Galatasaray’dan sendikal mücadeleye Metin Kurt’un unutulmaz futbol yolculuğu

Rıdvan Tulum
08:00, 17/06/2020, ÇarşambaG: Güncelleme: 22:03, 19/08/2025, Salı
CategorySkyRoad
Skyroad
Galatasaray’dan sendikal mücadeleye Metin Kurt’un unutulmaz futbol yolculuğu
Metin Kurt Türk eski Millî futbolcu, teknik direktör, sendikacı ve TKP üyesi siyasetçidir.

15 Mart 1948 yılında Kırıkkale’de dünyaya gelen Metin Kurt, lise öğrenimine devam etmedi. Çünkü herkesin başına gelmesi muhtemel bir yarayla karşılaşmıştı. Babası ölmüştü. Kendisi gibi futbolcu olan ağabeyi İsmail Aslan’ın da evlenmesi sonucu ailenin reisliği onun omuzlarına bırakılmıştı. Artık, kitaplara veda etmeli, hayallerinden vazgeçmemek için deli gibi top koşturmalı ve bir yandan da manavda çıraklık etmeliydi. Bu koşmaların, dökülen alın terlerinin, gündelik yaşamın hır gürünün arasında Metin Kurt, ilk profesyonel sözleşmesini İzmir’in köklü kulübü Altay ile imzaladı.

  • "Tabanı olmayan spor 'emek batakhanesi'dir. Bizler futbolu bir oyun olduğu için sever ve oynardık. Artık futbol, para, son model arabalar ve güzel mankenler için oynanıyor."

Ankara, Victor Hugo ve Sefiller

Altay’ı çok sevmiş olsa da onun adını futbol tarihimizde mit haline getiren hikâyesi burada değil, Galatasaray’a gitmeden önceki durağı PTT Ankara’da oynamasıyla başlayacaktı
. O, hayatta bir şeylerin farkına vardığı anların çoğunu burada bulacaktı.
PTT’de
oynarken bir gün okumaya meraklı bir malzemeci sayesinde
Victor Hugo’nun Sefiller
kitabıyla tanışıyor ve zor şartların onu uzaklaştırdığı okuma serüvenine yeniden başlıyordu. K
urt, kitabı öyle beğenmişti ki, bir antrenman çıkışında Ankara’da çarşıların bulunduğu Çıkrıkçılar Yokuşu’na gitmiş ve kitap bakmaya başlamıştı.
Onun bu yalnızlığı, duruşu, onu o yapan şeyler belki de ilk defa su yüzüne burada çıkıyordu, hiç beklenmeyen bir kitabı seçmesiyle...

Başkan Kennedy ve değişen hayat


Metin Kurt, ABD’nin 35. başkanı Jonh Fitzgeral Kennedy’nin Cesaret Profilleri kitabını burada görmüş ve satın almıştı.
Kennedy, bu kitabı başkan seçilmesinden 3-4 sene önce senatörken yazmıştı. Kendi partilerinin ve seçmenlerinin aksine hareket etmek zorunda kalan, daha doğrusu bunu yapmayı bu dünyada bulunmalarının bir vazifesi bilen sekiz siyasetçinin biyografileri vardı bu kitapta ve bu kitap
Pulitzer Ödülü’nü
kazanmıştı. Kurt, o zamana kadar hiç tanışmadığı, duymadığı, bilmediği bu adamların cesaretinden etkilenmişti. Burası oldukça ilginç bir hikâyenin başladığı yer… İleride kendini komünist olarak adlandıracak olan, Türk futbolunun Che’si olarak lanse edilecek Kurt, sonradan bütünüyle karşı olacağı ABD’nin başkanının cümlelerinden etkilenecekti.

Kendi biyografisinde yazana göre şu cümle onun aklına bir çivi gibi çakılmış ve dünyaya karşı yürümeye belki de o an karar vermişti: "Doğru olduğuna inandığın şeyden çekinme. Er ya da geç zafer senindir."

Karşımıza aldığımızın konumu

Metin Kurt, Türkiye’nin genç milli takımlarında ve PTT’de Ankara’da sahada gidip geliyor, rakibini ekarte ediyor, sağından atıp solundan geçiyor ve adeta göz dolduruyordu.
Onda her şeye karşı gelen, zamansız bir adalet duygusu vardı. Ve evet, adalet duygusu da zamanını iyi ayarlanmış bir tepkiyle ancak hayatta tutulabilirdi. Kurt, bu yontulmamış adalet duygusunun farkına PTT’deki hocasının bir tartışmanın ardından ona söyledikleriyle farkına varmıştı:
"Söylediğinde haklıydın ama hata ettin. Bir şey için savaşacağın zaman, üç şeyi aklından çıkarma: konumun, karşına aldığının konumu ve ne zaman savaştığın."

Kanatta kendini unutturma denemeleri

Ham adalet duygusu dedik ya, belki de biraz gençlik, biraz isyan duygusu… Antrenörünün bu telkinini yaka cebine koyan Kurt, okumalarını daha da sıklaştırmaya başlamıştı.
Karl Marx ve Georg Hegel okuyarak dünyadaki yerini kavramaya çalışıyordu.
Bu okumalara ağırlık verdiği sırada PTT Ankara, Galatasaray’dan gelen teklifi kabul ediyor ve Kurt,
"Çizgi Metin" olarak anılacağı İstanbul’un yolunu tutuyordu.

