Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi üzerinden silinen tarihî hafıza

Fatih Sarımeşe
14:00, 01/02/2026, Pazar
CategorySkyRoad
Skyroad
Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi üzerinden silinen tarihî hafıza
Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi (Türk Maarif Ansiklopedisi)

19. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu açısından sadece askerî ve idarî reformların değil aynı zamanda siyasî kırılmaların ve saray içi güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemdir. Bu yüzyılın başlarında yaşanan Kabakçı Mustafa İsyanı (1807), III. Selim’in ıslahat girişimlerine son vermiş ve Osmanlı modernleşme sürecinde ciddi bir kesintiye neden olmuştur. III. Selim’in tahttan indirilerek yerine IV. Mustafa’nın geçirilmesiyle birlikte, Nizam-ı Cedid hareketi durdurulmuş, reform yanlısı birçok devlet adamı ise ya görevden uzaklaştırılmış ya da can güvenliği gerekçesiyle Alemdar Mustafa Paşa’ya sığınmak zorunda kalmıştır.

Bu çalkantılı dönemde dikkat çeken figürlerden biri de saray hiyerarşisinde etkin bir yere sahip olan Cevri Kalfa’dır. Hem dönemin siyasi atmosferinde oynadığı rol hem de sonraki yıllarda gerçekleştirdiği hayır eserleriyle tanınan Cevri Kalfa, tarihsel kaynaklarda zaman zaman “Cevri Usta” olarak da geçmektedir.
Özellikle III. Selim’in hayatının tehlikeye girmesiyle sonuçlanan gelişmeler sırasında, saray içerisindeki müdahaleci tavrıyla dikkat çeken Cevri Kalfa, yalnızca bir cariye ya da kalfa değil, aynı zamanda saray içi iktidar dengelerinde belirleyici olabilecek düzeyde nüfuza sahip bir aktör olarak öne çıkmıştır.

Alemdar Mustafa Paşa’nın girişimiyle III. Selim’in yeniden tahta çıkarılması planlanmış; bu planın gerçekleşmesi için IV. Mustafa ve çevresinin gözünde sadakat kazanılması hedeflenmiştir. Ancak IV. Mustafa, tahtının tehlikede olduğunu fark ettiğinde, III. Selim’in öldürülmesini emretmiştir. Bu kritik süreçte, sarayda yaşanan çatışma ve müdahalelerin önemli tanıklarından biri olan Cevri Kalfa’nın tutumu, yalnızca dönemin siyasi olaylarını değil, aynı zamanda saray kadınlarının belirli koşullarda nasıl siyasi bir özneye dönüşebildiklerini de göstermektedir.

19. yüzyıl Osmanlı tarihinde önemli bir askerî ve siyasi figür olan Alemdar Mustafa Paşa, Nizam-ı Cedid taraftarlarını tekrar güçlendirmek ve reform sürecini canlandırmak amacıyla ordu ve Sancak-ı Şerif ile İstanbul’a hareket etmiştir.
Başkentteki bu beklenmedik gelişme karşısında Sultan IV. Mustafa, Alemdar’ı bizzat karşılayarak durumu kontrol altında tutmaya çalışmış; bu karşılamanın ardından Alemdar Mustafa Paşa ani bir müdahalenin uygun olmayacağı kanaatine vararak bir süre beklemeyi tercih etmiştir.

Ancak kısa bir süre sonra harekete geçen Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim’i tahttan indiren ulema ve yeniçeri zorbalarını cezalandırmaya başlamış, ardından Babıali’yi ele geçirerek dönemin sadrazamından mühürleri zorla almıştır. Bu güç gösterisiyle birlikte, Şeyhülislam Arapzade Arif Efendi aracılığıyla Sultan IV. Mustafa’ya bir mesaj gönderilmiş; tahttan feragat etmesi ve hal edilen III. Selim’in yeniden tahta geçirilmesi talep edilmiştir.

