Nil’in efendileri: Çerkesler

Mehmed Mazlum Çelik
15:00, 28/01/2026, Çarşamba
CategoryMecra
Mecra
Nil’in efendileri: Çerkesler
Nil’in efendileri: Çerkesler.

Moğolları durduran, Kudüs’ü koruyan, Mısır’ı asırlarca yöneten Çerkesler; Nil’in efendileri olarak İslâm dünyasının kaderine yön verdi. Memlûklerden Osmanlı hâkimiyetine uzanan bu hikâye, unutulan bir iktidar mirasını gözler önüne seriyor.

Mısır

Asırlar boyu halkı yabancı iktidarlar tarafından yönetildi.

Bir zamanlar
Şiî ekolünün merkezi
yken, Çerkesler iktidarında
İslâm halifesinin himaye edildiği bir coğrafya
ya dönüşecekti.

“Gazi” ünvanına sahip Türkler, Bizans ile mücadelesini tamamlayıp Batıya doğru genişlerken, İslâm âleminin en saygın konumuna sahip stratejik coğrafyası hâlâ Mısır’dı.

Mısır’ı elinde bulunduran
Memlûkler (Çerkesler)
, geçmişte Moğollara karşı Türkleri ve aynı yıkımdan Abbâsî halifesini korumuş olmaları nedeniyle Osmanlıları siyaseten kendilerine rakip olarak dahi görmüyorlardı.
Binaenaleyh,
“Ümmü’l-Dünya”
yani
bereketin diyarı
olarak tanımlanan Mısır, kutsal emanetlerin Çerkeslerce buraya taşınmış olmasından ötürü İslâm âleminin manevi ülkesi konumundaydı.
Mısır, asırlar boyu halkı yabancı iktidarlar tarafından yönetilmiştir.
Mısır, asırlar boyu halkı yabancı iktidarlar tarafından yönetilmiştir.
Bu haklı gurur, Mısırlı yöneticilerinin/elitlerinin tavır ve davranışlarına da sirayet etmişti.
Evliya Çeleb
i’nin
Seyahatname
’sinde naklettiği bir hikâyecik vaziyeti izhar etmekteydi:
“ – Ey birader ne diyardansın?
Arif herif-i zarif, ‘Mısırlıyam’ demiş.
– Mısır’ın hangi mahallesindensin?
Herif, ‘Bağdat mahallesindenim’ demiş.
– Ey zarif herif, Bağdat ile Mısır’ın mabeyni çölden üç aylık yoldur. Bu ne cevap veriştir.
– Mısır dediğin dünyadır. Belki Mısır, Ümmü’l-Dünyadır.”

Osmanlı aydınlarının hâkimiyetten önce Mısır hakkında sayısız risale, vakayiname ve sözlük yazarak Mısır tarihine alaka göstermeleri, esasen bu coğrafyaya duydukları saygınlığı ortaya koymaktaydı; ama bu ilgi Osmanlı hâkimiyetinde bıçak gibi kesilecekti.

Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali Bin Hüseyin ve Çerkesler
Mecra
Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali Bin Hüseyin ve Çerkesler
Osmanlı hâkimiyetinde Mısır’da üç önemli aktör söz konusuydu: Türkler, Çerkesler ve yerel unsurlar olarak kabul edeceğimiz Araplar.
Çerkesler
, kendi iktidar döneminde
yönetim ve orduyu ellerinde bulundurmuş
; ama ilmî sahayı ve ticarî hayatı Araplara bırakmıştı. Ayrıca coğrafyadaki varlıklarını meşru bir zemine oturtmak için başta dinî günler (Mevlitler, bayramlar vs.) olmak üzere birçok tarihte
şatafatlı şenlikler ve eğlenceler
tertip ediyorlardı. Bu yolla bir propaganda izliyor, fakir Arap halkının öfkesini üzerlerine çekmemeye çalışıyorlardı.
Çerkes kökenli Burcî Memlûkler, Mısır'da Memlûk Devleti'nde 1382-1517 döneminde hüküm süren yani en uzun süre hükmeden Memlûk hanedanıdır.
Çerkes kökenli Burcî Memlûkler, Mısır'da Memlûk Devleti'nde 1382-1517 döneminde hüküm süren yani en uzun süre hükmeden Memlûk hanedanıdır.

Osmanlı hâkimiyetinin ilk zamanlarında, yerel halkın çoğu zaman Çerkeslerle birlikte hareket ettiği gerçeği dikkate alındığında, Memlûklerin bu tarz-ı siyasette başarı olduklarını söylemek mümkündür.

