Sinemada hayatın içinden: Gerçekçiliğin izinde altı unutulmaz film

Doğa Kutlu Öztürk
08:00, 28/12/2023, PerşembeG: Güncelleme: 17:30, 21/10/2025, Salı
CategorySkyRoad
Skyroad
Sinemada hayatın içinden: Gerçekçiliğin izinde altı unutulmaz film
​Sinemada gerçekçilik.

Sinema, aynı edebiyatta olduğu gibi fantezinin yanında gerçeklikle de beslenen bir yapıdır. İnsanın kendini bildi bileli aklındakini anlatma arayışı sinemada da realizm ve formalizm olarak karşımıza çıkıyor. Bu yazımızda sinemada “slice of life” olarak adlandırılan gerçekçilik formuna bir bakış atacağız. İyi okumalar...

Manchester By The Sea (2016)

Trajik geçmişi sonrası Boston’da bir tamirci olarak yeni bir hayata başlayan Lee, abisinin ölümü sonrası 16 yaşındaki yeğenine bakmak için Manchester’a geri dönmek zorunda kalır. Şehirle arasındaki yarım kalmış meseleyi çözerken yeğeninin yeni ebeveyni olmasının da verdiği sorumluluğun altından kalkmaya çalışacak olan Lee’yi zorlu bir süreç bekler.

2016 yapımı, Kenneth Lonergan’ın yazıp yönettiği Manchester By The Sea yeni dönem sinemanın en başarılı dramlarından biri.
Casey Affleck’in Lee Chandler karakterinde gösterdiği başarılı oyunculuk hikayenin trajikliği ile birleşince izleyiciyi hem üzen hem de hayat üstüne yoğun düşünceler arasına sıkıştıran bir eser ortaya çıkıyor.

Paterson (2016)

Amatör bir şair olan otobüs şoförü Paterson ve başarılı bir sanatçı olan eşi Laura’nın hayatının bir haftalık sürecine şahit oluyor ve Paterson’ın New Jersey’deki yaşamlarına yakından mercek tutuyoruz.

Jim Jarmusch’un Komedi-Romantizm ve Dram’ı aynı potada erittiği Paterson, “sıradan bir insan” üzerinden sanat üzerine duyduğumuz arzu ve herhangi bir formda kendimizi yansıtma ihtiyacımız etrafında şekillenen, roman kılığında bir deneme.

The Square (2017)

Stokholm’de bir müzenin baş sanat küratörlüğünü yapan Christian, çarpıcı bir yeni serginin arife süreci boyunca profesyonel ve şahsi çıkmazlar karşısında kalacaktır.

Ruben Östlund’un Altın Palmiyeli filmi The Square, modern sanat üzerine ağır ve çevik eleştiriler yapan orijinal bir yapım.
Hicivci bir üslup sahibi olan Östlund, Force Majeure ve Triangle of Sadness’da da gördüğümüz anlatı şeklini burada da gösterip film boyunca birçok konuya değinip izleyiciyi üstüne düşünülecek tonla şey ile gönderiyor.

Drive My Car (2021)

Yusuke Kafuku, karısının yakın zamandaki ölümüyle başa çıkmakta zorlanan bir sahne yönetmenidir. Yusuke, Çehov’un Vanya Dayı oyununu Hiroşima’daki bir tiyatro festivali için yönetmeyi kabul etmesiyle kendine atanan içine kapanık şoför Misaki ile tanışacak ve ikili geçmişleri, hayal kırıkları üzerine bazı alışverişler yapacaktır.

Haruki Murakami’nin Kadınsız Erkekler adlı kitabındaki bir öyküden uyarlanan Drive My Car, iki insan arasındaki katmanlanan bir ilişkiye mercek tutuyor ve bir ilişkiye karşın birden fazla bakış açısının olabileceğini bize gösteriyor.
Trajedisini de dramını da tamamen hayatın içinden alan Drive My Car, bağımsız sinemanın en değerli yapımlarından biri.

Oslo, 31 August (2011)

Bırakma sürecindeki genç bir bağımlı olan Anders’in, iş başvurusu için klinikten ayrıldığı bir güne şahit oluyoruz.

Joachim Trier'in oslo üçlemesinin 2. Filmi olan "Oslo, 31 August", İskandinav sinemasının son dönemlerde daha da dikkat toplayan soğuk ve keskin realizmini en başarılı şekilde yansıtıyor.
Üçlemenin ilk filmi Reprise kadar sönük, son filmi gibi de realizmin dozunu kaçırarak özünü unutan bir film olmamasıyla Oslo, 31 August erkeği ve onun hayata karşı bağımlı olma arzusunu dizleri titretecek bir biçimde bize aktarıyor.

Biutiful (2010)

Uxbal, iki çocuk babası bir suçludur. Prostat kanseri teşhisi konulması sonrası bazı olayları rayına oturtması gerektiğinin farkına varan Uxbal'ın, ölümle arasındaki çekişmeyi dizginlerken aynı zamanda hayatla da yüzleşmesi gerekmektedir.

Alejandro Gonzáles Iñárritu'nun Javier Bardem'i başrolde oynattığı Biutiful, erkeğin ölüm üstüne düşünceleri temelinde gelişen, spesifik ruhlara özel bir mektup. Iñárritu'nun "Ölüm Üçlemesi" adı altında çıkardığı Amores Perros, 21 Grams ve Babel sonrası ilk filmi olan Biutiful, yönetmenin aklındaki sorulara yaptığı üçlemeyle tam olarak da bir cevap bulamadığını bize gösteriyor.
İspanya sokaklarında dolanan Uxbal'ın ölüm fikriyle oynadığı köşe kapmacanın zarifliği, her izleyicinin olmasa da bir çocuğunun hayatına dokunacak bir yapım.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Başlıklar :SinemaFilmÖneri
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026