Guernica tablosu nasıl doğdu: 1937 bombardımanının sanata yansıması
11:00, 04/10/2020, PazarG: Güncelleme: 19:00, 18/12/2025, Perşembe

Guernica, 1937, Pablo Picasso.
Pablo Picasso imzası taşıyan ve ismini İspanya'da bulunan Guernica kasabasından almış olan kült eser; Nazi ve İtalyan güçleri tarafından gerçekleştirilmiş olan zulmü açıkça ortaya koyuyor. Picasso ''tek gerçek sanat eserim'' diye ifade ettiği eseri ile sivil halkın uğradığı zulmü; çocuklarını kaybeden annelerden, ölmeden önce bir elinde çiçek diğerinde kılıç ile son nefesini vermiş olan askerlere kadar tüm ayrıntıları ile ele alıyor.

20.yüzyılda 26 Nisan 1937 tarihinde
Adolf Hitler ve Benito Mussolini’den
destek alan Francisco Franco; Nazi ve İtalyan kuvvetlerinin yeni uçaklarının
İspanya’nın Guernica kasabasında denenmesine
izin vermiş
ve şehir bombalanmaya başlanmıştı. Bombardımanın ardından kasabada hiç görülmemiş bir
vahşet yaşanmış ve kasaba yerle bir olmuştu.
Yapılan bombardımanın çoğunluğunu Alman hava kuvvetleri üstlenmiş olsa da kasaba İtalyan hava kuvvetlerinin de desteği ile
üç gün boyunca ateşe verilmişti.
Dönemin Bask Hükümeti’nden yapılan açıklamaya göre, beş bin kişilik nüfusa sahip olan Guernica’da en az 1650 sivil can kaybının yanı sıra 889 yaralı bulunuyordu.
Yaşamı boyunca elinden geldiğince politik yorum ve düşüncelerden uzak durmaya çalışan Picasso; Guernica’da yaşanan zulüm uğruna ortaya koyduğu eserlerini
tek gerçek sanatı
olarak görüyordu.Paris Dünya Fuarı’nda sergilenmek üzere; Picasso’dan o sırada Paris’te sürgün halinde olan İspanya Hükümeti adına bir tablo yapması istemiş fakat ressam
Guernica’nın bombalanmasına kadar çizecek
bir şey bulamamıştı.
Katliam haberini almasıyla
Picasso’nun düşünceleri de değişir
ve bu vahşet karşısındaki tepkisini “Guernica”
resmi ile ortaya koyar. Picasso’nun en büyük başyapıtı olarak değerlendirilen eser; bugün de dünyanın en önemli tabloları arasında yer alıyor. Zulme uğraşmış bir kasabadan ismini alan ‘’Guernica’’ eseri; aynı zamanda faşizmin iğrençliğinin de bir timsali.
Savaşın acımasızlığını ve sonuçlarını eseri ile
evrensel bir simge
haline getiren Picasso; savaşı çizmeden savaşı; kıyımı çizmeden kıyımı; yaşananlara dair hiçbir şeyi çizmeden, yaşananları dünyaya anlatmıştı. Picasso bu tabloyu resmetmesi ile birlikte, 20.yüzyılda
önemli bir akım olan ‘’Kübizm’’in
öncülerinden biri haline geldi.
Guernica Tablosundaki Semboller
Guernica kendisi için ön bir taslak olabilecek büyük bir tuval hazırladı. Bu taslağın ortasına zalimliğe karşı sıkılan yumruğu, yaşanan acıları, kucağında çocuğu ile feryat eden kadını yerleştirdi. Sanatçı duyarlılığı ve politik duyguları arasında çelişki içerisinde kalan Picasso; apaçık semboller ile yaptığı
pek çok denemeden
memnun olmadı.
Bir süre sonra savaşın tüm detayları resmin üzerindeydi
ancak odaklanılacak bir merkez yoktu. Bunun üzerine Picasso; kadın ve çocuğun yanındaki boğayı hareket ettirdi, mızrağı belirginleştirdi ve göze çarpacak bir yerde atın başını yukarı kaldırdı. Artık ringde at ve boğanın
ölümcül dövüşü
vardı.
Ressam, ağlayan kadının gözyaşlarına
kan kırmızısı rengini
verdi. Bir süre sonra renklerin ilgiyi resimdeki çarpışmadan daha çok çektiğini düşünen ressam; bütün renk ve dokuları kaldırarak renkleri gizledi
. Son aşamada resimde sadece siyah, beyaz ve gri tonlarından oluşuyordu çünkü Guernica zor zamanların resmiydi.

