Küresel piyasalarda riskler ve oynaklık artıyor

Cüneyt Paksoy
09:00, 28/04/2026, Salı
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Küresel piyasalarda riskler ve oynaklık artıyor
Riskli başlıklar artarken küresel dengeyi kurmak ve korumak zorlaşıyor

Beklediğimiz gibi 2026 senesine hızlı giriş yapan piyasalar, Şubat ayı içinde de belirsizliklerin daha da farklı başlıklarla yoğunlaştığı ve fiyatlamalarda oynaklığın kademe kademe arttığı ve daha da artacağı bir sürece doğru ilerlemeye devam ediyor.

Genel piyasa görünümüne baktığımızda; Trump’ın Yüksek Mahkeme sonrası artarak devam eden tarife krizi ve Fed ile ilgili belirsizlikler sürerken, masada kalmaya devam eden jeopolitik risklerin yanına İran ile ilgili belirsizliklerin de eklendiği bir süreçte, özellikle petrol fiyatlarının piyasaların düşüş beklentilerinin aksine 70-75 dolar kritik direncine doğru ilerlediğini görmekteyiz. Enflasyon ile mücadelede kritik öneme sahip petrol liderliğindeki enerji maliyetlerinin artma ihtimali, tüm dünya için en önemli risklerden biri olacaktır.

Kullanım alanı çok geniş olan kritik önemdeki bakır ise 5-7 dolar bandında kalarak yeni rekorlar görme potansiyelini korumaya devam ediyor. Bakır, 2025 yılında yüzde 40'tan fazla arttı ve bu yılın başından beri yaklaşık yüzde 10 değer kazandı.

Özellikle enerji ve endüstriyel emtia tarafında yaşanan arz sıkıntısı ve talep yoğun piyasanın fiyatlarda oluşturduğu baskı ile küresel ölçekte enflasyon sorununun uzun süre masada kalması kaçınılmaz hale geliyor.

Tam bu noktada Çin’in son adımları oldukça dikkat çekici. Çin, ülkenin ticari stoklarını artırmak için kamuya ait büyük döküm şirketleri ile iş birliği yapmanın yollarını araştıracağını bildirdi. Çin hâlihazırda sanayi faaliyetlerini desteklemek ve arz bozulmalarına karşı ekonomiyi korumak için bakır, petrol ve kobalt gibi emtiaların stratejik stoklarını sürdürüyor. Çin böylelikle rezervleri kullanarak emtia fiyatlarını istikrara kavuşturuyor ve şirketler üzerindeki hammadde maliyet baskısını hafifletiyor.

Çin'in son hamleleri, piyasadaki dalgalanmanın arttığı bir ortamda geldi. Yatırımcıların, ABD doları üzerindeki şüpheler ve para birimleri ile devlet tahvillerinden uzaklaşma eğilimi nedeniyle metallere yönelmesi oldukça önemli. Bu durum, anlatmaya çalıştığımız gibi emtia sektöründe keskin yükselişlere yol açtı. Bu, uzun bir süre devam edeceğe benziyor.

ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4’ün üzerinde kalmaya devam ederken, Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi öne çıkan AB ülkelerinin, ECB koruma kalkanına rağmen yüksek kalmaya devam eden faizleri küresel tahvil piyasası için bir risk olarak karşımıza çıkıyor. Parite tarafına baktığımızda ise Trump politikalarına ve Fed bilinmezliğine rağmen Dolar Endeksi 95-100 bandında kalarak yaşanan stresi net olarak gösteriyor. Dolar-Yen paritesi 155-160 bandında kalarak ayrı bir risk faktörü olarak okunurken, gelecekte rezerv para olabilme potansiyeli konuşulan Yuan’ın değerlenme süreci içinde kalmaya devam etmesi de ayrı bir faktör olarak piyasalarda dikkat çekiyor.

Masadaki tüm risklere karşı güvenli liman olarak devamlı dikkat çektiğimiz ONS Altın, tüm zamanların rekoru olarak etiketlenen 5.600’lerden uzaklaşmadan 5.000 civarında işlem görürken, ONS Gümüş’te yapılan tüm spekülatif yorumlara rağmen 120 dolar civarında rekor gördükten sonra yükseliş umudunu koruyarak 80-100 bandı içinde fiyatlanıyor. Finansal sistemde bir alternatif olarak uzun süredir konuşulan Bitcoin ise özellikle Trump’ın verdiği destekle 125.000’ler civarında rekor gördükten sonra girdiği düşüş trendi içinde kalmaya devam ederek 60.000-75.000 bandı içinde fiyatlanıyor.

