Küresel piyasalar 2026’ya risk ve belirsizlikle giriyor

Cüneyt Paksoy
12:00, 04/04/2026, Cumartesi
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Küresel piyasalar 2026’ya risk ve belirsizlikle giriyor
Yeni yıla hızlı bir giriş, farklı bir Davos, risklere dair önemli tespitler

Piyasalar, çok yoğun geçen ocak ayının ardından, yine aynı yoğunlukta geçmeye aday şubat ayına güçlü bir ajandayla giriş yapıyor. Sizlerle geçen sayıda paylaştığımız iki önemli jeopolitik risk başlığı da gündeme gelmiş durumda. Geçen sayıda bu başlıklara yer verirken şu ifadelere yer vermiştik: “Bunlar yanında ABD’nin tek taraflı olarak Venezuela’ya yönelik tavrı ve petrol kaynaklarına dair mütecaviz adım ve açıklamaları ile Trump’ın bir kez daha ‘ulusal güvenlik’ gerekçeleriyle Grönland’a ihtiyaçlarının olduğunu vurgulaması ve bu kapsamda burası için özel temsilci atadıklarını belirtmesi de oldukça önemli.”

Trump, “Grönland’a sadece madenler için değil, finansal güvenlik için ihtiyacımız var. Ulusal güvenlik için Grönland’a ihtiyacımız var. Grönland’a bakarsanız, kıyı şeridini baştan sona gözden geçirirseniz, her yerde Rus ve Çin gemileri olduğunu görürsünüz. Ulusal güvenlik için ona ihtiyacımız var. Oraya sahip olmalıyız, Grönland çok önemli” diye konuştu.

Nitekim ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı gerçekleştirildiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurarak, eşi benzeri zor görülecek bir operasyonla süreci Venezuela yönetimine ve ülkenin petrol, altın gibi kaynaklarını kullanabilecek bir noktaya taşıdı. Zaten ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de suç duyurusunda bulunulduğunu; Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma” suçlamalarının yöneltildiğini açıklamıştı.

Dünya kamuoyunda çok tartışılan ve uzun süre tartışılmaya devam edecek bu operasyonun ardından ABD Başkanı Trump, Grönland ile ilgili baskıyı da devreye soktu. Danimarka dışında Avrupa Birliği ile ekonomik yaptırım ve ek vergi uygulamaları üzerinden sert bir restleşmeye giren Trump, başlıklar arasında zaman bırakmadan yeni yıla hızlı bir giriş yapmış oldu. Sonrasında ve Davos’ta bir uzlaşı zemini üzerinde görüşmeler sürerken Trump, “bedelini verelim ve alalım” diyerek konuyu bambaşka bir zemine de taşımış oldu.

Bu önemli iki başlık gündemde yerini korurken Trump, İran ile süreci başka bir boyuta taşımaya başladı. İran’da yaşanan olayları ve yönetim karşıtlığını izlediklerini, yönetim karşıtlarının yanında olduklarını belirten Trump, “İran’ın yanında büyük bir donanmamız var. Venezuela’dakinden daha büyük. Bizim kararlı duruşumuza paralel anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar” diyerek hem baskıyı kurduklarını hem de anlaşmaya açık kapı bıraktıklarını belirtmiş oldu.

Muhtemelen bu yazı size ulaştığı süreye kadar hem bu başlıklarla ilgili yeni gelişme ve açıklamalar hem de belki yepyeni başlıklar görmemiz büyük bir ihtimal dâhilinde. Bu hız ve öngörülemez tavır, piyasalarda şimdilik çok fazla karşılık bulmuyor gibi görünse de ABD tahvillerinde, özellikle yakından takip ettiğimiz ABD 10 yıllıklarda düşüş yaşanmaması ve 4,00–4,50 bandında kalınmaya devam edilmesi; dolarda yaşanan sınırlı değer kaybına karşılık altın, gümüş ve platin gibi önemli madenlerde üst üste yeni rekor seviyelerin gelmesi, sürecin risk tarafında pozisyonlanma etkisini bize net bir şekilde gösteriyor.

Trump’ın bu bilinmez ve öngörülemez tavrının yeni yeni sorunlar oluşturma kapasitesi taşıması piyasalar tarafından endişeyle izlenirken, tam bu noktada Financial Times Baş Diplomasi Yazarı Gideon Rachman’ın Davos 2026 kapsamında yaptığı değerlendirme oldukça önemli. Rachman, küresel düzenin geleceğine ve ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğinin yarattığı belirsizliklere dikkat çekerek, dünyanın İstikrarlı birçok kutuplu düzene doğru ilerlediği yönündeki görüşe katılmadığını söyledi. Rachman, Beyaz Saray’da Donald Trump olduğu sürece küresel istikrardan söz etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Trump’ın mevcut dünya düzenini parçalamaya çalıştığını belirten Rachman, Birleşmiş Milletler’e rakip olabilecek alternatif bir yapı kurma arayışı içinde olunduğunu dile getirdi. Trump’ın Grönland’ın ilhakı, Avrupa’ya yönelik tarifeler ve İran’a ilişkin askerî adımlar gibi konularda sık sık değişen tutumlarının küresel sistem açısından ciddi bir istikrarsızlık kaynağı oluşturduğunu vurguladı.

