Hürmüz krizi küresel resesyon riskini artırıyor

Cüneyt Paksoy
09:00, 15/05/2026, CumaG: Güncelleme: 00:51, 26/05/2026, Salı
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Hürmüz krizi küresel resesyon riskini artırıyor
Yüksek petrol fiyatları ve potansiyel enerji krizinin etkileri hala en önemli başlık

Nisan ayını geride bırakıp mayıs ayına doğru ilerlerken ana gündem başlığı hâlâ ABD-İran savaş süreci ve bunun petrol fiyatları üzerindeki yükseliş yönlü etkisi olarak okunuyor. Yüksek petrol fiyatları üzerinden oluşabilecek potansiyel riskleri geçen sayıda belirli ölçüde anlatmaya çalışmıştık. Biz bu yazıyı hazırlarken 100 dolar civarında bulunan petrolün hâlâ denge seviyelerinden uzak durması ve savaşın genişleme riskine karşı yukarı yönlü daha agresif fiyatlama ihtimali taşıması, piyasaların sürece daha temkinli yaklaşmasına neden oluyor.

Petrolün uzun süre yüksek kalması durumunda tarihsel süreç içerisinde neler yaşandığına değinmiştik. Bugün yaşanan diğer problemlerle birlikte ele alındığında, küresel ölçekte sadece yüksek kalıcı enflasyon değil; büyüme ve istihdam tarafında da ciddi sorunlara doğru ilerleme riski yanında, başta gıda ve ulaşım olmak üzere birçok alanda ciddi sorunları da beraberinde getireceği riskini göz ardı etmemek gerekiyor. Bunlarla beraber artan kamusal harcama riski ve bunun mevcut yüksek borçları daha da artırabileceği endişesi, global tahvil piyasasının da sorgulanma sürecini öne çekebilir korkusu daha fazla konuşulur olmaya başladı.

Bütün bunların gerçekleşmeden sadece risk olarak kalabilmesi ve dünyanın gerilimden uzaklaşarak normale doğru ilerleyebilmesi için olabildiğince çabuk kalıcı düşük petrol fiyatlarına ihtiyaç duyduğu çok net bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Bu ihtiyaca rağmen petrolün uzun süre yüksek kalabileceğine dair öngörüler piyasalarda daha fazla yer almaya başladı.

En son gelen raporlara baktığımızda öncelikle Goldman Sachs’ın Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli olarak kapalı kalmasının “aşırı” stok erimesine yol açacağı gerekçesiyle petrol fiyat tahminlerini yukarı yönlü revize ettiğini görüyoruz. “Basra Körfezi’ndeki günlük 14,5 milyon varillik ham petrol üretim kaybının, nisan ayında küresel petrol stoklarının rekor bir hızla, günde 11-12 milyon varil azalmasına neden olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Goldman analistleri, “Bu tür ‘aşırı stok çekimlerinin sürdürülebilir olmadığı göz önüne alındığında, arz şoku daha uzun sürerse, talepte daha da keskin düşüşler gerekebilir” değerlendirmesinde bulundu. Goldman; “Daha önce mayıs ortasında beklediğimiz Körfez ihracatındaki normalleşmenin, haziran sonuna kadar gerçekleşmeyeceğini ve Körfez’deki üretimin daha yavaş toparlanacağını varsayıyoruz” dedi. “Petrol fiyatlarına yönelik net yukarı yönlü riskler; rafine ürün fiyatlarının olağanüstü yüksek olması, ürün kıtlığı riskleri ve şokun benzeri görülmemiş boyutu nedeniyle, mevcut ekonomik riskler sadece ham petrol temel senaryomuzun öngördüğünden daha da büyük olacağa benziyor” ifadelerini kullandı. Bu kesintiye bağlı olarak, geçen yılki fazlaya kıyasla bu çeyrekte günlük 9,6 milyon varil açık olacağını öngören Goldman, Brent petrolün bu çeyrekte varil başına 100 dolar, üçüncü çeyrekte 93 dolar, dördüncü çeyrekte ise 90 dolar olacağını tahmin ediyor.

Öte yandan Morgan Stanley’den de buna benzer yorumlar geliyor. Brent petrol tahminlerini değiştirmeyen Morgan Stanley, vadeli işlemlerin bu çeyrekte varil başına ortalama 110 dolar, üçüncü çeyrekte 100 dolar ve dördüncü çeyrekte 90 dolar olmasını bekliyor.