Özetle önemli haber başlıklarına geçmeden önce piyasalara genel olarak baktığımızda, anomali teşkil eden ve ciddi oynaklık gösteren fiyatlama refleksleri, kopan korelasyonlar ve finansal sistemin geleceğine dair sorgular, görece sakinliğin her an ciddi bir bozulma içine girebilme riski içinde olduğunu net olarak gösteriyor.İlk olarak Fed’e bakarsak, 27-28 Ocak'taki toplantıların ardından politika faizini yüzde 3,50–3,75 seviyesinde sabit bıraktı. Fed, en son 10 Aralık'ta politika faizini 25 baz puan indirmişti. Fed'in görece sıkı para politikasını korumasına rağmen politika faizi 2022 yılı sonundan bu yana en düşük seviyede seyrediyor.

Fed bu kararı 10'a karşı 2 oyla alırken Christopher Waller ile Trump’ın eklediği isim Stephen Miran ise çeyrek puanlık faiz indirimi yapılması gerektiğini savunarak bu karara muhalefet etti. Fed, enflasyonun hâlâ yüksek seviyelerde seyretmesine yönelik endişeler ve işgücü piyasasında görülen istikrar işaretleri nedeniyle, bazı politika yapıcıların son dönemde ek bir faiz indirimine de acil ihtiyaç bulunmadığını ifade etti.

Görev süresi içinde Mart ve Nisan olmak üzere son iki toplantısına hazırlanan Fed Başkanı Powell, 2026 yılının ilk para politikası toplantısının ardından yaptığı değerlendirmede istihdam ve fiyat istikrarı olmak üzere iki ana hedefe güçlü şekilde odaklanıldığını vurguladı. Enflasyonda gerilemeye rağmen hedeflerden hâlâ uzak olmanın tehlike içerdiğini yineledi.

Fed’in toplantı tutanaklarına baktığımızda; Fed yetkilileri enflasyona yönelik endişelerin yeniden canlandığının sinyalini verdi. Birkaç politika yapıcı, enflasyonun belirlenen hedefin üzerinde seyretmeye devam etmesi durumunda Fed'in faiz oranlarını artırması gerekebileceğini öne sürdü.

Ayrıca bazı katılımcılar, enflasyonun hedefin üzerinde kalması durumunda faiz oranı hedef aralığında yukarı yönlü revizyonun uygun olabileceğini ve komitenin gelecekteki faiz kararlarına ilişkin “iki taraflı” bir tanımlamayı destekleyeceklerini belirtti. Tutanaklar, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun son aylarda istihdama yönelik aşağı yönlü risklerin hafiflediği, ancak daha kalıcı bir enflasyon riskinin devam ettiği görüşünde birleştiğini gösterdi.

Yani Trump agresif faiz indirimi beklerken, faizleri indirmekte temkinli davranacak hatta gerektiğinde artırma ihtimalini düşünebilecek bir Fed profilini görmekteyiz. Bu, piyasalar için ciddi bir kafa karışıklığı anlamına geliyor ve Powell sonrası yeni başkan süreci de düşünüldüğünde bundan sonra tüm Fed toplantıları çok önemli hâle geliyor.

Fed’de Powell’dan sonra başkan olması beklenen Kevin Warsh ise kritik bir isim olarak öne çıkıyor. Fed’de yeniden yapılanmaya ilişkin görüşleri ve aşırı bilanço şişmesine karşı duruşu ile tanınan Warsh, Fed ile Hazine arasındaki ilişkilerin bilhassa yeniden ele alınması gerektiğine inanan bir isim.

Geçmişine bakıldığında enflasyon konusunda şahin bir duruş sergileyen Warsh’ın mevcut durumda faizlerin düşürülmesi noktasındaki tavrı da Trump’la uyumlu tutumunun göstergesi olarak görünse de aslında temel bir ironiyi de gösteriyor. Fed’in son dönemde tartışılan bağımsızlık vurgusunun korunması adına Trump tarafından aday gösterildiği gerçeğini de unutmamak gerekiyor. Geçmişinde sıkı para politikalarını savunmuş bir ismin Trump’la faiz indirimi konusundaki tavrı, kendisi açısından önemli bir yönetim testi olacak.

