Hollanda’nın Endonezya’da ne işi vardı?

Abdurrahman Selim Çelikbilek
11:00, 09/02/2026, Pazartesi
CategoryMecra
Mecra
Hollanda’nın Endonezya’da ne işi vardı?
Hollanda’nın Endonezya’da ne işi vardı?

Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, Avrupa’ya naklederek yüksek kâr oranlarıyla sattığı ürünlerini çoğunlukla kolonileştirdiği topraklardan temin ediyordu. Kimi zaman çiftçilerden vergi olarak alıyor kimi zaman da ürünlerin tamamına el koyuyordu. Özellikle Endonezya topraklarında faaliyet gösteren şirket, halkın ekonomik bağımsızlığını elinden aldığı gibi inancına ve yaşam tarzına da müdahale ediyordu. Genel Vali Coen, bölgede “gerçek Hristiyanlığın” yayılmasını sağlamak üzere adamlarına emir veriyordu. 1618 yılında yayımlanan bir kararnamede, Endonezya’da açılan Hristiyan okuluna giden her öğrenciye, her gün yarım kilo pirinç hibe edilmesi söyleniyordu.

Asya’yla Avrupa
arasındaki ticaretin belkemiğini oluşturan
İpek ve Baharat Yollarında
Osmanlı Devleti’nin denetimi arttıkça, Avrupalı devletlerin hareket alanı daralıyor ve istedikleri ürünlerin temini noktasında sıkıntı yaşıyorlardı. Bu durum onları yeni arayışlara mecbur bıraktı.
Coğrafi Keşifler’in
ardından gelen kolonileştirme ve sömürü faaliyetleri, dünyanın geri kalanında olduğu gibi
Güneydoğu Asya
ülkelerinin de tarihini değiştirecekti.
  • 1581 yılına kadar İspanya Krallığı’nın eyaletlerinden birisi olan Hollanda, krallığın İngiltere ile girdiği mücadeleyi fırsat bilerek Kral II. Philip’in hâkimiyetinden bağımsızlığını ilan etti. Hollandalılar o zamana kadar Portekizli denizcilerin yanında sefere çıkıyorlardı. Ancak aynı tarihlerde İspanya’nın Portekiz limanları üzerindeki kontrolünü artırması ve Hollandalıların buralarda çalışmasını, ticaret yapmasını yasaklaması, onları tek başlarına hareket etmeye zorladı. 16. yüzyılın sonu itibariyle Hollandalı şirketler, kendi seferlerine çıkmaya başladılar.
Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri, zengin biyolojik çeşitliliğiyle Hollandalı şirketler için eşsiz bir hammadde kaynağıydı.
Güney ve Güneydoğu Asya ülkeleri, zengin biyolojik çeşitliliğiyle Hollandalı şirketler için eşsiz bir hammadde kaynağıydı.
Güney
ve
Güneydoğu Asya ülkeleri
, iklimleri sayesinde çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahipti ve bu hem hammadde hem de ürün yelpazesini genişletiyordu.
1500’lü
yılların başında buraya gelen
Portekizlilerin
, özellikle
Avrupa’ya
naklettikleri baharatlardan elde ettikleri gelirler her devletin iştahını kabartıyordu.
Hollanda
, vaktiyle
Portekizlilerin
yanında sefere çıkmış denizcileri bu yolda istihdam etmeye karar verdi. Ayrıca ele geçirilen kitaplar ve atlaslar, onları bu yolculukta daha güvenli kılacaktı. İlk olarak, bölgeye hâkim olan
Cornelis de Houtman
kaptanlığında, dört gemilik bir filo, Afrika’nın güneyindeki
Ümit Burnu’nu
geçerek Doğu Hint adalarına doğru sefere çıktı.
Hollanda’nın Endonezya Müslümanları üzerine koloni politikası
Mecra
Hollanda’nın Endonezya Müslümanları üzerine koloni politikası
Cornelis de Houtman.
Cornelis de Houtman.