Savaşın ilk dönemlerinde 130-150 hatta 200 dolar öngörüleri dahi varken, şimdilik daha dengeli öngörülerin gelme sebebi tamamen savaş sürecinin daha çabuk biteceği varsayımına dayanıyor. Ama burada dikkat çeken risk, ortalama fiyatın bizim görece denge fiyatı olarak gördüğümüz seviye aralığından oldukça uzak olması. Normalde en azından hareketin başladığı 70-85 dolar aralığına gelmeden, daha önceki sayıda ve yukarıda belirttiğimiz tüm risk başlıklarının gerçekleşme potansiyellerinin artma eğilimi çok net olarak karşımızda duruyor.

Tam bu noktada Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un açıklamaları bizce oldukça önemli ve üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu ile bir kriz grubu kurduklarını kaydeden Birol, tüm dünyanın ama özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu krizden en fazla etkilenen ülkeler olacağını belirterek, "Hem enflasyon açısından, hem cari açığın artması, ekonomik büyümenin yavaşlaması, belki de resesyona girmesi açısından ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya kalacaklar. Onlara nasıl yardım edebiliriz? O ülkelere yardım konusunda acil kriz grubu kurduk" söyleminin de oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

Birol, son 50 yılda 3 büyük enerji krizi olduğunu belirterek, "73 petrol krizi, 79 petrol krizi ve Rusya-Ukrayna savaşından sonra Avrupa'daki gaz krizi. Şu anda kaybedilen petrol ve doğalgaz diğer üçünün toplamından fazla. İkincisi, sadece petrol ve doğalgaz değil; Hürmüz Boğazı'ndan geçen gübre, petrokimya, helyum gibi dünya ekonomisi için son derece önemli emtia akışı da durdu. Bunlar da tarım sektörünü bire bir etkileyecek ve zaman içerisinde gıda fiyatlarını yükseltecek. Yani oldukça ciddi global ekonomik sorunla karşı karşıyayız ve bazı ülkeler hâlâ bunun vahametini anlamış değiller" yorumunun da size belirtmeye çalıştığımız farklı riskleri göstermesi açısından oldukça önemli olduğunu ifade ediyor.

Bu sürecin gidişine göre 2 yıla yakın bir süre dünya enerji piyasalarının volatil bir dönemden geçebileceğini kaydeden Birol, "Bu nedenle özellikle gelişmekte olan, petrol ve doğalgaz ithal eden ülkeler için zor bir döneme giriyoruz diyebilirim. Bu ülkelerin durumunu bugünden yarına düzeltecek sihirli değnek yok. Umudum, bir an önce Hürmüz Boğazı'nın açılması ve zararın çok büyük olmasının engellenmesi" söylemleriyle de potansiyel risklere işaret ediyor.

Aslında bu sürecin uzaması, petrol ve doğalgaz üzerinden oluşan krizin daha da geniş zamana yayılma riski; sadece gelişen ve petrol ihraç eden ülkeler için değil, ABD, AB ve Çin gibi önemli büyüklükler için de oldukça kritik görünüyor.

Daha önce sizinle paylaştığımız Christine Lagarde’ın; Orta Doğu'daki savaşın etkilerini değerlendirirken rehavete kapılınmaması gerektiği yönünde uyarıda bulunması önemliydi. Enerji altyapısında meydana gelen tahribata dikkat çeken Lagarde, "Şu anda hayal edebileceğimizin ötesinde bir şokla karşı karşıyayız" ifadelerini kullanmıştı. "Bence hasar yıllar sürebilir, çünkü bunu daha önce yaşadık; gerçek sonuçları, tedarik zincirindeki etkileri ve belirli bir üretim için kritik öneme sahip hammadde türlerini okudukça, gerçek sonuçları yavaş yavaş anlıyorsunuz" demişti. Bu da AB bölgesi için birçok sorunun ortaya çıkması anlamına geliyor. Önemli bir gösterge olarak takip ettiğimiz Avrupa tahvillerinin mevcut seyri de bize bunu net olarak gösteriyor. Almanya 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 3,00 civarında kalmaya devam ederek risk bölgesine yakın ilerliyor. Fransa, İspanya ve İtalya gibi önemli ülkelerin de tahvillerinde durum farklı değil. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ile görece düşük politika faizine rağmen tahvillerin bu seyri dikkat çekici.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's’un da ABD ile ilgili uyarıları dikkat çekici. Orta Doğu'da savaşın tırmanmasının jeopolitik dinamiklerdeki kırılganlığı ortaya koyduğunu ve çatışmanın süresi ile kapsamına bağlı olarak ABD ekonomisi ile kredi koşulları üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğini bildirdi.

