Arap Yarımadası dışında kurulan en eski mescitlerden: Şian Ulu Camii

Tarihî Şian Ulu Camii, Çin'in geleneksel mimarî formlarını İslâm’a ait ibadethane işlevleriyle birleştiren cami mimarisinin en parlak örneklerinden biri. 8. yüzyılda, çivi çakılmadan, tahtaların iç içe geçirilerek bağlandığı Çin ahşap ustalığı ile inşa edilen mescidin, iç duvarları da Kur'ân-ı Kerîm'in 30 cüzünün nakşedildiği 30 ahşap panelle kaplı.
- İslâmiyet’in doğuşundan sonraki asırda, 8. yüzyılda inşa edilen cami, geleneksel Çin üslubunu İslâm motifleri ve ibadethane işlevleriyle birleştiren mimarisiyle dünyanın en nadide eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Doğu ile Batı arasında yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda fikirlerin ve inançların da etkileşim rotası olan tarihî İpek Yolu, İslâmiyet’in Çin topraklarında tanınmasına ve yayılmasına aracılık etti. Şian Ulu Camii, bu mirasın canlı örneği olarak varlığını sürdürüyor.
Farklı devirlerde ve hanedanlıklarda tekrar tekrar inşa edildi
O dönemde “Chang’an” adıyla anılan imparatorluk başkenti, İpek Yolu ticaretiyle dünyanın en kalabalık, kozmopolit ve zengin şehirlerinden biri haline gelmişti. Orta Asya’dan, İran’dan ve Arabistan’dan Çin topraklarına gelen tüccarlar, İpek Yolu ticaretinde önemli rol oynuyordu.

Çin’de İslâmiyet, ilk kez İpek Yolu’nu kullanan Müslüman tüccarlar aracılığıyla tanındı ve yayıldı. Tang devrinde ülkenin güneyindeki liman şehirleri Guangcou ve Çüencou’da ilk camiler inşa edildi.


Çin'in yerli Müslümanları: Huiler
Çin genelinde Huilerin nüfusu, kuzeybatı bölgeleri ağırlıklı olmak üzere 10 milyonu aşıyor. Şian şehrinde ise 20 bin kadar Hui’nin yaşadığı tahmin ediliyor.

Huiler, Orta Asya’dan, İran’dan ve Ortadoğu’dan gelen İpek Yolu göçmenleri ile dinî ve kültürel ortaklıkların yanı sıra evlilikler yoluyla geçen genetik mirası da paylaşıyor.
İslâm’ın Çin kültürü ile barışçı etkileşiminin yarattığı bu kültürel grup, Kur’ân-ı Kerîm'e, dinî gelenek ve vecibelere bağlılıkla sahip çıkıyor. Camiler, Hui toplulukları için ibadethâne olmanın ötesinde, grup kimliğini, kültürel ve sosyal bağları kuran ve sürdüren mekânlar niteliğinde.


Çin’deki modern öncesi camilerin en büyüğü
- Art arda dört avludan oluşan yerleşke, Çin’in geleneksel kuzey-güney yönlü mekân düzenlemesinin aksine kıbleye dönük olarak, doğu-batı doğrultusunda uzanıyor.

Çin mimarisi, İslâmî detaylarla bir arada
Çin'in geleneksel mimarî formlarını İslâmî ibadethâne işlevleriyle bir araya getiren Ulu Camii, cami mimarisinin Çin kültürüne uyarlanmasının en parlak örneklerinden biri.
- Kıbleye dönük mihrabın ve mescidin düzeni Müslüman ülkelerdeki camilere benzerken, minare gibi tamamlayıcı unsurlarda ve külliye işlevlerinde Çin’e özgü yapılar öne çıkıyor.


Biri diğerinin içine açılan iki odadan oluşan mescit, 1000 kişilik bir cemaatin birlikte namaz kılabileceği büyüklükte.
- Dıştaki odanın duvarları, Kur'ân’ın 30 cüzünün nakşedildiği 30 ahşap panelle kaplı. Kur'ân ayetleri ve Çince meali mescit duvarlarında satır satır okunabiliyor.


Taşa oyulmuş mihrabın olduğu içteki odada ise hat sanatının ve ahşap süslemeciliğinin yetkin örnekleri görülüyor.
Ulu Camii’de namaz vakti imamın duası bahçedeki kuş cıvıltılarına karışırken ahşabın derin kokusu kalplere huzur veriyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.