Avrupa'nın Müslümanlara kapanan kapısı

Muhammed Yıldız
11:00, 11/10/2025, Cumartesi
CategoryMecra
Mecra
Avrupa'nın Müslümanlara kapanan kapısı
İslâm tarihinde Balâtü'ş-Şühedâ olarak geçen Puvatya Savaşı, tarihin dönüm noktalarından biriydi.

Miladî 710 senesinin Temmuz ayı Müslümanlar için yeni bir tarihin başlangıcıydı. 400-500 kişilik Müslüman keşif birliğinin Endülüs topraklarından olumlu raporlar ve bol ganimetle dönmesi Kuzey Afrika’da umutla karşılanmış, fetih fikrinin fiiliyata geçmesine yol açmıştı. Güzel haberlerin ardından Târık bin Ziyad komutasında yedi bin kişilik ilk ordu, 711 yılının ilkbaharında İber Yarımadası topraklarına ayak bastı. 4-5 ay gibi kısa bir sürede bugünkü İspanya topraklarının yarısı fethedilmişti. Ancak, İslâm tarihinde “Balâtü’ş-Şühedâ” (Şehitler Düzlüğü), Batılı kaynaklarda ise Tours ya da Poitiers [Puvatya] Savaşı olarak adlandırılan Müslümanlar açısından ağır bir yenilgiyle sonuçlanan savaş sonrasında yani Müslüman orduları 732 yılında, İber Yarımadası’na ayak basmalarından 21 yıl sonra, Avrupa’nın fethi düşüncesi Endülüs topraklarında bir daha fiiliyata geçmedi. Çok geçmeden Endülüs’te Müslümanlar arasında başlayan asabiyet ve iktidar kaynaklı iç çekişmeler de buna teşebbüs edilmesinin önündeki en büyük engel oldu.

