İstanbul Tophane Saat Kulesi’nin tarihsel önemi

Her ne kadar saat kavramı Doğu’da geliştirilmişse de saati kule mimarisiyle birleştirerek anıtlar yapma geleneği, (herkesin ekonomik ve sosyal yaşamın akışını yakalayabilmesi için), ilk örneklerini İngiltere ve İtalya’da gördüğümüz Batı coğrafyalarındaki kilise ve saray yapılarında karşımıza çıkar.
Anıtsal saat kulelerinin Osmanlı coğrafyasındaki ilk örneklerine ise 16. yüzyılda rastlanır. Nitekim Hicri 1071’de (1660-61) Üsküp’e gelmiş olan meşhur seyyahımız Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde buradaki saat kulesinden bahsetmektedir. Osmanlı’da özellikle Batılılaşma hareketleriyle beraber kentler saat kuleleriyle süslenmeye başlamıştır. II. Abdülhamit döneminde, tahta çıkışının 25. yılı olan Miladi 1901’de Osmanlı coğrafyasında pek çok kentte saat kuleleri imar edilmiştir. Hakkı Acun, yaptığı çalışmalarda Anadolu’da bağımsız olarak ayakta olan kırk dört, bir yapıya bağlı olan on beş, Arnavutluk’ta altı, Bosna-Hersek’te yirmi üç, Bulgaristan’da otuz beş, Filistin’de bir, Irak’ta dört, İsrail’de beş, Karadağ’da iki, Kosova’da on bir, Libya’da bir, Lübnan’da iki, Makedonya’da on beş, Mısır’da bir, Romanya’da bir, Sırbistan’da bir, Suriye’de üç ve Yunanistan’da on dört saat kulesi tespit etmiştir.

Günümüzde İstanbul'da dört adet tarihi saat kulesi bulunmaktadır. Bunlar; Yıldız, Dolmabahçe, Şişli Etfal ve Tophane (Nusretiye) Saat Kulesi’dir. Sultan Abdülmecit tarafından 19. yüzyıl ortalarında yaptırılan ve iyon başlıklarla, ampir düzenlemelerle süslü olan yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki Tophane Saat Kulesi, İstanbul’un ayakta kalan ilk saat kulesidir. İstanbul Boğazı’nın Avrupa yakasında, Beyoğlu ilçesi Tophane semtinde, Meclisi Mebusan Caddesi’ndeki Nusretiye Camii’nin hemen arkasında bulunur.
Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Balyan ailesinden bir kişi olması kuvvetle muhtemeldir. Tophane Saat Kulesi’nin ilk yapımında üzerinde bir sancak direği bulunmaktaydı ancak 1913 yılında çıkan yangın ile bu direk yıkılmıştır. Aşağıdan yukarıya doğru kademeli olarak daralmakta olup, saatli bölümle beraber dört katlıdır. Daire biçimli, Zenith marka saatlere sahiptir. Genel olarak Neoklasik üslubun hâkim olduğu kule, eskiden denize daha yakın konumlandırılmışsa da günümüzde denizin doldurulmuş olması nedeniyle daha içerde kalmıştır. Dört cephesi de benzer özelliklerde olan yapının denize bakan cephesinde Abdülmecit’in tuğrası da bulunmaktadır. Tuğra üzerindeki kitabe Hicri 1264, (Miladi 1848-49) tarihini vermektedir. Zamanla denize biraz yatık duruma gelmiş olan kulenin bu durumu, son dönemde yapılmış olan restorasyonla düzeltilmiş, harap durumdaki saatlerinden ikisi de başarı ile onarılmıştır.
Reklam

Batı tarzında İstanbul’da yapılmış ilk saat kulelerinden olan ve mimarisi ile döneminin özgün inşa tekniklerini ve süsleme anlayışını anıtsal olarak yansıtan Tophane (Nusretiye) Saat Kulesi, boğazın kenarında, tarihi cami, saray ve köşkler arasındaki kültürel dokunun önemli bir parçası olarak ziyaretçilerini selamlamaktadır
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.