Bu seferin finansörü, Hollandalı dokuz tacirin bir araya gelerek kurduğu
“Compagnie van Verre”
yani
Uzak Ülkeler Şirketi
’ydi. Houtman ve filosu, Endonezya’nın en büyük adalarından
Cava’nın
batısındaki
Benter
limanına yöneldi.
Benter
, “
bölgenin karabiber deposu”
olarak anılıyordu. Ardından
Bali ve Sumatra Adalarına
da uğrayan
Houtman
,
Hollanda’ya
ancak iki sene sonra geri dönebildi. Gemilerden biri batmış, mürettebatın ise ancak üçte biri hayatta kalmış olsa da,
Houtman
ve filosunun elde ettiği kâr bunları gölgede bırakıyordu. Bu seferden hemen sonra,
1597
yılında 10 yeni şirket, 1598 yılındaysa beş şirket daha sefere çıkacak, bölgeye giden Hollandalı gemi sayısı
100’e
yaklaşacaktı. Bu durum, küçük şirketlerin kendi aralarında rekabet etmelerine yol açıyordu.
Güneydoğu Asya
ülkelerindeki fırsatların farkında olan
Hollandalı
şirketler, seferlerini artırarak sürdürüyordu.
Hollanda
yönetimi, bölgede emelleri olan diğer devletleri de biliyor ve şirketlerinin kendi aralarında rekabet etmeleri yerine bu ülkelerle rekabet etmelerini istiyordu.
1602 yılında Hollanda
, irili ufaklı tüm şirketleri bir araya gelerek tek bir çatı altında çalışmalarını sağlayacaktı. 20 Mart’ta Hollanda yönetiminin de ortak olduğu “
Vereenigde Oost- Indische Compagnie”
yani
“Birleşik Doğu Hindistan Şirketi”
kuruldu.
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin hâkimiyet alanını gösteren bir harita.
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin hâkimiyet alanını gösteren bir harita.
  • Sonraki yıllarda özerk bir devlet gibi çalışacak olan bu şirket, Hollanda’dan önemli imtiyazlar alarak yola çıkıyordu. Ülkesi adına Ümit Burnu ve Macellan Boğazı arasında kalan tüm alanda ticaret yapma tekelini elinde bulunduran Birleşik Doğu Hindistan Şirketi, aynı zamanda devlet adına antlaşmalar yapma, askerî üsler inşa etme, silahlı asker bulundurma ve gerektiğinde başka ülkelere savaş açma yetkilerine de sahipti.
Birleşik Doğu Hindistan Şirketi
(aynı adla başka şirketler de olduğundan
“Hollanda Doğu Hindistan Şirketi”
adıyla da bilinir)
“Heeren XVII”
olarak isimlendirilen bir idare kurulu tarafından yönetiliyordu.
1610
yılında
Hollanda
, şirketin başına bir genel vali tayin etti. Bu tarihten sonra şirketin devlet adına hareket etme alanı daha da genişleyecekti.
Vali Jan Pieterszoon Coen,“savaşın ticaretsiz, ticaretin ise savaşsız”
yapılamayacağı görüşünü savunan birisiydi.
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin ilk genel valisi Jan Pieterszoon Coen.
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin ilk genel valisi Jan Pieterszoon Coen.
Bu politika doğrultusunda hareket eden
Coen
, 1619 yılında, Endonezya’nın günümüzde
Cakarta
olarak bilinen
Cayakarta
adasını işgal edecekti. Buraya, Hollandalı eski Germen kabilelerinden birinin ismini veren ve
Batavya
olarak adlandıran
Coen
, ele geçirdiği bu adayı şirket operasyonlarının merkez üssü hâline getirecekti.
Özellikle baharat ve kumaş ticaretinde söz sahibi olmak isteyen Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, 1630’lu yıllardan itibaren Hindistan’ın doğu kıyılarını, Bengal’i, Malay Yarımadası ve Malakka Boğazı’nı, Tayvan’ı ve Seylan Adası'nı işgal ederek bölgenin etkisi en yüksek şirketi hâline geldi. Kendi kolonileştirdiği toprakların yanı sıra, İspanya ve Portekiz’in çekildiği yerlerde de hâkimiyet kuruyordu. Çin ve Japonya ile doğrudan ticaret yapmak isteyen Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, bu ülkelerde de ticarî ofisler açacaktı.
