İsrail kaybetti

İsrail için Gazze hezimeti kesinlikle yok olmanın başlangıcıdır. Bu başlangıcı akâmete uğratmak için Netanyahu kapsamlı bir kara harekâtı yapmak istiyor. Bu konuda umduğu desteği bulamadığı için Hizbullah üzerinden başlatmak istediği bölgesel bir savaşla ABD ve İngiltere'ye şantaj yapıyor.
Yahudi Terör Örgütü İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana yaklaşık 300 gündür Gazze'de sistematik bir soykırım uyguluyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın resmi verilerine göre İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 37 bin 731 insan şehid oldu.

Sınır tanımayan doktorlar örgütü Amnesty International ve HRW, gerçekte ölü sayısının ifade edilenin en az iki veya üç katı olduğunu söylüyor. BM, aylar önce ölü sayma işini bıraktı. Hastaneler, eğitim kurumları, endüstriyel tesisler, içme suyu ve kanalizasyon ağı, ulaştırma ve haberleşme altyapısı ile mevcut konut stokunun neredeyse tamamı hava saldırılarında imha edildi.
Gıdaya erişim mümkün olmadığı gibi açlık ve yetersiz beslenmeye bağlı toplu ölümler artık endişelere konu olmaktan çıkıp acı bir gerçeğe dönüştü. Açık hava hapishanesi olarak 16 yıllık Yahudi ablukası altında olan Gazze maalesef dünyanın en büyük mezarlığına dönüşmek üzere.
Reklam
Sapkın dini bir motivasyon kaynağıyla kurulan İsrail, Gazze ve Batı Şeria dahil tüm Filistin'i Arapsızlaştırıp, vadedilen toprakların sınırlarına ulaştırılmış ve başkenti Yeruşalayim (Kudüs) olan bir Yahudi devleti kurmak için 7 Ekim'den beri Gazze'de sistematik bir soykırım uyguluyor.
Başta ABD ve İngiltere olmak üzere İspanya hariç tüm AB ülkeleri ve Hindistan, İsrail'e doğrudan yardım ediyor. Sadece ABD, 7 Ekim'den beri İsrail'e 90 bin ton bomba gönderdi. Dünyanın askeri anlamda adeta süper gücü olan devletlerin doğrudan yardımına rağmen İsrail, Gazze'de ağır ve acı bir yenilgiye uğradı.
Bilanço ağırlaşıyor
İsrail kamuoyu artık gizlenemez boyutlara ulaşan ağır yenilginin sonuçlarıyla yüzleşmeye hazırlanıyor. Halk her şeyin farkında. İsrail savaşacak asker bulamadığı gibi ordudan firarlar tüm zamanların en üst seviyesine çıktı. Orduda toplu intiharlar haberlere konu olmaya başladı. Sağ kalanlar akıl ve ruh sağlığını kaybetmekle karşı karşıya.
Tarihi olarak girdiği hemen her savaşı çok kısa sürede zaferle bitiren İsrail'in ikinci bir "6 Gün Savaşı" hayal ederek başlattığı soykırım, kendisi açısından sonun başlangıcına dönüştü. 6 Gün savaşıyla varlığını üzerinde inşa ettiği kibir, Hamas tarafından eritildi. İsrail artık ağır psikolojik travmaları gizleyemiyor.
Reklam

Artık İsrail ordusunun komuta kademesindeki üst düzey subaylar, ordularının 1948'den beri ilk kez karşılaştığı geniş çaplı nitelikli kayıpları kabul ediyor. Gazze kasabı Netanyahu'nun bu kayıpları gizleme çabasının işe yaramadığını ve stratejik kayıpların on yıllar içinde telafi edilebileceğini itiraf ediyorlar. Ortaya çıkan net gerçek şu: İsrail bu savaşı kaybetti!
İsrail'in kayıpları caydırıcılık kaybı:
Yahudi Terör Örgütü İsrail, itibar, iktidar ve çıkarlarını 1967'de İsrail karşıtlığında kurulan "Arap İttifakı"na;
- Suriye, Ürdün ve Mısır'ın doğrudan taraf olarak katıldığı,
- Irak, Suudi Arabistan, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir'in asker ve silah yardımında bulunarak destek verdiği,
- Ve İsrail'in kesin zaferiyle sonuçlanan "6 Gün Savaşı" zaferiyle elde ettiği "caydırıcılık" gücü üzerine kurmuştu.
Savaşın Müslümanlar üzerindeki en acı etkisi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki tüm Arapların İsrail'in yenilmezliğine psikolojik olarak ikna olması ve teslimiyete dayalı kalıcı bir özgüven kaybı yaşaması olmuştu.
İtibar ve istihbarat kaybı