Warsh’un bilanço küçültme niyeti ve Fed ile Hazine ilişkileri üzerine fikirleri düşünüldüğünde, görevi devralması durumunda neler yapacağı ciddi bir soru işareti olacak. Trump’ın desteğinin olması belli bir süre rahatlık sağlayabilir. Ancak öncesinde Warsh’un önünde bir Senato onay süreci var. Bu anlamda tüm kariyeri ve geçmişi düşünüldüğünde, Warsh’un ekonomi ve finans konularındaki tecrübesinden ziyade Fed Başkanı olarak Trump’la muhtemel ilişkisi de Senato onay sürecinde en önemli kriter olacağa benziyor. Bu süreç piyasalar için de çok önemli olacak.

Son günlerde gündeme düşen çok önemli bir başlık ise Trump ve ABD Yüksek Mahkemesi arasında gümrük tarifeleri üzerinden yaşanan görüş ayrılığı ve bunun getirdiği ciddi bilinmezlik süreci. ABD Yüksek Mahkemesi, aldığı kararla Trump'ın küresel gümrük vergilerini iptal etti.

Bu kararlara şiddetle karşı çıkan ABD Başkanı Trump, Yüksek Mahkeme’nin “istemeden ve farkında olmadan” ABD Başkanı olarak kendisine çok daha fazla yetki ve güç verdiğini belirtti. Trump yaptığı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi istemeden ve farkında olmadan, ABD Başkanı olarak bana, saçma, aptalca ve uluslararası alanda son derece bölücü kararlarıyla, daha önce sahip olduğumdan çok daha fazla yetki ve güç verdi. Beceriksiz Yüksek Mahkememiz yanlış kişiler için harika bir iş çıkardı ve bu yüzden kendilerinden utanmalılar” ifadelerini kullandı.

Trump, “Yüksek Mahkememiz ulusumuzun geleceği için bu kadar kötü ve zararlı kararlar almaya devam etsin, benim yapmam gereken bir işim var ve daha güçlü bir ABD için bunları yapmaya devam edeceğim.” diyerek net tavrını koydu ve ilk iş olarak anlaşma yaptıkları dâhil tüm ülkelere gümrük vergilerini yeniden artıran marjinal bir karar aldı.

Mahkeme kararının ardından Trump’ın küresel bazda gümrük vergilerini önce yüzde 10, ardından yüzde 15 seviyesine çıkaracağını duyurması küresel çapta ciddi tepkiler aldı.

İlk tepki AB’den geldi. Avrupa Parlamentosu'ndaki ana siyasi gruplar, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük vergisi programına ilişkin detaylar netleşene kadar ikili ticaret anlaşmasının onaylanmasına yönelik yasama çalışmalarını askıya aldıklarını duyurdu.

Geçtiğimiz yılın yaz aylarında Donald Trump ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında varılan mutabakat, aslında AB için oldukça zorlu şartlar içeriyordu. Anlaşma; çoğu AB ihracatına yüzde 15 gümrük vergisi uygulanmasını, buna karşın ABD sanayi mallarının birliğe vergisiz girmesini öngörüyordu. Brüksel, olası bir ticaret savaşından kaçınmak ve Ukrayna konusundaki ABD güvenlik desteğini korumak amacıyla bu “asimetrik” şartları kabul etmişti. AB, bu tepkisiyle zoraki kabul ettiği anlaşma sürecini yeniden düşüneceğini beyan etmiş oldu.

Bir başka çok önemli tepki de Çin’den geldi. Çin, ABD Yüksek Mahkemesinin Başkan Donald Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'na (IEEPA) dayanarak ticaret ortaklarına uyguladığı ek gümrük tarifelerinin yetki aşımı olduğuna hükmetmesinin ardından Washington yönetimine tek taraflı tarifeleri iptal etme çağrısı yaptı.

Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Çin'in tek taraflı tarifelerin her türüne karşı olduğu, ticaret savaşlarında kazanan bulunmadığı ve korumacılığın çözüm olmadığı yönündeki tutumunu sürekli dile getirdiği belirtildi.

Açıklamada, ABD'nin karşılıklı tarifeler ve diğer tek taraflı tarife uygulamaları gibi önlemlerinin yalnızca uluslararası ekonomi ve ticaret kurallarını değil, kendi ulusal yasalarını da ihlal ettiği vurgulandı ve bu durumun hiçbir tarafın çıkarına olmadığı ifade edildi.