S&P tarafından yapılan açıklamada, temel senaryonun askeri çatışmanın görece kısa süreli olacağı yönünde olduğu kaydedilirken, daha geniş kapsamlı etkiler ile aralıklı güvenlik olaylarının bu sürenin ötesine uzayabileceğinin de değerlendirildiği aktarıldı. Açıklamada, uzayan veya genişleyen bir çatışmanın enerji piyasalarında ve tedarik zincirlerinde daha fazla bozulmaya yol açabileceği, bunun da enflasyonu yeniden yükseltebileceği ve ekonomik büyümeyi zayıflatabileceği ifade edildi.

ABD'nin net enerji ihracatçısı olmasına rağmen ham petrol ithalatını sürdürdüğüne işaret edilen açıklamada, ekonominin Orta Doğu kaynaklı bazı ürünlere bağımlı olduğu vurgulandı. Özellikle Körfez ülkelerinin alüminyum, gübre ve pestisitler ile petrol ve kömür ürünlerinde önemli tedarikçiler arasında yer aldığı belirtildi. Enerji ve emtia fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde kalması ile tedarik zinciri sorunlarının devam etmesinin, ABD'li şirketler için hâlihazırda yüksek olan girdi maliyetlerini daha da artırabileceği ve hane halkının karşı karşıya olduğu satın alma gücü baskısını güçlendirebileceği kaydedildi.

Tüketici ve işletme güvenindeki zayıflama ile harcamalarda yaşanabilecek geri çekilmenin ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekilen açıklamada, ABD'nin ekonomik büyümesini destekleyen veri merkezi yatırımlarının da yükselen enerji maliyetleri ile ekipman ve inşaat malzemelerinde yaşanabilecek olası arz sıkıntıları nedeniyle yavaşlayabileceği ifade edildi. Girdi maliyetlerini yükselten ve talebi zayıflatan uzun süreli tedarik zinciri kesintilerinin daha geniş bir sektör grubunu önemli ölçüde etkileyebileceği vurgulandı. Çatışmanın beklenenden uzun sürmesi hâlinde finans kurumları, sigorta şirketleri ve kamu finansmanı kuruluşlarının yükselen enflasyon, zayıflayan büyüme ve güven kaybından kaynaklanan ikincil etkilerle karşı karşıya kalabileceği belirtildi.

Bu önemli uyarılara benzer, hatta daha sert tonda açıklamalar devamlı görmekteyiz. Tam bu noktada geçen sayıda verdiğimiz önemli bir isimden uyarıyı tekrarlamakta büyük fayda görüyoruz. Görüşlerine çok önem verilen ve dünyanın en saygın makro yatırımcılarından biri olan Ray Dalio’nun söylemleri çok dikkat çekiciydi. Dalio; Orta Doğu’da tırmanan savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki blokajın, ABD’nin dünya düzenindeki hâkimiyetini sona erdirebilecek bir kırılma noktası olduğunu savundu.

Dalio, tarihteki imparatorlukların çöküş süreçleriyle mevcut tablo arasında doğrudan paralellikler kurdu. 1956’daki Süveyş Krizi’ne atıfta bulunarak, İngiltere’nin o dönemde yaşadığı stratejik yenilginin "Britanya İmparatorluğu’nun sonu" olduğunu hatırlattı. ABD’nin benzer bir sınavla karşı karşıya olduğunu belirten Dalio, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin engellenmesi veya bu geçişlerde dolar dışı para birimlerinin, özellikle Çin yuanının kullanılmaya başlanmasının, ABD’nin küresel ekonomik gücüne indirilmiş en büyük darbe olacağını özellikle vurguladı. Dalio’nun analizinde en dikkat çekici noktalardan biri ise petrol ticaretinde doların baypas edilmesi senaryosu oldu. Eğer Hürmüz Boğazı’ndan geçişler için İran veya bölgedeki diğer aktörler Çin yuanı gibi alternatif para birimlerini şart koşarsa, bu durumun "petrodolar" sistemini çökerteceğini ifade etti. Dalio’ya göre, doların rezerv para birimi statüsünü kaybetmesi, ABD’nin borçlarını finanse edememesi ve küresel gücünün aniden buharlaşması anlamına gelebilir. İşte bunlar bugün daha fazla konuşulur hâle gelmiş durumda. Hatta dikkatimizi çeken bazı haber başlıkları bu sürece dair önemli uyarıları da içeriyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Şi Cinping, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefonda görüştü. Hürmüz Boğazı'nın açık olmasının bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun ortak menfaati olduğunu ifade eden Şi, uluslararası deniz yolunun olağan seyrüsefere açık olması gerektiğinin altını çizdi. Bizce bu önemli bir açıklama ve dolaylı bir uyarıyı içeriyor.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan çatışma nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, BAE, Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştıran Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergâhı konumunda bulunuyor. Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğalgazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Yani Çin de süreçten doğrudan etkilenmiş durumda ve buna karşı bazı önlemleri de arka planda almaya devam ediyor.

