Kıbrıs’ın tarihi mücadelesi ve Osmanlı fethi süreci

Ömer Faruk Salar
20:30, 06/05/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 21:17, 06/05/2026, Çarşamba
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Kıbrıs’ın tarihi mücadelesi ve Osmanlı fethi süreci
Kıbrıs'ın fetih destanı

Kıbrıs adası; tarihten bugüne, bugün de devam eden büyük bir mücadelenin sahnesi olagelmiş önemli bir kara parçasıdır. Kıbrıs’ın sahip olduğu coğrafi kıymet, iktisadi değer ve dinî ehemmiyet, Türkler için her defa yüce bir nokta teşkil etmiş ve Türk kılıcı 1571 senesinde Lefkoşa semalarında parlamıştır. Lakin bu tarihten çok daha önceleri Müslümanlar, adayı fethetmek üzere çeşitli harekâtlar gerçekleştirmişlerdir. İ'lâ-yi kelimetullah davası uğrunda, fethedilmesi gereken bir toprak olarak dikkate alınan Kıbrıs, birçok sahabenin de gayretlerine mazhar olmuştur.

İslam mücahitleri Kıbrıs’ta

Halife Hz. Osman (r.a.) Dönemi'nde İslam hâkimiyeti Akdeniz kıyılarına dek uzanmış; Kıbrıs adası, Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında bir mücadele sahasına dönüşmüştü. Suriye Valisi Hz. Muaviye (r.a.), halifeden müsaade ve destek alarak ilk defa Kıbrıs’a sefer düzenleyen İslam kumandanı oldu. Miladi 648 yılında başlatılan bu askerî harekâta Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) süt teyzesi Ümmü Haram da katılmıştır. Asrın şartlarını, zorluklarını düşündüğümüzde bu cüretin, bu iştirakin hangi sebeplerle ortaya çıktığını iyi düşünmek lazımdır. Türkler arasında Hala Sultan namıyla bilinen bu İslam Mücahidi Saliha Hanımefendi'nin Kıbrıs’a çıkış hikâyesi ise cihan tarihinde örneği pek nadir olan bir hadisedir.

Haç ile hilalin amansız mücadelesinde, sahabelerin de gayretlerine şahit olan Kıbrıs adasındaki hâkimiyet, 1148’den itibaren Ortodoks Hristiyanlarından Katoliklere geçti. Bu değişim, Bizans’ın içine düştüğü inkıta devresinin bir ispatı, müşahhas bir misali idi. İslam ordularına galebe çalamayan Bizanslılar, kardeşlerini imdada çağırıyor; lakin imdada cevap vermesi beklenen Katolik Hristiyanlarının gözünü, Doğu'nun zenginlikleri büyülüyordu. Çok geçmeden Kıbrıs’taki Ortodokslar, Katolik baskısı ile karşı karşıya gelecekti.

Katolikler, Kıbrıs’ta hırsız, katil ve çapulculardan müteşekkil bir düzen kurdular. Bunlar, Akdeniz kıyısındaki İslam şehirlerini, mukaddes beldelere hacca giden Müslüman kafileleri tehdit etmeye, saldırmaya, yağmalamaya başladılar. Artık Kıbrıs, İslam ülkeleri için icabına bakılması gereken bir çıban başı idi. Uzun yıllar boyunca gösterilen gayretlere rağmen Kıbrıs’ın İslam hâkimiyetine tam anlamıyla girmesi Osmanlılara nasip olacak; ada Sultan İkinci Selim döneminde, 1571 yılında fethedilecekti.

Lala Mustafa Paşa, Kıbrıs’a çıkıyor

2 Temmuz 1570 tarihinde Kıbrıs’ın stratejik noktalarını ele geçirerek adanın kalbine ilerleyen Osmanlı Başkumandanı Lala Mustafa Paşa, 9 Eylül’de Lefkoşa’yı fethetmiştir. Ancak adanın doğusunda Venediklilerin elinde kalan müstahkem kale şehir Magosa’nın da düşmesi elzemdir. Katoliklere karşı Osmanlıların yanında duran Ortodokslar, Türk kuvvetlerine Magosa önlerine kadar destek verdiler. Uzun süren Magosa kuşatması esnasında Lala Mustafa Paşa’nın aklında ve kalbinde tek bir şey vardır. O da Magosa kuşatılmadan evvel Venedikli korsanların eline esir düşen, ihtiyar Türk hacıları.

