Adakale: Tuna Nehri’nde Türk bayrağının dalgalandığı son Osmanlı adası
08:00, 08/11/2021, PazartesiG: Güncelleme: 14:22, 19/09/2025, Cuma

Adakale 1968 yılında Demirkapı Barajı'nın suları altında kalana kadar Tuna Nehri üzerinde, bugünkü Romanya topraklarında yer alan ve üzerinde Türk nüfusun yaşadığı ada.
Osmanlı’nın Balkanlar’da hâkim olduğu her şehirde bıraktığımız insanımız, akrabamız ve komşularımız hâlen yaşamaktadır. Bununla birlikte yılların ve rejimlerin bütün tahribatına rağmen, Rumeli şehirlerinde camii, medrese, tekke gibi dini yapıların yanı sıra köprü, çeşme, han, hamam saat kulesi gibi tüm din ve mezheplerin hizmetine sunulan eserlerimiz bütün ihtişam ve güzelliğiyle hâlen mevcuttur. Ancak bu şehirlerden bir tanesi istisnadır ki o da Adakale’dir. Neden mi? Anlatalım.
Yahya Kemal'in "Türkün gönlünde dağ varsa Balkan’dır,
nehir varsa Tuna’dır"
sözlerini birazcık edebiyat okuyan herkes duymuştur. Ama nehrin üzerindeki Adakale ismini taşıyan adamız ise çoğunlukla bilinmez. Adakale
, Romanya
ile eski Yugoslavya
arasında yaklaşık 1.500 metre uzunluğunda 400 metre genişliğinde
bir adaydı. İşte bu sebeple, Adakale'yi anlatmak istedim. Ama ne kadar anlatsam da artık dünya üzerinde gidebileceğiniz bir Adakale yok. Çünkü Adakale, 1970 yılında Romanya ile Yugoslavya’nın Tuna nehri üzerinde ortaklaşa inşa ettiği hidroelektrik santralinin tamamlanmasıyla, Tuna nehrinin yükselen suları altında kaldı.

Osmanlı
, Tuna nehri kıyılarında 1923
’de kaybettiği son toprağı Adakale
ile 1390
’da Yıldırım Bayezid zamanında
ilk kez karşılaşmıştı. Bu adaya 1690
'lardan, itibaren tam olarak hâkim oldu. Ada 1793'e kadar ise kâh Avusturyalıların oldu kâh Osmanlıların.
Bu tarihten 1923
'e kadar ise hukuken
Türk
toprağıydı
. Bir Osmanlı
arşiv
belgesinde adanın kısa tarihi ve içinde oturanların kimler olduğu şöyle anlatılmaktadır: “Tahminî olarak 1770
’li yıllardan sonra Tuna nehri
üzerinde hiçbir vapurun
geçmediği, Adakale’de
bir Osmanlı paşasının
kumandasında
bulunan büyük ve küçük subaylar
ailelerini Adakale’ye
getirmişlerdir. Burada bulunan ahali hep bu asker ailelerinin nesillerindendir…
Ahalinin anadilinin sırf Türkçe olması
da bundan kaynaklanmaktadır.”
1877-1878 Osmanlı Rus-Harbi’nde Türk’ün idaresinden Tuna şehir ve kasabalarını kopardılar.
Osmanlı Devleti’nin Tuna nehrine
kıyısı olan Adakale
hariç başka bir toprağı kalmadı
. Berlin Anlaşması’nda
her şeyi hesaplayan büyük devletler
, adanın kime ait olması meselesini maddelere geçirmeyi unuttuklarından, Adakale hukuki olarak 1923’e kadar, 45 sene daha Devlet-i Aliyye’de kalmıştı.
Askeri birliğimiz 1878
sonrasında Adakale’yi boşalttıktan sonra, Osmanlı’nın tayin ettiği bir nahiye müdürü, imam, muallim ve dört jandarma
ile idare ediliyordu. 1913
yılında yapılan ilk ve tek nüfus sayımında Adakale’de 171 hanede 637 kişinin yaşadığı
arşiv
belgelerinde
kayıtlıdır. Bunlardan 458 kişi,
adanın evlerinde oturan yerleşik nüfustu. Savaşlar dolayısıyla Belgrad, Bosna, Fethülislam
gibi 1878
sonrası kaybettiğimiz son kalelerimizden gelen ve bir çatısı bile olmayıp, kale kemerlerinin altında yaşayan 179 kişilik
muhacir kitlesi ise fakirliğiyle adanın sosyal hayatında görülen en büyük problemdi.
1918
yılına kadar Sırbistan
, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu
ve Romanya’nın
tam kesiştiği stratejik
bir noktada bulunan Adakale gelirini turistlerden temin ediyordu.1880
’li yıllardan 1967
’ye kadar Tuna nehri
üzerinde gezi düzenleyen turist vapurları
adaya çok sık uğruyordu. Turistler küçük çarşıdaki kahvecilerde kızgın kumda pişirilmiş Türk kahvesini içerken, hediyelik şeker, lokum, sigara ve Türk tütünü alıyorlardı.
İskelesine yanaşan vapurlardan inenler, yaklaşık 1.000 km
uzakta olan Türkiye’nin küçük bir kasabasının âdeta aynısını, adada görebiliyordu. Tarihi kalesi, belediye binası, cami ve mektebi, küçük dükkânların sıralandığı ana caddesi, çarşısı, kahvehaneleri ve pazar yeriyle Adakale’de bir küçük kasaba dokusu hâkimdi.

Tuna üzerinde Türk bayrağının son dalgalandığı yer Adakale’nin,
kendinden koparılmasına Osmanlı
, hukuki
olarak hiçbir zaman imza atmadı.
Romanya’ya
bırakılması Lozan Anlaşması’nda, Türk delegasyonu
tarafından kabul edilmek zorunda kalınmıştı.Adada yaşayan
Türklerin
kaderi hep göç olmuştu.
Gitmemek için direnen ada sakinleri gönüllerinin bir köşesinde hiç kimseye söyleyemedikleri göç korkusunu hep içlerinde taşımıştı. Ada halkı Romanya Krallığı
döneminde kısmen rahat, ancak II. Dünya Savaşı'ndan
sonra kurulan Sosyalist Romanya
döneminde nispeten zor yıllar geçirmişti. Elektrik santrali projesinde
yapılacak barajı
öğrenen Adakale Türkleri, Türkiye'ye göç
etmek için Bükreş büyükelçimize dilekçelerini
ulaştırdı. 13 Eylül 1967
’de Başbakan Süleyman Demirel,
Türk soydaşlarımızı
almak üzere Romanya’ya
gitti. Yaklaşık 60 hane İstanbul'a göç etti. 30-40 hane
ise alıştıkları iklim ve ülkede kalmayı seçerek, Romanya şehirlerine yerleştiler.

Adakale’den göç eden
Türklerden yaklaşık 60-70 kişi
hâlen hayattadır
. Geriye, adada söylenen türküler, havasının latifliği, adada yetişen meyvelerin nefaseti, Tuna suyunun ve tuttukları balıkların lezzetinin anlatıldığı hikâyeler
ile
damla damla gözyaşlarındaki hatıralar kaldı.
Birkaç belgesel film, bolca fotoğraf, kartpostal
ve
arşiv belgesi, birkaç kitap ve gönüllerdeki tatlı bir hatıra da cabası…
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.