Afrika Boynuzu'nun kanayan yarası: Eritre


Hristiyanlık, IV. Yüzyılda bölgeye giriş yapmış ve Aksum Krallığı yeryüzündeki ilk Hristiyan devletlerindendir. Uzun yıllar Müslüman devletler tarafından kontrol edilen bölge, 16. Yüzyılda Portekizlilerin işgaline uğramıştır. Fakat Osmanlı Devleti Kızıldeniz’i kontrol altına alarak Portekizlilerin işgalini sonlandırmıştır.


Bu gelişme üzerine Eritre Halkı 1993 yılında bağımsızlığını kazanıncaya kadar 30 yıl silahlı mücadele vermiştir. Ülke tek parti iktidarıyla Isaias Afwerki tarafından yönetilmektedir. 1997 yılında çok partili hayata geçiş kararlaştırılmasına rağmen henüz bu uygulanmaya konulmamıştır.
Eritre komşuları Etiyopya ve Cibuti ile sınır sorunları yaşamaktadır. 1998-2000 yılları arasında Etiyopya ile yaşanan çatışmalarda on binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

2000 yılında Cezayir’de iki ülke arasında anlaşma imzalanmış ancak barış anlaşması Etiyopya’nın sınır ihlalinden dolayı kalıcı olmamıştır. Temmuz 2018’de Suudi Arabistan’da gerçekleşen barış anlaşması ile 20 yıllık sorunlar bitme aşamasına gelmiştir. Ayrıca eş Şebab örgütüne destek verme iddiasıyla 2009 yılında BM Güvenlik Konseyi Eritre’ye ambargo uygulamıştır. Etiyopya ile imzalanan barış anlaşmasından sonra BMGK 14 Kasım 2018’de ambargoyu kaldırmıştır.

Eritre altın, gümüş, bazal, çinko gibi kıymetli maden yataklarına sahip olmasına rağmen halkının yarısından fazlası açlık seviyesinin altında yaşamaktadır. Ülkenin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Başlıca tarım ürünleri, tütün, kahve, muz ve ketendir. Küçük-büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve balık ürünleri de önemli geçim kaynaklarıdır.
Eritreli mültecilerin göçünü iki aşamada ele almak gerekir. Birinci göç 1950’den sonra Etiyopya’nın baskısıyla yapılıp Eritre’nin bağımsızlığına kadar devam eden göçtür. Eritre’nin bağımsızlığından sonra geri dönüşler olmuştur fakat bağımsızlık sonrasında devlet eliyle yapılan sistematik hak ihlalleri, zorunlu askerlik görevi ve ekonomik kriz ikinci göçün yaşanmasına sebep olmuştur.

BM ve uluslararası kuruluşların verilerine göre, Eritre'nin vatandaşlarına yönelik geniş çaplı işkence ve tutuklamalarının yanı sıra, kadın-erkek bütün vatandaşlarına uyguladığı zorunlu askerlik görevi, 1993’ten bu yana on binlerce Eritrelinin ülkesinden kaçmasına neden olmaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütünün 2009 yılında yayınladığı rapora göre keyfi tutuklama, gözaltına alma, işkence, yargısız infazlar, ifade, ibadet ve hareket özgürlüğü gibi hak ihlallerinin rutin hale geldiği yazılmaktadır. Yine BM raporlarına göre 2015 yılından itibaren aylık 4000 Eritreli ülkesini terk etmektedir.
İlginç olan durum göçün yaşanmasına neden olan iki dönemde de en çok İslami partiler ve mensuplarının baskıya maruz kalıp göç etmek zorunda kalmasıdır.
İlk göçler coğrafi ve kültürel yakınlıktan dolayı Sudan ve Yemen’e yapılmıştır. 1967 yılında 30 Bin Eritreli mülteci günlerce yürüyerek Sudan’ın Kesele bölgesine ulaşmıştır. Günümüze kadar Sudan’a sığınan Eritreli mülteci sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir. 2014 yılında Sudan’da BMMYK’ya kayıtlı olan güncel Eritreli mülteci sayısı yüz yirmi bindir. Bilhassa genç nüfus göç etmeye devam etmektedir.

Az sayıda Eritreli mülteci Yemen’e sığınıp, Hudeyde kentinde kurulan kampa yerleşmiştir. Yemen iç savaşı ve kriz yeni göç gruplarının gelmesine mani olmuştur. Yemen’de kalan mülteciler de imkânlar dâhilinde farklı ülkelere göç etmektedir. İki ülkede yaşayan mülteciler barınma, temiz su, gıda, temizlik ve eğitim gibi temel ihtiyaçlardan yoksun olarak yaşamaktadır.
Mültecileri, tehlikeli deniz ve kara yolculuğu, yakalandıkları ülkelerden Eritre’ye teslim edilme, güvenlik eksikliği ve zor yaşam koşulları, daha iyi bir yaşam arayışına ve alternatif yollar aramaya sevk etmektedir. İsrail’in Afrika’ya coğrafi yakınlığı, ekonomik istikrarı ve kısmen güvenli olması Eritreli mülteciler için hedef ülke olmasını sağlamıştır. İsrail’e göç 2007 yılında başlamıştır. Ancak İsrail’de yaşayan Eritreli mültecilerin sayısı tam olarak bilinmeyip, yaklaşık 40.000 Afrikalı mülteci şeklinde ifade edilmektedir.

Uluslararası Af Örgütünün Haziran 2018 tarihli raporuna göre ‘’Ekim 2017’de İsrailli yetkililer Afrikalı mültecilerin ismini vermedikleri bir ülkeye gönderileceğini beyan etmiştir. Gönderilen ülkeler Uganda ve Ruanda olarak bilinmektedir. İsrail Yüksek Mahkemesi Afrikalı mültecilerin gönüllü gidiş adı altında ülkeden gönderilmesini askıya alma kararına rağmen mülteciler gönderilmeye devam edilmektedir. Uganda ve Ruanda hükümetleri İsrail’den gönderilen mültecilerin alınacağı yönündeki iddiaları kabul etmemektedir. Uganda’ya ve Ruanda’ya gönderilen mültecilerle yapılan mülakatlarda mülteciler güvende olmadıklarını ve verilen sözlerin tutulmadığını belirtmiştir.

Diğer yandan üçüncü ülkeye gitmeyip İsrail’de kalan mülteciler de cezaevlerine atılmaktadır.’’ Af Örgütü yetkilileri İsrail ve Uganda Hükümetlerine mektup gönderip, insanların gönderildikleri yerlerde zulme uğrama kaygısı ifade edilerek konuya açıklık getirilmesini talep etmiştir.
Eritre’de yaklaşık 60 yıldan beri devam etmekte olan iç savaş, ekonomik kriz, sömürü, hak ihlalleri ve göç sorunu Dünya gündemini meşgul etmeye devam etmektedir. Son dönemde atılan bazı olumlu adımlar ve barış anlaşmaları sorunların çözümüne katkı sağlamakta bir adımdır. Olumlu adımların devamında göç ve ekonomik sorun bitirilerek bölgesel istikrara katkı sağlanabilir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.