Çin Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasında, ABD yönetimine ticaret ortaklarına yönelik tek taraflı tarife uygulamalarını iptal etme çağrısı yapıldığı kaydedildi. ABD yönetiminin ek tarifeleri sürdürebilmek amacıyla ticaret soruşturmaları gibi alternatif adımları değerlendirdiğinin gözlemlendiği belirtilen açıklamada, Çin'in bu süreci yakından izleyeceği ve kendi çıkarlarını savunacağı vurgulandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise bu ilk tepkilere hemen çok sert cevaplar verdi. Yüksek Mahkemenin tarifelere ilişkin kararı sonrasında “oyun oynamak” isteyen ülkelerin, uzlaşılan tarifelerin çok üzerinde bir gümrük vergisi oranıyla karşı karşıya kalabileceğini ifade etti. ABD Başkanı Trump, “Yüksek Mahkemenin saçma kararıyla ‘oyun oynamak’ isteyen ülkeler, özellikle de yıllarca, hatta on yıllarca ABD'yi ‘kazıklayan’ ülkeler yakın zamanda kabul ettiklerinden çok daha yüksek ve daha kötü bir gümrük vergisi oranıyla karşılaşacaklar. Alıcı dikkatli olsun” ifadelerine yer verdi.

Görüldüğü gibi bu süreç daha çok konuşulacağa ve küresel ticaret ile birlikte küresel finans sistemini de derinden etkileyeceğe benziyor. Bu sürecin getireceği karşıtlık ve korumacılık önlemlerinin enflasyon ile ilgili kuşkuları da artıracağı çok açık. Özetle Trump ve tarife krizi başlığı genişleyerek ilerlemeye devam ederken, son dönem jeopolitik risklere eklenen ABD’nin İran’a yaptığı baskı ve son dönemde artırdığı askerî yığınağın sonucu piyasalar için oldukça önemli olacak. Şimdilik görece temkinli iyimserliğini korumaya çalışan piyasaların, ilk bölümde anlatmaya çalıştığımız gibi bazı kritik fiyatlamalarla stresini ortaya koyduğunu da unutmamak gerekiyor.

Bu arada ileride çok konuşulacağını düşündüğümüz, gözümüze çarpan iki önemli haber başlığını da paylaşmak isterim. İlk haber ABD’nin rakibi Çin’den. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yuanın küresel bir rezerv para birimi hâline gelmesi gerektiğini söyledi.

Çin Devlet Başkanı Şi, Çin’in uluslararası ticaret, yatırım ve döviz piyasalarında yaygın şekilde kullanılan, rezerv para statüsüne sahip “güçlü bir para birimi” inşa etmesi gerektiğini belirtti. Bu hedef doğrultusunda etkin para politikası yürütebilen güçlü bir merkez bankası, küresel ölçekte rekabetçi finansal kurumlar ve uluslararası sermayeyi çekebilen finans merkezlerinin önemine vurgu yaptı. Çin Merkez Bankası Başkanı Pan Gongsheng de daha önce yuanın çok kutuplu bir uluslararası para sistemi içinde diğer para birimleriyle rekabet edeceğini ifade etmişti. Bu açıklamaların, küresel piyasalarda belirsizliğin arttığı, ABD dolarının sorgulanmaya başlandığı ve merkez bankalarının rezerv kompozisyonlarını yeniden değerlendirdiği bir dönemde gelmesi de oldukça önemli.

Diğer önemli açıklamalar da Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan geldi. Macron, Avrupa Birliği'ne (AB) “doların hegemonyasına meydan okumasını” sağlayacak eurobondlar aracılığıyla ortak bir borçlanma sistemi geliştirmesi çağrısı yaptı. Avrupa'nın giderek daha belirsiz bir dünyada var olmaya çalıştığını söyleyen Macron, “Bizi sonsuza kadar koruyacağını düşündüğümüz ABD artık şüphe yaratıyor. Sonsuza kadar ucuz enerji sağlayacağı düşünülen Rusya defteri üç yıldır kapandı. İhracat pazarı olarak görülen Çin ise giderek daha acımasız bir rakibe dönüştü” dedi.

Macron, küresel rekabetten geri kalmamak için birlik içinde ortak yatırımların güvenlik ve savunma, yeşil dönüşüm teknolojileri, yapay zekâ ve kuantum alanlarına yoğunlaşması gerektiğini belirtti. Tüm bu yatırımların finansmanının AB içinde oluşturulacak bir ortak borçlanma sistemi ile karşılanabileceğini dile getiren Macron, “En iyi projeleri finanse edecek büyük Avrupa programlarına ihtiyacımız var” dedi.

Macron küresel piyasaların dolara karşı alternatifler aradığını dile getirerek, AB’nin eurobondlar aracılığıyla kendi sistemini yaratarak “bu tarihi fırsatı” değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Macron, “Küresel piyasa giderek dolar karşısında tedirgin. Alternatif arıyor. Ona Avrupa borcu sunalım. Hukuk devleti ve demokrasi yatırımcılar için devasa bir çekim gücü. Karşımızda otoriter bir Çin var; diğer tarafta ise hukuk devletinden uzaklaşan ABD” değerlendirmesinde bulundu.

