Konya rehberi: Şehir merkezinden Çatalhöyük’e uzanan keşif durakları
08:00, 30/01/2026, Cuma

Gez dünyayı, gör Konya’yı
Konya, insanı şaşırtan, sürprizlerle dolu bir şehir. Sonsuz düzlükte uzanan bu coğrafyada, şehrin kendi içine kıvrılan yollarında aklınızda hep o iki imge dolaşır: Mevlânâ ve etli ekmek. Konya, bu iki simgeyi barındırır; fakat bir seyahat rotası olarak ziyaretçilerine çok daha fazlasını vaat eder.
“Nereyi gezelim?” sorusuna binlerce cevabı vardır. Tema parkları, kadim yapılar, müzeler, tarihi çarşılar, bağlar, bahçeler, mağaralar, şelaleler, yürüyüş parkurları, bisiklet yolları ve ören yerleri, sonsuz bir döngüde sizi bekler. Doğası, tarihi, dinginliği, yormayan şehir planı, kültürü, mimarisi ve mutfağıyla göz alıcıdır.
“Gez dünyayı, gör Konya’yı” sözüne doğrudan aday gibidir bu şehir. Biz de değerli dostumuz Şükrü Yüksel’in mihmandarlığında, aynı anlamın peşinden yürüyoruz.

Konya, “Ne olursan ol, yine gel” diyerek tüm ziyaretçilerini kucaklarken, şehri hakkıyla görmek isteyenlere iki ana rota sunar: Şehir merkezine uzak doğal güzellikler ve merkezde yer alan mimari-kültürel-gastronomik hat. İkisi de kendine has güzellikler taşır; ancak ikincisi, yolculuğumuz için öncelikli tercihimiz olabilir.
Öyleyse, merkeze yakın Aya Eleni Kilisesi’yle ünlü eski Rum köyü Sille’de kahvaltı yaparak güne başlayabilirsiniz. Kapadokya havası taşıyan bu taş köy; konakları, mağara mabetleri ve kafeleriyle şehre zarif bir giriş kapısıdır.
Kahvaltı sonrası şehir turuna Kadınlar Pazarı ve Bedesten Çarşısı ile devam edin. Ardından, Hititlerden Osmanlı’ya uzanan köklü geçmişini Selçuklu başkenti unvanıyla taçlandırmış Konya’nın zengin tarihini adımlamak için şu duraklar sizi bekliyor: Mevlâna Türbesi, Selimiye Camii, Aziziye Camii, İnce Minareli Medrese, Alâeddin Camii ve Tepesi, Karatay Medresesi, Şems-i Tebrizî Türbesi ve Yusuf Ağa Kütüphanesi.

Taş Bina’nın zemin katındaki altı odadan oluşan Konya Dijital Tanıtım Merkezi, şehrin her hâlini çağdaş bir dille anlatıyor; mutlaka görülmeli. İki asırlık başkent unvanını unutmayan Konya’nın hafızasına ait en etkileyici tarih sahnesi ise Darü’l-Mülk Sarayı’ndaki Türkiye Selçuklu Hanedan Sergisi. Sekiz asır sonra, sultanların yüz ve bedenlerine uygun heykellerin nasıl yapıldığını dinlemek, başlı başına bir deneyim.
Medeniyet kur/an şehir
Konya’nın Mevlânâ ile birlikte evrensel marka değerini temsil eden bir diğer mirası: Çatalhöyük.
Neolitik Dönem’e ait en eski yerleşim yerlerinden biri olan bu bölge, insanlık tarihinin başlangıç noktaları arasında gösterilir. Binlerce yıllık şehir izleri taşıması ve özgün mimarisiyle Çatalhöyük, yalnızca akademik değil, ruhsal bir tecrübe de sunar.

Yıllar önce heyecan verici bir arkeoloji alanı olarak gördüğüm bu bölge, bugün Karşılama Merkezi sayesinde bambaşka bir deneyime dönüşmüş.
Dijital sanat teknikleriyle hazırlanan bu merkez, 9 bin yıllık tarihsel yolculuğun etkileyici bir tasvirini sunuyor ve Çatalhöyük’ün anlamını derinleştiriyor.
Depo No:4, Kyoto Japon Bahçesi, Tropikal Kelebekler Vadisi, Akyokuş Seyir Terası, Karatay Lavanta Bahçeleri ve Bilim Merkezi gibi çok sayıda özel mekâna ev sahipliği yapan Konya; alternatif rotalarıyla ziyaretçilerini mest eden, keşfedilmeyi hâlâ bekleyen bir güzellik.
Konya’da “gezilecek ne var” sorusunun gerçekten binlerce cevabı var. Ve ne olursa olsun, yine gel.

Konya beşlisi
• Çatalhöyük’te 9 bin yıl öncesine dijital el izi bırakmak
• Şendağlı’da yağ somunu, Cihanbey’de etli ekmek yemek
• Taş Bina’daki bisiklet simülatörüyle şehri dolaşmak
• Depo No:4’te “Medeniyet Kur/an Şehir” sergisini gezmek
• Rampalı Çarşı’da kitapçıların arasında kaybolmak
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.