Öte yandan halkın bilhassa dindar kesimi, Osma
nlı Devleti Batı’da Haçlılarla cihat ederken Çerkeslerin İslâm’ı dinî şenliklere indirgemesi
nden son derece rahatsızdı.
“Türk Sultanı gaza ediyor, oysa Çerkes Sultanı Gavri Mısır’da varlığını korumak için şenlik tertipliyor
anlayışı Türk propagandasının güçlü bir şekilde yayılmasına neden olacaktı.

Üç aktörün birbirlerine karşı izledikleri siyaset de son derece önemliydi.

Çerkesler (Memlûkler), yerel Araplar ile çoğu zaman “Efendi-köle” ilişkisine dayanan bir hiyerarşi düzeni kurmuştu. Oysa Osmanlılar ile beraber bu düzen değişecekti.
Çerkesler başlarda Osmanlıyı kendilerine rakip gördükleri için Türklerin,
Araplarla Çerkesleri eşit gören siyasî anlayışından
son derece rahatsız olmuşlardı.
Memlûkler hayranı meşhur tarihçi Ibn İyas bu durumdan rahatsız olanlardı ve Çerkesleri Araplardan ayırmak için
“Evlâdü’n Nâs”
tanımını kullanıyordu.
Mısır’ı elinde bulunduran Memlûkler (Çerkesler), geçmişte Moğollara karşı Türkleri ve aynı yıkımdan Abbâsî halifesini korumuş olmaları nedeniyle Osmanlıları siyaseten kendilerine rakip olarak görmüyorlardı.
Mısır’ı elinde bulunduran Memlûkler (Çerkesler), geçmişte Moğollara karşı Türkleri ve aynı yıkımdan Abbâsî halifesini korumuş olmaları nedeniyle Osmanlıları siyaseten kendilerine rakip olarak görmüyorlardı.
Osmanlılar ise bu noktada yerel Arapların ezilmesinin önüne geçmek için
“Mısırlı”
kimliğini inşa edecekti.
  • “Mısırlı”
    kazanılan bir ünvandı. Eğer ki yerel halktan birisi okur ve devlet bürokrasisinde ilerlerse bu payeye nail oluyordu. Hatta Türkçe öğrenenlerin içinde İstanbul, Anadolu ve Rumeli’de önemli görevlere getirilenlerin de olması Arap elitlerin bu uygulamayı bir ‘fırsat eşitliği’ olarak görmesine neden oldu.

Top icat oldu mertlik bozuldu

Çerkesler, Osmanlı’ya olan öfkelerini uzun süre üzerlerinden atamadı.

Onlara göre, evvela
Türkler mertçe savaşmamıştı
.
Müslüman bir halka gâvurun silah ve topları ile saldırarak namertçe savaşmıştı.

Ayrıca Türklerin özel günlere karşı lakayt tavrı; israfa karşı tedbir değil, Türklerin kişiliklerindeki renksiz tavırlarından kaynaklandığına inanıyorlardı. Evliya Çelebi ise Çerkeslerin bu tavrına şedit bir itiraz yükseltir. Arap halkı sefalet içinde yaşarken bir avuç yöneticinin bu debdebeye tevessül etmesini şu veciz sözlerle eleştirir:

“– Amma garabet odur ki Mısır’ın kevakibi (halden bilmez) Zühre’ye mensubudur; halkı sürur şadumana (eğlenceye şenliğe) bahane isterler.”
Osmanlı İmparatorluğu, bölgede Çerkeslerin kıyafetlerini, isimlerini ve âdetlerini yasaklayarak Arapların önünü açmıştı.
Osmanlı İmparatorluğu, bölgede Çerkeslerin kıyafetlerini, isimlerini ve âdetlerini yasaklayarak Arapların önünü açmıştı.
Osmanlılar bu sistemi israf görür ve
başını Yahudilerin çektiği maliye memurlarını
bölge ekonomisini düzeltmekle görevlendirir.
Vergiler artırılır ve ekonominin üzerine inşa edildiği şenlikler bütünüyle yasaklanır.
Bu durum hem Çerkeslerin hem de Arapların tepkisine neden olur. Evliya Çelebi de bu arızaların merkezinde habis niyetli davranışları olan Yahudilerin suçlu olduğuna inanır:
“(Osmanlı) birer Yahudi sarraf verip vilayetlerinde hizmet ederler amma cem’i zamanda Yahudiler muhil-i şeytanda bahtek melundurlar.”
Köle pazarından Mısır sultanlığına...
Mecra
Köle pazarından Mısır sultanlığına...
  • Osmanlı, bölgede Çerkeslerin kıyafetlerini, isimlerini ve âdetlerini yasakladı ve Arapların önünü açtı. Çerkesler, Arapların hızla yükselişini geç de olsa fark etti ve mücadeleyi bir kenara bırakıp bilhassa ordu içerisinde yer edinmeye gayret etti.
Çerkesler her ne kadar gururları kırık ve mağlubiyetin verdiği öfke ile dolu olsalar da
Osmanlılar, “Mısırlılar”dan beklediği cevheri bulamamışlardı.
Türkler ile Çerkesleri karşı karşıya getiren başka bir unsur daha söz konusuydu.
Türkler Hanefî
,
Çerkesler ise Şâfiî ekolüne mensuptu.
Basit bir ayrıntı gibi dursa da Hanefî ekolünün
“Halife Kureyşli olmalı”
yargısını reddetmesi, gerilimi artıran bir hadiseydi.