Bu açıklamalar, Davos’tan sonra gördüğümüz en marjinal yaklaşımlar arasında yer alıyor. Ekonomide ve yaşanan refah kaybı ile sosyal hayatta ciddi sorunlar yaşayan AB’nin geleceği de piyasalar için oldukça önemli olacak.

Özetle doların rezerv para statüsünün adım adım daha çok sorgulanmaya açıldığı bir dünyada finansal sistemin riskler ve fırsatlar arasında yapacağı seçim ve ortaya çıkan fiyatlamalar, siyasetten ekonomiye uzanan süreçte ciddi sonuçlar doğuracağa benziyor.

Hep söylediğimiz gibi dünya yeni dengelerini ararken ülkelerin, şirketlerin ve bireylerin çok daha fazla etkin bir risk yönetimi ile geleceğe hazırlanması oldukça önemli olacak ve bu süreçte nakit dışında nakit gibi kullanılabilen altın ve diğer tüm emtia grupları, ekilebilir biçilebilir alanlar ve su alanları çok önemli olacak.

Dolar endeks grafiği
Dolar endeks grafiği

Dolar endeksi tarafında yükseliş trendi içinde hep uyardığımız ve hedeflediğimiz gibi 2025 içinde tekrar yaşanan yükseliş ile Ocak ve Şubat aylarında çok kritik direnç olan 110’lar test edildikten sonra, Fed’in adımlarına ve Trump politikalarına bağlı olarak yaşanan gerilemeye paralel şekilde mevcut durumda hâlâ 95-100 bandı içinde denge aranıyor ve bu yakından izlenmesi gereken bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. 2026 yılında risk iştahının devamı ve gelişen ülkelerin kur tarafında manevra alanının korunabilmesi için dolar endeksinin kısa ve orta vade adına tekrar güçlü dolar riski oluşturmaması için yenilenen şekliyle 90-100 bandının içinde kalması, özellikle son gelişmelerden sonra çok önemli olacaktır. Bundan sonraki süreçte Trump politikaları ve Fed adımları dışında ECB ve diğer merkez bankalarının politikalarına ve potansiyel jeopolitik savaş risklerine de bağlı olarak 100-105 üzerinde güç kazanarak tekrar 110-115 bandına olası hareketler oluşursa, piyasalarda kısa-orta vadeli stresin tekrar çok ciddi artması anlamına gelecektir.

Dolar - TL grafiği
Dolar - TL grafiği

Dolar-TL tarafında dengeli duruş gösteren dolar endeksine paralel mevcut durumda işlemlerin TCMB politikalarının da paralelinde 43.50-44.00 bandında ve ağırlıklı olarak 44.00’lere yaklaşarak minik adımlarla devam ettiğini izliyoruz. Sağlanan istikrarla serbest piyasa ile resmî kur arasındaki makasın normal olarak devam ettiğini takip ediyoruz. TCMB rezervleri yanında yerli yatırımcının TL’ye ilgisinin devam etmesi ve yabancı yatırımcının potansiyel yatırım gücü kur sürecini de belirlemeye devam edecektir. Bunun yanında son dönem krediye ulaşımda reel sektörün özellikle döviz açık pozisyonunu artırdığını da yakından izliyoruz. Dolar-TL tarafında yön arayışında Fed’in faiz politikası, TCMB faiz adımları ve sıkı para politikası noktasında kararlı duruşu yanında likiditeyi etkileyen adımları dışında swap faizlerinde yükselişler, doların global seyri ve jeopolitik süreç önemli olmaya devam edecektir. Kur tarafında 2026 senesi oldukça önemli olacaktır. Bu süreçte TL ve dolar likiditesi, TCMB rezerv seviyeleri ve reel sektörün döviz açık pozisyonu çok önemli olmaya devam edecektir.