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi
, Avrupa’ya naklederek yüksek kâr oranlarıyla sattığı ürünlerini çoğunlukla kolonileştirdiği topraklardan temin ediyordu. Kimi zaman çiftçilerden vergi olarak alıyor kimi zaman da ürünlerin tamamına el koyuyordu. Özellikle
Endonezya
topraklarında faaliyet gösteren şirket, halkın ekonomik bağımsızlığını elinden aldığı gibi inancına ve yaşam tarzına da müdahale ediyordu. Genel Vali Coen, bölgede
“gerçek Hristiyanlığın”
yayılmasını sağlamak üzere adamlarına emir veriyordu. 1618 yılında yayımlanan bir kararnamede, Endonezya’da açılan Hristiyan okuluna giden her öğrenciye, her gün
yarım kilo pirinç hibe
edilmesi söyleniyordu. Kendisinden sonra genel vali olarak atanan
Hendrik Brouwer
de 1635 yılında, Hristiyanlığı benimseyen Endonezyalılara bir miktar para verilmesini içeren bir karar çıkarmıştı. Bu sayede
Endonezyalıların İslâm’la olan irtibatını kesmek isteyen şirket yöneticileri,
kendilerine karşı dinî saiklerle çıkabilecek ayaklanmaların da önüne geçmek istiyorlardı.
Endonezya'nın bilinen ilk modern ressamlarından Raden Saleh'in bu tablosu, Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin Endonezya topraklarındaki sömürü faaliyetlerini tasvir ediyor.
Endonezya'nın bilinen ilk modern ressamlarından Raden Saleh'in bu tablosu, Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin Endonezya topraklarındaki sömürü faaliyetlerini tasvir ediyor.
  • 17. yüzyılın ikinci yarısında, şirket etki alanı ve ticaret kapasitesini büyük ölçüde artırmıştı. Şirketin 150 gemilik ticaret filosu ve 40 gemilik de donanması vardı. Ayrıca 10 bin kadar savaşa hazır askeri de bulunan Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, bölgedeki İngiliz ve İspanyol şirketlerinin çok daha ilerisinde bir performans sergiliyordu. Özellikle her yıl başında Avrupa’ya götürülen bakır, porselen, ipek, pamuk, halı, kumaş, çay ve baharatlar, senenin kalanıyla kıyaslanamayacak düzeyde kârlı bir ticaret sağlıyordu.
Bu kârlı ticaretini artırarak sürdüren
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi,
18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren birtakım olumsuzluklar yaşamaya başladı. Artan etki alanı, şirket çatısı altında çalışan idareciler, memurlar ve askerler, ilgilenilmesi gereken askeîi üsler ve idarî binalar
Doğu Hindistan Şirketi’nin
harcama kalemlerini büyük oranda artırıyordu. Şirketin pay sahiplerine dağıttığı yüksek kâr oranlarının yanı sıra çalışanlarının yaptığı kaçakçılık ve yolsuzluk da bütçe üzerine ağır bir yük bindiriyordu. Tüm bunların üzerine Hollanda’nın Amerika kıtasında İngiltere’ye karşı giriştiği savaş ve Avrupa’daki topraklarının
Napolyon Bonapart
tarafından işgal edilmesi, şirketin
1800’lü
yılların hemen başında, 1 Ocak’ta iflas etmesine neden olacaktı. Şirketin yönetimindeki topraklar yeni kurulan bir komisyona devredilirken, 40 yılda 10 katına çıkan borçları ve mal varlığı ise
Birleşik Hollanda Cumhuriyeti’
nin devamı olan
Batavya Cumhuriyeti’ne
devredildi.
