"Halksız vatana, vatansız halkı yerleştirme projesi": Balfour Deklarayonu

Tarihî Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulmasına zemin hazırlayan Balfour Deklarasyonu'nun üzerinden tam 107 yıl geçti. İsrail devleti ise Filistinlilerin yaşadığı bölgelere hâlâ "halksız vatan" muamelesi yapmaya devam ediyor...
- "Halksız vatana, vatansız halkı yerleştirme"söylemiyle yapılan kampanyalar çerçevesinde yazılan mektubun ardından tarihî Filistin topraklarına büyük bir Yahudi göçü başlatıldı.
Balfour Deklarasyonu nelere yol açtı?

Rothschild ve Balfour arasında karşılıklı yazışmalar sonunda hazırlanan deklarasyon, İngiltere'nin savaşa yeni dahil olan ABD'de güçlü olduğuna inandığı Yahudi diasporasını etkilemeyi amaçlıyordu.
Bir İngiliz dışişleri bakanının 67 kelimesi, 3000 yıllık bir Yahudi ulusunu anavatanları olduğunu iddia ettikleri yere dönmeye teşvik etmişti:
- "Saygıdeğer Lord Rothschild, Majestelerinin Hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım. Majestelerinin hükümeti, Filistin'de Yahudiler için bir millî yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin'deki mevcut Yahudi olmayan toplumların sivil ve dinî haklarına ve başka ülkelerde yaşayan Yahudilerin sahip oldukları haklara ve siyasî statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır. Bu deklarasyonu, Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım. Saygılarımla, Arthur James Balfour"



Filistin'e Yahudi göçü arttı
Mektubun yazıldığı 2 Kasım 1917 tarihinden bir hafta sonra basınla paylaşılan Balfour Deklarasyonu'na savaş sonunda Osmanlı Devleti'nin imzaladığı Sevr Anlaşması'nda yer verildi.
Filistinlileri yok sayarak, topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden Balfour Deklarasyonu’nu, İngiliz mandası döneminde Filistin topraklarına teşvik edilen Yahudi göçü takip etti.

Filistinliler, 1920 ve 1930’larda direnç göstererek pek çok isyan çıkarsalar da hem artarak devam eden Yahudi göçü hem de İngiliz ordusu ve Siyonist çeteler bu kalkışmaları çoğu zaman kanlı katliamlarla bastırdı.

- Balfour Deklarasyonu sonrasında İngiliz mandası altındaki Filistin'e 1920-1940 arası dönemde Yahudi göçü hız kazandı ve son olarak Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yönelik Nazilerin gerçekleştirdiği soykırım sebebiyle göç oranı giderek arttı.

Günümüze kadar uzanan bu süreçte Filistin topraklarının büyük bölümü işgal edildi, sistematik katliamlarla binlerce Filistinli öldürüldü, 1 milyona yakın kişi vatanından sürüldü, 675 köy ve belde yok edildi ve bazı kentler Yahudileştirildi.


Balfour, İngiltere’nin “gururu” olmaya devam ediyor...
Filistinliler deklarasyon sebebiyle İngiltere'den Filistinlilerden özür dilemesi, Filistin devletini tanıması ve İsrail işgalini kınamasını isterken İngiltere bu talepleri reddediyor.
Hatta 2017’de, dönemin İngiltere Başbakanı Theresa May, deklarasyonun 100. yılı dolayısıyla yaptığı bir açıklamada şöyle demişti:

Filistinliler Trump ile ikinci Balfour’u yaşadı
Filistinlilerin, 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu’ndan bu yana yaşadıkları felaketler silsilesi ABD Başkanı Donald Trump döneminde arttı.
- İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarına göre kendisinde kalan Batı Kudüs'ün dışında 1967’de Doğu Kudüs'ü de işgal ederek zaman içerisinde ilhak etmesi, ayrıca Kudüs'ün bir bütün halinde İsrail’in sözde başkenti olarak ilân edilmesi ve Trump döneminde ABD'nin bunu tanımasına giden süreç, 1917 Balfour Deklarasyonu ile başlayan sürecin devamı olarak görülüyor.

Tıpkı İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour gibi, ABD Başkanı Trump da, Filistinlileri yok sayarak, sahip olmadıkları toprakları, hakkı olmayan kişilere vadetti.
Trump'ın halefi Joe Biden’ın ABD yönetimine gelmesi ve gitmesinin yaklaştığı bu günlerde, Filistin üzerindeki baskı ve şiddet hafiflemediği gibi, Washington'un Trump döneminde uyguladığı İsrail yanlısı politikalarda da değişikliğe gidilmedi.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.