Euro - Dolar parite grafiği
Euro - Dolar parite grafiği

Parite tarafında 2025 başlarında beklediğimiz gibi 1.08-1.12 bandı test edilmiş ve geçilmiş, uzun vadeli alçalan trend şimdilik sonlanmıştır. Trump politikalarının dolar tarafında getirdiği negatif etkileşim ile dolar endeksinin sert geri çekilmesine paralel olarak parite tarafında 1.15-1.20 bandına beklenmedik bir ilerleme oluştuktan sonra işlemler 2026’nın ilk bölümünde de bu aralıkta kalmaya devam ediyor. Bundan sonra Trump politikaları dışında Fed ve ECB’nin adımlarına paralel euro ile dolar arasındaki denge arayışı çok önemli olacaktır. Önümüzdeki süreçte; yaşanan krizlerin nereye evrileceği, ECB’nin ve Fed’in karşılıklı kararlarının, ABD ve AB içinde politika adımlarının belirleyici olacağı parite tarafında her iki yönde sert ve ani hareketler görülme ihtimali korunacaktır. Euronun kalıcı değerlenme süreci için en altta destek olan 1.12-1.14 bandı üzerinde kalması önemli olmaya devam ediyor. Güç kazanımı devam ettikçe 1.15-1.18 üzerine güçlü geçişlerde 1.20-1.25 bandı potansiyel hedef olarak izlenecektir.

Euro - TL grafiği
Euro - TL grafiği

Euro-TL tarafında paritenin güçlenmesine bağlı olarak ve TCMB faiz indirimleri sonrası biz bu yazıyı hazırlarken 52.47’ler ile yeni rekor görüldü ve mevcut durumda 51-53 bandında denge aranıyor. Önümüzdeki süreçte siyasi dinamikler dışında, TCMB’nin faiz adımları ve yeni ekonomik sürecin getireceği ek adımlar yanında; yine dolar endeksi, parite tarafındaki gelişmelere ek olarak reel efektif kur endeksi içinde TL’nin olası hareketlerine bağlı şekilde daha yukarı hareketler geliştirme potansiyeli de masada durmaya devam edecektir. Teknik olarak 51-52 içinde ve özellikle üzerinde güç kazandıkça 53-55 bandı hem direnç hem hedef olarak görünüyor. Marjinal hedef olarak da 55-60 bandı orta ve uzun vadeli açıdan önemli olacaktır. Kısa ve orta vadede dengelenme için her ay güncellenen hâliyle 51-55 bandında süre geçirebilmek çok önemli olacaktır.

ABD 10 yıllık tahvil faizi
ABD 10 yıllık tahvil faizi

Bütün ülkelerin tahvil piyasaları ve potansiyel faiz politikaları ile borçlanma maliyetlerinin belirlenmesi adına ABD 10 yıllık tahvilleri yakından izlenmeye devam ediliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri tarafında, Fed’in faiz indirimlerine rağmen Trump politikalarının yarattığı belirsizlik ve jeopolitik gerginliğe paralel olarak son faiz indirimi sonrasında hâlâ 4.00-4.35 bandı aralığında kalındığını görüyoruz. Bu hareketin tahvilde yeni bir hareketin başlangıcı adına fırsat olup olmadığını anlamak için bundan sonraki her toplantı ve yeni başkan adayı belirleme süreci çok kritik olacaktır. Bu arada 2008 krizinden sonra ilk defa 5.00 seviyesinin görüldüğü gerçeği de masada kalmaya devam ediyor. Gelecek dönemde kalıcı aşağı yönlü faiz hareketi oluşmaz ise birçok risk de masada kalmaya devam edecektir. Gözümüz bir yandan da piyasanın refleksini ölçebilmek adına 2 yıllık ve özellikle 30 yıllık tahvil faizlerinde olmaya devam ediyor. Son dönemde üzerindeki baskıya paralel faiz indiren ancak ılımlı mesajlar vermeye devam eden Fed’in, Trump baskısına paralel olarak bundan sonraki tüm toplantıları çok önemli olacaktır.

BIST100 endeks grafiği
BIST 100 endeks grafiği

BIST’te gelen güçlü alımlarla biz bu yazıyı hazırlarken 14.532’ler ile yeni rekor kırılmıştır. Yeni yıla güçlü girişle birlikte borsanın kendi dinamiklerine dönmesi, adım adım güçlenen yabancı adımları paralelinde artan alımlarla bankacılık, holding ve sınai gibi önemli endekslerin önderliğinde yeni rekorlar getiren yükseliş süreci içinde kalmaya devam ediyoruz. Şubat ayı kapanışı ve sonrasında bu yükselişin devam etmesi için içsel dinamikler, TCMB faiz indirimleri ve ABD-Türkiye ilişkilerinde iyileşme potansiyeli ve benzeri diğer olumlu haberler ile yabancı ilgisinin daha güçlü alımlara dönebilmesi ve yerli yatırımcının desteğinin devam etmesi oldukça önemli olmaya devam ediyor. BIST’in geleceği adına iç gelişmeler yanında SPX ve DAX endekslerinin seyri, TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi yanında Yeni Ekonomik Programın OVP ve Kalkınma Programı paralelinde yapısal reformlarla ilerleme süreci, faiz ve kur ortamının nerede netleşeceği, enflasyon muhasebesi süreci özellikle temel analiz bakışı açısından oldukça önemli olmaya devam ediyor.