Bu arada ABD yönetimi, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında mayıs ayında yapılması beklenen kritik zirve öncesinde, Pekin’e yönelik "enerji kartını" masaya sürmüş oldu.

İran’ın petrol gelirlerini kesme stratejisi kapsamında, Çin’in "mega" özel rafinerilerinden Hengli Petrochemical yaptırım kapsamına alındı. Washington, bugüne kadar Çin’in "teapot" yani "çaydanlık" olarak adlandırılan küçük ölçekli bağımsız rafinerilerini hedef alırken, Hengli kararı bir "stratejik eşik" olarak görülüyor. Günlük 400 bin varil ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Hengli, Çin’in en modern entegre tesislerinden biri konumunda.

Şirket aynı zamanda Saudi Aramco’nun önemli müşterileri arasında yer alıyor. Hengli, tekstilden oyuncağa kadar pek çok ürünün hammaddesi olan Saf Tereftalik Asit, PTA üretiminde dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri. Yaptırım kararı sonrası Asya’daki en az iki büyük petrokimya müşterisinin siparişlerini iptal ettiği bildirildi.

Hengli Petrochemical, pazar günü yaptığı açıklamada ABD’nin iddialarını "asılsız" olarak nitelendirdi ve şu önlemleri paylaştı: Şirket, operasyonlarını etkilenmeden sürdürebilmek için üç aydan fazla süreli ham petrol envanterine sahip olduğunu duyurdu.

Gelecekteki alımların ABD doları yerine Çin yuanı, CNY üzerinden normalize edileceği belirtildi. Bu durum, küresel ticarette doların hâkimiyetine yönelik yeni bir "de-dolarizasyon" örneği olarak kaydedildi.

İşte bu örnek ve bu örneklerin çoğalması, Ray Dalio’yu haklı çıkarırken ABD’nin de asla istediği bir durum olmayacaktır. Bu sürecin sadece bir enerji krizi ve yüksek petrol fiyatlarının etkileşimi olarak değil, bambaşka bir döneme doğru ilerlediğimizi de net olarak görmek gerekiyor.

Bu arada enerji uzmanları, yaptırımların etkisinin sadece petrolle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunuyor. Hengli’nin dolar bazlı ödeme sisteminden çıkarılması, Doğu Asya genelindeki yüzlerce kimyasal, sentetik elyaf ve tekstil üreticisinin ham madde tedarikinde aksamalara yol açabilir. Bu durum, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle sekiz haftadır yüksek seyreden maliyetlerin üzerine yeni bir "tedarik enflasyonu" ekleyebilir.

Bir önemli uyarı da enerji alım satımı yapan dünyanın önde gelen şirketlerinden geldi. Bazı önemli şirketler, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesinin yakıt talebini olumsuz etkilemesi nedeniyle küresel resesyon riskinin arttığı konusunda uyarıda bulundu. Bu hayati enerji kanalı, şubat sonunda savaşın başlamasından bu yana İran dışındaki gemilere büyük ölçüde kapatılmış durumda ve bu durum yüz milyonlarca varil arzın kesilmesine neden oluyor. Tüketici ülkeler, bu açığı kapatmak için acil durumlar için tuttukları tampon stoklarını tüketiyorlar. Çin, Japonya ve Güney Kore’deki petrokimya üreticileri faaliyetlerini kısıtladı.

Şişelerden elektrikli ev aletlerine kadar her alanda kullanılan plastik üretimi azaldı. Vietnam’dan Hollanda’ya kadar birçok ülkedeki havayolu şirketleri uçuşları iptal ediyor veya bu yönde acil durum planları hazırlıyor. Güneydoğu Asya genelinde, yakıt ve gübre maliyetlerinin artmasıyla hasat zamanı gelmiş pirinç tarlaları atıl durumda.

Uluslararası tahminciler, çatışmanın ekonomik büyümeyi ve petrol talebini zayıflattığını zaten kabul ederken; Vitol Group, Gunvor Group ve Trafigura Group gibi petrol alım satımı yapan kurumlar, Hürmüz yakında açılmazsa durumun daha da kötüye gideceği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Vitol Group CEO’su Russell Hardy; çeşitli kaynaklardan stokların çekildiğine işaret ederek, “Arzı ödünç aldık. Ancak bunu sonsuza kadar yapamazsınız. Bu talebi kısıtlamak zorunda kalmanın resesyonist sonuçları vardır” dedi.