Pakistan'ın güneşi Allâme İkbal
Mecra
Pakistan'ın güneşi Allâme İkbal
Hollandalıların bölgedeki macerası henüz sona ermemişti. 1806 yılında Napolyon, kardeşi Louis Bonapart’ı “Hollanda kralı” ilan ederek cumhuriyet rejimine son verdi. 1808 yılında,
Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nin
yönetimindeki topraklara
Herman Willem Doendels
adında bir genel vali tayin edildi. Yeni vali, bölgedeki mahalli idarecilerle iş birliği yapmak ve ürünlerden yerlilere pay vermek gibi yöntemler kullanarak zayıflayan Hollanda otoritesini yeniden güçlendirmeye çalıştı. Ancak çok kısa bir süre sonra, Endonezya
İngiliz hâkimiyetine
girecekti. Bölgeye bir vali vekili tayin eden İngilizler, önceki dönemlerde
Hollandalıların
izlediği baskıcı yönetim anlayışı yerine reformist ve nispeten özgürlükçü bir politika uyguladılar.
Avrupa’da
Napolyon savaşlarının sona ereceği
1816
yılına kadar süren bu kısa İngiliz hâkimiyeti, sonrasında devam eden Hollanda yönetiminin de seyrini değiştirecekti.
Kaid-i Azam: Muhammed Ali Cinnah
Mecra
Kaid-i Azam: Muhammed Ali Cinnah
1816
yılında,
Güneydoğu Asya’dak
i birçok toprak parçasıyla beraber
Endonezya Adaları
da Hollanda’ya iade edildi. İngiltere’nin çekilmesi sırasında doğan boşluktan yararlanmak isteyen bazı
Müslüman
kanaat önderleri, ülkede Hollanda hâkimiyetinin yeniden tesis edilmesini engellemeye çalışsalar da başarılı olamadılar. Bu olaylar, sonraki dönemde Hollandalıların
İslâmî hareketlere karşı daha sert tavır takınmasına
yol açacaktı. Diğer yandan ekonomi ve üretim alanında İngilizlerin sağladığı özgürlükçü ortamı sürdürmeye çalışan Hollandalılar, bu reformist anlayış sayesinde, Napolyon işgali döneminde azalan ticarî verimi artırmayı hedefliyorlardı. 1824 yılında,
“Nederlandsche Handel-Maatschappij”
yani
Hollanda Ticaret Topluluğu
adında yeni bir şirket kuruldu.
Hollanda Ticaret Topluluğu'nun günümüzde de varlığını sürdüren şirket binası.
Hollanda Ticaret Topluluğu'nun günümüzde de varlığını sürdüren şirket binası.
Hemen her açıdan
Birleşik Doğu Hindistan Şirketi
’nin devamı olan bu kurum, Güneydoğu Asya topraklarındaki Hollanda hâkimiyetinin ve
17. yüzyılda
ticaretten elde edilen yüksek getirinin yeniden tesisini amaçlıyordu. Bu şirket, bölgedeki tüm Hollandalı şirketlerinin ve devletin bir araya gelmesiyle kurulmuştu.
  • 1825 yılında, Cava Adası'nda, Endonezyalı dinî liderlerin ve aristokratların desteklediği bir ayaklanma çıktı. Ülkedeki Hollanda egemenliğini tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan bu ayaklanma, Hollanda’nın üstünlüğü nedeniyle hezimetle sonuçlandı. Üstelik Cava adasındaki hâkimiyetleri daha da güçlenmişti. Diğer adalarda ve şehirlerde de benzer ayaklanmalar gerçekleşmiş ama hiçbiri başarılı olamamıştı. Bu olayları bastırmaya çalışan Hollanda Ticaret Topluluğu, ihtiyaç duyulan harcamalar yüzünden beklenilen kârlılığı sağlayamamıştı. Bunun üzerine 1830 yılında yeni bir üretim anlayışına geçildi. Cava Adası'nın tarıma elverişli arazileri, ihracattaki payı yüksek olan çay, şeker, tütün, çivit gibi ürünlere ayrıldı. Hollanda yönetiminden afyon ticareti izni de alan topluluk, bu tarihten itibaren benzeri görülmemiş getirilerde ticaretlere imza attı. 1840 yılına kadar, 10 yılda yüzde 200 artırılan gelir Hollanda’ya gönderilerek borçların ödenmesi, vergilerin azaltılması, demiryolu ve su kanallarının iyileştirilmesi için kullanıldı.
