Hagios Pandelemion Ayazması: İstanbul’da yaşayan miras

Hagios Pandelemion Ayazması, İstanbul’un Üsküdar ilçesine bağlı Çengelköy semtinde, Meserret Sokak üzerinde yer almaktadır. Ayazmanın bulunduğu bu alan, tarihsel süreç içerisinde hem Ortodoks cemaat hem de bölge halkı açısından önemli bir ziyaret noktası olmuştur. Günümüzde, burada şifa bulunduğuna ve edilen dileklerin kabul olduğuna dair inancın yaygınlaşması; ayrıca görsel ve yazılı medyada ayazmaya ilişkin haberlerin sıklıkla yer alması nedeniyle, ayazmanın müdavimlerinin büyük ölçüde Müslüman yurttaşlardan oluştuğu görülmektedir. Bu durum, Hagios Pandelemion Ayazması’nın yalnızca dini bir mekân olmanın ötesinde, yaşayan bir halk inancı merkezi hâline geldiğini ortaya koymaktadır.
Çengelköy Hagios Pandelemion Ayazması, bugün İstanbul halk kültürünün en önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Ayazmanın hemen yanında, adını bu kutsal mekândan alan bir restoranın bulunduğu da kaynaklarda belirtilmektedir. Ayazma, haftanın her günü ziyarete açık olup, farklı inanç ve kültürlerden gelen ziyaretçilerin dua, dilek ve şifa arayışlarına ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
Hagios Pandelemion Ayazması’nın geçmişi, sözlü ve yazılı kaynaklara dayanan anlatılara göre 15. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Ayazmanın kuruluşuna ilişkin anlatılan menkıbe, Bizans sonrası dönemde ayazmaların nasıl kutsal bir bağlam içerisinde anlamlandırıldığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Rivayete göre, Kıbrıs’ta yaşayan ve yaşamı boyunca İstanbul’a hiç gelmemiş olan bir keşiş, rüyasında Boğaziçi kıyılarında yer alan bir tepeden kutsal suyun çıktığını görmüştür. Bu rüyanın ilahi bir işaret olduğuna inanan keşiş, gördüğü yeri bulmak amacıyla uzun ve meşakkatli bir yolculuğa çıkarak İstanbul’a gelmiş; Boğaziçi çevresinde yaptığı arayışlar sonucunda rüyasında gördüğü kaynağı tespit etmiştir. Söz konusu kutsal su kaynağının bulunmasının ardından, kaynağın bulunduğu noktaya ayazma yapısının inşa edildiği kabul edilmektedir. Bu anlatı, ayazmanın yalnızca fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda ilahi bir yönlendirme ve kutsal deneyimle ilişkilendirilen bir mekân olarak algılandığını ortaya koymaktadır.
Ayazma yapısı, tarihsel süreç içerisinde çeşitli doğal afetler ve yangınlar nedeniyle zarar görmüş, buna bağlı olarak farklı dönemlerde onarımlardan geçirilmiştir. Özellikle 1909 yılında meydana gelen yangın, ayazma yapısında ciddi tahribata yol açmış; bu tarihten sonra yapı kapsamlı bir onarım sürecine girmiştir. Yapının günümüzde görülen mimari formu ve mekânsal düzeni ise 1963 yılında gerçekleştirilen müdahaleler sonucunda şekillenmiş ve ayazma bugünkü görünümünü kazanmıştır. Bu durum, yapının farklı dönemlerin mimari ve onarım anlayışlarını bünyesinde barındıran katmanlı bir karaktere sahip olduğunu göstermektedir.
Reklam
Ayazmanın iç mekânında, beden duvarları üzerinde yer alan ve farklı tarihlere ait olan üç adet Rumca kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeler, ayazmanın tarihsel serüvenini belgeleyen önemli epigrafik unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Kitabelerden en eski tarihli olanı 1870 yılına tarihlenmektedir. Diğer iki kitabenin ise sırasıyla 1909 ve 1963 yıllarını taşıdığı görülmektedir. Bu tarihler, ayazmanın geçirdiği onarım süreçleriyle doğrudan ilişkili olup, yapının sürekliliğini ve kutsal işlevinin zaman içinde korunmaya çalışıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Halk arasında yaygın olan inanışlara göre, güzel bir rüyanın gerçekleşmesini arzulayan ya da kötü rüyalarından ve kâbuslarından kurtulmak isteyen kişiler, Hagios Pandelemion Ayazması’nın suyunu içerek şifa bulmaktadır. Bu inanç, ayazmanın yalnızca fiziksel hastalıklara değil, aynı zamanda ruhsal sıkıntılara da iyi geldiğine dair güçlü bir halk algısının varlığına işaret etmektedir. Ayazmanın bulunduğu dikdörtgen planlı mekân, zaman içerisinde ikonalar, kandiller ve mumluklarla donatılarak küçük ölçekli bir şapel niteliği kazanmıştır. Bu düzenleme, mekânın yalnızca bir su kaynağı değil, aynı zamanda ibadet ve dua edilen kutsal bir alan olarak işlev gördüğünü göstermektedir.
Ayazmanın suyu, derin ve dar bir dehlizin içinden gelerek mermerden yapılmış bir su kurnasında toplanmaktadır. Bu dehliz, yatar vaziyette bir insanın küçük ve dar bir sal yardımıyla ilerlemesine imkân verecek ölçülerdedir. Günümüzde dahi dehlizin içinin içilebilir nitelikte suyla dolu olması, ayazmanın doğal su kaynağının sürekliliğini koruduğunu göstermektedir. Bu özellik, ayazmayı hem fiziksel hem de sembolik açıdan canlı bir kutsal mekân hâline getirmektedir.

Hagios Pandelemion Ayazması’nın isim günü, Ortodoks takvimine göre 27 Temmuz’dur. Özellikle 1950’li yıllarda bu tarihte düzenlenen panayırların büyük bir katılımla gerçekleştiği, binlerce kişinin ayazma çevresinde bir araya geldiği bilinmektedir. Bu panayırlar, yalnızca dini bir tören değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşimin yaşandığı önemli toplumsal etkinlikler niteliğindeydi. Ancak ilerleyen yıllarda İstanbul’daki Rum nüfusunun giderek azalmasıyla birlikte, ayazmaya bağlı panayır geleneği de zamanla kesintiye uğramıştır.
Reklam
Bu durumun somut bir örneği olarak, 1993 yılında gerçekleştirilen isim günü kutlamalarında katılımın oldukça sınırlı kaldığı görülmektedir. Söz konusu yılda yaklaşık 40 kişilik bir Rum cemaatinin, önce iskelede bulunan kilisede ayin yaptığı, ardından ayazmaya çıkarak ziyaretlerini sürdürdüğü bilinmektedir. Uzun bir süre yapılmayan panayır geleneği, 2011 yılında sosyal medya ağları üzerinden örgütlenen İstanbul Rumlarının girişimleriyle yeniden canlandırılmıştır. Bu yeniden canlandırma süreci, diasporada yaşayan Rumların da ilgisini çekmiş; dünyanın farklı bölgelerinden gelen Rumlar ile İstanbulluların katılımıyla panayır geniş bir katılımla gerçekleştirilmiştir. Medyanın da yoğun ilgi gösterdiği bu etkinlik, Hagios Pandelemion Ayazması’nın günümüzde halen yaşayan ve dönüşen bir kültürel miras unsuru olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.