Doğu Türkistan'da cumhuriyet tecrübeleri

Haber Masası
15:00, 28/08/2025, Perşembe
CategoryMecra
Mecra
Doğu Türkistan'da cumhuriyet tecrübeleri
Doğu Türkistan, 1933 ve 1944 yıllarında iki kez cumhuriyet yönetimi tecrübesiyle tanıştı.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin yönetici kadrosunun hep birden yok olduğu bu trajik kaza, aynı yılın aralık ayında, Çin Halk kurtuluş Ordusu tüm ülkeyle birlikte Uygur bölgesine de hâkim olduktan sonra kamuoyuna açıklandı. Çin, o tarihten itibaren cumhuriyet yönetimini sona erdirerek Uygur bölgesini ilhak etmiştir.1933 ve 1944’te kurulan bu bağımsız siyasî cumhuriyetler, Çin’in asimilasyon politikalarına muhatap olan Uygurların zihinlerinde ve kalplerinde hâlen yaşamaya devam etmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreği, sadece Ortadoğu için değil
Asya
ve
Uzakdoğu
için de bir dağılma ve yeniden toparlanma süreciydi.
Osmanlı İmparatorluğu’yla
aynı zamanlarda Rus İmparatorluğu’nun ve hemen öncesinde Çin’i
1644’ten bu yana
yöneten
Çing Hanedanı
’nın (1911’de) tarihe karışması, özellikle Asya ve Uzakdoğu’da dengelerin yeniden oluşması anlamına geliyordu. Hem
halklar,
hem devletler hem de coğrafyanın bizatihi kendisi için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı
.
Tıpkı
Ortadoğu’nun yaşadığı yeni tecrübeler
gibi
Bugünkü
Çin’in
Uygur Özerk Bölgesi, tüm bu süreçlerden direkt şekilde etkilenen yerlerden biriydi. Bir taraftan
Rusya
üzerinden başlayan
mülteci akını
,
diğer taraftan da
Han Çinlilerinin
bölgeyi istilaya başlaması
,
bu geçiş sürecinin kaosla ve karmaşayla yaşanmasına yol açtı.
1911’de Çin’de
imparatorluğun lağvedilerek yerine cumhuriyet rejiminin kurulmasından sonra,
Rusya’da
da benzer bir adım atılmıştı. Ancak
Rusya
tecrübesinde, içerideki cumhuriyetler özerk bölgeler ve federatif yapılanmalar olarak formüle edildi.
Çin
ise, yönetimi altındaki bütün bölgelere ve
halklara milliyetçiliği dayatarak,
daha farklı bir tercihte bulundu.
1920’ler
ilâ 1930’ların ilk yarısında,
Uygur
bölgesi tamamen
Çinli
savaş ağalarının
ve kural tanımaz çetelerin denetimi altındaydı.
Huiler
[yerel Çinli Müslümanlar]
,
Uygur Türkleri ve Moğollar
, bu dönemde ağır vergi yükleri, gasp ve cinayetlerle yüz yüze kaldılar.
Çing Hanedanı,
etnik ve dinî gruplara bu türden baskılar uygulamadığından, yeni dönem her halk için ayrı zorlukları beraberinde getirmişti. Tüm bu gruplar arasında çekişmeler ve çaprazlama ittifaklar da oldukça yaygındı. Yaşanan çatışmaların üstüne,
Uygur
bölgesinde
depremler, kuraklık ve açlık
da hiç eksik olmadı.
  • Uzun ve kanlı bir çatışma döneminin ardından, 12 Kasım 1933’te Kaşgâr’da toplanan Uygur ileri gelenleri, “Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti”nin kuruluşunu ilân ettiler. İslâm ortak paydasına dayalı bir yönetim oluşturma konusunda, bu ilk örnek değildi. 1864-1877 yılları arasında, Yakub Beğ adlı yerel yöneticinin Uygur bölgesinin güneyinde kurduğu bağımsız hanlık, birçok kaynakta Uygurların Türk-İslâm kimliğinin uyanışında ve siyasî bilinçlenmesinde önemli bir aşamaydı. Yakub Beğ’in Osmanlı, İngiltere, Rusya ve Afganistan’la kurduğu diplomatik ilişkiler, ilerde Uygur bölgesinin tamamının bağımsız bir devlete dönüşebileceğini düşündürüyordu.
