Osmanlı askeri Libya’dan nasıl çekildi?

Mehmed Mazlum Çelik
12:00, 25/04/2026, CumartesiG: Güncelleme: 12:01, 25/04/2026, Cumartesi
CategoryMecra
Mecra
Osmanlı askeri Libya’dan nasıl çekildi?
Türkler, Trablusgarp'taki direnişe ihanet etti mi?

1912’de Osmanlı subaylarının Trablusgarp’tan tamamen çekildiği iddiası gerçeği yansıtmaz; Uşi Antlaşması sonrası düzenli birlikler geri çağrılsa da Türk subayları ve yerel direnişçiler, Mondros’a kadar bölgede mücadeleyi sürdürmüş, direniş 1918’e dek kesintisiz devam etmiştir.

Bugün Türk tarih kitaplarında dahi
Türklerin 1912 yılında Trablusgarp direnişini terk ederek bölgeden çekildiği
yazmaktadır.

Enver Paşa ve maiyetindekilerin bu tarihte İstanbul’a dönerek Balkan Harbi’ne katıldıkları doğrudur.

Lakin “Türkler direnişten elini eteğini bu tarihte çekti” demek başta Osman Fuat Paşa olmak üzere Mondros Antlaşmasına kadar çölün ortasında kahramanca savaşan ve Trablusgarp’taki direnişçilerin yanından ayrılmayan Türk subaylarının vebaline girmektir. Kaldı ki Mondros’a ilk itiraz (17. Maddeye) Trablusgarp’taki Türk subaylarından gelecekti.
Şehzade Osman Fuat Paşa.
Şehzade Osman Fuat Paşa.
  • Türkler Anadolu dışında üç coğrafyada teamülleri zorlamıştı. Bunlar Medine, Gazze ve Trablusgarp idi.

Evvela bilmeyenler için hadiseyi hatırlayalım.

İtalyanlar, yardımsever bir kisve ile sızdıkları Libya’yı ekonomik anlamda desteklemek ve kalkındırmak için yoğun bir yatırım faaliyetine girişmişti. Banca di Roma, Trablusgarp bölgesinde sayısız emlak satın almış, İtalyanların buraya ticarî kaygılarla yoğun bir biçimde gelmelerini sağlamıştı. Özellikle İtalya ve Trablusgarp arasında başlatılan vapur seferleri iki bölge arasındaki yoğun ticarî ilişkiyi daha da güçlendirmişti.
Ticarî ilişkiler kültürel sahaya taşınarak birçok İtalyan okulunun açılması Trablusgarp ve İtalya arasında daha da hassas bir ilişki kurulmasını sağladı.

İstanbul hükümeti başlangıçta İtalyanların bu teşebbüslerini iyi niyetli faaliyetler olarak okumayı tercih etti. İtalya ise her geçen gün Trablusgarp üzerinde yeni haklar elde ediyor, Osmanlı toprağı olan bölgeyi kendisine ait özerk bir yapıymış gibi davranıyordu. İtalyanların ise siyaseten dikkat ettiği tek husus diğer Avrupalı devletleri kızdırmamaya ve gücendirmemeye dikkat etmekti.

Direnişi öğreten cephe: Trablusgarp
Mecra
Direnişi öğreten cephe: Trablusgarp

İkinci Meşrutiyet, İtalyanlara Trablusgarp kapılarını açıyor

1908 yılında Makedonya bölgesinde dağa çıkan bir grup genç Osmanlı subayı, Sultan Abdülhamid’e meclisi tekrar açarak meşruti sisteme fiilen geçilmesi için yoğun bir baskı uyguluyordu. Güçlü bir istihbarat ağı oluşturarak devletin siyasî gücünü en ücra noktalara kadar ulaştırmayı başaran Sultan İkinci Abdülhamid, kendi subayları arasında meydana gelen örgütlenmenin sınırlarını fark etme konusunda gecikti. Bölgeye gönderdiği üst düzey yetkililerin öldürülmesi veya kaçırılması bu küçük isyanın ülkenin dört bir yanından destek bulmasına neden oldu.

