Şerif Mardin’in son yılları: Kitaplarla çevrili bir ömrün sessiz tanıklığı


İlk gençliğimde Şerif Mardin adını babamdan çok dinledim. Kendisinden Boğaziçi’nde birkaç tane ders almıştı ve hocalığından çok etkilenmişti. Hocanın, sorularla zihinlerini nasıl açtığını, farklı olaylar arasındaki bağlantıları nasıl kurduğunu ve özellikle öğrenciler ile kurduğu ilişkiyi, öğrencilere verdiği değeri çok kez anlatmış, hatta (bence) hayatında da uygulamaya çalışmıştır.
Benim hoca ile ilk münasebetim ise, Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi’ne bağışladığı kitaplar vesilesi ile oldu. Huzur’u onun bağışlarından okumuş, kitabın kenarlarına düşülmüş pek çok notun hocanın elinden çıktığını düşünüp mutlu olmuştum.
Bu asistanların her biri, farklı sebeplerle hocadan müsaade istediklerinde, hocanın asistanından tek talebi, güveneceği yeni bir asistan bulması idi. Günler geçip, hoca yavaş yavaş elden ayaktan düşmeye başladığında, mail adresi şifrelerinden banka işlemlerine kadar her şeyi asistanları yardımı ile yürütüyordu. Asistanları hakikatliydi; cenazesinde mezar başından en son ayrılanlar, hocanın asistanlığını yapmış talebeleriydi.
2011 yılının sonuna doğru, bir eski asistanı olarak hocayı ziyaret eden abim, hocanın elinin kırıldığını ve yazı yazmak için birisini aradığını söyledi; tabii ki ikiletmeden gittim ve bir seneyi mütecaviz bir süre, hocanın yazmakta olduğu kitabı kayda geçtim. O söyledi, ben yazdım; okudu, düzeltti, düzeltileri girdim.
Kütüphaneden yahut piyasadan ilgili kitapları zaman zaman temin ettim. Bu süre içinde bol bol muhabbet ettim. Hocanın âdetiydi zaten, eğer neşesi kaçık değilse, acelesi de yoksa, önce havadisleri dinler ve o hafta hoşuna giden bazı şeyleri anlatır; sonra çalışmaya başlardı. Benim yanına gittiğim dönem de, hocanın Sabancı Üniversitesi’nden emekli olduğu ve bilfiil ders vermediği dönemdi. Ders vermiyor olmak dışında zihnini bulandıran çok fazla mesele yoktu; zaman zaman konferans davetleri alıyor ve bazısına iştirak ediyordu, o kadar.
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2020/08/13/01/01/resized_4fe47-67567ef5serifmardinmehmet20150930_191711.jpg- Yaptığımız işi tasvir etmem, hocanın çalışma dünyasını bir nebze olsun anlamanıza yardımcı olacaktır. Yazdığı metni defalarca okuyor, tashih ediyor, ekleme çıkarmalar yapıyordu. Tashihleri girdikten sonra tekrar okuyor ve tashih ediyordu. Metin hangi dilde yazılıyorsa, o dilin sözlüğünden konuya en uygun kelimelere bakıyor, bazı kelimelerin yerlerini değiştiriyor, kulağına hoş gelmeyen cümleleri çıkarıyor ekliyor, değiştiriyordu. Ortalama 2 saatlik bir oturumda, 1 sayfadan öteye gidemiyorduk. Gün sonunda metnin son hâlini çıkarıyordum ve sonraki oturumda oradan devam ediyorduk. Hoca bu aralıkta metni tekrar tekrar okuyor, konu ile ilgili kitapları okuyor, karıştırıyor ve içine sinene kadar her bölüm bu şekilde devam ediyordu. Tabii ki kaynakça taramaları, ilgili kitapların kütüphaneden (Boğaziçi, Bilgi, Sabancı Üniversiteleri ya da temin edilebilecek bir başka kütüphaneden) temin edilmesi, yok ise satın alınması ve okunması ile süreç işliyordu.
Hocanın hayatı, bütün cepheleri ile kitaplarla ve düşüncelerle bezenmişti. Hastalıklar, zaruri işler ve kısa tatiller dışında bütün yaşamı, analitik bir şekilde, kitaplar, notlar ve çalışmalar ile, aklındaki meselelerin halledilmeye çalışılması ile geçti. Son bir senesinde birkaç kez yoğun bakıma girse de, her çıkışında aynı şekilde çalışmaya devam ediyordu.
Hocanın kitaplığı

Fakat kütüphanenin içine nüfuz etmem, artık yer kalmayan kitaplığında yer açmak için beraberce kitaplığa girip teker teker elemeler yaptığımız birkaç haftalık zamanda oldu. Sosyoloji, sosyal teori, siyaset düşüncesi, siyasal İslam, İslam düşüncesi, Türk modernleşmesi gibi hocanın ilgilendiği konulara dair, farklı dillerden başvurulması zaruri eserlerin neredeyse tamamı özenle salonunda duruyordu zaten. Fakat hocanın evinde bu konulara dair ikincil kaynaklar, bu konular ile az ilişkili kitaplar ve temel ilgilerinin dışında kendisine hediye edilmiş, merak edip aldığı, yahut bizzat yayınevinden gönderilen pek çok kitap ve dergi vardı.
Kitaplığı düzenleme süreci benim için, ismini duyduğum pek çok kitabı canlı görmemin yanında, gerçek bir entelektüelin gözünden, pek çok yazara ve kitaba dair bilgiler edindiğim dönem olmuştu. Ve tabii ki, imzalı kitaplar üzerinden, hocanın ikili ilişkilerini bir nebze daha olsun fark etmiştim.
Kısa kısa notlar
Hoca ile görüşen herkesin ortak kanaatleri vardır: Hoca kibar bir insandır. Hoca güngörmüştür. Hoca insan ilişkilerini çok iyi bilir. Hoca karşısındakine değer verir… Bu son kısım önemli. Örneğin, arasında 70 yaş fark olan birisine gocunmadan fikrini ve eleştirisini sorar, siz cesaret toplayıp ufak bir şey söylediğinizde dinler, değerlendirir ve aklına yatarsa uygular ya da bunu müzakere eder.
İnternette rahatlıkla bulunacak konuşmaları bu gözle izlendiğinde ne dediğim daha rahat anlaşılacaktır. Sadece bir kitabının kaynakçası dahi, birkaç tezi çıkaracak genişlikte olan birisinin, her kelimesini özenle seçmesi, kesin yargılardan kaçınması örnek alınasıdır.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.