Zalimin elinde mazlum kalan bu hacı kafilesinin akıbetini araştıran Osmanlı kuvvetleri, kuşatma altında bulunan Magosa’da zindanda tutuldukları istihbaratını almıştır. Magosa’da daha fazla direnişin mümkün olmadığını gören Venedikli komutan Marc Antonio Bragadino, askerlik şeref ve haysiyetinden münezzeh karanlık bir işin ardından Osmanlılara teslim oldu.

Türk hacıları nerede?

Bugünkü Batı kaynaklarında aziz mertebesinde zikredilen, şu ismi tuhaf Venedikli asker müsveddesi Bragadino, paşanın huzuruna derdest edilerek getirilir. Esir Venedikli komutanı, askerlik şerefine münasip bir seviyede tazim ve hürmetle karşılayan paşa, tek bir soru sorar: “Kuşatmadan evvel komutanız altında ele geçirilen ihtiyar Türk hacıları nerede?”

Soruya garip bir cevapla mukabele eden küstah Bragadino, esirlerin tamamının vahşice katledildiğini, hatta bazılarını bizzat kendi elleriyle öldürdüğünü itiraf eder. Bu ukala, askerlik şerefinden yoksun Venedikli teslim anlaşmasına güveniyor, Türklerin anlaşmaya aykırı hareket etmeyeceğini hesap ediyordu. Lakin paşa, bu cürete muhakkak bir karşılık vermeliydi. Yaşını almış, günahsız ihtiyar, 50 Müslümanın canına kast eden kâfir Bragadino’nun akıbeti de kısasa kısas mukabilinde derisi yüzülerek idam edilmek oldu. Hristiyanlar, hırslarına dayanan tazyikle asker değil, bir katil mesabesindeki bu rezil herifi Kıbrıs kahramanı olarak bugün dahi hâlâ selamlamaktadırlar. Unutma, genç arkadaş! Çünkü karşındaki ehlisalip unutmuyor. 100 yıl, hatta 1000 yıl evvelki hırsları uğrunda gece gündüz hesap yapıyor.

1571’den 1974’e Kıbrıs

Osmanlı kültür ve medeniyeti ile tanışan Kıbrıs, uzun yıllar boyunca toplumsal huzur ve barışın tesis edildiği bir ada oldu. Ta ki İngiliz idaresine devredilinceye kadar. Kıbrıs’ta toplumsal huzurun ve güvenin Osmanlı idaresince sağlandığına verilebilecek en güçlü misallerden biri de şudur: Kıbrıs’taki Hristiyanlar, hukuki meselelerini özel kanunlarına göre kilise mahkemelerinde çözme hakkına sahip olmalarına rağmen, kendi istekleriyle ve sık sık İslam mahkemelerini kullanmışlardır. Bu durum gayrimüslim statüsündeki Rum ahalinin Müslümanlara ve İslam hukukuna olan güvenlerini ortaya koymaktadır.

Doğu Akdeniz’i, -Hindistan yolu üzerinde olmasından dolayı- sinsi oyunlarına alet etmek isteyen Büyük Britanya İmparatorluğu; 19. yüzyılda Kıbrıs’a odaklanmış bulunuyordu. Bir şekilde bu adanın idaresi elde edilmeliydi. Ama nasıl? Türk - İslam tarihinin en acı dönemlerinden birinde, 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi’nde İngiliz emperyal aklı devreye girdi. Sultan İkinci Abdülhamid Han, 15 Temmuz 1878’de Türk devletinin egemenlik hak ve yetkilerine hiçbir zarar gelmemesi şartı ile Kıbrıs idaresini geçici olarak İngiltere’ye devretmek zorunda kaldı. Karşılığında İngilizler, Rus işgaline karşı Osmanlı Devleti’ne askerî ve siyasi sahalarda destek verecekti. Devletin müşkül durumda olduğunu bilen Sultan İkinci Abdülhamid, bu devir anlaşmasını baldıran zehri içercesine kabul etti.