Genç bir subay olan Enver Bey, Selanik’ten İstanbul’a gönderdiği telgrafta tek taraflı olarak Meşrutiyet ilân ettiğini İstanbul’a bildirdi.
Bu telgraf, yurdun dört bir yanından gelen başka telgraflarla destek buldu. Sultan Abdülhamid örgütlü ve organize bir yapı ile karşı karşıya olduğunu anladığında iş işten çoktan geçmişti. Sultan Abdülhamid devletin daha büyük bir zayiata uğramaması ve karışıklığın bir an önce son bulması için isyancı genç subayların meşrutiyet taleplerini kabul ettiğini bildirdi.
Osmanlı Devleti egemenliği altındaki Trablusgarp haritası.
Osmanlı Devleti egemenliği altındaki Trablusgarp haritası.
Osmanlı başkentinde yaşanan bu hareketli gelişmeleri yakından takip eden bir odak daha vardı. O da Trablusgarp bölgesinde oluşturduğu iktisadî ve kültürel hegemonya ile bölgeyi arka bahçesi olarak gören İtalyanlardı.
Bu gelişmelerden sonra İtalyanlar Trablusgarp üzerindeki baskı ve gücünü artırarak İstanbul ile olan ilişkileri iyice zayıflatmak adına harekete geçtiler.
Fakat bölgede hâlâ çekindikleri güç tam anlamıyla Osmanlılar değil, Fransızlardı. Bu sebeple İtalyanlar Fransız yönetimi olan Fas bölgesine bir savaş gemisi gönderdi. 1911 Agadir Krizi olarak nitelendirilen bu hareketle İtalyanlar aslında Fransızların tepkisini ölçmeye çalışıyordu. Fransızlar ellerindeki bölgeleri riske atmak yerine İtalyanların Trablusgarp üzerindeki siyasî emellere karışmamayı tercih etti. Artık İtalyanların Trablusgarp hayali arasında yalnızca Osmanlılar kalmıştı.

1908 yılında ilân edilen Meşrutiyetten sonra kendi iç siyasetindeki sorunları bir türlü aşamamış Osmanlı Devleti'nde meclis ve Bab-ı Ali sürekli olarak bir gerilim halindeydi. Kendi iç sorunlarıyla uğraşan hükümet bu sebeple Agadir Krizi'ni doğru okuyamamıştı. İngilizlerin de İtalyanların Trablusgarp üzerindeki haklarını meşru gören bir açıklama yapmasından sonra işgal hazırlıklarına başlayan İtalyanlar için yalnızca bir sebep bulmak gerekiyordu. Bu konuda ciddi bir gerekçe üretilemeyince Osmanlı Devleti’ne Trablusgarp’ta yaşayan İtalyanların kötü muameleye uğradığını iddia eden sert bir nota verildi.

Trablusgarp’ın sembolik anlamı

1911 yılı Ekim ayı ortalarında Osmanlı idarecileri İtalyanların Trablusgarp’ı işgal etmeye hazırlandığını ancak idrak etti. Fakat nasıl bir tepki verileceği konusunda ciddi bir kafa karışıklığı söz konusuydu. Bölge Afrika'daki son vatan toprağıydı; ama daha önemlisi Arap coğrafyası başta olmak üzere birçok halk Osmanlı idaresinin bir vatan toprağını kolayca terk etmesini müspet karşılamayacaktı.
İtalyan askerleri Trablus'a yapılan çıkartma yapıyor, Ekim 1911.
İtalyan askerleri Trablus'a yapılan çıkartma yapıyor, Ekim 1911.
Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran İttihat ve Terakki Partisi’nin genç subayları da anti-emperyalist tutumlarıyla bu sömürgeci devletine karşı sert muhalefet içindeydi. Hükümet İtalyanlara karşı koyabilecek bir askerî güç ve ekonominin mümkün olmadığını biliyordu. Fakat
bir grup gönüllü subayın İtalyanlara karşı gayrinizami harp teklifini Genelkurmay Başkanlığı kabul etti.
Bu subaylar içinde Enver Paşa, Mustafa Kemal, Süleyman Askeri, Kuşçubaşı Eşref, Halil Bey, Fethi Bey gibi ileride Türki siyasal hayatında önemli işlere imza atacak genç isimler vardı. Molla, tüccar ve öğretmen kılıklarında bu isimler İngiliz idaresi altındaki Mısır ve Fransız idaresindeki Fas yolunu kullanarak bölgeye geçiş yapmaya başladı.
  • Bu gençlerin içinde Enver, Süleyman Askeri ve Kuşçubaşı Eşref’in en önemli özelliği gerilla tarzı çatışma ve baskın yapma konusunda sahip oldukları tecrübelerdi; Enver Paşa Selanik bölgesinde dağlarda önce çeteleri kovalamış, sonra bizzat kendisi bir isyancı olarak dağa çıkmıştı. Kuşçubaşı Eşref ise özellikle Hicaz bölgesinde uzun yıllar eşkıyalık yapmış; ancak Sultan Abdülhamid’in kendisini affettiğini bildiren irade-i seniyye ile Bursa’da bir çiftliğe yerleştirilebilmişti. Bu iki isim İtalyanlara karşı girişilecek çatışmalarda belirleyici olacaktı. Hatta bilhassa Kuşçubaşı Eşref’in geliştirdiği baskın yöntemleri ilerleyen yıllarda Ömer Muhtar isyanında da yoğun bir biçimde kullanılacaktı.

