kimliğe bürünür. “Göremezsin. İşte Leyla karşında duruyor. Bu şehir, bu gökdelenler, birbirinin sırtına binerek yaşayan bu insanlar, adeta modern mağaralar gibi yapılmış evler…”
Mecnun’
un Leyla’
ya olan sevgisi daha çocuklukta başlar. Okulda Leyla’
yı görür görmez aşık olur. Gece gündüz onu düşünür. Yemeden içmeden kesilir, hasta olur.Sonunda doktora götürülür. Buraya kadar olanlar
Leyla ile Mecnun
kıssasında olduğu gibidir. Ancak tedavi amacıyla gittiği doktorda bir takım görüntüler izlerken bir anda tek parti döneminde ezanın Türkçe
okunması hadisesiyle karşılaşırız. Hatta ilerleyen bölümlerde ikna odalarından Beyaz Türklere, 28 Şubat’
tan sokak olaylarına kadar yakın tarihte yaşanan birçok olaya da değinildiğine şahit oluruz. Olay örgüsü bu şekilde geçmişle günümüz arasında mekik dokur adeta. Fakat söz konusu olaylar doğrudan söylenmeyip kimi sembollerle sezdirilir. “… Ama şu karşıdaki odayı görüyor musun? O odayı da unutamayanlar için yaptık. O odada okula girmek isteyen fakat sevgilisini unutamayanlar için seanslar yapıyoruz…”
Leyla
sevginin alegorisidir. Mecnun da Leyla
ülkesi kurmaya çalışan medeniyetin adı. Ancak bu ülkenin kurulmasının önünde herkesi, her şeyi yutup sevgisizleştiren modernite vardır. Modernite güçlü ve acımasızdır. Mecnunsa zayıftır. Leyla
ülkesini bir türlü kuramaz ve Mecnun’
un şehri terk etmekten başka çaresi kalmaz.Dünya
Leyla
ülkesi kurulamadığından dolayı zalimlerin eline geçer. Savaşlar bu yüzden çıkar. Amerika Hiroşima’
yı bu yüzden bombalar. Binlerce, on binlerce insan ölür. Hepsi de sevgisizliğin sonucudur. Mecnun’
u Leyla
aşkıyla çöllere düşüren saf ve samimi sevgi günümüzde yok olmuştur. Bu sevgi tekrar bulunmadığı sürece de kıyımlar ve zulümler bitmeyecektir. İşte Mecnun
şehri terk edip yolculuğa çıkmasının sebebi, bu yitik sevgiyi bulmaktır.Özsaray
yukarıda değindiğimiz meseleleri Leyla ile Mecnun
kıssasındaki kimi simgelerle dile getirir. Örneğin Mecnun’
un Leyla
aşkından düştüğü çöle karşılık, şimdi modern çöller vardır. “Onunla arama modern çöller girmişti, dedi bir keresinde. Kalabalık ama insandan yoksun çöller, her plazada bir reisin hâkim olduğu modern kabileler…”
Yazar anlattığı olayın yapısına uygun olarak sade bir dil kullanır. Bu dili bazen imgelerle zenginleştirir. Ayrıca
“Mecnun”
ile “Aşka Dair Dersler”
bölümleri kitaptan bağımsız müstakil bölümler gibi dursa da asıl hikayeyi destekler niteliktedir. Bu bölümler bazen düzyazı olmaktan çıkar ve şiir mahiyetine bürünerek kitaba ayrı bir tat verir.Özetle;
Mecnun’
un Şehri Terkedişi
gerek akıcı dili, gerekse özgün konu ve kurgusuyla okuduktan sonra “İyi ki okumuşum,”
diyeceğiniz eserlerden birisi. En azından ben öyle dedim.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.