30 yıl kadar sürdürülen bu sistem,
1860’lı
yıllardan itibaren yerini liberal ekonomiye bırakacaktı. Milletvekillerinin, tacirlerin ve bazı sömürge idarecilerinin devlet kontrolünde olmayan serbest üretimi talep etmeleri üzerine
1870
yılında üretim anlayışı değiştirildi. Bu sayede özel teşebbüsleri ve yurt dışı yatırımlarını artıran
Hollandalılar
,
20. yüzyılın
başında gelirlerini artırmayı ve çiftlik arazilerini genişletmeyi başarmıştı. Üretimine ve ticaretine yeni başlanan petrol ve kauçuğun da bu artışta payı büyüktü.
  • Endonezya adalarındaki küçük sultanlıkların aralarındaki rekabetlerden faydalanan, zayıf düşenleri kendi yönetimine katan Hollandalılar, 1873 yılında beklemedikleri bir mukavemet ile karşılaştılar. Zayıflayan Açe Sultanlığı’nı kolaylıkla ele geçirebileceklerini düşünen sömürge yönetimi, istediği mutlak başarıyı sağlayamadı. 1904 yılında Açelilerin teslim olmasına kadar, 30 yılı aşkın süre boyunca devam eden Açe Savaşı, ancak halkı harekete geçiren İslâmî saiklerin tespitinin ardından dindirilebildi. Hollandalı müsteşrik Snouck-Hurgronje, halka liderlik eden Müslümanların sindirilmesi gerektiğini söyleyerek günlük ibadetlerin serbest bırakılmasını istemişti. 19. yüzyılın sonuna kadar hacca giden Müslümanlara sıkıntı yaşan yönetim, bu tarihten sonra dinî özgürlükleri genişletmeye başlayacaktı.
Açe Savaşı'nda Hollandalılara karşı direnen Açeliler.
Açe Savaşı'nda Hollandalılara karşı direnen Açeliler.
Hollanda sömürge yönetimi
, 1901 yılında yeni bir anlayışla yoluna devam edeceğini duyurdu. İlan edilen
“ahlaki politika”
ile
Endonezya’ya
olan
“vicdani borç”
ödenecek ve artık elde edilen gelir, bu ülkenin kalkınması için de kullanılacaktı. Öncelikle eğitimi yaygınlaştırmak isteyen
Hollandalılar
, sağlık, altyapı ve tarımda istihdam etmek üzere eleman yetiştirecek teknik okullar açtılar. Aynı zamanda mahalli idarecilerin yetki ve sorumluluklarını artırarak,
Açe Savaşı’ndaki
gibi bir ayaklanmanın önüne geçmek istediler.
20. yüzyılın başlarında
sağlanan nispeten “özgürlükçü” ortam, çeşitli fikir akımlarının Endonezya’da gelişme alanı bulmasını sağladı. 1908 yılında kurulan
“Budi Utomo”
yani
“Emeğin Asaleti”
topluluğu, tamamen sömürge karşıtı bir akımdı.
Budi Utamo üyelerinin yer aldığı bir fotoğraf.
Budi Utamo üyelerinin yer aldığı bir fotoğraf.
1912 yılında, bu sefer İslâmî temellere dayanan bir topluluk kuruldu.
“Sarekat İslâm”
yani
“İslâm Birliği”
daha geniş tabanlı bir halk hareketiydi. Temel ilkesi
“Hollanda ile iş birliği yapmamak”
olan bu hareket, ilk defa
Endonezya’ya
muhtariyet verilmesi fikrini ortaya attı. Elbette bu fikir Hollandalılar tarafından kabul edilmeyecekti. Ülkede artan bağımsızlık isteklerinin farkında olan sömürge yönetimi,
1918
yılında, bir kısmı seçim bir kısmı atama yoluyla belirlenen vekillerden oluşan ve sadece danışma yetkisi olan bir meclis kurdu.