Rachman, önümüzdeki on yıl içinde liberal demokrasiler açısından en büyük tehdidin dış jeopolitik baskılardan ziyade iç siyasi riskler olacağını savundu. Bu kapsamda ABD’nin bizzat risk altında olduğunu ifade eden Rachman, ülkede otoriter eğilimlerin belirginleştiğine dikkat çekti.

Rachman, Venezuela’ya ilişkin kararların Kongre onayı olmadan alınmasını da bu sürecin bir göstergesi olarak değerlendirdi. ABD’nin dünyanın en önemli demokrasilerinden biri olduğunu vurgulayan Rachman, ülkede yaşanan her gelişmenin küresel atmosferi doğrudan etkilediğini belirtti. Rachman ayrıca, bu süreçte ülkelerin ABD’den uzaklaşma eğilimine girebileceğini, bunun da Batı ittifakı ve NATO açısından zorlu bir döneme işaret ettiğini ifade etti.

Bunlar bizce oldukça önemli uyarılar. Trump, ABD içinde yaşanacak erken seçime doğru daha rasyonel bir zemine doğru ilerler mi bilemiyoruz; ancak sizlerle hep paylaştığımız gibi ABD ve dünya bu kadar borçlu iken ve borçlar tahvil piyasalarını tehdit edecek şekilde büyümeye devam ederken, bu sürecin bilinmezliklerinin getireceği risklerin piyasalarda ciddi kırılma riskleri oluşturduğunu da net olarak gözlemliyoruz.

Bu arada bu risklere paralel olarak bizce ikinci önemli uyarı notları da yine Financial Times’ın başyazarı Martin Wolf’tan geldi. Davos’ta yaptığı açıklamalarda Wolf, ABD’de Donald Trump’ın ikinci kez seçilmesiyle birlikte küresel düzende yaşanan kırılmayı, güven krizini ve ülkelerin artan jeopolitik risklere karşı “hedge” arayışını değerlendirdi.

Wolf, küresel sistemin uzun süredir devam eden entegrasyon döneminden uzaklaşarak yeni bir kırılma sürecine girdiğini belirtti. Trump’ın ikinci kez seçilmesinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ittifak ve ticaret düzenine yönelik belirsizliği artırdığını ifade etti.

Wolf’a göre Trump’ın yaklaşımı, “Ne iyi görünür?” sorusundan çok, “Ben bundan ne kazanıyorum, bana ne teklif edeceksin, bana ne kadar para vereceksin?” ekseninde şekilleniyor. Bu durumun ABD’ye yönelik güveni zayıflattığını belirten Wolf, güvenin küresel entegrasyon döneminde temel unsur olduğunu; ancak artık “silahlandırılmış karşılıklı bağımlılık” dönemine girildiğini dile getirdi.

Wolf, özellikle dolar merkezli finansal sistemin yaptırımlar yoluyla bir baskı aracına dönüşmesinin ülkeleri endişelendirdiğini vurgulayarak, aktörlerin kırılganlıklarını azaltmak amacıyla daha kapalı ve temkinli pozisyonlar almaya başladığını söyledi. Wolf, bu sürecin “kopuşu” hızlandırabileceğini kaydetti.

Wolf, “Dünya tek kutuplu değil. İki süper gücün dünyası. 20. yüzyıl boyunca ABD açık ara en güçlü ülkeydi. Şu an itibarıyla iki büyük güç var. ABD’nin güçlü ülkelerle büyük ittifaklar kurma avantajı vardı ama bunu kendi eliyle zayıflattı. Dolayısıyla ABD tek başına hegemonik bir rol oynayamaz. Bence oynamak da istemiyor. İkinci nokta: Trump yönetimindeki ABD, hegemonik rol üstlenmek istemiyor. Tam olarak ne isterse onu yapmak istiyor, özgür olmak istiyor. Bu hegemonik rol dediğimiz şey, geçmişte aşina olduğumuz biçimiyle hem güç, hem bağlılık hem de güven gerektirir. Ama şu an bu koşullar yok” dedi.

Bunlar da önemli tespitler. Bir kırılma sürecine doğru ilerlerken, 2026 içinde yaşanacakların hem küresel siyasal sistem hem de finansal sistem için çok önemli değişimlere geçişte bir köprü vazifesi göreceği anlaşılıyor.

Yine bu bağlamda Kanada Başbakanı Mark Carney’in Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) yaptığı açıklamalar da oldukça önemli. Carney, “kurallara dayalı uluslararası düzen” anlatısının artık sürdürülemez hâle geldiğini söyledi.

