Beyrut Limanı'ndaki patlama: Lübnan'da devletin ve bir yönetimin bulunmadığının kanıtı

Beyrut Limanı'ndaki patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda meydana gelen şiddetli patlamada 100 kişi hayatını kaybetti 4 bin kişi yaralandı. GZT'nin ulaştığı Mecra Genel Yayın Yönetmeni ve Yeni Şafak Yazarı Taha Kılınç, Lübnan'ın Ortadoğu'nun en karışık ülkesi olduğuna dikkati çekerek, "Kimyasal madde faciası aslında Lübnan'da devletin, bir yönetimin bulunmadığını ve Lübnan'daki bu kaosun giderek daha da derinleşeceğini bize gösteren son işaret olarak kayıtlara geçti" dedi.
Lübnan'ın Beyrut Limanı'nda dün patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm Beyrut'u sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti. Lübnan Kızılhaçı, Beyrut'ta meydana gelen patlamada 100 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 bin kişinin ise yaralandığını bildirmişti.

Ülkede 18 ayrı din ve mezhebin birlikte yaşamaya çalıştığının altını çizen Kılınç şöyle konuştu:
- "Bir taraftan ekonomik kriz,bir taraftan İran, Suudi Arabistan ve Fransa'nın ülkede etkili olmak için çalışmalarıöbür taraftanSuriyeli mültecilerin ülkeye ciddi şekilde akın etmesive bunun meydana getirdiği bir takım gerilimler dolayısıylaLübnan çok boyutlu, çok yönlü, çok derinlikli sorunlarla aynı anda boğuşmaya çalışan bir ülke"

"Devlet aygıtı iflas etti"
Beyrut Limanı'ndaki kimyasal madde patlamasına ilişkin bölgeden gelen haberlere işaret eden Kılınç, "Haberleri takip ettiğimiz zaman Lübnan'da devlet aygıtının iflas ettiğini görebiliyoruz. Lübnan Gümrük Müdürlüğü, 6 yıldır bu maddenin burada depolanmaması konusunda yargıya başvurduğunu fakat yargıdan bir sonuç alınamadığını söylüyor. Demek ki ülke içerisinde birbiriyle çatışan bir çok devlet aygıtı var ve bunlar dün yaşanan faciada olduğu gibi sivil vatandaşların, sıradan insanların hayatlarını yok eden bir trajediye dönüşmesine neden oluyor" ifadelerine yer verdi.
Ülkedeki siyasi karakterlerden Hizbullah'a da değinen Taha Kılınç ülkenin siyasal yapısına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
- "Taraflardan bir tanesi paramiliter bir örgüt olan, İran'ın da desteklediğiHizbullah, İsrail'in 1982'de Beyrut'u kuşatması sırasındadireniş örgütü olarak kuruldu.Sonrasında derin devlete dönüşerek Lübnan'ı kontrol altına aldı. Yine taraflardan bir kısmı ülkedeki dini gruplardanMüslümanlar, Hristiyanlar çok çeşitli mezhepler ve azınlıklar.İran'ın Suudi Arabistan'ın ve Fransa'nın içeride etkin olma çabalarını da bu denklem içerisine eklediğimizde sıradanLübnanlı vatandaşların bütün acıyı çektiği bir kaos görünümü var Lübnan'da.Dolayısıyla bu kimyasal madde faciası aslındaLübnan'da devletin, bir yönetimin bulunmadığını ve Lübnan'daki bu kaosun giderek daha da derinleşeceğini bize gösteren son işaret olarak kayıtlara geçti".
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.