1925
yılına gelindiğinde, sınırlı düzeyde kanun çıkartabilme yetkisi de verilen
“Volksraad”
adındaki bu halk meclisi, hiçbir zaman Endonezyalıların istediği yetkilere kavuşamadı.
“Volksraad” Halk Meclisi.
“Volksraad” Halk Meclisi.
İçeride görüş ayrılıkları yaşayan
İslâm Birliği,
1922 yılında ikiye bölündü. Bu iki görüşten birisi,
Sarekat İslâm
’ı daha da kurumsallaştırarak, 1923 yılında, “
Partai Sarekat İslâm Indonesia”
yı, yani
Endonezya İslâm Birliği Partisi’ni
kurdu. Sol görüşlere yakın olanlar ise ertesi yıl,
“Partai Komünist Indonesia”
yı yani
Endonezya Komünist Partisi’ni
kuracaktı. Sömürgecilik karşıtı söylemleriyle halktan destek toplayan Komünist Parti, 1926 yılının kasım ayında
Batı Cava’da
, 1927 yılının ocak ayında ise
Batı Sumatra’da
başlayan ayaklanmalara öncülük etti.
Hollandalıların
şiddetli müdahalesi ile sonuçlanan bu ayaklanmalar, bir kısmı eski
İslâm Birliği
üyesi olan pek çok
Endonezyalının
infazıyla sonuçlandı.
  • Komünist hareketinin ardından İslâm Birliği’nin de sindirildiğini gören Endonezyalı aydınlar, temel motivasyonu tam bağımsızlık olan milliyetçi düşünceler etrafında bir araya gelmeye başladılar. Bağımsızlık bilinci, halk arasında da giderek yayılıyordu. Ülkede 1918 yılında yalnızca 40 ayrı Endonezce basılan gazete bulunurken bu sayı, 1925 yılında 2 bini aşacaktı. 1928 yılında Cakarta’da bir “Gençlik Kongresi” düzenlemek isteyen Endonezyalı aydınlar, bu kongrede “tek vatan, tek millet ve tek dil” ilkeleri üzerinde uzlaşmışlar ve bu sayede bağımsızlık düşüncesini geniş Endonezya coğrafyasına yaymaya başlamışlardı.
1928'de düzenlenen Gençlik Kongresi.
1928'de düzenlenen Gençlik Kongresi.
Endonezyalılar siyasî kanatta da çalışmalarını sürdürüyorlardı.
“Sarekat İslâm”
hareketi içinde yetişen
Ahmed Sukarno,
1927 yılında,
“Partai Nasional Indonesia”yı
yani
Endonezya Milliyetçi Partisi’ni
kurdu. Partinin temel ilkelerinden birisi,
İslâm Birliği’nde
olduğu gibi,
Hollanda ile iş birliği yapmamaktı
. Bağımsızlık düşüncesini savunan
milliyetçi parti,
geniş halk kitleleri tarafından desteklenmeye başladığında Hollandalıların da dikkatini çekti.
Ahmed Sukarno,
1930 yılında tutuklandı ve partisi kapatıldı. Hemen ardından benzer idealler çerçevesinde iki yeni parti kuruldu. Bunlardan biri teşkilatlanmayı ve disiplinli çalışmayı daha çok önemseyen
Yeni Endonezya Milliyetçi Partisi
iken diğeri geniş halk kitlelerinin desteğini almayı amaçlayan “
Partai Indonesia”
yani
Endonezya Partisi’ydi.
1932 yılında serbest bırakılan
Sukarno
da bu partiye katıldı ve genel başkanlığına seçildi. Ancak partinin çok kısa sürede 20 bini aşkın üye sayısına erişmesi,
Ahmed Sukorno’
nun sömürgecilik karşıtı faaliyetleri sebebiyle yeniden tutuklanmasına neden olacaktı.
Sukarno
bu tarihten
1942
yılında başlayan
Japon
işgaline kadar sürgünde yaşamak zorunda kaldı.
Endonezya Milliyetçi Partisi'nin kurucusu Ahmet Sukarno.
Endonezya Milliyetçi Partisi'nin kurucusu Ahmet Sukarno.