Carney, konuşmasında kurallara dayalı düzen anlatısının bir kurgu olduğunu zaten bildiklerini; güçlü olanların işlerine geldiğinde kendilerini bu kurallardan muaf tuttuklarını ve ticaret kurallarının asimetrik biçimde uygulandığını da bildiklerini ifade etti. Carney, “Uluslararası hukukta suçlanan ya da mağdurun kimliğine göre farklı sertliklerde uygulandığının da farkındayız.” dedi.

Carney, “Açık konuşayım. Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız. Son 20 yılda finans, sağlık, enerji ve jeopolitikte yaşanan krizler, aşırı küresel entegrasyonun risklerini açıkça ortaya koydu. Fakat son dönemde büyük güçler ekonomik entegrasyonu birer silah olarak kullanmaya başladılar. Gümrük vergilerini bir kaldıraç, finansal altyapıyı bir baskı unsuru, tedarik zincirlerini ise istismar edilecek zafiyetler olarak gördüler. Entegrasyonun bizzat kendisi boyun eğdirilmenizin kaynağı hâline gelmişken, “entegrasyon yoluyla karşılıklı fayda” yalanı içinde yaşamaya devam edemezsiniz” dedi.

Hatta Carney, söylemlerini bizce çok daha önemli bir noktaya taşıdı. Orta ölçekli ülkelerin tek başına hareket ederek büyük güçler karşısında etkili olamayacağını vurgulayan Carney, bu ülkelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Carney, “Eğer masada yoksak, menüdeyiz demektir” ifadelerini kullanarak, büyük güçlerin şu aşamada tek başlarına hareket edebilecek ekonomik büyüklüğe, askerî kapasiteye ve uluslararası şartları belirleyebilecek nüfuza sahip olduklarını dile getirdi. Orta ölçekli güçlerin ise bu ayrıcalıklara sahip olmadığını belirtti.

Carney, bu durumu “boyun eğmeyi kabul ederken sergilenen bir egemenlik performansı” olarak tanımladı. Büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı bir dünyada, arada kalan ülkelerin iki seçenekle karşı karşıya olduğunu belirten Kanada Başbakanı; ya büyük güçlerin desteğini kazanmak için birbirleriyle yarışılacağını ya da birleşerek etkili bir “üçüncü yol” inşa edileceğini söyledi.

Sert gücün yükselişinin, meşruiyetin, dürüstlüğün ve kurallara dayalı düzenin gücünü gölgede bırakmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Carney, bu değerlerin birlikte savunulması hâlinde hâlâ güçlü ve etkili olunabileceğini ifade etti.

Ardışık gelen bu önemli tespitlere ve açıklamalara baktığımızda; ABD kaynaklı başlayan, AB bölgesini içine alan, Çin, Rusya ve Hindistan gibi önemli büyük devletlere uzanan perspektifte finansal piyasaların çok sayıda başlığı, gerilimi ve gelişmeyi aynı anda takip etmek zorunda kalacağı ve sistemin her anlamda sorgulanacağı bir döneme girdiğimizi görmekteyiz.

Böyle dönemlerin çok önemli fiyat değişimleri getireceğini, finansal sistemde kırılganlıkları artıracağını ve daha önce belirttiğimiz gibi sorunlu dünya ticareti üzerinden reel sektör sorgusunun çok daha öne çıkacağı bir sürecin içinde olduğumuzu belirtmek isteriz. İşte bu noktada, daha önce sizlerle paylaştığımız gibi, yalnızca yatırım amaçlı değil, tüm potansiyel riskleri hedge edecek bir risk anlayışı içinde ilerlemenin ne kadar önemli olduğunu da bir kez daha bu vesileyle hatırlatmak isteriz.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Davos’ta yaptığı açıklamalarla bu değerlendirmelerimizi doğrulayan bir çerçeve çizdi. Ekonomik parçalanmanın küresel büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapan IMF Başkanı, ticaret engellerinin ve jeopolitik bloklaşmaların dünya ekonomisinde verimlilik kayıplarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Georgieva, sürdürülebilir bir büyüme için uluslararası iş birliğinin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Teknoloji dünyasındaki yapay zekâ (AI) patlamasını da değerlendiren Georgieva, bu gelişmenin küresel ekonomi için hem bir fırsat hem de risk barındırdığını belirtti. IMF’nin analizlerine dayanarak, gelişmiş ekonomilerdeki işlerin yaklaşık yüzde 60’ının yapay zekâdan etkileneceğini öngördüklerini ifade eden Georgieva, bu sürecin verimliliği artırabileceğini; ancak sosyal eşitsizlikleri derinleştirmemesi için ülkelerin sosyal güvenlik ağlarını hazırlaması gerektiğini savundu.