1877’de
Çing yönetiminin önemli askerlerinden
Zuo Zongtang’ın
komutasında bir ordu
Uygur
bölgesine gönderildi ve
Yakub Beğ’in
kurduğu yönetim tarihe karıştı.
Yakub Beğ’in
kendisi de, merkezi yönetimin saldırıları sırasında hayatını kaybetti.
Kısa süreli bu bağımsız devletin ilhamını içlerinde hep taşıyan
Uygurlar
,
1933’te
yeniden bağımsız bir cumhuriyetin kuruluşunu dünyaya duyururken heyecanlı ve umutluydular.
“Doğu Türkistan Cumhuriyeti”
ve
“Uyguristan Cumhuriyeti”
adlı iki isim daha taşıyan siyasî yapılanma,
Çin’in
birçok bölgesine hâkim olan karmaşadan istifadeyle ortaya çıkmıştı.
Batılı
bir devlet gibi
organize edilen
“Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti”
, modern çağdaki benzerleri gibi bir bayrağa, bir anayasaya ve millî marşa sahipti. Millî marşın sözlerinde, kurulan cumhuriyetin,
“Türk halkının ana vatanı”
olduğu vurgulanıyordu. Kurucu kadrosu ise din adamları yerine, tüccar ve eğitmenlerden oluşuyordu.
Kaşgâr’da
1885
’te kurulan, daha sonra ise eğitimlerini derinleştirmeleri için
İstanbul, Kazan ve St. Petersburg
gibi merkezlere gönderen ilk
İslâmî okulların
öğrencileri, böylece memleketlerine siyasî bir proje kazandırmış oluyorlardı.
Cumhuriyet
yönetiminin ilk toplantısında
Sabit Damulla
Abdulbaki
başbakanlığa,
Hoca Niyaz Hacı
da cumhurbaşkanlığına getirildi. Siyasî kadroda
Hoten
emirlerinin en yaşlısı Emin Buğra ile kardeşleri
Abdullah
ve
Nur Ahmed
de yer alıyordu. Başbakan
Sabit Damulla
, o yıl hacdan yeni dönmüştü ve
Mısır’la
Türkiye’de yaşanan “
modernleşme
” süreçlerinin hayranıydı. Kurulan meclisin başkanı ise, Türkiye’de de yakından tanınan
İsa Yusuf Alptekin’di (1901-1995).
Hoca Niyaz Hacı,
cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı ilk konuşmada,
Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti’nin
temel felsefesini oluşturan beş prensibi sıraladı:
  • 1. Bütün Uygur bölgesi, Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır.
  • 2. Hükümet ve ekonomi, tamamen Uygurların kontrolünde olacaktır.
  • 3. Doğu Türkistan’ın baskı altında tutulan bütün halkları şimdi eğitim ve ticaret alanında tamamen özgürdür.
  • 4. Cumhurbaşkanı, tamamen halkın huzur ve mutluluğuna odaklanmış bir hükümetin kurulmasına öncülük edecektir.
  • 5. Cumhuriyet, bütün kurumlarıyla, diğer modernleşmekte olan toplumlara yetişmeye çabalayacaktır.
Kuruluştan hemen sonra, halk arasında duygu birliği sağlamak, bundan da önemlisi
İslâm ve Türk dünyasının
geri kalanıyla irtibat kurmak adına,
Çağatay Türkçesiyle
yayım yapan bir derginin yayımına başlandı.
Dünyanın büyük devletleri tarafından kabul görmek ve diplomatik alanda tanınmaya çalışmak, kurucu kadronun birinci önceliğiydi. Bunun için,
İngiltere’ye
ve İngiliz kamuoyuna hitaben çeşitli mesajlar kaleme alındı.
1890’dan
itibaren
Kaşgâr’da
konsolosluk bulunduran
İngiltere’nin
yanı sıra
Sovyetler Birliği
ve
Japonya
da
Uygur
bölgesinde yaşanan gelişmelerle yakından ilgiliydi.