Hardy, savaşın şu ana kadar günlük yaklaşık 4 milyon varillik talebi ortadan kaldırdığını, Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa bu rakamın artacağını söyledi. Gunvor’un araştırma başkanı Frederic Lasserre de boğazın üç ay boyunca kapalı kalmasının dünya çapında bir resesyona yol açabileceğini öngördü. Trafigura Group’a göre, tüketimdeki darbe şu ana kadar en çok Asya’da yoğunlaşsa da küresel fiyatlar tepki verdikçe yayılacak. Bu da ekonominin global ölçekte adım adım daralması anlamına geliyor.

Bütün bu uyarılar ve burada yer veremediğimiz daha fazla uyarının bize gösterdiği en net rasyonel sonuç; petrol fiyatlarının dengeye gelmesi ve petrol ile doğalgaz arzının hızlıca dengeye kavuşarak alışılan normallere geri dönmesi gerektiği. Bu süre uzadıkça hasarın boyutunun artma ihtimalleri; finansal sistemden reel ekonomilere kadar birçok alanda ciddi kriz süreçlerinin ortaya çıkma ihtimalleri anlamına geliyor.

Bu sürecin sonunda mutlaka yeni oluşan dengelerde kazananlar ve süreci fırsata dönüştüren ülke ve bölgeler de olacaktır. Bu paralelde mevcut sürecin risk ve fırsat analizlerini de çok iyi yapmak gerekiyor.


Dolar endeks grafiği
Dolar endeks grafiği

Dolar Endeksi tarafında, yükseliş trendi içinde hep uyardığımız ve hedeflediğimiz gibi, 2025 içinde tekrar yaşanan yükseliş ile ocak ve şubat aylarında çok kritik direnç olan 110’lar test edildikten sonra, Fed’in adımlarına, Trump politikalarına ve yükselen petrol fiyatlarına bağlı olarak mevcut durumda hâlâ 95-105 bandı içinde denge aranıyor. Bu süreç, yakından izlenmesi gereken bir görünüm olarak karşımıza çıkıyor. 2026 yılında risk iştahının devamı ve gelişen ülkelerin kur tarafında manevra alanının korunabilmesi için Dolar Endeksi’nin kısa ve orta vadede tekrar güçlü dolar riski oluşturmaması gerekiyor. Bu nedenle Dolar Endeksi’nin en azından 90-100 bandının içinde kalması, özellikle son gelişmelerden sonra çok önemli olacaktır. Bundan sonraki süreçte petrol fiyatlarının seyri, Trump politikaları ve Fed adımları dışında ECB ve diğer merkez bankalarının politikalarına ve potansiyel jeopolitik savaş risklerine de bağlı olarak 100-105 üzerinde güç kazanarak tekrar 110-115 bandına olası hareketler oluşursa, bu durum piyasalarda kısa-orta vadeli stresin tekrar çok ciddi artması anlamına gelecektir.

Dolar - TL grafiği
Dolar - TL grafiği

Dolar-TL tarafında savaş etkisiyle yükselişe geçen petrol ve Dolar Endeksi’nin etkisini azaltmak ve gelen talebe cevap vermek için görece yüksek faiz ve rezervlerin kullanılmasıyla bir denge sağlandığını, hatta rezervlerin bir kısmının tekrar geri kazanıldığını izliyoruz. Mevcut durumda işlemlerin, TCMB politikalarına da paralel şekilde 44,50-45,50 bandında ve 45,00’lerin hafif üzerinde şimdilik minik adımlarla devam ettiğini görüyoruz. Serbest piyasa ile resmi kur arasındaki makasın da yine TCMB etkisiyle şimdilik normal seyrini koruduğunu takip ediyoruz. TCMB rezervleri yanında, yerli yatırımcının TL’ye ilgisinin devam etmesi ve yabancı yatırımcının tekrar TL varlıklara ilgisinin güçlenmesi kur sürecini belirlemeye devam edecektir. Teknik olarak büyük resimde 45,00 üzerinde potansiyel kalıcılık korunursa, ilerleyen süreçte 48-55 bandı içinde bir seviye hedef olacaktır. Ayrıca kısa, orta ve uzun vade adına bu bandın üst seviyesinin geçilmemesi önemli olmaya devam edecektir.