Yine de insanın biriktirdiği farkındalıkların toplanıp bir araya geldiği bir yer var. Her şeyin plansızca belki bir yüzde, belki bir gülüşte, belki de bir el sıkışmada buluşması…

İnsanın, ben bunca şeyi yanımda burası için taşımışım dediği bir yerden bahsediyoruz.
Metin Kurt’unda böyle bir anı var, her şeyin farkına vardığı, artık ben buyum dediği bir an.
Gladyatör adlı biyografisinde toplumsal farkındalığa ulaşmasını çok belirgin bir şekilde bir karşılaşmanın omuzlarına bırakıyor o
: "Türk milli takımıyla Hollanda’ya karşı oynadığımız maç yeni bitmişti. Maçın çıkışında, üstünde kıyafeti olmayan yalın ayak bir çocuk gelip benden kramponlarımın bağcıklarını istedi. Sadece bağcıkları istiyordu. Gözyaşlarımı tutamadım. Gerçekler kafama balyoz gibi indi o an. O çocuğu hiç unutamadım, unutmak da istemedim. O günden itibaren bu yavru yolumu aydınlatmıştır."
Metin Kurt, o andan itibaren kendisini "komünist" olarak nitelendirmeye başlamıştı.
Fikirleriyle, söylemleriyle meşhur olmuştu. Tribüne en yakın yer olan çizgide oynuyor ve bunu da sık sık dile getiriyordu:
"Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim. Antrenör ve idarecilerin olduğu tarafta oynamayı sevmiyorum. Kapalının önünde oynamamak için bir devre sağ açık, bir devre de sol açık oynardım."

Futbolun Spartaküs’ü


Galatasaray günleri iyi gidiyor, “Çizgi Metin” adından sıkça söz ettiriyordu, çalımları, dikine koşuları tribüne onun için gelen bir taraftar topluluğunun oluşmasına vesile olmuştu.

73 yılı kışında sorunlar başlayana kadar her şey güllük gülistanlıktı.

Hem Çizgi Metin hem de Galatasaray için.
Galatasaray’ın Metin Kurt’a borcu vardı ve oyuncu bu borcu açıklamaktan çekinmemişti; çünkü onun hakkıydı bu. Bir gün soyunma odasına girdiğinde işten uzaklaştırıldığını, maaş alımının durdurulduğunu anlayan bir mektupla karşı karşıya geldi. Oyuncuların zayıf sendikası sadece, neredeyse fısıltı halinde sadece şunu diyebiliyordu bu durum karşısında:
"Metin Kurt’tan özür dilenmeli."
Çizgi Metin, o an anlamıştı güçlü bir oyuncu sendikasının kurulmasının gerekliliğini.
1975’te Amatör Sporcular Derneği’ni kurarak isyan bayrağını çekmeye hazırlanıyordu futbolun Spartaküs’ü.
İlk harbini,
Türkiye Kupası’nı
kazandıkları için ödenmesi gereken primlerin ödenmemesi üzerine vermeye başladı.
Galatasaray’ın başkanı Turgan Ece, "komünist" yakıştırmasını yaptı ve futbola anarşiyi getirdiğini beyan etti.
Oysa Metin ve ona sonradan katılan dört arkadaşı sadece haklarını arıyorlardı. Bu beş arkadaş takımdan uzaklaştırıldı, ferman padişahındı.
Metin Kurt 76 yılında Galatasaray tribünlerinin karşısına çıkarak Ece’nin istifasını ve beş kişinin affedilip takımdaki yerlerini almalarını istedi.
Ne yazık ki, her kalkışmada olduğu gibi birileri güçlünün tarafına burada da geçmişti. Dört arkadaşı Metin’i yarı yolda bırakarak özür dilediler.
Metin Kurt ise bir bakıma sürgüne, Kayserispor’a gönderildi.

Geriye kalan: Eşitlik duygusu


Kurt’un futboldaki eşitliğe yönelik teklifleri Kayserispor döneminde daha da arttı.
Belki de merkezden uzaklaşmanın getirdiği bir söylem rahatlığına kavuşmuştu artık. Futbolun çehresini değiştiren
Bosman Kuralları’ndan
yıllar önce, futbolcuların oynayacakları takımı özgürce seçme haklarının olmasını istedi. O dönemde görülmemiş bir şeydi bu tepki, her futbolcunun aklından geçip dile getiremediği bir şeydi bu. Açıklamasında şunları söylemişti Çizgi Metin, sahada olduğu gibi sağa sola kaçmadan, direkt bir şekilde:
"Futbolcu da işçidir, kendi emeğini satabilme hakkına sahiptir. Eğer kulüpler futbolcuları keyiflerine göre alıp satıyorsa o halde köleden başka bir şey değiller."
Bosman Kuralları öncesi bir ön görüyle, hınçla ve adalet arayışıyla teklif götürüyordu Çizgi Metin. 78 yılında emekli oldu.
Jübile istemedi. Jübileyi bir sadaka biçimi olarak değerlendiriyordu.
12 Eylül 1980’de tüm Türk Sporcuları için kurulacak sendikanın duyurusunu yapacağı gün Kenan Evren askeri bir darbe gerçekleştirmişti.
Çizgi Metin daha sonrasında dergilerde yazmaya, politik duruşundan uzaklaşma da daha ölçülü olmaya çalıştı.
Hocalık yaptı, dergilerde yazarlık yaptı, Milletvekili adayı oldu.
Futbolun giderek endüstri haline gelmesine, harcanan paraların fazlalığına, haksızlığa öfkelendi. Futbolun borsada değil, arsada güzel olduğunu söyledi.

24 Ağustos 2012’de geçirdiği kalp krizi sonrasında 64 yaşında vefat etti.

Ondan geriye yontulmuş bir hınç, bir adalet arayışı, futbolda bir daha nadir rastlayacağımız eşitlik duygusu kaldı.


*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026