Selanik rotası: Beyaz Kule’den Yukarı Şehir’e uzanan tarih dolu keşif
10:00, 18/01/2026, Pazar

Zamanın aynasında: Selanik
Selanik tanıdık bir şehir. Hafızalarımızda bir yere denk geldiği kesin. Buraya ayak bastığınız anda, bütün gücüyle sarıyor sizi bu tuhaf duygu. Tanıdıklık hissi, ilk bakışta Ege’ye, İzmir’e benzemesiyle ilgili elbette. Ama Selanik’in 1430-1912 yılları arasında bir Osmanlı şehri olarak var olduğunu biliyoruz.
İmparatorluğun İstanbul’dan sonra en önemli ikinci şehri olan Selanik, iki bin yıllık kesintisiz tarihi boyunca kültürel açıdan zengin, sosyolojik dokusu itibariyle her daim kozmopolit bir yapıdaydı. Özellikle geçtiğimiz yüzyılda, üç dinin mensuplarının barış içinde yaşadığı şehir unvanıyla meşhurdu. Balkanlara açılan kapının anahtarı Selanik’te saklanırdı. 1492’de İspanya’dan sürülen Sefarad Yahudilerinin sığındığı limanın adıydı Selanik. Jön Türklere göre Kabe-i Hürriyet, Sultan Abdülhamid’in sürgününe, Mustafa Kemal’in doğumuna ve çocukluğuna şahit oldu. Selanik, Salonika... Büyük İskender’in kız kardeşi. İstanbul’un büyük kızı.
Musa Baba’nın gece teftişleri
Bugün İpsala sınır kapısından Yunanistan’a giriş yaptıktan sonra, Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe ve Kavala’yı aşıp Selanik’e ulaşmanın sevinçle birlikte getirdiği o acı burukluğu hepimiz gayet iyi tanıyoruz aslında.
Selanik’in 1917’deki Büyük Yangın’la bütünüyle değişen çehresi,
şehrin güzelliğini önemli ölçüde yaralamıştır. Fransız mimar Ernest Hébrard’ın planıyla yeniden inşa edildiğinde
ise Selanik artık her haliyle bambaşka bir kimliğe bürünmüştür.
Ama zamanın aynasında, büyük bir hatıranın kalbinde
bugün hâlâ aynı anlamıyla yaşıyor şehir. Eski Türk Mahallesi’nde (Terpsitheas Meydanı) medfun Bektaşi Şeyhi Musa Baba’nın ruhunun, geceleri türbesinden ayrılarak şehri teftiş ettiğine
dair anlatılar da bu ruhun sürekliliğini fısıldıyor sanki.
Adımlanarak gezilebilecek kadar küçük şehirlerdeki keşif duygusunu sevmemek imkânsız.
Yetişme telaşından uzakta yürüyerek ulaştığınız her nokta, seyahatin anlamına nüfuz ettiğinizi hissettiriyor sanki.
Yavaş yavaş karışıyorsunuz her yerine. Böyle bir şehirdeyiz şimdi; küçük ama görkemli, adımlarımızla karışıyoruz ruhuna.
Selanik’i gezmeye, aşağıdan, yani liman bölgesindeki şehrin ikonik simgesi Beyaz Kule’den
başlayabiliriz. 15. yüzyıla ait bir Mimar Sinan eseri
olan, eski adıyla Kanlı Kule,
Hatta Sultan Abdülhamid tarafından beyaza boyatılmıştır.
Nathan Giudili
adlı bir kule mahkûmunun bu zorlu vazifeyi özgürlüğü karşılığında gönüllü olarak üstlendiği, hem bahtını hem de kuleyi beyaza kavuşturduğu
rivayet edilir.
İlk bakışta Selanik
Kule ziyaretinin ardından limana uzanan sahil yolu yürüyüş rotasına devam ederek, şehrin deniz kokan havasına burnunuzu dayayabilirsiniz.
Bu sırada karşınıza çıkacak olan Şemsiyeler Heykeli’nin gece görüntüsünün daha güzel olduğu
yönünde genel bir ittifak mevcut. Tarih tutkusuna sahip olmayanların bile sevebileceği Selanik Arkeoloji Müzesi,
aşağı şehrin en değerli incilerinden biri. Her daim kalabalık ve hareketli Aristotelous Meydanı
ile meydan çevresindeki sokaklar, şehrin sürprizlerini barındırıyor. Frappenizi (soğuk kahve) alıp hediyelik eşyalara bakarak
keyifle dolaşabilirsiniz.
Yukarı Şehir gezisine, bitmeyen tadilatlardan kurtulamasa da birçok ziyaretçinin şehre ayak basma gerekçesi olan Atatürk Evi Müzesi’yle başlamak şart.
günümüze kalmış yarı-restorasyonlu halleriyle görebilmek mümkün. Ana Poli bölgesindeki dar sokaklardan yürüyerek, Büyük Yangın’ın görece az etkilediği tarihi mekânları
Vlatadon Manastırı, Yedikule, Trigoniou Kalesi, Aya Dimitri Kilisesi ve İshak Paşa tarafından yaptırılan Alaca İmaret Camii,
yukarı şehrin görülmeye değer güzellikleri arasında.Selanik’te ayrıca Musa Baba Türbesi, Modiano Pazarı, Galerius Kemeri, Tsimiski Caddesi, Selanik Ayasofyası, Kapani Market, Bey Hamamı ve Yorgo Rotundası
gibi, şehrin derinliklerine doğru nüfuz etmenizi sağlayacak önemli ziyaret noktaları da var. Selanik, ilk bakışta tanınmayan ama ilk bakışta en tanıdık şehirlerden biridir.

Selanik beşlisi
- Yedikule’de günbatımını izlemek
- Selanik Sinema Müzesi’ni gezmek
- Psito yemek
- Beyaz Kule’nin en üst katından Ege’ye bakmak
- Musa Baba Tekkesi’ni bulmak
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.