Bu gerçek bir savaş mı ve nasıl neticelenir?

Taraflar var ve bombalar patlıyorsa elbette ortada bir savaş vardır. Bu savaşın gerçek tarafları kimler? Bu bir Hakk ile bâtıl savaşı mı?
Eğer Şia mensupları tarihleri boyunca Müslümanlarla savaşmamış olsaydı, hiç olmazsa İsrail’in kurulduğu Şahlık döneminde yahut sonrasındaki Humeyni rejiminde siyonizmin Müslüman ülke ve halklarla yürüttüğü savaşlarda bugün suçladığı, yardım beklediği, hatta bombaladığı ülkelere destek olsaydı bugün bu mücadelede yalnız kalmazdı.
Bunca şerrine rağmen Müslümanların bazıları hâlâ bu yapı için dua ediyor.
Peki, neydi bu savaşların en belirginleri?
-1948 Arap-İsrail Savaşı (Bağımsızlık Savaşı / Nekbe)
-1982 Lübnan Savaşı
Bugünden bakarak sanılmasın ki, 1982 Lübnan Savaşı siyonizmle Şiiizm arasında geçti. Aksine, bu yine Lübnan'daki Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)’ne yönelik geniş çaplı bir işgal savaşıydı. Teröristler Beyrut'a kadar ilerledi.
Peki, Lübnanlı Şiiler ve İran yönetimi ne yaptı? Lübnanlı Şiiler, siyonist işgalcilerini karanfil, zılgıt ve sevgi gösterileri ile karşıladı. Fırsatı gole çevirip Şii militanları, Filistinlilerin boşaltmak zorunda kaldığı yerlere yerleştirdiler, yetmedi, bugün ilk kurucu lideri Subhi el-Tufeyli’nin bile lanetlediği Hizbullah’ı kurdular.
Reklam
İslam topraklarının her yerinde Ehli Sünnet ile savaştılar. Buna rağmen özellikle 2016 savaşında Müslümanlar, Hizbullah’ı şartsız destekledi. Ama o bu cendereden çıkınca Irak’ta, Suriye’de Ehli Sünnet kanı dökmeye ve namusunu kirletmeye devam etti.
Nereden nereye mi geldik, 1400 yıllık ihanet hikâyesinin kısa bir özetiyle ABD-israil arasındaki aleni, İran-Rusya-Çin arasındaki gayri resmi ittifaka…
Eğer ABD tarafının İran rejimini devirmek gibi bir maksadı olsaydı bunu milyon kere yapardı. Eğer bu gerçekleşir ve Şii İran yönetimi yerine Ehli Sünnetle en azından bir çeyrek asır mücadele edemez bir rejim ortaya çıkarsa bundan en büyük zararı israil görür.
Çünkü siyâsî, askerî, dînî, kültürel ve coğrâfî olarak İran tehlikesinden kısa da olsa bir nefes alabilen İslam dünyasının pek çoğu, Ehli Sünnetin 1250 yıllık lideri Türklerin etrafından yeniden toparlanma ve düşmanı tepeleme imkânı bulur.
İşte buna ne Rusya ne Çin ne ABD ne İngiltere ne AB ne de hepsinin açıktan veya zımni olarak destekledikleri siyonistler razı olur. Unutmayın çatı örgüt siyonizm değil, satanizmdir. Diğerleri razı olsa bile Şiilerin hiç biri bunu kabul etmez. 1400 yıllık hikâye imamet/hilafet meselesi üzerine kurulu değil mi?
Reklam
Geri kalanın hepsi gerektiğinde savaştırılıp heba edilebilir. Şayet onun daha faydalı olacağına inansınlar ne İran’ın ne de israilin nefes alacak tek bir dakikası olurdu.
Komşusunun evi yanarken saçını tarayan bilmem nenin, yangın kendi evine sıçrayınca herkesi yardıma çağırması gülünç şeydir ve bu çağrıya kimse icabet etmez. Eden de ahmaktır.
Bu şu mânâya asla gelmez; bu alçakların İran halkının insânî, iktisâdî, dînî, kültürel vs. değerlerine saldırması, yıkması ve öldürmesi hiç bir şartta meşru değildi ve olamaz.
Hangi tarafa düşerse düşsün, her bombanın kazananı satanist baron ve üst yapılanmalardır.
Öldürmeyen saldırı, saldırıya uğrayanı güçlendirir. Buradan İran’ın halkının zayıflayarak, İran rejiminin ise güçlenerek çıkacağı ortada gibi. Trump ve siyonizm cephesinde durum pek de böyle neticelenmeyebilir. İçerideki yapılar veya ağababaları, Trump ve netanyahunun bu kez defterini dürebilir. Bu hususta israil eski başbakanı ehud olmert: “Hiç kimse İran’ı ortadan kaldıramaz, netanyahu ağır bir bedel ödeyecek” demiş.
Türkiye’ye gelince, burada gerçek hedef Türkiye’dir.
İran ve diğer taraf Türkiye’yi savaşın içine çekmek istedi ve hâlâ vazgeçmiş değil. İran bunu Suriye’yi tehdit ederek sürdürüyor.
Tel Aviv’den gelen mesajlar, bundan sonrası hedefin Türkiye olduğu yönünde.
Türkiye’yi hedef yapmak kolay olabilir ama sonrası kimse için tahmin ettikleri neticeyi doğurmaz.
Hainimiz bol olabilir. Karşı tarafa çalışacak satılık da çok çıkacaktır.
Bu iş sadece hava savunma, füzeler ve nükleer meselesi olmaktan çıkar ve bir akıl savaşına dönüşür ve en basitinden dünyada hiçbir iletişim kalmaz.
Hiçbir devlet (tabii ki gerçekten devlet ise) askeri gücünü ifşa etmez. Kendisi için sakladığı özel savaş araçları vardır.
Ve Türkiye, sadece Türkiye’den ibaret değildir.
Bizden söylemesi!
Şahsi olarak, bizim olmayan sosyal mecralarda olmama kararı verdim. Fakiri buradan, sitelerimizden, kitaplarımızdan takibe devam edebilirsiniz. Hep yazmak, hep konuşmak elbette herkesi yorar, bizi de çok yordu.
Vesselam!
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.