Sovyetler,
Uygur’un Çin’e
bağlı merkezi bir bölge olarak kalmasını tercih ediyordu. Burada gerçekleşecek başarılı bir özerklik tecrübesinin kendi topraklarına da sıçraması korkusu,
Moskova’nın
Uygur
politikasının da temeliydi. Japonya’nın başkenti
Tokyo’da
yaşayan
Müslüman Türk nüfus ise,
Çin’in meseleyi
Japonya-Çin rekabeti
olarak algılamasına yol açıyordu. Kurucu kadronun yardım ve destek istediği
Türkiye
ise, meseleye en uzak ve soğuk duran devlet olmuştu.


  • Kuruluşundaki birlik görüntüsüne rağmen, kısa süre sonra kurucu kadro arasında fikir ayrılıkları ortaya çıktı. Devletin İslâmî kimliğinin tonu, Sovyetler Birliği’nin müdahalelerine karşı tavır ve dış siyasette takip edilecek üslup gibi temel konularda yaşanan bu ayrılıklar, cumhuriyetin üzerine kurulduğu birlik ruhunu sarsacak boyutlara ulaştı.


1934’ün ilk aylarında
Doğu Türkistan, hem içeriden hem de dışarıdan çeşitli tehditler altındaydı. Kendisine yerel kuvvetlerden oluşan bir ordu kuran
Müslüman Çinli komutan Ma Zhongying’in, Turfan’ı
ele geçirdikten sonra
Urumçi’ye doğru ilerlemesi,
bölgedeki merkezi hükümete bağlı yönetimi telaşlandırdı. Bölge valisi olarak atanan
Sheng Shicai
,
Ma’nın
ilerleyişinden endişe ederek
Sovyetler Birliği’nden
yardım istedi.
Kızıl Ordu’ya
bağlı iki tugay,
Uygur
topraklarına giriş yapınca,
Ma’nın
ordusu da mutlak bir yenilgiden kaçarak
Hoten’e
saldırdı. Ardından
Kaşgâr’a
girerek
Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti
ordusunu yenen
Ma’nın birlikleri,
böylece
6 Şubat 1934’te
cumhuriyetin tarihe karışmasına yol açtı
.
  • Ma Zhongying’in birlikleri Kaşgâr’a yaklaşırken, durumu haber alan Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hoca Niyaz Hacı ve Savunma Bakanı Mahmut Muhiti, Uygur-Sovyet sınırını oluşturan hattı geçerek, Sovyetler Birliği’ne iltica etti. Sovyetler sayesinde Urumçi’de iktidarını güçlendiren Sheng Shicai, Hoca Niyaz Hacı ve Mahmut Muhiti’ye koruma sağladı. Bu anlaşma çerçevesinde, Sabit Damulla Abdulbaki yakalanarak Sheng yönetimine teslim edildi. Sabit Damulla idam edilirken, Hoca Niyaz Hacı da Sincan (Çince’deki isimlendirme) eyalet hükümetinin başbakan yardımcılığına getirildi. İslâm cumhuriyetinin lağvedilmesini sağlayan Sovyetler Birliği, Ma’yı da mağlup ederek, siyasî koz olmak üzere esir olarak kendi topraklarına götürdü.

Dört aylık
“Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti”
tecrübesi bu şekilde sona ererken, cumhuriyet ordusundan kalan asker ve komutanlar zaman içinde çevre ülkelere dağıldı, çoğunluğu da
Rus ve Çin hapishanelerinde
hayatını kaybetti.
Tarihler 12 Kasım 1944’ü gösterirken, bu defa
Uygur
bölgesinin
Kazakistan
sınırındaki
Gulca
kasabasında,
“İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti”
kuruldu.
Sovyetler Birliği’nin
desteğiyle kurulan bu yeni cumhuriyet, komünistlerin İslâm’la ilgili olumsuz şöhretinden ötürü,
İslâm’la
bağını daha güçlü şekilde vurgulama ihtiyacı hissetti. Ancak yine de resmi isminde “
İslâm Cumhuriyeti”
ibaresi yer almadı.