Sahada yeni bir aktör: Napolyon Bonapart

1799 yılına gelindiğinde Mısır’da denklemi bozacak yeni bir oyuncu oyuna dâhil oldu: Napolyon Bonapart.
Napolyon kısa sürede Türk – Çerkes – Mısırlı gerilimini iyi okuyarak Çerkesleri şeytanlaştırdı
ve bölgede kendisine meşruiyet alanı açmaya çalıştı.
Fransızların Çerkesleri aşağılayıcı bir yenilgiye uğratması, Kahire'ye girmeleri ve Çerkeslerin tüm saraylarına, mülklerine ve zenginliklerine el koymaları, Mısır'daki Çerkes etkisine büyük bir darbe vurmuştu.
Fransızların Çerkesleri aşağılayıcı bir yenilgiye uğratması, Kahire'ye girmeleri ve Çerkeslerin tüm saraylarına, mülklerine ve zenginliklerine el koymaları, Mısır'daki Çerkes etkisine büyük bir darbe vurmuştu.
Memlûklerin (Çerkeslerin) Mısır’ı çiftliklerine çevirdiğini iddia eden Napolyon, İstanbul’da bulunan Padişahın dostu olduğunu iddia edecekti:
“Maksadımız Padişaha asi olan Memlûkleri ezmektir.”

Avcının güvercini avlamak için serpiştirdiği ekmek taneleri merhametinden değildi. Nitekim bahsi geçen unsurların hiçbirisi bu siyasete iltifat etmeyecekti. Napolyon’u bölgeden söküp atacak ittifak kısa sürede kurulacaktı.

Yafa ve Gazze bölgesine kadar ilerleyen Napolyon, Akka kalesinden sökülüp atılınca Mısır çöllerine kadar çekilecek ve burada adeta mahkûm olacaktı.

Eski bir Arap sözü Napolyon karşısında Türk- Çerkes ve Arap ittifakı karşısında mücessem şekilde ete kemiğe bürünmüştü:

“Ben (Araplar) kardeşime (Türkler) karşı,
Ben (Araplar) ve kardeşim (Türkler) ise kuzenime (Çerkesler) karşı,
Ben (Araplar), kardeşim (Türkler) ve kuzenim (Çerkesler)
Tüm düşmana (Napolyon) karşı.”
Mısır halkı mütemadiyen Arap dışı unsurlarla yönetildi. Bir Arap şairinin ifadesiyle
“Nil’in suyundan içip Firavunlaştılar”
ama Mısır halkı iktidarını yavaş yavaş tahkim etmeye başladığında Arap saraylarında hassa orduları Çerkeslerden kuruldu ve Arap ulusallaşmasına kadar önemli komutanlıklara Çerkesler getirildi.
Bu uygulama kimi Arap tarihçileri tarafından bir
İngiliz siyaseti
olarak değerlendirilse de kendine meşruiyet alanı sağlamak isteyen Mısırlı ilk Arap krallar, bunu tarihe karşı bir hürmetkârlık örneği olarak değerlendirecekti.