İtalyanlar tatile gelmişti; karşılarında cihad eden Senûsîleri buldular

İtalyanlar gerekli koşullar sağlanıp da bölgeyi işgal etmeye karar verdiğinde herhangi bir zorlukla karşılaşacağını düşünmemişti
. Bu yüzden ilk etapta yapılan askerî çıkarmalar tören havası içinde bir şov şeklini almıştı. Gönderilen zırhlı birlikler ve askerî taburlar bir zorluk beklenmeyecek şekilde seçilmişti.
Trablusgarp içlerine doğru ilerleme başladığında İtalyan askerleri karşılarında Türk subaylarının emri altında örgütlenmiş yerel halkın sert direnişini buldu. Yerel mücadelede Osmanlı’nın yanında yer alan Senûsîler İtalyanların aksine direnişi yalnızca bir vatan savunması olarak değil, ayrıca dinî bir mücadele olarak görüyordu. Bu yüzden Trablusgarp isteksiz askerlerden oluşan bir işgal gücüne karşı kutsal bir savaş veren birliklerin mücadele sahasına dönüştü.
Senûsî Tarikatı
Mecra
Senûsî Tarikatı
Enver Paşa (solda) ve emrindeki askerler, Senûsî Tarikatı üyeleriyle İtalyanlara karşı direnmiştir.
Enver Paşa (solda) ve emrindeki askerler, Senûsî Tarikatı üyeleriyle İtalyanlara karşı direnmiştir.

Arıca direnişte Şeyh Salih Tunusî ve Cezayirli Emir Ali Paşa gibi isimlerin bulunması Trablusgarp direnişinin Cezayir ve Tunus gibi bölgelerde de heyecan duyulmasına sebep oldu. Trablusgarp cephesi Irak’tan Sudan’a Cezayir’den Tunus’a ve Anadolu’ya kadar uzanan bir bölgeden gelen gönüllü askerlerin mücadelesine sahne oluyordu. Hatta Sudan’dan gelen Musa isimli siyahi bir gönüllü savaşta öylesine yararlılık göstermişti ki Millî Cephe komutanı Kuşçubaşı Eşref bu ismi emir eri olarak yanına alacaktı.

Direnişçiler karşı saldırıya geçiyor

İtalyanlar, yaklaşık 34 bin kişilik bir kuvvetle Trablusgarp içlerinde ilerleyişine başladı.
Senûsî liderlerinden Ahmet Şerif’in başını çektiği kuvvetler kısa sürede Enver Bey’in komutasında on binlerce kişiye ulaştı. İtalyanlar Bingazi banliyölerinde kontrolü sağlamakta zorlanırken Derne’de Kuşçubaşı Eşref’in komutanlığındaki birlikler işgal ordularının ilerleyişini durdurmuştu.

Büyük bir şok yaşayan düşmanın kendisine gelmesini beklemek istemeyen Enver Paşa 11 ve 12 Şubat 1912 yılında Derne Vadisi ve Bingazi’nin düşmandan kurtarılması için saldırı emri verdi. İtalyanlar, büyük zayiatlar verdiği bu saldırıları çok zor da olsa durdurmayı başarmıştı; ama Derne vadisi ve Bingazi’de saplanıp kalmıştılar. Ayrıca gece baskınlarında İtalyanlara büyük kayıplar veriliyor, İtalyan ordusu büyük bir kibirle girdiği Trablusgarp’ta hareket edemez hale getirilmişti.

