Jardin Majorelle: Jacques Majorelle’den Yves Saint Laurent’e uzanan bahçe
12:00, 07/10/2024, PazartesiG: Güncelleme: 21:18, 17/12/2025, Çarşamba

Jardin Majorelle, Pierre Bergé Berber Sanatları Müzesi. Fotoğraf: Nicolas Mathéus (©Fondation Jardin Majorelle) URL-1
1931 yılında Fransız oryantalist sanatçı Jacques Majorelle tarafından tasarlanan ve 8000 metrekarelik bir alanı kaplayan Jardin Majorelle, parlak renkler, geometrik desenler ve beş farklı kıtadan getirilen 300 bitki türüyle geleneksel Fas stilini yansıtıyor. Jacques Majorelle, 1947’de bahçesini halka açıyor ve ölümüne kadar popüler bir cazibe merkezi olarak kalıyor. Daha sonra bahçe harabe haline geliyor ve 1980'de Yves Saint Laurent ile Pierre Bergé tarafından kurtarılıyor. Günümüzde Yves Saint Laurent ve Pierre Bergé Vakfı'na ait olan bahçe, aynı zamanda Yves Saint Laurent Müzesi ve Berberi Sanatları Müzesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Bu müzede, dört tema altında toplanmış, 600’den fazla nesneden oluşan geniş bir koleksiyon sergileniyor.

Fas’ın Marakeş
şehrinde bulunan Jardin Majorelle
, bir bahçenin bir sanat eseri
olarak nasıl görülebileceğine dair etkileyici bir örnek sunuyor. Bu bahçe, kültürel miras, sanatsal ifade ve ekolojik tasarımı harmanlayarak
dikkat çekiyor. Fransız ressam
Jacques Majorelle tarafından 1920'lerde tasarlanan bu bahçe, sadece bitkilerden oluşan bir alan değil, özenle oluşturulmuş bir sanat eseri olarak kabul ediliyor. Bahçedeki canlı renkler
, özellikle "Majorelle Mavisi"
adı verilen çarpıcı mavi tonu
ve çeşitli bitki türleri, geleneksel bahçeciliğin
ötesine geçerek ziyaretçilere duyusal
bir deneyim sunuyor ve onu çağdaş sanat
ile kamusal alanın
bir parçası haline getiriyor. Bahçenin tasarımı, geleneksel Fas mimarisi ve peyzaj estetiğinin
unsurlarını içeriyor ve bu da onu kültürel bir eser
olarak daha da değerli kılıyor. Marakeş’in
sayısız bahçesi arasında öne çıkan Jardin Majorelle, Jacques Majorelle’in
mirasını yansıtan, dünyanın en tanınmış bahçelerinden
biri olarak dikkat çekiyor.Jacques Majorelle, 1919'da kalp rahatsızlıklarından
dolayı Marakeş'e
geliyor ve hemen Fas'ın güneyinin sanatsal güzelliklerini, Marakeş'in resim yapmaya uygun
bir güzelliğe
sahip olduğunu fark ediyor. Kendini bir “bahçe tasarımcısı”
olarak gören Majorelle
, 1924 y
ılında ileride “Jardin Majorelle”
adıyla tanınacak bir arazi satın alarak stüdyosunun
etrafında botanik
bir sığınak oluşturmaya başlıyor. Bahçesini 1947
yılında halka açıyor
ve 15 yıl boyunca, ölümüne kadar popüler bir cazibe merkezi
olarak kalıyor. Ancak 1962’deki ölümünden sonra bahçe bakımsız
kalıyor. 1980 yılında, Fransız moda tasarımcısı Yves Saint Laurent
ve sanatçı arkadaşı Pierre Bergé, Jardin Majorelle’i gayrimenkul yatırımcıları
kurtarıp satın alıyor. O zamandan beri bahçe restore ediliyor ve birçok yeni bitki ekleniyor. 1886 ile 1962
yılları arasında yaşayan Jacques Majorelle, ünlü Art Nouveau mobilya tasarımcısı Louis Majorelle’in
oğlu
olan Fransız bir oryantalist ressam
olarak tanınıyor. Fransız bir dekoratör
ve mobilya tasarımcısı
olan Louis Majorelle
, Art Nouveau
tarzının önde gelen temsilcilerinden biri olarak anılıyor. Eserleri ise, Paris'teki Musée d’Orsay
gibi ünlü müzelerde sergileniyor.