Yine bu paralelde, Davos’ta önemli tespitler IMF eski Başekonomisti ve Harvard Üniversitesi Ekonomi Profesörü Gita Gopinath’tan geldi. Gopinath, küresel düzenin artık kalıcı biçimde değiştiğini belirterek, dünyanın bir yıl öncesine kıyasla dahi çok farklı bir noktada bulunduğunu ifade etti. Gopinath, bu yeni dönemde ülkelerin daha içe dönük politikalar izlediğini ve yeni ittifakların oluştuğunu söyledi. ABD, Avrupa ve Çin arasındaki ekonomik kopuşun boyutlarının henüz tam olarak netleşmediğini vurgulayan Gopinath, buna karşın temelde tamamen farklı bir küresel ortamda yaşandığını dile getirdi.

Gopinath, yüksek borçluluk, yüksek faiz ortamı ve yaşlanan nüfusun hâkim olduğu bir dünyada, yeni bir küresel stres testini tetikleyebilecek başlıca risk unsurlarına da dikkat çekti. Buna göre, ABD başta olmak üzere birçok bölgede enflasyonun beklenenden daha yüksek seyretme riski bulunduğunu ve bunun ABD Merkez Bankası’nı (Fed) faiz artırmaya zorlayabileceğini söyledi. Merkez bankası bağımsızlığının zarar görmesinin, özellikle uzun vadeli faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı.

Küresel ölçekte borç seviyelerinin çok yüksek olduğuna işaret eden Gopinath, bu nedenle tahvil piyasalarının faiz gelişmelerine karşı aşırı duyarlı hâle geldiğini belirtti. Ayrıca yapay zekâ alanındaki piyasa değerlemelerinin hâlen çok yüksek olmasının da potansiyel bir kırılganlık unsuru olarak öne çıktığını ifade etti. Gopinath’a göre dünya ekonomisi, jeopolitik parçalanma ile finansal kırılganlıkların iç içe geçtiği kritik bir geçiş sürecinden geçiyor.

Yukarıda özellikle paylaştığımız tüm görüşler; sizlere bu satırlarda uzun süredir anlatmaya çalıştığımız ana risklere ve potansiyel sonuçlara dair önemli vurgular ve öngörüler içeriyor. Görüldüğü üzere ana başlıklar, öne çıkan riskler, potansiyel piyasa tehditleri ve yapılması gerekenlerle yapılanlar arasındaki farkın yarattığı ortam, büyük bir buhran yaşama ihtimalini de içinde barındırıyor. Umudumuz, rasyonelliğin ve yeni arayışların sorunlara çözüm üretmesi yönünde; ancak bunun zorluğunu ve doğruları yapanlarla yapamayanlar ya da yapmayanlar arasında derin bir farkın oluşmaya başladığını görerek ilerlemek gerektiğini de not etmek gerekiyor.

Bu arada Fed’in bağımsızlığı, politikaları ve bunların önemi ile ilgili bugüne kadar çok şey yazdık. İleride de bu konuyu çok fazla konuşacak ve yer vereceğiz. Bu yazımızı, Bloomberg’in kurucusu Michael Bloomberg’in “Powell ve Fed’in işini yapmasına izin verin” başlıklı makalesinden alıntılarla bitirelim.

Bloomberg, “Ülkenin iyiliği için ve -şiddetli bir finans piyasası tepkisinin ardından muhtemelen yaşanacak halk desteği kaybını önlemek için- yönetim yeniden düşünmelidir” ifadesini kullandı.

Michael Bloomberg, Beyaz Saray’ın Fed üzerindeki baskıyı artırmasının yeni ve tehlikeli bir yetki aşımı olduğunu belirtti ve makalesinde şu ifadelere yer verdi: “Merkez bankası bağımsızlığının gerekliliği aslında yeniden ifade edilmeye gerek duymaz. Yatırımcılar para politikasının kısa vadeli siyasi hesaplamalara göre belirlendiğini düşündüklerinde, daha düşük faiz oranları ve dolayısıyla daha yüksek enflasyon bekleyeceklerdir. Bu durum da uzun vadeli faiz oranlarını yükseltecek (ki merkez bankası bunları doğrudan kontrol edemez), kredi maliyetini artıracak, özel yatırımları caydıracak ve kamu borcunun (ki ABD’de zaten sürdürülemez bir şekilde artıyor) ödenmesini zorlaştıracaktır.

Bağımsız bir Fed, iktidardaki hükümeti yanlış şeyler yapma baskısından korur; bu da ekonomiye yardımcı olur ve çok kısa vadeli durumlar dışında hükümetin siyasi çıkarlarına da hizmet eder. Beyaz Saray’ın hane halklarının maliyetlerini kontrol altına almak için her şeyi yapmaya hazır olduğunu göstermeye çalışması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak Fed’in bağımsızlığına yönelik doğrudan bir saldırı, bu gündemi baltalamaya hizmet ediyor.

Yönetim para politikasına müdahale ettiğinde, merkez bankasının Beyaz Saray’ın istediğini, yani finansman maliyetini düşürmeyi başarması daha zorlaşır. Bu, finansal panik ve ekonomik felaket için bir formüldür.