Miladî 710 senesinin temmuz ayı Müslümanlar için yeni bir tarihin başlangıcıydı.
Emevî halifesi Velid bin Abdülmelik
’in onayı ve
Kuzey Afrika valisi Musa bin Nusayr
’ın emriyle, Tarîf bin Mâlik adlı Berberî komutanın idaresindeki 400-500 kişilik Müslüman keşif birliğinin
Endülüs toprakları
ndan olumlu raporlar ve bol ganimetle dönmesi Kuzey Afrika’da umutla karşılanmış, fetih fikrinin fiiliyata geçmesine yol açmıştı.
Aynı zamanda
Hz. Osman
döneminden beri süregelen İstanbul’u batıdan dolanarak fethetme düşüncesinin de ilk adımı atılmış oluyordu. Endülüs tarihinin başlangıcı sayılabilecek (ilk olarak Hz. Osman döneminde yarımadaya asker çıkarılıp bölgesel fetih yapıldığı da söylenmektedir) bu keşif hareketinin komutanı
Tarîf b. Mâlik
’in, askerleriyle birlikte çıkarma yaptığı yer bugün dahi kendisine nispetle
“Tarifa”
olarak anılmaktadır.
Güzel haberlerin ardından o sıralarda
Tanca bölgesi
nin idaresinden sorumlu
Târık bin Ziyad
komutasında yedi bin kişilik ilk ordu, 711 yılının ilkbaharında İber Yarımadası (bugün İspanya ve Portekiz sınırları dâhilindeki ana karaya verilen isimdir) topraklarına ayak bastı.
Ramazan ayının sonlarına denk gelen,
Vizigot
güçleriyle ilk karşılaşmadan
İslâm ordusu galibiyetle ayrıldı.
Bu zaferin ardından üç kola ayrılan ordu süratle şehirleri teslim almaya başladı. Bazı bölgelerde mevcut yönetimden rahatsız olan yerel halkın desteğiyle fetih hareketi hızlı bir şekilde ilerledi. Nitekim henüz yaz ayları bitmeden, yani 4-5 ay gibi kısa bir sürede bugünkü İspanya topraklarının yarısı fethedilmişti.
712 senesinde Musa bin Nusayr, takviye güçlerle orduya katılıp fetih hareketini tamamlamasının ardından halifenin emriyle yönetimi oğlu Abdulaziz’e bırakıp 714 yılında Târık bin Ziyad’la birlikte
Şam
’a döndü. Bu tarihten sonra fetih hareketinde duraklama olmamış, aksine
“mücahid valiler”
Fransa içlerine kadar birçok sefer düzenlemiş ve zaferler elde etmiştir.
  • Fransa’nın güney sahillerinin ardından Paris’e 120 km mesafedeki Sens şehrine kadar ilerleyen İslâm ordusu bu savaşlarda birçok komutan ve askerini şehit vermiştir.
İslâm ordusundaki kayıpların ardından
Yemen
asıllı muttaki, mücahid ve başarılı bir asker olan
Abdurrahman el-Ğafikî
, 730 yılında halife tarafından Endülüs valiliğine tayin edildi. Bu başarılı komutan, mevcudu 70 binden fazla olan büyük bir ordu hazırlayarak Fransa’nın batısına yöneldi. Burada kendisine engel olmak isteyen
Aquitania Dükü Eudes
’i yendi ve
Bordo
’yu (Bordeaux) aldı. Ardından Tours’a yöneldi. Avrupa şehirlerinin İslâm orduları önünde dayanamayıp düştüğünü gören Dük,
Frank İmparatorluğu hükümdarı Charles Martel
’den yardım istedi. Sıranın kendisinde olduğunu öngörüp yardım talebini kabul eden Martel, büyük bir orduyla
Abdurrahman el-Ğafikî
’nin karşısına çıktı.
Savaşın başlarında Müslüman ordusu ağır kayıplar verdi.
El-Ğafikî’nin savaş meydanında şehit olmasıyla da savaş Müslümanların aleyhine döndü.
Bu büyük komutanın atından düşerek öldüğü ya da ordugâhın dışında dolaştığı sırada bir Frank askeri tarafından öldürüldüğü ileri sürülmektedir.
Bir başka rivayete göre ise Müslüman birlikleri tarafında bulunan hazineye doğru harekete geçip yağmalamaya başlayan Frank ordularının bu hareketi,
Abdurrahman el-Ğafikî’nin tüm ikazlarına rağmen Müslümanların düzenden çıkıp dağılmasına ve yenilmesine yol açmıştır.
  • Müslümanlar açısından ağır bir yenilgiyle sonuçlanan bu savaş İslâm tarihinde
    Balâtü’ş-Şühedâ
    (Şehitler Düzlüğü), Batılı kaynaklarda ise
    Tours ya da Poitiers [Puvatya]
    Savaşı olarak adlandırılır.
Müslüman orduları 732 yılında,
İber Yarımadası
’na ayak basmalarından 21 yıl sonra, Hristiyan kuvvetlerin kendi bekaları için aralarındaki ihtilaflara son vermeleriyle ancak durdurulabilmişti. Bu tarihten sonra Fransa içlerine harekât yapılsa da hiçbiri bu denli bir orduyla olmadı.
Osmanlı’nın Viyana kuşatmasında olduğu gibi -ama batı yönünden-
Avrupa’nın fethi düşüncesi Endülüs topraklarında bir daha fiiliyata geçmedi
. Çok geçmeden Endülüs’te Müslümanlar arasında başlayan asabiyet ve iktidar kaynaklı iç çekişmeler de buna teşebbüs edilmesinin önündeki en büyük engel oldu.
Avrupa’nın adeta kaderini belirleyen bu savaşa genel olarak İslâm kaynaklarında rastlamak pek mümkün değil. Tarih kitaplarımızda ya bu konudan bahsedilmez ya da ehemmiyetsiz bir savaş gibi anlatılır. Müslümanların duygusallıkla yaklaşıp sumen altı ettiği bu savaş, Batılı kaynaklarda ise
“Avrupa medeniyetinin karanlıktan kurtuluşu”
olarak ifade edilir.

O tarihlerde (ve dahi bugün) bir medeniyetten söz edilmesi mümkün olmasa da Batı için bu savaş bir ölüm kalım savaşı olarak görülmüştür.

  • Ne hazindir ki, Hristiyanların, bu savaştan sekiz asır sonra İspanya’daki son İslâm şehri Gırnata’yı (Granada), Müslümanların izzeti, canı ve malı konusunda garanti vererek teslim aldıktan sonra sözlerinde durmayıp çıktıkları Müslüman avında, Müslümanları Hristiyanlardan ayırt etmek için belirledikleri kriterlerden biri de “yıkanmaları ve temiz olmaları”ydı.
Batılı Hristiyanlar açısından
“Poitiers Zaferi”
, aralarındaki ihtilaflara son vererek bulundukları “karanlık”tan çıkmamak için el ele verdikleri bir yenilgiydi aslında…
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026