İtalya Trablusgarp stratejisini değiştiriyor

İtalyanlar ilk şoku atlattıktan sonra Trablusgarp komutanı General Caneva’yı görevden aldı. Fakat bu da İtalyan ordusunun durumunu değiştirmedi; ama savaş bölgesinden çok uzakta yaşanan gelişmeler direnişin kaderini değiştirecekti. İtalyanlar İstanbul’u işgal etmek tehdidiyle bölgeye savaş gemileri göndermiş ve On İki Ada’yı işgal etmişti. Balkanlar’da patlak verecek bir savaştan çekinen Osmanlı hükümeti İtalyanlarla 18 Ekim 1912 yılında Uşi Antlaşması'nı imzaladı. Buna göre İtalyanlar On İki Ada’dan çekilecek ve Osmanlı Sultan’ı Trablusgarp'ta halife olarak tanınacaktı. Osmanlı’da buna karşılık bölgedeki subaylarını geri çağıracaktı.

Osmanlı askerleri geri çekilmişti; ama bu subaylar ve Senûsî lider Ahmed Şerif’in başlattığı direniş yalnızca Trablusgarp’ta değil; 700 kilometrelik bir alanda Tunus’tan Libya’ya kadar güçlü bir direniş hattı oluşturmuştu. Bu hat, 1914 yılında başlayacak Birinci Dünya Savaşında çok daha güçlü bir direnişe sahne olacaktı. Yani Uşi Antlaşması ile sanıldığının aksine direnişi Osmanlı için bitmemişti. Aksine Ahmed Şerif öncülüğünde bu direniş büyüyecek hatta İngilizlere karşı Mısır üzerine dahi büyük bir harekât başlatacaktı.
Sahnenin dışında kalan kahraman
Mecra
Sahnenin dışında kalan kahraman
Mustafa Kemal, Ahmed Şerif ile bir arada.
Mustafa Kemal, Ahmed Şerif ile bir arada.

Türkler bölgeden ne zaman ve nasıl çekildi?

  • Türk subay ve askerleri Şehzade Osman Fuat Paşa ve İshak Paşaların liderliğinde 18 Ekim 1918 yılında Mondros Antlaşması'nın imzalandığı son güne kadar İtalya’ya karşı Libyalıların yanında savaşmaya devam etti.

Mondros Antlaşması'nın 17. Maddesi buradaki Türk varlığının tamamen ortadan kaldırılmasına dairdi:

“17. madde; Trablusgarp ve Bingazi’de direniş gösteren Türk Subaylar, bulundukları bölgeye en yakın mesafede yer alan İtalyan Garnizonları’na giderek teslim olacaklardı.”

Türk subayları bu maddeyi kabul etmeyeceklerini belirterek mücadeleye devam kararı aldı; ancak ne Türklerin savaşacak gücü kalmıştı ne de İtalyanlar daha fazla bir Türk’ü Trablusgarp’ta görmek istiyordu.

Bu yüzden Türk subaylarının İtalyanlar yerine Fransızlara teslim olmasına ve bir kısmının Mısır’a geçişine izin verildi. Lakin Fransızlar, Türklere ihanet ederek onları İtalyanlara teslim etti.

Bereket versin İtalyanlar herhangi bir Türk askerine kötü muamele etmeden İstanbul’a geçişlerine müsaade etti.

Böylece “bir Türk için hariç” Trablusgarp meselesi kapanmıştı. Trablusgarp’taki direnişin peşini bırakmayan kişi Şehit Enver Paşa’nın ağabeyi Nuri Paşa’ydı.

Nuri Paşa, 1923 yılında Mısır’da Ömer Muhtar ile bir görüşme gerçekleştirerek direnişçilere silah ve lojistik sağlamak için bir plan hazırlamıştı. Bu projenin akameti ve Ömer Muhtar’ın mücadelesine Türkiye Cumhuriyeti’nin bakışını sonraki dosyamızda ele alacağız.

Velhasıl, Türkler 1912’de Trablusgarp’tan çekildi ve oradaki kahramanları yüzüstü bıraktı demek 1918’e kadar bölge halkı ile omuz omuza mücadeleyi sürdüren Türk subaylarının aziz hatırasına en basit ifadeyle ihanettir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026