Majorelle, Fransız Genel Valisi Mareşal Lyautey
tarafından davet edilerek 1917
yılında Fas’a
geliyor ve Marakeş'in
büyüsüne kapılıyor. 1923 yılında, Marakeş’te
yaşamaya karar veriyor ve bugün bildiğimiz, 1930'lardan beri,
şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Jardin Majorelle
haline gelecek olan geniş bir palmiye korusu
satın alıyor. 1931 yılında, mimar Paul Sinoir’e Art Deco
tarzında bir sanatçı stüdyosu inşa etmesi için görev veriyor; stüdyonun duvarları “Majorelle Mavisi”
ile boyanıyor. Çevresine, egzotik bitkiler
ve dünya çapındaki seyahatlerinden topladığı nadir türlerden oluşan, yaşayan bir sanat eseri
niteliğinde bir bahçe
tasarlıyor. Günümüzde Berberi Müzesi’ne ev sahipliği
yapan yapı, başlangıçta sade
ve süslemesiz bir pavyon olarak
tasarlanıyor. Majorelle, atölyesini yapının zemin katında
kuruyor, üst kat
ise dinlenme alanı
olarak düzenleniyor. Bauhaus
ve Le Corbusier’in
mimari ilkelerine göre inşa edilen bu yapı, gri beton
olarak bırakılmak yerine Majorelle
tarafından mavi, sarı
ve kırmızı
renklere
boyanarak farklı bir kimlik kazanıyor. O dönemde Marakeş'te evlerin mutlaka toprak rengi
olması gerektiği için, bu canlı renklendirme şehir kurallarına aykırı
oluyor. Ancak yapı sokaktan görünmediği
için bu durum bir sorun teşkil etmiyor.https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/59/resized_b3240-6b635f394.jfif
Zamanla
bitki örtüsü yoğunlaşıyor
ve bu alan tropikal bir bahçeye
dönüşüyor. Yucca, filodendron
ve yasemin
gibi pek çok bitki burada yer alıyor. Bahçe büyüdükçe, atölye binası gözden kayboluyor.
Bahçede bambu, kaktüs, palmiye, muz, begonvil, yasemin
ve gül
gibi çeşitli bitkilerden oluşan 135 farklı tür, toplamda 3 binden fazla bitki
bulunuyor. Ressam Jacques Majorelle, dünyanın farklı yerlerinden topladığı bitkiler,
özellikle de kaktüs
çeşitleriyle
bu bahçeyi
oluşturuyor. Majorelle, pavyona Arap tarzı kemerler
ve sırlı kiremit detayları ekleyerek yapıya estetik
bir zenginlik
katıyor.
Bu bahçede
peyzaj ve sanatsal ifade
arasındaki etkileşim, tasarımında net bir şekilde görülüyor. Farklı bitki türleri, su öğeleri ve çevre
arasındaki dinamik ilişki, insan ve doğa unsurlarıyla bir araya gelerek peyzajı bir sanat eseri haline getirdiği
anlaşılıyor. Bu bakış açısı, yerel detaylar ile egzotik bitkilerin
uyumlu bir ekosistem oluşturduğu Jardin Majorelle
için oldukça anlamlı oluyor. Ortaya çıkan bu ekosistem hem ekolojik bilinç hem de sanatsal vizyonu
bir arada sunuyor. Ayrıca, bahçenin tasarım ilkeleri,
peyzaj mimarisindeki sanatsal ve ekolojik denge
arayışıyla uyumlu bir bütünlük
sunuyor. Tarihi bahçe öğeleri, koi balıklarının
yüzdüğü ve fıskiyelerin dinamik bir enerji verdiği havuzlar, geniş gövdeli bambuların girişte karşıladığı yollar gibi unsurlar, bahçenin genel yapısına ve ziyaretçiye sunduğu deneyime önemli katkılarda bulunuyor.Jardin Majorelle'de
özenle tasarlanmış patikalar, su ögeleri ve bitki düzenlemeleri ve bilgilendirme panoları,
ziyaretçileri peyzajla derin bir etkileşime
davet eden bir mekânsal bütünlük
oluşturuyor. Bu peyzaj deneyimi, mekânı çok katmanlı bir sanat eseri
olarak yorumlamaya olanak kılıyor.https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/58/resized_67151-996648406.jfif
Bernard E. Benita’ya
göre, Jacques Majorelle, sanatçı kimliğinden sıyrılarak
bir boya ustasına
dönüşüyor. Bahçedeki vazolar, saksılar, çeşmeler
ve yollar, yerel renklerden uzak,
özellikle de şiddetli
denebilecek bir maviyle
boyanıyor. Bu renk, daha sonra 'Majorelle Mavisi'