Brent petrol grafiği
Brent petrol grafiği

Brent petrol tarafında son dönem öne çıkan Venezuela ve İran başlıkları, Trump’ın politikalarının potansiyel ticaret savaşına dönüşme ihtimalleri ve jeopolitik risklerin artarak devam etmesi sonucu yukarı yönlü piyasa refleksi oluştu. Petrolde kısa ve orta vadede yükseliş istemeyen Trump faktörü ve talep yönlü sıkıntıların devam etmesine rağmen mevcut durumda çok kritik direnç olan 70-75 bandı test ediliyor. Ortadoğu merkezli jeopolitik risk süreci yanında, ABD ile AB, Rusya, Çin ve İran arasındaki gelişmeler ile Rusya ve Ukrayna arasında uzayan barış arayışları petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Nitekim 2026’da petrol fiyatlarına yönelik tahminler de arz kesintileri ve jeopolitik gerilimler nedeniyle yukarı yönlü risklerin sürdüğünü gösteriyor . Son dönemde yaşanan gelişmelerde de görüldüğü gibi ekopolitik süreç normalleşmedikçe yukarı yönlü riskler masada kalmaya devam edecektir. Brent petrol tarafında özellikle 70-75 bandının kalıcı şekilde geçilerek tekrar 80-85 dolar bandına ilerleyiş oluşması ve 85 dolar üzerine taşmalar başlaması hâlinde, enflasyon ile mücadele eden küresel piyasalar için ciddi bir stres hatta alarm sinyali oluşmaya devam edecektir.

Dolar bazlı BIST100 endeks grafiği
Dolar bazlı BIST 100 endeks grafiği

Görece ucuzluğun ve yabancı algısının en iyi takip edildiği ana grafik olan dolar bazlı grafiklerde 2025 içinde orta-uzun vadeli bakışta 2017-2018’den sonra ilk defa 3.20’ler geçilerek 3.30-3.50 bandına ulaşılmıştır. Buradan gelen kâr satışları ile 2.00-2.50 bandına kadar inilmiştir. Sonrasında tekrar kademeli yükselişe dönülmüştür. 2026 başlangıcında yükselişe paralel yeniden 3.00 üzerine geçiş başlamış ve mevcut durumda 3.15-3.30 bandına ulaşılmıştır. Bunun kalıcılığı çok önemlidir. Teknik olarak endeks 3.00-3.15 üzerinde kalabildikçe ve güç kazandıkça 3.20-3.35 ve devamında 3.50 seviyeleri takip edilecektir. Burada destek ve güç kazanılırsa 3.60-3.85 bandı hem ara hedef hem de kritik uzun vadeli direnç olacaktır. Buranın üzerinde güç kazanıldıkça uzun vadede önemli fibo hedefleri olan 4.00-4.20 bandı tekrar hedef olacaktır. Birçok sebeple satışların ve düzeltmenin devamı durumunda çok dikkatli olunmalıdır. Özetle grafiklerin daha da bozulmaması için artık son dönemde güçlenmeye başlayan yabancı alımlarla birlikte tüm alımlar mutlaka güç kazanmalıdır.

Gösterge tahvil grafiği
Gösterge tahvil grafiği

TCMB’nin dezenflasyon sürecine girilmesi, güçlenen rezervler, CDS ve TL’ye ilgi tarafında yaşanan iyileşmeye bağlı olarak ardışık son beş toplantıda toplam 900 baz puan indirime gittiği görülüyor. Bu kararlarla politika faizi yüzde 37.00 seviyelerine inerken, şartlar elverdikçe faiz indirimlerinin 2026 yılının geri kalan toplantılarında da devam edebileceği piyasa beklentisi olarak öne çıkıyor. Ancak son dönemde bu beklentilere ilişkin bazı ek şerhler de oluştu. Özellikle enflasyon tarafında Ocak ayında beklenenden yüksek gelen veri ve Şubat ayı enflasyon raporunda TCMB’nin enflasyon tahmin aralığını yukarı yönlü güncellemesi sonrası, önümüzdeki 2-3 ay içinde gelecek veri akışı ve özellikle aşağı yönlü trendin devam potansiyeline dair süreç, TCMB’nin faiz indirim oranlarını ve devamlılığını ciddi şekilde etkileyebilecektir. TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi ve indirim oranlarını artırabilmesi için; dezenflasyon sürecinin hedeflenen şekilde devam etmesi, rezervlerdeki artışın sürmesi, CDS seviyelerinde gerilemenin devam etmesi, finansal istikrarın güçlenerek korunması ve özellikle 2026’da beklenen güçlü yapısal reformların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Ons altın grafiği
Ons altın grafiği