Hollanda
yönetiminin baskıları bağımsızlık düşüncesini sindirmiyor, aksine
Endonezyalıların
bu ideal uğruna bir araya gelmesini kolaylaştırıyordu. Sömürgecilerin her gruba aynı muameleyi ve baskıyı uygulaması, onlara aralarındaki ihtilafları gidermek veya görmezden gelmek için bir fırsat sunuyordu. 1936 yılında
Volksraad Halk Meclisi
, Endonezya’ya muhtariyet verilmesi teklifini
Hollanda
yönetimine sundu. Hatta bunun için
Hollanda’nın
bir konferans düzenlemesini istiyordu. Meclisin bu teklifi, sömürge meclisi tarafından reddedildi.
1937 yılında
, geleneksel ve modern İslâm’ı savunan âlimler bir araya gelerek “Majlis Islâm Alaa Indonesia”yı yani Endonezya Yüksek İslâm Konseyi’ni tesis ettiler. Daha sonraları bütün İslâmî oluşumların yer bulacağı bu konsey, Endonezyalı Müslümanların tek bir çatı altında buluşmasını sağlıyordu. 1939 yılında ise bu defa İslâmcıların ve Milliyetçilerin bir araya geldiği “Gabungan Politik Indonesia” yani Endonezya Siyasî Federasyonu kuruldu. Böylece birbirinden farklı taraflar, birlikte Endonezya’nın bağımsızlığını savunmuş oluyorlardı. Bu çabalar sonuçsuz kalsa da Endonezyalıların milli birliklerini sağlamaları açısından değerliydi.
Hollanda, Hollanda Doğu Hindistan Şirketi adlı denizcilik şirketi vasıtasıyla 1600'lü yıllardan itibaren Endonezya topraklarında yüzlerce yıl sürecek bir sömürgecilik faaliyeti başlatmıştı.
Hollanda, Hollanda Doğu Hindistan Şirketi adlı denizcilik şirketi vasıtasıyla 1600'lü yıllardan itibaren Endonezya topraklarında yüzlerce yıl sürecek bir sömürgecilik faaliyeti başlatmıştı.
  • 20. yüzyılın ilk yarısı sonlanırken, içeride artan bağımsızlık taleplerinin yanı sıra uluslararası alanda artan bir gerilim söz konusuydu. Özelde Avrupa’yı, genelde tüm dünyayı ilgilendiren bir savaş patlak vermek üzereydi. 1942 yılına gelindiğinde, Mihver Devletlerinden Japonya, birçok Güneydoğu Asya ülkesi gibi Endonezya’yı da işgal etti. Japonya, faaliyetlerini sürdüren Batılı devletleri bölgeden uzaklaştırmak ve Güneydoğu Asya ülkelerini kendi etkisi altında bırakmak istiyordu. Bu gayeler doğrultusunda Endonezyalıların milli bilinci ayağa kaldırma çalışmalarını destekledi. Hollandalıların bıraktıkları izleri silmeye çalıştı. Olası bir İngiltere veya Hollanda baskınına karşın, 60 binden fazla Endonezyalıya askerî eğitim verdi. Bu eğitimi alanlar, daha sonraki yıllarda ulusal kurtuluş hareketinin çekirdeğini oluşturacaklardı.
Medine'yi ziyaret eden ilk mühtedi Japon
Mecra
Medine'yi ziyaret eden ilk mühtedi Japon
Japon işgali ile
Ahmed Sukarno’nun
sürgünü de sona ermişti. Savaştan sonra bağımsızlık kazanabileceklerine dair ümidi artan milliyetçiler,
Japon hükümetiyle
beraber hareket etmeye başladılar.
Ahmed Sukarno
da onlara bölge hakkında danışmanlık yapıyordu.
1944 yılında
, ülke sathında yeniden başlayan ayaklanmalar ve bağımsızlık talepleri karşısında zor duruma düşen
Japonya
, bizzat
Başbakan Koiso’nun
sözüyle
Endonezya’ya
bağımsızlığını vadetti. Ne var ki savaşın seyri Japonya’nın istediği gibi gitmeyecek,
İttifak Devletleri
galip gelecekti.