Euro - Dolar parite grafiği
Euro - Dolar parite grafiği
Parite tarafında, Trump politikalarının dolar üzerinde oluşturduğu negatif etkileşim ve Dolar Endeksi’nin sert geri çekilmesine paralel olarak 1,14-1,20 bandına beklenmedik bir ilerleme yaşandı. Hafif güçlenen dolara paralel olarak savaş etkisi ve yükselen petrol fiyatları süreci de fiyatlanmaya başladı. Parite şimdilik bu aralıkta kalmaya devam ediyor. Bundan sonraki süreçte petrolün seyri, Trump politikaları dışında Fed ve ECB’nin adımlarına paralel olarak euro ile dolar arasındaki denge arayışı çok önemli olacaktır. Önümüzdeki süreçte yaşanan krizlerin nereye evrileceği, ECB ve Fed kararları ile ABD ve AB içindeki politika adımları parite tarafında belirleyici olacaktır. Bu nedenle her iki yönde sert ve ani hareketler görülme ihtimali korunacaktır. Euro’nun kalıcı değerlenme süreci için en altta destek olan 1,12-1,14 bandı üzerinde kalması çok önemli olmaya devam ediyor. Güç kazanımı devam ettikçe, 1,15-1,18 üzerine güçlü geçişlerde 1,20-1,25 bandı potansiyel hedef olarak izlenecektir.
Euro - TL grafiği
Euro - TL grafiği

Euro-TL tarafında 53,18’ler ile yeni bir rekor kırıldıktan sonra, paritenin son dönem denge arayışına bağlı olarak ve TCMB’nin bekle-gör’e geçmesi sonrası, biz bu yazıyı hazırlarken mevcut durumda 52,50-53,50 bandında denge aranmaya devam ediliyor. Önümüzdeki süreçte jeopolitik ve siyasi dinamikler dışında, TCMB’nin faiz adımları ve yeni ekonomik sürecin getireceği ek adımlar yanında; Dolar Endeksi, parite ve petrol tarafındaki gelişmelere ek olarak, reel efektif kur endeksi içinde TL’nin olası hareketlerine bağlı şekilde daha yukarı hareketler geliştirme potansiyeli de masada durmaya devam edecektir. Teknik olarak 52-53 bandı içinde ve özellikle üzerinde güç kazandıkça, 54-57 bandı hem direnç hem hedef olarak görünüyor. Marjinal hedef olarak da 58-62 bandı orta ve uzun vadede önemli olacaktır. Kısa ve orta vadede dengelenme için, her ay güncellenen hâliyle 52-57 bandında süre geçirebilmek çok önemli olacaktır.

ABD 10 yıllık tahvil faizi
ABD 10 yıllık tahvil faizi

Bütün ülkelerin tahvil piyasaları, potansiyel faiz politikaları ve borçlanma maliyetlerinin belirlenmesi adına ABD 10 yıllık tahvil faizleri yakından izlenmeye devam ediliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri tarafında Fed’in temkinli duruşu, Trump politikalarının belirsizliği ve yaşanan ciddi jeopolitik gerginliklere paralel olarak hâlâ 4,00-4,50 bandı aralığında kalındığını görüyoruz. Bu hareketin tahvilde yeni bir hareketin başlangıcı adına fırsat olup olmayacağını anlamak için bundan sonraki süreçte savaşın bitmesi ve petrolün düşmesi yanında, Fed’in yeni başkan adayı belirleme süreci çok kritik olacaktır. Bu arada 2008 krizinden sonra ilk defa 5,00 seviyesinin görüldüğü gerçeği masada kalmaya devam ediyor. Gelecek dönemde kalıcı aşağı yönlü faiz hareketi oluşmaz ise birçok risk de masada kalmaya devam edecektir. Gözümüz bir yandan da piyasanın refleksini ölçebilme adına 2 yıllık ve özellikle 30 yıllık tahvil faizlerinde olmaya devam ediyor. Normalleşme için 3,50-4,00 bandına gelinmesi ve uzun vadede asıl buranın altına kalıcı şekilde inilmeye başlanması gerekiyor.