Bu gelişme üzerine, yerine III. Selim’in geçirileceğini öğrenen Sultan IV. Mustafa, Topkapı Sarayı’nın kapılarını kapattırarak siyasi bir karşı hamlede bulunmuş; amcası III. Selim ve kardeşi Şehzade Mahmud’un öldürülmesini emretmiştir. Durumu fark eden Alemdar Mustafa Paşa, saray kapılarını zorlayarak içeri girmiş ve saray çatılarından geçerek Topkapı Sarayı’na girdiğinde, III. Selim’in katledildiği ve cesedinin Arz Odası önüne bırakıldığı manzarayla karşılaşmıştır.

Bu sırada, cellatlar tarafından öldürülmek istenen Şehzade Mahmud ise saray içinde kaçmaya çalışırken, Cevri Kalfa tarafından kurtarılmıştır. Cellatların peşinden geldiğini gören Cevri Kalfa, merdivenleri tırmanan cellatların gözlerine çıplak elleriyle aldığı mangal külünü serperek onların ilerlemesini engellemiş, bu sayede Şehzade Mahmud’un saklanmasına ve hayatta kalmasına olanak sağlamıştır. Bu olay, Cevri Kalfa’nın yalnızca bir saray mensubu değil, aynı zamanda hayati bir siyasi dönüşümün perde arkasındaki etkili aktörlerinden biri olduğunu göstermektedir.

III. Selim’in ölümünden sonra tahta çıkan II. Mahmud, kendisine hayat borçlu olduğu bu sadık kalfayı ödüllendirmiş; 1808 yılında Cevri Kalfa’yı Osmanlı saray hiyerarşisinde en üst kadın görevi olan hazinedarbaşılık makamına yükseltmiştir. Hayırseverliği ile tanınan Cevri Kalfa, özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiği vakıf ve inşa faaliyetleriyle adından söz ettirmiş; 1825 yılında vefat etmiştir.

Sultan II. Mahmud, kendisine tahta çıkış sürecinde hayatını kurtaran Cevri Kalfa’ya duyduğu minnettarlığı göstermek amacıyla, İstanbul’un önemli merkezlerinden biri olan Divanyolu üzerinde Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi’nin inşasını gerçekleştirmiştir. Söz konusu yapı, dönemin mimari eğilimleri doğrultusunda Ampir (Empire) üslubunun izlerini taşımakta ve İstanbul’daki sıbyan mektepleri arasında en büyük ölçekli örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Başlangıçta bir sıbyan mektebi olarak inşa edilen yapı, zamanla çeşitli toplumsal ve kurumsal ihtiyaçlara göre farklı işlevler üstlenmiştir. 1858 yılında, kız çocuklarının eğitimi amacıyla kız sanat mektebi ve ardından kız rüşdiyesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Cumhuriyet’in ilanının ardından, 1929-1930 yıllarında yapı, Devlet Basımevi’ne bağlı bir matbaacılık okulu olarak eğitim faaliyetlerine devam etmiştir. 1932’deki Adliye Sarayı yangını sonrasında bazı mahkeme birimleri geçici olarak bu yapıya taşınmış, müteakip yıllarda ise Başbakanlık Arşiv Dairesi tarafından depo olarak kullanılmıştır. Yapı, 1945-1946 eğitim-öğretim yıllarında ilkokula dönüştürülmüş ve 1955-1956 yıllarında “Cevri Kalfa Okulu” adıyla tekrar eğitim kurumu kimliğine kavuşmuştur. 1980’li yıllarda bir süre atıl kalan mektep binası, 1985 yılında Türk Edebiyatı Vakfı’na devredilmiştir. Günümüzde yapının üst katı vakıf tarafından idare edilmekte, alt katındaki bölümler ise turistik amaçlarla çeşitli hediyelik eşya mağazalarına tahsis edilmiştir.