Başkanın rotasını değiştirmesi gerekiyor. Bu son gelişmeden dolayı aşırı hırslı yetkilileri suçlamalı, ateşkes ilan etmeli ve Beyaz Saray’dan para politikası yönetme niyetinde olmadığını söylemelidir. Yönetim, daha sonra Powell ve meslektaşlarının işlerini yapmalarına izin verme konusunda kararlı olmalıdır. Bu yıldırma kampanyasına devam etmek, ilgili herkesin pişman olacağı bir karar olacaktır.”

Bunlar, piyasanın tam ortasından gelen ve haberci kimliği de taşıyan önemli bir isimden çok önemli uyarılar. Uzun süredir sizlere anlatmaya çalıştıklarımıza paralel açıklamalar. Aslında bu mesajlar, sadece görev süresi bitmeye doğru giden Başkan Powell’a değil, bundan sonraki yeni Fed yönetimine dair bir destek ve uyarı metni olarak da okunmalıdır.

Belki de en anlamlı ve çarpıcı destek ise küresel merkez bankası yetkililerinden geldi. Trump yönetiminin baskısı altındaki ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell ile dayanışmak için önemli başkanlar bir araya gelerek ortak bir bildiri kaleme aldı.

Merkez bankası yetkilileri yaptıkları açıklamada, “Hizmet ettiğimiz vatandaşların çıkarları doğrultusunda fiyat, finansal ve ekonomik istikrarı sağlamak son derece önemlidir. Bu nedenle, hukukun üstünlüğüne ve demokratik hesap verebilirliğe tam saygı göstererek bu bağımsızlığı korumak kritik önem taşımaktadır” dedi. Bildiriye, aralarında Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın da bulunduğu 11 merkez bankası imza attı.

Özetle, çok önemli bir döneme girdiğimizin onayının netleştiği bir Davos sürecinin ardından piyasaların zorlu bir döneme girdiğini çok daha net görmüş olduk. Fırsatlar ve riskler arasında denge aranırken, etkin bir risk yönetiminin yanında nakitte kalmanın ve nakit kadar önemli olabilecek varlıklarda; özellikle önemli emtialarda, nadir elementlerde ve ekilebilir–biçilebilir tarım alanları dâhil alternatif yatırım başlıklarında pozisyon almanın ve bu pozisyonları korumanın ne kadar önemli olacağını da bu vesileyle hatırlatmak isteriz.

Uzun yıllardır savunduğumuz altın başta olmak üzere gümüş, platin ve bakırda yaşanan son dönem gelişmelerini de bu söylemlerimizin önemli bir provası olarak görmekte fayda var.

Dolar endeks grafiği
Dolar endeks grafiği

Dolar endeksi tarafında yükseliş trendi içinde hep uyardığımız ve hedeflediğimiz gibi 2025 içinde tekrar yaşanan yükseliş ile ocak ve şubat aylarında çok kritik direnç olan 110’lar test edildikten sonra, Fed’in adımlarına ve Trump politikalarına bağlı olarak yaşanan gerilemeye paralel olarak mevcut durumda 95-100 bandı içinde denge aranıyor ve bu yakından izlenmesi gereken bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.

2026 yılında risk iştahının devamı ve gelişen ülkelerin kur tarafında manevra alanının korunabilmesi için dolar endeksinin kısa ve orta vade adına tekrar güçlü dolar riski oluşturmaması için yenilenen şekliyle 90-102 bandının içinde kalması, özellikle son gelişmelerden sonra çok önemli olacaktır.

Bundan sonraki süreçte Trump politikaları ve Fed adımları dışında ECB ve diğer merkez bankalarının politikalarına ve potansiyel jeopolitik savaş risklerine de bağlı olarak 102-105 üzerinde güç kazanarak tekrar 110-115 bandına olası hareketler oluşursa, piyasalarda kısa-orta vadeli stresin tekrar çok ciddi artması anlamına gelecektir.

Dolar - TL grafiği
Dolar - TL grafiği

Dolar/TL tarafında, dengeli duruş gösteren dolar endeksine paralel olarak mevcut durumda işlemlerin, TCMB politikalarıyla da uyumlu biçimde 43–44 bandında, ağırlıklı olarak 43,50 seviyelerine yaklaşarak küçük adımlarla devam ettiğini izliyoruz. Sağlanan istikrarla birlikte, serbest piyasa ile resmî kur arasındaki makasın normalleştiği takip edilmektedir.

TCMB rezervleri ile birlikte yerli yatırımcının TL’ye ilgisinin devam etmesi ve yabancı yatırımcının potansiyel yatırım gücü, kur sürecini belirlemeye devam edecektir. Bunun yanında, son dönemde krediye erişimde reel sektörün özellikle döviz açık pozisyonunu artırdığı da yakından izlenmektedir.