Tahmin, savunma ve saldırıyı öngörme yeteneği olmayan İsrail istihbaratı kör bir güç olarak pasif karakterli bir yapıya evrildi. Öte yandan İsrail güçlerinin hareketleri, neredeyse tamamen Hamas kuvvetlerine açık hedef olmaktan kurtulamadı.
Reklam
Operasyonel plan ifşası
İsrail ordusunun operasyonel planları büyük ölçüde açığa çıkmış durumda ve bu durum Hamas'ın Gazze'nin inisiyatifini elinde tutmasına imkân sağladı. İsrail sürpriz ve âni saldırı yapma kabiliyetine sahip özel kuvvetlere âit birliklerini tamamen kaybetti.
Direnişin çeşitli bölgelerde işgalci askerleri tuzağa düşürme girişimlerinin tekrarlanması, ordunun çaresiz olduğunu ve operasyonların seyrini kontrol edebilecek plan veya alternatiflere sahip olmadığını gösterdi. Nükleer hariç elindeki tüm güç ve silahları kullanmasına rağmen İsrail yine de kaybetti.
Bunu gören ABD başta olmak üzere İsrail'in diğer müttefikleri silah yardımını kısmen askıya aldı. Önce geçici bir ateşkes, sonra esir takası ve sonra kalıcı bir ateşkesi İsrail'e dayatmaya başlasa da Netanyahu'yu kimse bu gerçeğe ikna edemedi.
Siyonist silah üreticilerinin kaybı
Siyonist sermayeye âit ve birçoğu ABD'de bulunan dünyanın en büyük silah şirketleri büyük çöküntü içine girdi. Ürettiği silahların İsrail'i Hamas'a karşı başarıya ulaştırma vasfından yoksun olması ya da 6 Gün Savaşı gibi zaferler üzerine kibrini inşa eden İsrail'in 266. gününde bile bir başarı sağlayamamış olması küresel silah pazarlarında siyonist silah üreticilerinin ürettiği silahlarda bir zafiyet olduğu tezini tahkim etti. Birçok uluslararası müşteri, silah siparişlerini geri çekti. Silah şirketlerinin ürettiği silahlar ellerinde kalsa da askeri bütçeler astronomik rakamlarla daha önce tarihte benzeri görülmemiş bir hacme ulaştı.
Aynı hezimet ve kaybı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 2018'de Afrin'de PKK/YPG ile DAEŞ terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlarında Suriye Kasabı Beşar Esed lehine savaşa taraf olan Rusya da yaşamıştı. TSK'ya ait TİHA, İHA ve SİHA'lar, Rus silah sanayinin en gözde silahlarını, orta irtifa Panstir hava savunma sistemlerini, topçu bataryalarını ve ZPT'lerini imha etmişti.
Reklam

