Gücün bedeli: Corleone ve Montana’da yalnızlık

Sinema tarihinde iktidarın yükselişi çoğu zaman bir zafer anlatısı gibi başlar fakat hikâye ilerledikçe bu yükselişin ağır bir yalnızlığa dönüştüğü görülür. Güç, ilk bakışta insanı dünyanın merkezine yerleştirir gibi görünür, oysa çoğu zaman onu herkesin biraz uzağına iter. Michael Corleone ile Tony Montana tam da bu trajedinin iki farklı yüzüdür. Biri sessiz ve hesaplı bir dönüşümle mafya imparatorluğunun başına yükselir, diğeri ateşli bir hırs ve taşkın bir enerjiyle suç dünyasının zirvesine tırmanır. Ancak yol ne kadar farklı olursa olsun, ulaşılan tepe çoğu zaman aynı manzarayı sunar: Yalnızlık. Zira gücünün zirvesindeki bir insanın etrafında çok kişi olabilir fakat kimse onunla eş değildir.
Michael Corleone: Sessiz iktidarın soğukluğu
Michael Corleone başlangıçta ailesinin suç dünyasından uzak durmaya çalışan biridir. Onun ilk hâli; savaş gazisi bir genç olarak aile düzeninin dışında kalmayı arzulayan bir figürdür. Ancak kaderin ve ailenin ağırlığı onu yavaş yavaş mafya düzeninin merkezine çeker. Michael’ın yükselişi gürültülü değildir ve neredeyse görünmezdir: Kararları kısa, bakışları ise donuktur. Gücü ele geçirirken çevresindeki herkesi sistemli biçimde uzaklaştırır: Rakiplerini ortadan kaldırır, dostlarını şüpheyle süzer, hatta en yakınındaki insanlarla arasına mesafe koyar. Bu dönüşümün en trajik tarafı, Michael’ın güç elde ettikçe insanlığının küçük parçalar hâlinde aşınmasıdır. Bir zamanlar ailesini korumak için attığı adımlar, zamanla yalnızca iktidarını koruma refleksine dönüşür. Onun dünyasında güven giderek imkânsız bir duygu hâline gelir. Nihayetinde aileyi ayakta tutmak için kurduğu düzen, ironik bir biçimde aileyi dağıtır. Bu sebeple Michael’ın sessizliği için yalnızca bir karakter özelliği diyemeyiz. Bilakis bu özellik, içsel bir boşluğun işaretidir. En sonunda ulaştığı yer ise mutlak otoritenin hüküm sürdüğü ama o insani sıcaklığın tamamen yok olduğu bir taht odasıdır.


Tony Montana: Sırsın gürültülü yükselişi
Tony Montana ise Michael’ın tam tersine, sessiz bir stratejiyle yükselmez, patlayıcı bir hırsla doludur onun tırmanışı. Küba’dan Amerika’ya göçen bir alt sınıf mensubu olarak başladığı yolculuk, kısa sürede suç dünyasının en tepesine ulaşma arzusuna dönüşür. Tony’nin dünyasında güç elde etmek için beklenmez, yalnızca ele geçirilerek kazanılır. O sabırsız, kaba ve gösterişlidir, kendince tüm başarılarını da aynı ölçüde gürültülü biçimde sergiler: Büyük malikâneler, devasa heykeller, abartılı partiler… Zira bunların hepsi Tony’nin iktidarını görünür kılma isteğinin parçalarıdır. Ama bu parlak yüzeyin altında derin bir güvensizlik saklıdır. Tony, çevresindeki herkesin ihanet edebileceğini düşünür: Yani dostluklar hızla düşmanlığa dönüşebilir. Onun dünyasında sadakat kırılgan bir şeydir ve çoğu zaman para ya da korkuyla ayakta kalabilir. Dolayısıyla güç kazandıkça Tony’nin etrafındaki insanlar azalmaz fakat ona gerçekten bağlı olanların sayısı giderek azalır. Çünkü paranın ve korkunun kurduğu ilişkilerin, en küçük sarsıntıda çökmesi kaçınılmazdır. Nihayetindeyse Tony’nin yalnızlığı, Michael’ınkinden farklıdır: Daha gürültülü, daha kaotik, ama aynı ölçüde kaçınılmaz.


İktidarın zirvesindeki yalnızlık
Michael Corleone ile Tony Montana’nın hikâyeleri farklı yollar izlese de aynı trajik noktada kesişir. Michael güce sabır ve stratejiyle ulaşır, Tony ise hız ve cesaretle. Biri soğukkanlı bir hesapçıdır, diğeri kontrolsüz bir enerji. Ancak ikisi de iktidarın merkezine ulaştığında aynı gerçekle karşılaşır. Güç, insanı başkalarından ayıran bir duvar örer. Michael’ın yalnızlığı sessiz ve ağırdır. O, gücün bedelini içten içe çöken bir hayatla öder. Tony’nin yalnızlığı ise patlayıcıdır. Onun dünyası aşırılıkların içinde yanarak tükenir. Ama her iki hikâye de aynı soruyu fısıldar: Güç gerçekten sahip olunan bir şey midir, yoksa insanı yavaş yavaş ele geçiren bir yük mü? Sinema bu iki karakter aracılığıyla iktidarın cazibesinden onun bedelini gösterir. Çünkü zirveye ulaşan her adam, sonunda kendini aynı yerde bulur: Kalabalığın ortasında ama tamamen yalnız.
Reklam
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.