BIST100 endeks grafiği
BIST 100 endeks grafiği

BİST’te savaşın devamı ve yüksek petrol fiyatlarına rağmen 11.500-13.000 bandı içinde gelen güçlü alımlarla yaşanan yükselişte 14.616 ile yeni rekor kırılmıştır. Yükselişte kalıp yeni rekorlara devam edebilmek için savaşın bitmesi, petrol fiyatlarının düşmesi ve küresel risk iştahının tekrar artması çok önemli olacaktır. Bununla beraber içsel dinamikler, TCMB faiz indirimleri, ABD-Türkiye ilişkilerinde iyileşme potansiyeli ve benzeri diğer olumlu haberler ile yabancı ilgisinin tekrar güçlü alımlara dönebilmesi ve yerli yatırımcının desteğinin devam etmesi oldukça önemli olacaktır. Teknik olarak kısa-orta vadede 13.000-14.500 bandı içinde ve üzerinde alımlar gelmesi, özellikle 14.500 üzerinde kalıcı olabilmek çok önemli olacaktır. Bu durumda 15.500-17.500 bandı yeniden hedef olmaya başlayabilecektir. Satışların güçlenmesi ve desteklerin zorlanması süreçlerine karşı çok temkinli olunmalı ve 13.000 altında kaldıkça en altta 11.000-12.500 bandını bu trendin sınır desteği olarak takip etmek önemli olacaktır.

Brent petrol grafiği
Brent petrol grafiği

Brent petrol tarafında Venezuela ve sonrasında en öne çıkan İran başlıkları, Trump’ın politikalarının potansiyel ticaret savaşına dönme ihtimalleri içermesi ve jeopolitik risklerin artarak devam etmesi sonucunda, geçen aylarda çok kritik eşik olarak belirttiğimiz 70-75 bandı hızla geçilerek 90-120 bandına ulaşıldı. Bu, küresel ölçekte her ülke için çok ciddi bir ek maliyet demek ve başta enflasyon, büyüme ve ek borçlanma ihtiyaçları olmak üzere her dinamiği ciddi şekilde etkileme riski anlamına geliyor. Savaş bitip petrol fiyatları tekrar aşağı yönlü dengeye oturmadıkça sıkıntılı sürecin maliyeti artacaktır. Son dönem yaşananlarda gördüğümüz gibi ekopolitik süreç normalleşmedikçe daha yukarı yönlü riskler masada kalmaya devam edecektir. Brent petrol tarafında ilk etapta en azından tekrar 75-85 bandına inebilmek ve sonrasında daha aşağı seviyelere ulaşılması çok önemli olacaktır. Bu olmadıkça, 2008 krizi öncesi olduğu gibi 100 dolar üzerinde kalarak yukarılara gitme potansiyeli oluşursa, özellikle enflasyon ile uğraşan global piyasalar için alarm sinyali olmaya devam edecektir.

Dolar bazlı BIST100 endeks grafiği
Dolar bazlı BIST 100 endeks grafiği

Görece ucuzluğun ve yabancı algısının en iyi takip edildiği ana grafik olan dolar bazlı grafiklerde, savaş etkisi paralelinde gelen sert yabancı satışlarının da etkisiyle tekrar 2,70-2,85 bandına geri dönülmüş ve buradan gelen güçlü alımlarla tekrar 3,00-3,30 bandına geri dönülmüştür. Bundan sonrası için yabancı yatırımcının alımda kalması ve satışa geçmemesi oldukça önemli olacaktır. Teknik olarak endeks 3,00-3,15 üzerinde kalıp 3,30 üzerinde güç kazanabildikçe 3,50-3,85 bandı hem ara hedef hem kritik uzun vadeli direnç olacaktır. Yukarıda saydığımız sebeplerle satışların ve düzeltmenin devamı durumunda çok dikkatli olunmalıdır. Özetle grafiklerin daha da bozulmaması için artık bir gerek şart olarak, yabancı alımlarla beraber tüm alımların mutlaka güç kazanması gerekmektedir.

Gösterge tahvil grafiği
Gösterge tahvil grafiği

Yüksek kalmaya devam eden enflasyon ve savaş koşulları sebebiyle yüksek kalan petrol fiyatları nedeniyle TCMB, temkinli ve proaktif bir duruşla politika faizinde değişikliğe gitmeden, gecelik borçlanma faizi üzerinden sıkı para politikası koşullarında kalmaya devam ediyor. TCMB, mart ve en son nisan ayında bekle-gör sürecinde kalıp gecelik faiz üzerinden borçlanma maliyetlerini 40-42’lere çekerken, önümüzdeki süreçte petrol fiyatlarının yüksek kalması durumunda ek tedbirler almak zorunda kalabileceğini de ifade etmeye devam ediyor. Alınan önlemlerle rezervlerde toparlanma ve CDS tarafında tekrar 200-250 bandına dönülmesi bir kazanım olarak görülmeli. Gösterge tahvilde ise sınırlı yabancı alımlarının da etkisiyle yüzde 39-41 bandına gelindiğini görmekteyiz. Bu kazanımlara rağmen faizlerin, savaş bitip petrol fiyatları normale dönene kadar mecburen yüksek kalacağı riskinin geçerli olduğunu belirtmek isteriz. Önümüzdeki dönemde gösterge tahvilde, koşullara göre yenilenen hâliyle 35-45 faiz aralığı içinde kalabilmesi ve özellikle 40’ların altına kalıcı inilmesi önemli olacaktır.