olarak anılıyor. Ancak dekoratör Madison Cox,
bu pigment karışımını yasal olarak tescilliyor,
bu nedenle “Cox Mavisi”
olarak da biliniyor. Bahçe, bu yeni renklerle 'doğal'
bir alan olmaktan çıkarak 'kültürel' bir esere
dönüşüyor. Resim stüdyosunun bulunduğu Art Deco
tarzını yansıtan yapıda Berberi kültürüne
adanmış bir müze açılıyor. Bugün, Jardin Majorelle
bir kitapçı, kafe
ve butik
de içeriyor. Yves Saint Laurent'in 2008’deki
ölümünden sonra, Yves Saint Laurent’in
iş ortağı ve hayat arkadaşı Pierre Bergé, Jardin Majorelle’i Fondation Pierre Bergé – Yves Saint Laurent’e
bağışlıyor.Bu dönemde
Jardin Majorelle Vakfı
kuruluyor. Bahçede Fransız moda tasarımcısı Yves Saint Laurent
için bir anıt
inşa ediliyor. Jardin Majorelle Vakfı,
kendi kaynaklarını kullanarak mülkün korunmasını
ve bakımını sağlayan kâr amacı gütmeyen
bir organizasyon olarak faaliyet gösteriyor. Elde edilen kazançlar
, tamamen Fas'taki kültürel, eğitimsel
ve sosyal projelere
yeniden yatırılıyor.https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/58/resized_7268d-39840fbf7.jfif
Fransa’da Chantai Destrez
ve Béatrice Salmon
tarafından düzenlenen büyük sergilerden bu yana, birçok kişi Jacques Majorelle’in ressam
olduğunu ve oldukça nitelikli bir sanatçı
olarak kabul edildiğini biliyor.
Şüphesiz, 20. yüzyılda Fas’ı
temsil eden en önemli ressamların başında geliyor. Majorelle,
hayatı boyunca yaşamın ne kadar hassas
ve geçici
olduğunu bilerek yaşıyor. 1917’de, 31 yaşındayken
askeri hizmetten muaf
tutulduktan sonra Fas’a
geliyor. Majorelle, yaptığı tablolar
ve aldığı nitelikli eğitimle ressam
olarak tanınıyor, ilk eserlerini memleketi Lorraine'de
yaptıktan sonra, Bretagne, Venedik
ve Mısır’a seyahat ederek
buralarda da tablolar yaptığı biliniyor. Marakeş’in medinasında
iki farklı yerde kaldıktan sonra, Majorelle, 3 Mayıs 1923’te, Compagnie Marocaine’den 16.645 m²
büyüklüğünde bir araziyi o dönemin 66.580 Frankı
karşılığında satın alıyor.Burası,
Rouidat
olarak bilinen ve ne Marakeş’in medinasında
ne de daha batıda
yer alan Avrupa
şehrinde bulunan, çöl
gibi bir alan olarak karşısına çıkıyor. Compagnie Marocaine,
bu büyük araziyi daha önce satın almış
olduğu ve 1920'den
itibaren parsellemeye
başlamış olduğu biliniyor. Böylece Jacques Majorelle,
gelecekteki evinin arazisini kültürel
bir geçiş
bölgesinde satın alıyor. Seçiminin temel sebeplerinden biri, orada bulunan ağaçların
, bir mektubunda
belirttiği gibi, ona çocukluğundaki Lorraine kanallarındaki kavakları
hatırlatıyor olması oluyor. Ancak bu ağaçlar, suyun hemen yüzeye
yakın olduğunu gösteriyor. Bu durum, evinin etrafında bir bahçe kurmayı
planlayan biri için çok önemli oluyor.https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/57/resized_ac4a9-02aa1c8b8.jfif
Arazinin ismi de kendisi gibi anlamlı oluyor ve
Majorelle
, mülküne ilk başta 841 numaralı tapuda Fransızca
bir isim vermiyor, bunun yerine Arapça'da kavak ağacının
babası
anlamına gelen 'bou saf saf'
ismini koyuyor. Daha sonra Pierre Bergé,
mülkün bir kısmına 'Oasis'
adını veriyor. Majorelle’in bahçesi, palmiye
korusunda yer alıyor, ancak ismi doğrudan palmiye korusunu
ifade etmiyor. İsmin Arapça olması, bahçeyi palmiye korusuyla
dolaylı olarak ilişkilendiriyor. Bu durum biraz karmaşık görünse de, başından itibaren bahçe olarak tasarlanmış melez bir alanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/57/resized_9883b-c224b9539.jfif
Evini inşa etmek için bu araziyi seçmesinin bir başka nedeninin daha olduğu biliniyor.