Dolar/TL tarafında yön arayışında; Fed’in faiz politikası, TCMB’nin faiz adımları ve sıkı para politikası noktasındaki kararlı duruşu, bunun yanı sıra likiditeyi etkileyen adımlar, swap faizlerindeki yükselişler, doların küresel seyri ve jeopolitik süreç önemini korumaktadır.

Kur tarafında 2026 yılı oldukça önemli olacaktır. Bu süreçte TL ve dolar likiditesi, TCMB rezerv seviyeleri ve reel sektörün döviz açık pozisyonu kritik olmaya devam edecektir.

Euro - Dolar parite grafiği
Euro - Dolar parite grafiği

Parite tarafında 2025 başlarında beklediğimiz gibi 1.08-1.12 bandı test edilmiş ve geçilmiş ve uzun vadeli alçalan trend şimdilik sonlanmıştır. Trump politikalarının dolar tarafında getirdiği negatif etkileşim ile dolar endeksinin sert geri çekilmesine paralel parite tarafında 1.15-1.20 bandına beklenmedik bir ilerleme oluştuktan sonra işlemler 2026 başlangıcında da bu aralıkta kalmaya devam ediyor.

Bundan sonra Trump politikaları dışında Fed ve ECB’nin adımlarına paralel euro ile dolar arasındaki denge arayışı çok önemli olacaktır. Önümüzdeki süreçte; yaşanan krizlerin nereye evrileceği, ECB’nin ve Fed’in karşılıklı kararlarının, ABD ve AB içinde politika adımlarının belirleyici olacağı parite tarafında her iki yönde sert ve ani hareketler görülme ihtimali korunacaktır.

Euronun kalıcı değerlenme süreci için en altta destek olan 1.12-1.14 bandı üzerinde kalması çok önemli olmaya devam ediyor. Güç kazanımı devam ettikçe 1.15-1.18 üzerine güçlü geçişlerde 1.20-1.25 bandı potansiyel hedef olarak izlenecektir. Güç kazanma korunmadıkça 1.15 altında kaldıkça 1.12-1.14 altına olası geçiş potansiyeli de yakından izlenmelidir.

Euro - TL grafiği
Euro - TL grafiği

Euro/TL tarafında, paritenin güçlenmesine bağlı olarak ve TCMB’nin faiz indirimleri sonrasında, bu yazı hazırlanırken 51,72 seviyesiyle yeni bir rekor görüldü. Mevcut durumda 51–52 bandında denge arayışı sürüyor.

Önümüzdeki süreçte siyasi dinamiklerin yanı sıra TCMB’nin faiz adımları, yeni ekonomik sürecin getireceği ek adımlar, dolar endeksi, parite tarafındaki gelişmeler ve reel efektif döviz kuru endeksinde TL’nin olası hareketlerine bağlı olarak yukarı yönlü hareket potansiyeli gündemde kalmaya devam edecektir.

Büyük resimde yukarı yönlü görünüm korunmaktadır. Teknik olarak 50–51 seviyeleri üzerinde güç kazanıldıkça, 52–54 bandı hem direnç hem de hedef bölge olarak öne çıkmaktadır. Marjinal hedef olarak ise 55–60 bandı, orta ve uzun vadede önemli olacaktır.

Kısa ve orta vadede dengelenme süreci için, her ay güncellenen hâliyle 50–54 bandında zaman geçirilebilmesi büyük önem taşımaktadır.

ABD 10 yıllık tahvil faizi
ABD 10 yıllık tahvil faizi

Bütün ülkelerin tahvil piyasaları ve potansiyel faiz politikaları ve borçlanma maliyetlerinin belirlenmesi adına ABD 10 yıllıklar yakından izlenmeye devam ediliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri tarafında Fed’in faiz indirimlerine rağmen Trump politikalarının belirsizliği ve jeopolitik gerginliğe paralel son faiz indirimi ile hâlâ 4.00-4.35 bandı aralığında kalındığını görüyoruz.

Bu hareketin tahvilde yeni bir hareketin başlangıcı adına fırsat olup olmadığını anlamak adına bundan sonraki her toplantı ve yeni başkan adayı belirleme süreci çok kritik olacaktır. Bu arada 2008 krizinden sonra ilk defa 5.00 görüldüğü gerçeği masada kalmaya devam ediyor.

Gelecek dönemde kalıcı aşağı yönlü faiz hareketi oluşmaz ise birçok risk de masada kalmaya devam edecektir. Gözümüz bir yandan da piyasanın refleksini ölçebilme adına 2 yıllık ve özellikle 30 yıllık tahvil faizlerinde olmaya devam ediyor.

Son dönemde üzerindeki baskıya paralel faiz indiren ama ılımlı mesajlar vermeye devam eden Fed’in, Trump baskısı paralelinde bundan sonraki tüm toplantıları çok önemli olacaktır.