Ons altın grafiği
Ons altın grafiği

2025 yılı içinde de kısa bir düzeltme sürecinden sonra 2800’lerden başlayan hareket ile yukarı yönlü trend korunmuş, güçlü trend ve yeni ardışık rekorlarla ons altın 2026 senesine de çok güçlü bir giriş yapmıştır. Savaşa rağmen yükselen petrol etkisi altın üzerinde de etkili olmuş ve likidite ihtiyacının da karşılanması sebebiyle altın tarafında ciddi satışlar görülmüştür. Mevcut durumda 4000-5000 bandı içinde denge aranmaktadır. Bundan sonra da ağırlıklı yüksek borçluluk gölgesinde ilerleyen global tahvil piyasası, Trump’ın politikaları, Fed’in faiz adımları, savaş riskleri ve yüksek petrol fiyatları karşılıklı izlenmeye devam edilecektir. Masada yer almaya devam eden tüm risklere bağlı olarak, gelişmelere paralel şekilde ons altın tarafında her aylık kapanış çok önemli olacaktır. Teknik olarak güçlü trend içinde olası kâr satışları, en geniş resimde maksimum 3500-4500 bandı içinde ve üzerinde karşılandıkça güçlü trendin seyri korunacaktır. Alım tarafında özellikle 5000-5300 üzerinde 5500-5700’ler ve devamında 6000-6500 bandı, yenilenen hedef potansiyel seviyeler olarak takip edilecektir.

VIOP endeks grafiği
VIOP endeks grafiği

VİOP tarafında yakın vadede savaş sürecinin devamına rağmen yaşanan son güçlü yükseliş süreci paralelinde 16.962 ile yeni rekor görüldü. Mevcut durumda petrolde yaşanan yükselişin potansiyel negatif etkisini göz ardı etmemek gerekiyor. Spot tarafta yaşanan yükselişin devamı ve alıcıların güç kazanmasıyla oluşacak momentumun güçlenerek daha kalıcı hâle gelmesi ve pozitif havanın korunması, spot piyasalar için olduğu kadar vadeli piyasalar adına da çok önemli olacaktır. Bu olmadıkça geri çekilmenin devam etme riski masada kalacaktır. Önümüzdeki dönemde yön arayışında yabancı hareketleri önemli olmaya devam edecektir. Teknik olarak büyük resimde içinde bulunduğumuz 16.000-17.000 bandı içinde kalınarak orta vadede 17.500-19.000 geniş bandına doğru ilerleyebilmek önemli olacaktır. Satışlar tekrar güçlenir ve 16.000 altında kalıcılık oluşursa 14.000-15.500 geniş bandı, orta vadeli yükseliş trendinin korunması adına çok ciddi destek bölgesi olarak takip edilmelidir.

SP500 endeks grafiği
SP500 endeks grafiği

S&P 500 endeksini anlatırken altını çizerek kullandığımız cümleyi, görülen lüzum üzerine 2026 yılında da tekrarlamaya devam edeceğiz: “Global borsalar için bir amiral gemisi niteliği taşıyan ve son zamanlarda yaşanan uzun soluklu yükselişinden ötürü pahalı olması ve balon ihtimali sebebiyle dikkat çekilen, ciddi bir düzeltme potansiyeli taşıyan ve düşüşler de yaşayan endeksin 2026 senesi içindeki seyri de global borsalar adına oldukça önemli olacaktır. Bu endeksin yükselişe devam etmesi global ölçekte bütün borsalara yükseliş için şans verirken, ciddi düzeltmeye devam etme ihtimali ise ciddi anlamda topyekûn satış gelme riskini de beraberinde getirecektir.” Mevcut durumda endekste savaş etkisi ve yüksek petrol fiyatlarına paralel satışlar yaşanmış ve kritik destek dediğimiz 6500’lere doğru bir geri çekilme oluşmuştur. Buradan gelen teknoloji hisseleri önderliğinde güçlü alımlarla 7168 ile yeni rekor seviyesine ulaşılmıştır. Bundan sonra geçen dönemlerde güçlü geri dönüşlere ve yenilenen rekorlara rağmen endeks için dikkatli ve temkinli olunmaya devam etmek gerekiyor.

Bu yazının başlığı, yazardan bağımsız olarak editoryal bir şekilde hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026