TCMB’nin dezenflasyon sürecine girilmesi, güçlenen rezervler, CDS ve TL’ye ilgi tarafında yaşanan iyileşmeye bağlı olarak ardışık son beş toplantıda toplam 900 baz puan indirime gitti. Bu kararlarla politika faizi yüzde 37.00 seviyelerine inerken, şartlar elverdikçe faiz indirimlerinin 2026 yılının geri kalan toplantılarında da devam edebileceği piyasa beklentisi olarak öne çıkıyor. Ancak son dönemde bu beklentilere ilişkin bazı ek şerhler de oluştu. Özellikle enflasyon tarafında Ocak ayında beklenenden yüksek gelen veri ve Şubat ayı enflasyon raporunda TCMB’nin enflasyon tahmin aralığını yukarı yönlü güncellemesi sonrası, önümüzdeki 2-3 ay içinde gelecek veri akışı ve özellikle aşağı yönlü trendin devam potansiyeline dair süreç, TCMB’nin faiz indirim oranlarını ve devamlılığını ciddi şekilde etkileyebilecektir. TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi ve indirim oranlarını artırabilmesi için; dezenflasyon sürecinin hedeflenen şekilde devam etmesi, rezervlerdeki artışın sürmesi, CDS seviyelerinde gerilemenin devam etmesi, finansal istikrarın güçlenerek korunması ve özellikle 2026’da beklenen güçlü yapısal reformların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

VIOP endeks grafiği
VIOP endeks grafiği

VİOP tarafında yakın vadede son güçlü yükseliş süreci paralelinde 16.190 ile yeni rekor görüldü. Mevcut durumda işlemler rekor seviyelere yakın devam ediyor. Spot tarafta alıcıların güç kazanmasıyla oluşan momentumun güçlenerek daha kalıcı hâle gelmesi ve yükselişin korunması, spot piyasalar için olduğu kadar vadeli piyasalar adına da çok önemli olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönem yön arayışında yabancı hareketleri önemli olmaya devam edecektir. Teknik olarak büyük resimde içinde bulunduğumuz 15.000-16.000 bandı içinde güç kazanılması ve yukarı yönlü uzun pozisyonların yeni vadede artış göstermesi önemli olacaktır. Özellikle 15.500 üzerinde güç kazanıldıkça ilk etapta 16.000-16.500 aralığı ve devamında uzun vadede 17.000-18.000 geniş bandı yeni potansiyel hedef bölgeler olacaktır. Satışlar etkili olmaya başlar ve 15.000 altında kalıcılık oluşursa 13.500-14.500 bandı orta vadeli yükseliş trendinin korunması adına ciddi destek olarak takip edilmelidir.

SP500 endeks grafiği
SP500 endeks grafiği

S&P 500 Endeksi’ni anlatırken altını çizerek kullandığımız cümleyi, görülen lüzum üzerine 2026 yılında da tekrarlamaya devam edeceğiz. Global borsalar için bir amiral gemisi niteliği taşıyan ve son zamanlarda yaşanan uzun soluklu yükselişinden ötürü pahalı olması ve balon ihtimali sebebiyle dikkat çekilen, ciddi bir düzeltme potansiyeli taşıyan ve dönem dönem düşüşler de yaşayan endeksin 2026 senesi içindeki seyri global borsalar adına oldukça önemli olacaktır. Bu endeksin yükselişe devam etmesi global ölçekte bütün borsalara yükseliş için şans verirken, ciddi bir düzeltmeye girme ihtimali ise topyekûn satış riskini de beraberinde getirecektir. Mevcut durumda endekste teknoloji hisseleri önderliğinde devam eden alımlarla 7.002 seviyeleri ile yeni rekor seviyesine ulaşılmıştır. Geçen dönemde belirttiğimiz gibi çok güçlü geri dönüşe ve devamlı yenilenen rekorlara rağmen endeks için bundan sonra da dikkatli ve temkinli olunmaya devam edilmesi gerekiyor. Teknik olarak aşağı yönlü ihtimallerde yenilenen hâliyle 6.500-6.800 bandı çok önemli destek olarak takip edilmelidir.


*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026