BIST100 endeks grafiği
BIST 100 endeks grafiği

BİST’te gelen güçlü alımlarla, bu yazı hazırlanırken 13.100 seviyeleriyle yeni bir rekor kırılmıştır. Ocak ayı kapanışı ve sonrasında bu yükselişin devam edebilmesi için içsel dinamikler, TCMB faiz indirimleri, ABD–Türkiye ilişkilerinde iyileşme potansiyeli ve benzeri olumlu haber akışları ile yabancı ilgisinin daha güçlü alımlara dönebilmesi ve yerli yatırımcının desteğinin sürmesi oldukça önemli olmaya devam etmektedir.

BİST’in geleceği açısından iç gelişmelerin yanı sıra SPX ve DAX endekslerinin seyri, TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi, yeni ekonomik programın OVP ve Kalkınma Programı paralelinde yapısal reformlarla ilerleme süreci, faiz ve kur ortamının nerede dengeleneceği ve enflasyon muhasebesi süreci, özellikle temel analiz bakış açısı açısından kritik önem taşımaktadır.

Bundan sonraki süreçte endeksi destekleyici ana sektör olan bankacılık endeksinin seyri ile birlikte, BİST’e destek veren holding, ulaştırma ve sınai endeksleri başta olmak üzere diğer endekslerin destekleyici performansları önemini koruyacaktır.

Brent petrol grafiği
Brent petrol grafiği

Brent petrol tarafında son dönemde öne çıkan Venezuela ve İran başlıkları, Trump’ın politikalarının potansiyel ticaret savaşına dönme ihtimalleri içermesi ve jeopolitik risklerin artarak devam etmesine rağmen; petrolde kısa-orta vadede yükseliş istemeyen Trump faktörü ve talep yönlü sıkıntıların devam etmesine paralel olarak hâlâ 60-70 dolar bandı içinde denge aranıyor.

Ortadoğu merkezli jeopolitik risk süreci yanında, ABD ile AB, Rusya, Çin ve İran arasındaki süreç, Rusya ve Ukrayna arasında uzayan barış arayışları süreci petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Bu süreçte özellikle petrolde agresif yükseliş istemeyen Trump’ın adımları, Çin’in büyüme süreci, arz-talep dengesi ve OPEC+ toplantıları da önemini korumaktadır.

Son dönem yaşananlarda gördüğümüz gibi, ekonomik ve politik süreç normalleşmedikçe yukarı yönlü riskler masada kalmaya devam edecektir. Nitekim son gelişmelerde jeopolitik gerilimlerin artmasıyla Brent petrolün 100 doların üzerine çıktığı ve hatta daha yüksek seviyelerin konuşulmaya başlandığı görülüyor .

Brent petrol tarafında özellikle 70-75 seviyelerinin kalıcı biçimde geçilerek tekrar 80-85 dolar bandına ilerleyiş oluşursa ve 85 dolar üzerine taşmalar başlarsa, enflasyon ile mücadele eden küresel piyasalar için ciddi bir stres sinyali oluşmaya devam edecektir.

Dolar bazlı BIST100 endeks grafiği
Dolar bazlı BIST 100 endeks grafiği

Görece ucuzluğun ve yabancı algısının en iyi takip edildiği ana grafik olan dolar bazlı grafiklerde 2025 içinde orta-uzun vadeli bakışta 2017-2018’den sonra ilk defa 3.20’ler geçilerek 3.30-3.50 bandına ulaşılmıştır. Buradan gelen kâr satışları ile 2.00-2.50 bandına kadar inilmiştir. Sonra tekrar kademeli yükselişe dönülmüştür. 2026 başlangıcında yükselişe paralel yeniden 3.00 üzerine geçiş başlamıştır. Bunun kalıcılığı çok önemlidir.

Teknik olarak endeks 2.80-2.95 üzerinde kalabildikçe ve güç kazandıkça 3.00-3.25 bandı takip edilecektir. Burada destek ve güç kazanılırsa 3.50 hem hedef hem kritik uzun vadeli direnç olacaktır. Buranın üzerinde güç kazandıkça uzun vadede önemli fibo hedefleri olan 3.70 ve 4.20 cent tekrar sıralı hedefler olacaktır.

Birçok sebeple satışların ve düzeltmenin devamı durumunda çok dikkatli olunmalıdır. Özetle grafiklerin daha da bozulmaması için artık bir gerek şart olarak son dönem güçlenmeye başlayan yabancı alımlarla beraber tüm alımlar mutlaka güç kazanmalıdır.

Gösterge tahvil grafiği
Gösterge tahvil grafiği

TCMB, dezenflasyon sürecine girilmesi, güçlenen rezervler ile CDS ve TL’ye ilgi tarafında yaşanan iyileşmeye bağlı olarak ardışık son beş toplantıda toplam 900 bp indirime gitti. Bu kararlarla politika faizi yüzde 37,00 seviyelerine inerken, şartlar elverdikçe faiz indirimlerinin 2026 yılının geri kalan toplantılarında da devam edebileceği yönündeki piyasa beklentisi korunmaktadır.