Amerika Birleşik Devletleri
tarafında
6 Ağustos 1945’te
Japonya topraklarına atılan
atom bombası
, Japonları 14 Ağustos’ta kayıtsız şartsız teslim olmaya mecbur bırakmıştı. Bunun üzerine Ahmed Sukarno ve arkadaşları, 17 Ağustos
1945
’te bağımsızlıklarını ilan ettiler.
Endonezya’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından
yaklaşık beş yıllık bir ulusal mücadele dönemi başladı. Japonları teslim almaya gelen
İngiliz
kuvvetleri,
Cava ve Sumatra Adası'nın
önemli limanları dahil olmak üzere ülkenin büyük bir kısmını işgal ettiler. Bunun üzerine
Hollandalılar
da ülkeye gelerek eski sömürgelerini yeniden hâkimiyetleri altına almaya çalıştılar. Ancak,
Japonya
işgali sırasında askeri eğitim alan
60 bin Endonezyalının
çekirdeğini oluşturduğu milli ordu ve milis kuvvetlerin şiddetli savunmasıyla karşılaştılar. Özellikle
1945 yılının kasım ayında
gerçekleşen çarpışmalarda Endonezya kuvvetleri
İngilizleri
püskürtmeyi başardı.
1945 yılında başlayan Endonezya Bağımsızlık Savaşı'nda İngilizlerce esir alınan Endonezyalıları gösteren bir fotoğraf.
1945 yılında başlayan Endonezya Bağımsızlık Savaşı'nda İngilizlerce esir alınan Endonezyalıları gösteren bir fotoğraf.
Başarılı savunmaların peşini masadaki anlaşmalar takip edecekti.
Hollanda
yönetimi, kendilerinin de pay sahibi olmaları şartıyla
Endonezya’da
federatif bir yapı kurulmasını kabul etti. Ancak bu anlaşma
Endonezya
tarafını tatmin etmeyecekti. Anlaşmazlıkların devam etmesi, içeride milis kuvvetlerin saldırılarının sürmesi ve dışarıda uluslararası kamuoyunun baskısının artması üzerine
Hollanda
bir yuvarlak masa toplantısına oturmayı kabul etti.
Birleşmiş Milletler
gözetiminde
Lahey’de
gerçekleştirilen bu toplantı sonucunda Endonezya
Yeni Gine Adası'nın
batısı haricinde topraklarında egemenliğini sağladı
27 Aralık 1949’da
fiilen bağımsızlığını kazandı. Böylece
350 yıl
süren
Hollanda
sömürge dönemi de sona ermiş oldu.
Hollanda Kraliçesi Juliana yönetimi Endonezya'ya devretme anlaşmasını imzalarken (27 Aralık 1949).
Hollanda Kraliçesi Juliana yönetimi Endonezya'ya devretme anlaşmasını imzalarken (27 Aralık 1949).
  • İslâm ile 9. yüzyılda, Hindistan’a sefer düzenleyen Arap tacirlerin adaya ayak basmasıyla tanışan Endonezya halkı, dinlerinden ve birlikteliklerinden aldıkları güçle bağımsızlığını kazanabilmiştir. Endonezya’nın sömürgecilerle 16. yüzyılda başlayan mücadelesi, süreç içerisindeki çeşitli ayaklanmalarla kesintiye uğrasa da bunlardan en kesin başarıyla sonuçlananı ancak geçtiğimiz yüzyılın ortasında gerçekleşebilmiştir. Dünya tarihini okuduğumuzda defalarca karşılaştığımız gibi, kendi küçük iktidarlarının peşinde olan komutanlar işgalcilerin ekmeğine yağ sürerken, bütün ihtilaflarını geride bırakıp ortak noktalarda bir araya gelenler ise sömürgecilerin sonunu getirmiştir. Ulusal ayaklanma öyküsü Türkiye’nin kurtuluş mücadelesi ile çok benzer olan Endonezya, tarihiyle günümüz Müslümanlarına ve tüm dünyaya ibret vermeye devam ediyor.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026