İlerleyen yıllarda emperyalizmin planları adım adım tatbik edilmeye başlandı. Türk devletinin cihan harbine iştirakiyle de İngiltere, Kıbrıs’ı 5 Kasım 1914’te ilhak etti. Anlaşmalar, uluslararası kanunlar, verilen sözler, parlamento kürsülerinden çığlık atarcasına okunan medeniyet safsataları, bugün olduğu gibi geçmişte de martaval mesabesinde idi. Kıbrıs, elimizden kayıp gitmişti. 1950’ye gelindiğinde adadaki Rum ahali, tarihte hiçbir zaman Rum hükmünün olmadığı bu adayı Yunanistan’a bağlamak üzere vahşi planlarını tatbik etmeye koyuldu. Yunanistan, her zaman olduğu gibi bir oldu bitti ile Avrupalı güçlerin muhafazası altında Kıbrıs’ta da emellerine ulaşmayı arzu ediyordu. Rumlar, rüyadan uyandıklarında dimağlarına basılan “Enosis” afyonu ile gözleri dönmüşçesine Türkleri katletmeye, öldürmeye başladılar. Türkiye’nin o yıllarda içinde bulunduğu siyasi manzara ise öyle feci surette, öyle ümitsiz bir vaziyetteydi ki bırakın Kıbrıs’taki Müslüman Türk’ün hakkını savunmayı, vatanın muhafazası dahi tartışılacak bir hâldeydi.

Noel, kan, vahşet ve ölüm

Kıbrıs Türk halkı, 24 Aralık 1963’te, tarihe “Kanlı Noel” adıyla geçen bir katliam yaşadı. Binbaşı Nihat İlhan, Kıbrıs’taki Türk kuvvetlerinde görevli bir subaydı. Lefkoşa’daki evinden vazifeli olduğu askerî birliğine gittiğinde nereden bilebilirdi, ailesinin gözü dönmüş Rumlar tarafından şehit edileceğini… Bir küvet düşünün. Küvete sığınmış silahsız, savunmasız bir kadın. Ve kadının aguşunda, korkudan analarının ellerine, bacaklarına sımsıkı sarılmış üç yavru… Kapı tekmeleniyor. Açılmıyor. Kilitli! Ellerindeki ağır silahlarla banyo kapısına ateş eden Rumlar, acımadan evlatlarına sarılan anayı ve bu üç küçük yavruyu oracıkta şehit ettiler. Ve bunu din, millet tazyikiyle yaptıklarını söylediler. Noel denilen, kendilerince mukaddes saydıkları bir günde gerçekleştirdiler; bu kelimelerle dahi anlatılamayan katliamı. Peki, bugün yaşanılanlar çok mu farklı? Bugün Kıbrıs’ın pek de uzağında olmayan, tarihte huzur ve sükûneti tatmış bir toprağın sakinleri, yine çok daha büyük bir vahşetle hayatlarından koparılıyor. Yine aynı tazyikle, sözde dinleri, sözde inançları uğruna…

Türk süngüsü yeniden parlıyor

Tarihler 1974 yılının Temmuz ayına geldiğinde kahraman Türk ordusu, onca yılın ardından, yitirilen nice insanımızın, kardeşimizin hakkını ve hukukunu korumak üzere harekete geçti. Türk kılıcı nasıl ki 1571 yılında Lefkoşa’da, Magosa’da parladıysa, uçan kanatlarımızın istiklal fısıltısı, Kıbrıs semalarında çağıldadı ve Türk süngüsü Kıbrıs’ta parladı. Kıbrıs, büyük oyunun önemli sahnelerinden biridir genç arkadaş! Dün yaşadıklarımız, bugün dünyanın gözü önünde yaşanılan vahşetle irtibatlıdır.

Kıbrıs, Anadolu’nun kilididir. Bu kilit, açılmadıkça, muhafaza edildikçe, bizler bu topraklarda istiklal ve istikbalimizden emin olarak yaşayabiliriz. Hayatını bu uğurda harcayan, göz nurunu hakikate ulaşmak için akıtan ve zalimin karşısında mazluma el veren er kızı kahraman kızlara, er oğlu kahraman oğullara selam olsun. Selam olsun, neslimizin haysiyetli ve şuurlu gençlerine…

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026