Guernica tamamlanmak üzereyken Picasso resme 20. yy.
teknolojisinden tek bir imge
ekledi. Resme dair edilen bu tek teknolojik imge ise 'bombia’ydı.
Sanat tarihçilerine göre İspanya’da elektrik ampulü anlamına gelen bu imge; kısaca bomba
olarak da anılıyordu. Eserde bulunan Bomba-bombia
imgesi teknolojinin bizi yok eden korkunç gücüne işaret ediyordu.
At ve boğa Picasso’nun resimlerinde çok
farklı
zamanlarda
, farklı
roller
ve anlamlar yüklenerek kullanılmış iki imge. Eserlerde bulunan bu ‘’Boğa’’ ögesi
kimi zaman İspanya’nın ve İspanyol Kültürünün sembolü
olarak görülürken kimi zamanda cinslerden birini temsil eder ya da kadın ve erkek arasında süregelen çatışmaları simgelerdi. Hakkında farklı varsayımlar bulunan bu boğanın; Picasso’nun özel yaşamını tablolarına yansıtırken bir sembol olarak kullandığı mitolojik kahraman "Minotauros"
olduğu da düşünülürdü.
Erken dönem çalışmalarında
boğa ve minotaurosları; şiddet, öldürme ve tecavüz
duyguları
nı simgelemek için kullanan ressamın; boğayı pek çok kez kurbanların acılarını simgelemek için de kullandığı da biliniyor. Tüm bu çıkarımlara bakıldığında ‘’boğa’’ imgesinin
Guernica’daki karşılığının çok yönlü olduğu anlaşılıyor.
Ayrıca;
at ve boğanın
bir arada bulunduğu eserlerde; vatanseverler ile ulusçular arasındaki amansız çarpışmaya
değinildiği de düşünülüyor. Picasso’nun düşüncelerindeki Cesur İspanyol insanı ve Zalim Franco yönetimi sanatçının eserlerinde de bu imgeler ile kendini gösteriyor.

Picasso ise bu semboller için şu ifadeleri kullanıyor:
Guernica’nun ön çalışmalarından birinde;
mızrakla yaralanmış atın
karın bölümündeki yarıkta bir pegasus
görülüyor. Eserde Pegasus; ölmek üzere olan atın karnından doğuyormuş gibi resmedilmiş. Bu çizimlerde; İspanyol halkını temsil eden at ölmekte olsa dahi ümidin
bitmediğine ve geleceğin her zaman yeniliklere gebe olduğuna işaret edilmiş. Guernica’nun son halinde dehşet içindeki atın karnında Pegasus gözükmez ancak atın karnındaki yarık hala
belirgindir. Belki de Pegasus artık; resimde barışın simgesi olarak görülen, karanlık içinde uçan beyaz kuş olmuştur.
Tablonun sol tarafındaki ilgi merkezlerinden biri de
yüzünde acı dolu bir ifadeyle kucağındaki ölmüş çocuğuna
sarılan kadındır.
Bu kadının yüzü; Picasso’nun genç bir fotoğrafçı olan sevgilisi Dora Maar
’a aittir. Picasso; 1937’de Guernica’nın eskizlerinden biri olan ‘’Ağlayan Kadın’’ın son haline ulaştığında; bir yılı aşkın süredir çizdiği Dora Maar’ın acılara boğulmuş yüzü
için çalışıyordu. Dora Maar farklı kişiliğinin Picasso’da yarattığı yansımalarıyla da Guernica için esin kaynağı olmuştu.
Genç fotoğrafçı sadece acı dolu yüzüyle
Picasso’ya ilham veren bir model
olmakla kalmamış, yetenekli bir fotoğrafçı olarak yüzü aşkın fotoğrafla Guernica’nın oluşum süreçlerini belgelemişti.
Guernica tablosunda acılar içinde olan atın hemen altında bulunan ölü adam figürü,
kopuk kolu ile
bir kılıç tutuyor ve
tuttuğu kılıcın ucundan ise bir çiçek filizleniyor
. Diğer kolunda ise avuç içinde bulunan kesikler dikkat çekiyor. Kılıcın ucunda filizlenen çiçek; geleceğe dair umutları temsil ederken, avuç içindeki kesikler ise işçi sınıfını temsil ediyor.