1933’teki
ilk cumhuriyeti menfaatlerine aykırı bulan
Sovyet yönetimi,
11 yıl sonra, bu defa
Çin
topraklarında kurulacak bir
Türk devletini
desteklemeyi seçmişti.
Uygurlara
Sovyet desteğine dair herhangi bir kanıt bulunmasa da, ekonomik anlamda yaşadıkları rahatlık, silah ve teçhizat bulma hızı, siyasal yapılanmadaki başarı ve sürat,
Moskova’dan
profesyonel yardım alındığını akıllara getiriyordu.
İlk dönemde millî ve
İslâmî
bir yapı arz eden
Doğu Türkistan Cumhuriyeti
, kısa süre sonra
Sovyetler Birliği’nin
müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı.
Ahmetcan Kasımi’nin
yönetime dâhil olmasının ardından,
Alihan Töre
1946 yılında
Sovyet temsilciliğine davet edilmesinin ardından ortadan kayboldu
.
Töre,
1976’daki
Özbekistan’ın başkenti Taşkent’teki vefatına kadar,
ev hapsinde
yaşayacaktı.
Töre’nin
ardından,
Sovyetler Birliği
yanlısı komünist
Ahmetcan Kasımi,
cumhurbaşkanlığına getirildi.
Çin’de
bu süreçte devam etmekte olan milliyetçi-komünist çatışmaları sırasında
, Ahmetcan Kasımi,
milliyetçilerle anlaşmaya vardı.
Urumçi
merkezli bir koalisyon kurularak komünistler,
Çin yanlıları ve Uygurlardan
oluşan bir hükümetin oluşturulmasına karar verildi.
  • 1949 yazında milliyetçilerin komünistlere karşı savaşı kaybetmesiyle birlikte, Sovyetler Birliği yönetimi, Doğu Türkistan Cumhuriyeti lider kadrosunun Pekin’e sadakatini garantiye almaya girişti. Ağustos ayında, Gulca’daki Sovyet elçisi Vasiliy Borisov, cumhuriyetin geleceğini istişare etmek üzere, lider kadrosunu Almati’de toplantıya davet etti. Kasımi ve diğer yönetim üyeleri, eylül ayında Mao Zadong tarafından Pekin’de düzenlenen “Çin Halk Politik Danışma Toplantısı”na davetlilerdi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden süreçteki bu kritik toplantıya katılım, Ahmetcan Kasımi ve arkadaşları için çok önemliydi.
22 Ağustos’ta
kara yoluyla
Almati’ye
geçen heyet,
Sovyet
temsilcilerle görüşmeleri bitirdikten sonra
24 Ağustos’ta
havayoluyla
Pekin’e
gitmeye karar verdiler. Rotaları,
Almati’den Novosibirsk
aktarmalı olarak, Pekin’di.Ancak bölgede
hava durumu uçuşa elverişli değildi
. Kendileri bu yönde bilgilendirildikleri halde,
Mao’nun
davetini kaçırmamak için uçuşta ısrar ettiler.
Ahmetcan Kasımi
,
Abdulkerim Abbas,
İshak Beğ Munonov, Dalelhan Sugirbayev, Luo Zhi
ve diğer yetkililerden oluşan
11 kişilik heyeti taşıyan uçak
, kalkışından yaklaşık 4 saat sonra
Baykal Gölü’ne
düştü.
Kazada kurtulan olmadı.
Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin
yönetici kadrosunun hep birden yok olduğu bu trajik kaza,
aynı yılın aralık ayında
,
Çin Halk kurtuluş Ordusu
tüm ülkeyle birlikte
Uygur
bölgesine de hâkim olduktan sonra kamuoyuna açıklandı.
Çin,
o tarihten itibaren cumhuriyet yönetimini sona erdirerek
Uygur bölgesini ilhak etmiştir.
1933 ve 1944’te
kurulan bu
bağımsız
siyasî cumhuriyetler,
Çin’in asimilasyon politikalarına muhatap olan
Uygurların
zihinlerinde ve kalplerinde hâlen yaşamaya devam etmektedir.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026