BAYKAR üretimi İHA ve SİHA'lar dünya harp konseptini Türkiye lehine değiştirdiği gibi Rus silah üreticilerinin pazar payını eritmiş ve Hindistan başta olmak üzere birçok ülke, silah ve savunma ekipmanları siparişlerini iptal etmişti. Aradan yedi yıl geçmesine rağmen Rus savunma sanayii bir daha o eski günlerine kavuşamadı.
Moral ve özel kuvvetler kaybı
İsrail'in özel birliklerinde daha önce Afganistan ve Irak'ta görev yapmış ABD özel birlikleriyle ABD Amfibi birlikleri de bulunuyordu. Bu birliklerin tamamı dağıldı, askerlerinin morali çöktü ve önde gelen birçok lideri etkisiz hâle getirildi. Yeniden toparlanmaları ve gelecekteki savaşlarda sahaya dönmeleri zayıf bir ihtimal de olsa yıllar alacak.
Kısa sürede savaş kazanma vasfı kaybı
7 Ekim'den sonra tüm ordusunu, düzenli ve yedek kuvvetleriyle birlikte sadece 30 bin silahlı üyesi olan Hamas'a karşı Gazze'de sahaya süren İsrail, Sina Yarımadası'nın binde 6'sı kadar bir bölgede savaşı sonuçlandıramadı. Savaşın İsrail'e maliyeti tahmin edilenin 100 katını aştı.
Batı’nın istihbarat, ekonomik, finansman, siyaset, hukuk, medya ve propaganda desteğine rağmen bir başarı elde edemeyen İsrail hızla yalnızlaşıyor ve kârlı bir yatırım olmaktan çıkıyor.
İsrail Lübnan gerilimi
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/08/13/10/37/resized_b87db-a5710564afp_34uv9ph.jpg- Gazze Türkiye dâhil tüm Ortadoğu'nun sigortasıdır. Gazze düşerse tüm Ortadoğu düşecektir. Gazze düşmezse İsrail düşecektir. İsrail bu gerçeğin farkında ve bütün planlarını bu gerçeklik üzerinden uygulamaya koymaktadır.
- Gazze kasabı Netanyahu, bu hezimetini unutturmak, kayıpları telafi etmek, düştüğü çukurdan çıkmak, kendisini kurtarmak ve Filistin'e dair tasfiye planında başarılı olmak için Lübnan Hizbullah'ı üzerinden yeni bir bölgesel savaş başlatmaya çalışıyor.
- İsrail için Gazze hezimeti kesinlikle yok olmanın başlangıcıdır. Bu başlangıcı akamete uğratmak için Netanyahu kapsamlı bir kara harekâtı yapmak istiyor. Bu konuda umduğu desteği bulamadığı için Netanyahu, Hizbullah üzerinden başlatmak istediği bölgesel bir savaşla ABD ve İngiltere'ye şantaj yapıyor.
- Seçim öncesi İran'la konvansiyonel bir savaşa yanaşmayan ABD yönetimi, Netanyahu'ya kapsamlı bir kara harekâtı için destek de vermiyor. Çünkü ABD yönetimi, İsrail'in Gazze hezimetini görüyor ve kabul ediyor. Ancak aynı ABD, Gazze ile sınırlı ve seçimlerden hemen önce kesin zafer şartıyla bitirilmesini istediği savaşın uzamasından oldukça rahatsız. Savaş uzadıkça savaşın maliyeti, hukuki ve politik sonuçları ABD’nin aleyhine dönüşüyor ve yaklaşan seçimleri mevcut yönetim aleyhine etkilediği ve ekonomiye korkunç yükler yüklediği görülüyor.
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2024/08/13/10/38/resized_e1ff8-938f9affafp_34jh3rr.jpgAteşi ateşle büyütmek
- İsrail böylece ikinci yolu yani doğrudan tüm tarafların savaşmak zorunda kalacağı bölgesel bir savaşı başlatarak Gazze çıkmazını aşmak, vekil tayin edeceği bir koalisyon marifetiyle Hamas'ı etkisiz hâle getirmek, bölgesel güvenlik ve savunma konseptine uygun bir planı hayata geçirmek istiyor.
- Bununla İsrail, temel motivasyon kaynağı sapkın bir teopolitik olan bölgesel savaşa enerji jeopolitiğini de ekleyerek Doğu Akdeniz'de yeni bir dünya savaşının zeminini fiili olarak başlatabilir.
- İsrail var olmak için yok etmek gerektiğinin farkındadır. Geri adım her anlamda İsrail'in yok olması anlamına gelecektir. ABD yönetimi, Yahudi lobisinin ve Kongredeki Yahudilerin satın aldığı üyeler ve komitelerin korkunç baskısı altında. Netanyahu, Lübnan'ı vurmak için gerekli onayı alamadı. ABD yönetimi çekimser. ABD ya Lübnan üzerinden şantajla rehin alınarak savaşa dâhil edilecek ya da Gazze'de mutlak bir zafer için çok daha fazlasına ikna olacak.
- ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü General Pat Ryder, İsrail-Lübnan arasındaki gerilimin bölgesel bir savaşa dönme olasılığından kaygılı olduklarını söyledi. ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein ise Lübnan'da temaslarda bulunuyor. BM Genel Sekreteri Guterres, cuma günü "Dünya, Lübnan'ın bir başka Gazze olmasını göze alamaz. İki tarafı da acilen barışa yeniden bağlılık göstermeye çağırıyoruz" dedi.
- Ancak Hizbullah âit olduğu itikâdi kimya gereği Molla rejiminin bölgesel güvenlik ve savunma konsepti içinde Hamaney'in tayin edeceği istikamet üzerine hareket eder. İsrail ile İran arasında bir tamlayan ve tamlanan ilişkisi vardır. İran ve dolasıyla Hizbullah'ın siyaset ekseninde Filistin sadece mezhebî yayılma için kullanışlı olduğu sürece vardır.
- Halep'te Hüseyin fetişizmi ve mezhep şehvetiyle uyguladığı soykırımda 350 bin Müslümanı katleden Hizbullah ile İran neden Sünni bir Filistin için savaşa girsin ki? Üstelik sahadaki liderleri ve komuta kadrosu öldürülen İran’ın son olarak Cumhurbaşkanı da şaibeli bir kazada öldü. Tüm adresler ABD ve İsrail'in tecessüs ağını işaret ettiği halde bunu dile getirmeyen İran yeni bir savaşa taraf olur mu? Göreceğiz bakalım.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.