Açık kapı figürü;
Guernica tablosunun belki de en dikkat
çekici öğesi. Tablonun sağ görselinde, koyu zemin üzerinde açık bir kapı resmediliyor. Kapı figürü; bombardıman esnasında yaşananlara karşı bir kaçış yolunu
simgelemesinin yanı sıra geleceğe dair sahip olunan umutları anlatıyor. Ayrıca
yaşananlara karşı bir suskunluk sarmalı
içinde kalındığını ifade ettiği de düşünülüyor.
Gaz lambalı kadın öğesinin altında soldan sağa doğru hareket eden ve ampulün ışığına boş bakışlarla kilitlenen bir kadın figürü bulunuyor. Geriden gelen bacağından
yaralı olduğu
ve eliyle bacağını destekleyerek
ilerlediği anlaşılıyor. Picasso, bu kadın figürü ile savaşta yaralanan çaresiz sivil
insanları simgeliyor.
4 Haziran 1937’de Guernica
3,50 x 7,82 m
boyutlarıyla anıtsal
bir yapıt olarak tamamlandı ve devam etmekte olan İspanyol Köşkü’nde
kendisi için ayrılan bölüme yerleştirildi. Resim İspanyol Köşkü’ndeki yerine koyulduğunda Paris Fuarı çoktan başlamıştı. Paris Dünya Fuarı sona erdiğinde Cumhuriyetçiler; ‘’Faşizm Vahşeti’’ hakkında dünyayı bilinçlendirmek amacıyla Guernica tablosunu uluslararası bir tura
çıkardılar.
Savaş İspanya’da devam ederken Guernica tablosu;
Avrupa ve Kuzey Amerika’da Cumhuriyetçi askerlere
destek sağlamak
amacıyla giriş ücreti alınarak
sergilendi. Brezilya, Stockholm, Münih, İskandinav ülkeleri ve İngiltere gibi bir çok yer dolaşan tablo; Picasso’nun resmin İspanyol halkına ait olduğunu söylemesine rağmen Franco yönetimi
yüzünden İspanya’ya alınmadı.
Bunun üzerine ressam; tablonun “İspanya’ya ancak İspanya Cumhuriyeti Yönetimi yeniden inşa edildiği müddetçe’’ geri verileceğini söyledi.
Mart 1939’da Nazi işgali altındaki Paris’te, Picasso’nun atölyesinde bulunan
resmin güvenliğinden
endişe edildiği için resim; New York ‘ta bulunan Modern Sanatlar Müzesi’ne emanet edildi. Guernica tablosu yaklaşık 19 yıl süren dünya turunu tamamladıktan sonra 1958’de tekrar New York’a döndü.1981’de, Picasso’nun doğumunun yüzyılında yapılan özel görüşmeler sonucunda Yeni İspanya Cumhuriyeti; Guernica’yı
‘'Ulusal Barışın Tanığı’’
olarak anavatanına geri getirdi
. Tablo; önce Prado Müzesine, oradan da 1986’da açılan Reina Sofia Müzesine yerleştirildi. Halen İspanya’nın Ulusal Modern Sanat Müzesi olan
bu müzede sergilenen tablo; sanatsal bir şaheser olarak alkışlanıyor.
Picasso; Guernica'yı resmetmesinden çok daha sonra, savaşın bitiminde yaptığı bir açıklamada şu ifadeleri kullanıyor:

Bir sergide Alman bir general tarafından Picasso’ya şu soru yöneltilir:
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.