Geçmişin mimari belleğini, plan şeması, malzeme kullanımı ve üslup özellikleriyle günümüze taşıyan Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi, yalnızca bir eğitim yapısı olarak değil, aynı zamanda erken Cumhuriyet döneminin hafıza politikalarına dair izler taşıyan önemli bir örnektir. Bu yapının dikkat çeken özelliklerinden biri, 28 Mayıs 1927 tarihli ve 1057 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Dahilinde Bulunan Bilcümle Mebânî-i Resmiyye ve Milliyye Üzerindeki Tuğra ve Methiyelerin Kaldırılması Hakkında Kanun” kapsamında, üzerinde yer alan kitabenin bir bölümünün sökülmüş olmasıdır.

Söz konusu yasa ile Osmanlı dönemine ait tuğra, methiye ve benzeri unsurların kamu yapılarından kaldırılması hedeflenmiş; bu bağlamda, Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi'nin kitabesi de tahribata uğramıştır. Bu müdahalenin bir eğitimci tarafından başlatılmış olması, tarihsel hafızanın silinmesine yönelik girişimlerin nasıl farklı toplumsal aktörler aracılığıyla gerçekleştiğini göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.

Dönemin kaynaklarına göre, Sultanahmet Parkı’nın karşısında yer alan Taş Mektep’in başmuallimi, söz konusu kanunun yürürlüğe girdiği günlerde Cevri Kalfa Mektebi’nin önünde bir iskele kurdurtmuş ve yapının cephesinde yer alan, banisi Cevri Kalfa’nın isminin de bulunduğu kitabeyi kazıtmaya başlamıştır.
Ancak bu müdahale sırasında yoldan geçmekte olan Arkeoloji Müdürü Halil Ethem (Eldem), kitabenin sökülmesine karşı çıkarak duruma müdahale etmiş; bu sayede kitabe üzerindeki tahribat tamamlanmadan yarım bırakılmıştır.
Günümüzde yarım kalan kitabe.
Günümüzde yarım kalan kitabe.

Bazı kaynaklarda, bu müdahalenin bizzat Halil Ethem tarafından değil, onun yerine ünlü hattat ve sanatkâr Necmeddin Okyay tarafından gerçekleştirildiği de ileri sürülmektedir. Her iki rivayet de kitabenin yalnızca fiziksel bir unsur değil, aynı zamanda simgesel bir tarihî hafıza nesnesi olduğunu ve bu hafızanın Cumhuriyet’in ilk yıllarında nasıl bir dönüşüme uğradığını göstermesi açısından önem taşımaktadır.

Bugün itibarıyla Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi'nin ön cephesine bakıldığında, yapının mimari kimliğinin önemli bir parçası olan kitabenin üst bölümünün sistematik şekilde kazınarak tahrip edildiği açıkça görülmektedir.
Bu tahribat, yalnızca fiziksel bir yıkım olarak değerlendirilmemelidir; aynı zamanda geçmişle kurulan tarihsel bağın koparılması yönünde atılmış sembolik bir adımdır. Özellikle 1927 tarihli kanunun ardından gerçekleştirilen bu müdahalenin, bir eğitimci konumundaki başmuallim tarafından başlatılmış olması, hafızanın silinmesinin nasıl kurumsal aktörler aracılığıyla da sürdürüldüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi, sadece bir eğitim yapısı ya da mimari eser değil, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşanan toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşümlerin somut bir tanığıdır.
Kitabenin tahribatı, modernleşme sürecinin erken dönemlerinde geçmişin reddi üzerine kurulu yeni bir kimlik inşasının nasıl mekânsal ve görsel unsurlar üzerinden yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yapı üzerinde yapılan bu müdahalenin yalnızca tarihçiler ya da sanat tarihçileri tarafından değil, öğrenciler, genç araştırmacılar ve İstanbul’un kültürel mirasına ilgi duyan tüm bireyler tarafından bilinmesi, tartışılması ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026