Enflasyon tarafında özellikle ocak ayı ve ardışık 3–4 ay içinde gelecek veri akışı ile aşağı yönlü trendin devam etme potansiyelinin, TCMB’nin faiz indirim oranlarını ve bu indirimlerin devamlılığını ciddi şekilde etkileyeceğini düşünmekteyiz.

TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi ve indirim oranlarını artırabilmesi için; dezenflasyon sürecinin hedeflenen şekilde devam etmesi, rezervlerdeki yükselişin sürmesi, CDS seviyelerinde geri çekilmenin devamı, finansal istikrarın güçlenerek sürmesi ve 2026’da beklenen güçlü yapısal reformların hayata geçirilebilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bunun yanında ABD–Türkiye ilişkilerinde henüz netleşmeyen kazanımlar ile iç siyasal gelişmeler de yakından izlenecektir.

Ons altın grafiği
Ons altın grafiği

2025 yılı içinde de kısa bir düzeltme sürecinden sonra 2800’lerden başlayan hareket ile yukarı yönlü trend korunmuş, güçlü trend ve yeni ardışık rekorlarla ons altın 2026 senesine de çok güçlü bir giriş yapmıştır. Altında mevcut durumda orta-uzun vadeli hedeflerimizden biri olan 51.11 ile yeni tarihi bir rekor gösterilmiştir.

Bundan sonra da ağırlıklı olarak küresel tahvil piyasası, Trump’ın politikaları, Fed’in faiz adımları ve savaş riskleri karşılıklı izlenmeye devam edilecektir. Masada yer almaya devam eden tüm risklere bağlı olarak gelişmelere paralel ons altın tarafında her aylık kapanış çok önemli olacaktır.

Bu kadar risk başlığı varken, bugüne kadar haklı çıktığımız her düşüşü altın tarafında alım yönünde kullanılması gerekir senaryomuzu son görülen tüm hareketlere bağlı olarak korumaya devam ediyoruz. Bu senaryonun özellikle gram-TL tarafında hâlâ çok etkili olduğunu zaten izliyoruz.

Teknik olarak güçlü trend içinde olası kâr satışları ile 4880-5000 bandı altına geçişlerde, en geniş resimde maksimum 4000-4500 bandı içinde ve üzerinde karşılandıkça güçlü trendin seyri korunacaktır.

VIOP endeks grafiği
VIOP endeks grafiği

VİOP tarafında yakın vadede 14.734 seviyesiyle yeni bir rekor görüldü. Mevcut durumda işlemler, rekor seviyelere yakın seyretmeye devam ediyor. Spot tarafta alıcıların yeniden güç kazanmasıyla oluşan momentumun güçlenerek daha kalıcı hâle gelmesi ve yükselişin korunması, spot piyasalar kadar vadeli piyasalar açısından da önemini koruyor.

Önümüzdeki dönemde yön arayışında yabancı hareketleri belirleyici olmaya devam edecektir. Teknik olarak büyük resimde içinde bulunduğumuz 13.500–15.500 bandı içerisinde güç kazanılması ve yukarı yönlü uzun pozisyonların yeni vadede artış göstermesi önemli olacaktır.

Özellikle 14.000–14.500 seviyeleri üzerinde güç kazanıldıkça, ilk etapta 15.000–15.500 aralığı, devamında ise uzun vadede 16.000–17.500 geniş bandı yeni potansiyel hedef bölgeler olarak öne çıkacaktır.

Satışların etkili olmaya başlaması ve 13.500–14.000 seviyelerinin altında kalıcılık oluşması durumunda ise 12.000–13.000 bandı, orta vadede güçlü bir destek bölgesi olarak takip edilmelidir.

SP500 endeks grafiği
SP500 endeks grafiği

S&P 500 Endeksi’ni anlatırken altını çizerek kullandığımız cümleyi, görülen lüzum üzerine 2026 yılında da tekrarlamaya devam edeceğiz. “Global borsalar için bir amiral gemisi niteliği taşıyan ve son zamanlarda yaşanan uzun soluklu yükselişinden ötürü pahalı olması ve balon ihtimali sebebiyle dikkat çekilen ve ciddi bir düzeltme potansiyeli taşıyan ve düşüşler de yaşayan endeksin 2026 senesi içindeki seyri de global borsalar adına oldukça önemli olacaktır. Bu endeksin yükselişe devam etmesi global ölçekte bütün borsalara yükseliş için şans verirken, ciddi düzeltmeye devam etme ihtimali ise ciddi anlamda topyekûn satış gelme riskini de beraberinde getirecektir.”

Mevcut durumda endekste teknoloji hisseleri önderliğinde alımlarla potansiyel direnç hedefimiz olan 6300-6550 bandı da geçilmiş ve 6980’ler ile yeni rekor seviyesine ulaşılmıştır.

Geçen dönemde belirttiğimiz gibi çok güçlü geri dönüşe ve devamlı yenilenen rekorlara rağmen endeks için bundan sonra da dikkatli ve temkinli olunmaya devam gerekiyor.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026