Majorelle'in, medinanın
hem sömürgeciler
hem de yerel halk
tarafından giderek bozulduğunu
söylediği de biliniyor. Bahçede, dünya genelinden türlerin bulunduğu dikkat çekici bir bambu 'ormanı'
ve kurak bir kaktüs bahçesi
bir arada yer alıyor. En etkileyici bitkisel unsurlardan biri de kırmızı
ve mor begonvillerin çiçekleri
oluyor.Bahçede bir
çeşme
ve iki büyük havuz
bulunuyor; daha küçük olanı eğimli bir kanaldan
besleniyor. Müzenin yanında
ise üçüncü bir havuzda Koi türü balıklar
yüzüyor. Su, sadece sulama amacıyla değil,
aynı zamanda görsel kaygılar
açısından da Mağribi mimarisinde
hayati bir anlam taşıyor. Yapının bahçesinin merkezi unsuru
olan havuz
ve etrafını çevreleyen 2.5 dönümlük botanik bahçe, geleneksel Mağribi mimarisinde
önemli bir yere sahip olan cennet
kavramının bir örneği olarak görülüyor.
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/56/resized_01d25-1e0f2ca111.jfif
Marakeş’in lüks bölgelerinde, turistik yerlere
yakın alanlarda, kentsel yeşil alanların varlığı,
görkemli özel bahçelerle uyum içinde bir araya geliyor. Bu bahçeler arasında yer alan Jardin Majorelle, küçük olmasına rağmen şehir karmaşasının
ortasında bir huzur vahası sunuyor
ve Fas’ın ötesine taşarak dünya çapında
tanınıyor. Bahçe duvarını aştığınız anda, deneyimleyicisini modern villaların veya otellerin biçimli çimlerinden farklı, Fas bahçelerinin büyüsüne davet eden tamamen farklı bir peyzaj dünyasına taşıyor.
Jardin Majorelle,
yalnızca Fas’ın
kültürel mirasına katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda modern mimari ve bahçe tasarımı
alanlarında da önemli bir rol oynuyor. Bahçenin, Yves Saint Laurent ve Pierre Bergé
tarafından yeniden hayata döndürülmesi, bu tarihi mekânın dünya çapında tanınan bir kültürel sembol
haline gelmesini sağlıyor. Marakeş’in ortasında yer alan bu huzur dolu alan
, ziyaretçilerine hem görsel bir şölen sunuyor hem de farklı kültürleri ve sanat akımlarını
bir araya getirerek modern dünyanın hızından uzaklaşma imkânı sunuyor
. Günümüzde, Jardin Majorelle’in ev sahipliği yaptığı müzeler hem yerel halk hem de turistler için ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/55/resized_88685-ca62c7ec14.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/54/resized_85e01-750d9da816.jfif


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/47/resized_aaeb1-4bf4562e23.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/46/resized_1a92e-b4a00ce924.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/46/resized_a6284-e62ac07825.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/46/resized_3f9dc-1ae670ce26.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/45/resized_0ecc0-690a794327.jfif
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/45/resized_d2a9b-ad9b026028.jfif

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/10/04/10/43/resized_89756-ccf86bdc33.jfif

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.