Çerkes liderler

Çerkesler, Mısır’a esasen
Salahaddîn Eyyûbî
ile yerleşmeye başlamışlardı.
Salahaddîn’in ordusundaki generallerden
Emir Fahreddîn
, zaferlerde önemli bir paya sahipti.
Şark'ın en sevgili sultanı
Mecra
Şark'ın en sevgili sultanı
  • Çerkesler, Salahaddîn Eyyûbî’nin vefatına kadar Eyyûbîlere sadık kaldılar. Kudüs Fatih’i sahneden çekilince bir başka Çerkes olan
    Emir Çerkes
    ; Kahire ve Şam’ın en güçlü ismine dönüştü.
Eyyûbîler ilerleyen süreçte zayıflayınca
, Çerkesler, Kürtlerle yolunu ayırıp
Emir Aybey’in idaresinde
toplandı.
Haçlıları, Ortadoğu’dan tamamen silip atan 1291 itibarıyla Çerkesler oldu.
Nil’in yeni efendileri
,
Sultan Kutuz
iktidarında ise tüm İslâm âlemini yerle yeksan eden
Moğollara ağır bir bedel ödetmişti.
O, Moğolların önce Filistin’e ardından da Mekke’ye girip talan etme planına engel oldu.
Bağdat'tan sonrası...
Mecra
Bağdat'tan sonrası...
Sultan Kutuz, 3 Eylül 1260 günü, Filistin’de Nablus ile Beysân arasında yer alan Ayn Câlût mevkinde Moğol kuvvetlerini büyük bir hezimete uğrattı. Moğollar bu savaştan sonra Mısır'a asla giremedikleri gibi, bu yenilgi tarihin dönüm noktalarından biri ve Moğolların sonunun başlangıcı olmuştur.
Sultan Kutuz, 3 Eylül 1260 günü, Filistin’de Nablus ile Beysân arasında yer alan Ayn Câlût mevkinde Moğol kuvvetlerini büyük bir hezimete uğrattı. Moğollar bu savaştan sonra Mısır'a asla giremedikleri gibi, bu yenilgi tarihin dönüm noktalarından biri ve Moğolların sonunun başlangıcı olmuştur.
Cengiz Han’ın torunlarından Mengu Timur’un bölgeyi yakıp yıkan ordusunu
yine bir Çerkes komutanı Seyfüddîn Kalâvûn el-Elfî el-Mansûr tarafından durdurulacaktı.
1303 yılında
Kazan Han’ın ordusunu bir İslâm beldesi olan Şam’dan söküp atan
Çerkesler olacaktı.
Memlûk sultanı el-Melikü’z-Zâhir Seyfüddîn iktidara geldiğinde, Mısır iktidarını tamamen Çerkeslere vererek Türk ve Kürtleri idareden uzaklaştırmıştı.
Memlûk sultanı el-Melikü’z-Zâhir Seyfüddîn iktidara geldiğinde, Mısır iktidarını tamamen Çerkeslere vererek Türk ve Kürtleri idareden uzaklaştırmıştı.

Melikü'z-Zâhir Seyfüddîn el-Osmânî el-Yelboğavî Berkuk
iktidara geldiğinde,
Mısır iktidarını tamamen Çerkeslere vererek
Türk ve Kürtleri idareden uzaklaştırdı. Oysa bu hata, Türkmenler ve Kürtleri Osmanlıya yakınlaştıracak ve Memlûklerin de bir noktada sonu olacaktı.
Yine de 15. yüzyılda Çerkesler, İslâm dünyasının en güçlü devleti idi.
Bilhassa
Emir İnal
döneminde
Kıbrıs’ın fethi
gibi parlak zaferler elde edilecekti.
Çerkesler, Cemal Abdünnasır darbesine kadar Mısır iktidarında her daim yer aldı. Hatta
Kral Faruk
, Prensesi Osmanlı’nın kudretli Çerkes paşalarından Deli Fuat Paşa’nın oğlu
Hulusi Tugay Fuad
ile evlendirmişti.
Fırtınalı bir hayatın sessiz finali
Mecra
Fırtınalı bir hayatın sessiz finali
Kral I. Faruk'un ilk eşi ve kızlarının annesi Kraliçe Feride (Safinaz Zülfikar), Çerkes kökenlidir.
Kral I. Faruk'un ilk eşi ve kızlarının annesi Kraliçe Feride (Safinaz Zülfikar), Çerkes kökenlidir.
Hulusi Tugay Fuad
, Nasır’ın gözünün içine bakarak
“Mısır’ı Mahvettin!”
diyerek Türkiye – Mısır arasında diplomatik krize neden olan kişiydi. Nasır, iktidarı döneminde Türkiye’den resmî bir özür gelmediği için yıllarca temas dahi kurmayacaktı.
Yine Kral Fuad da bir başka Çerkes olan
Çerkes Ethem’i Mısır Sarayı’nın baş muhafızıyapmak
istemişti; çünkü Mısır Sarayı’nda neredeyse Kral hariç herkes Çerkes’ti.

Oysa Çerkes Ethem, Mısır yönetiminin iplerinin İngilizlerde olduğunu hatıratlarında kaleme alarak, Çerkesleri İngilizlerin oyuncağı yapmayacağını belirterek belki de Mısır’ın ordusunun başına geçme fırsatını reddederek Ürdün’e göçecekti.

Velhasıl, Kudüs’ün muhafazası başta olmak üzere Şam’dan Anadolu’ya kadar uzanan bir coğrafyada ayağına taş değen her Müslüman toplumun imdadına yetişmeye çalışan
Nil’in efendileri Çerkesler, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadan sessizce tarih sahnesinden çekildiler...
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026